Türküm, Doğruyum, Çalışkanım

Çok şükür (Elhamdülillah) Türküm, Allah'a sığınırım ki (Maazallah) doğruyum, Allah'ın izniyle (EvelAllah) çalışkanım. Türklük, doğruluk ve çalışkanlık bu milletin hayat felsefesidir. Andımızdan rahatsız olanlar, bu değerlerle sorunu olanlardır. Nitekim bunu 11 yıllık icraatlarından zaten görüyor ve biliyorduk, şimdi tescil ettiler. MHP"nin İstanbul mitinginde Türklük, doğruluk ve çalışkanlık bir defa daha zirve yaptı. Bu miting de daha öncekiler gibi AKP'nin kimyasını bozmuş, aklını şaşırtmıştır. Ne olacağını, bu milletin ne diyeceğini çok iyi bilenler, bu muhteşem şahlanışı güya gölgelemek, güya engellemek, güya ikinci plana düşürmek için ellerindeki devlet gücünü de kullanarak yine seferber oldular. Ancak fayda etmedi. Gittikleri her yerde, söyledikleri her sözde cevaplarını peşin olarak aldılar ve kalan ümitleri de tükendi.

Beka meselesi

Okullardan andımızı kaldıranlar, millet karşısında bunun izahını yapabilmek için sağa sola saldırıp zihin bulandırmaya uğraşırken, MHP Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli, İstanbul'dan AKP'nin nereden gelip nereye gittiğini, kime ve neye hizmet ettiğini ve ülkenin ne hallere getirildiğini insaf ve vicdan sahibi hiç kimsenin tek harfine bile itiraz edemeyeceği şu sözlerle değerlendiriyordu: "Gerilim, çatışma, cepheleşme döngüsünün yorgun ve bitap düşürdüğü Türkiye'miz bugün hüsran verici iç ve dış gelişmelere şahit olmaktadır. Şehit kanıyla elde ettiğimiz bağımsızlığımız sulandırılmıştır. Kahramanlıklarla kurulmuş Cumhuriyetimiz sarsılmaktadır.

Bin yılın emaneti kardeşliğimiz saldırı altındadır. Milli varlıklarımız yerli ve yabancı işbirlikçilere satılmaktadır. Binlerce yıllık kültür hazinemiz sabote edilmektedir. Huzur ve asayişimiz sancı üstüne sancı yaşamaktadır. Sokaklar suç örgütlerine terk edilmiştir. İstanbul'un birçok semti, mahallesi, sokağı Maltepe Gülsuyu Mahallesi gibi teröristlerin, organize suç örgütlerinin cirit attığı yer haline gelmiştir. Cumhuriyetimizin değerleri, devletimizin varlığı, milletimizin birliği ve bütünlüğü tehlikelerle yüz yüzedir. Bu konu artık milliyetçi bir hassasiyettin de ötesinde, bir beka meselesi haline dönmüştür."

Demokrasi

Bu duruma sebep olanların demokrasi kahramanı kesilmesi trajikomik bir durumdur. Oysa AKP'nin demokrasisini Sayın Bahçeli şu sözleri bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor: "Demokrasi Başbakan'ın elinde gerçek ruh ve anlamından soyutlanmış, bölücülüğe ve bölünmeye hizmet eden bir kisveye büründürülmüştür. Demokratik kültür gerçekten de tesir düzeyi yüksek bir yara almıştır. Çoğunlukçu miyopluk, çoğulcu bakış ve fikriyatın önüne geçmiştir. Maalesef ki, demokrasi yalnızca sandık olarak tarif edilmiş, yalnızca bu dar alana hapsedilmiş ve kuşa çevrilmiştir. Demokrasinin erdemleri, uzlaşma ve diyaloğa yaptığı vurgu, tolerans ve saygıya verdiği önem yabana atılmış, devamlı hasıraltı edilmiştir. Vicdanen, insanen, zihnen ve kalben demokrasi teyit edilmedikten sonra, bir kişinin, bir yönetimin, bir iktidarın demokrasiyi dürüstçe sahiplenmesi söz konusu olmayacak, olamayacaktır. Despotlukta sınır tanımayan, öfke nöbetleriyle önüne geleni haşlayan, düşünce ve toplanma özgürlüklerine tahammül gösteremeyen birisinin demokrasiyi ağzına alması beyhude bir gayrettir. Başbakan'ın demokrasiden anladığı herkesin kendisine biat etmesidir. Ayrıca demokrasinden çıkardığı İmralı canisi ve PKK dışında herkesin kendisine boyun eğmesi, tabi olmasıdır."

Karlı çıkan hep hainler

AKP'nin demokrasi anlayışından ve uygulamalarından karlı çıkan bölücüler, işbirlikçiler, hainler ve vatan millet düşmanlarıdır. Açıklanan son paketin nasıl ve nerelerde hazırlandığını bu millet ibretle izlemiştir. MHP lideri sayın Bahçeli, İstanbul mitinginde bu konuya özel bir yer ayırdı: "Başbakan demokrasiyi pakete koyup, İmralı canisiyle terör örgütünün arasına atmıştır. Yargıyı torbalayan, seçim rüşvetlerini kolileyen, seçim çalışmalarını TOKİ'leyen, demokrasi ve özgürlüğü pür dikkat pakete yerleştiren Başbakan'ı Türk milleti kızgınlıkla izlemiştir. PKK terör örgütü neyi beklemişse parça parça almış, izleyen dönemde almaya da devam edecektir. PKK terör örgütü neyi ummuşsa Başbakan imdada yetişmiş, bundan sonra da yetişmeyi sürdürecektir. Bugün Türkiye'yi PKK'ya yem eden, Türk milletinin itibar ve saygınlığını zelil hale getiren, bölücülüğe statü, rütbe ve prim kazandıran garabet bir kişilik Başbakanlık görevindedir. Türk milletinin oylarıyla 1994 yılından beridir gündemde olan, İstanbul'u eline yüzüne bulaştırdığı gibi, Türkiye'yi de perişan eden bu zat artık PKK'dan yaldızlı takdirname almaya hak kazanmış olsa gerektir. Sözde demokratikleşme paketinin her satırında PKK'nın dahli, parmağı, yönlendirmesi ve hükmü vardır."

Türban kılıfı

Her zaman olduğu gibi bu ihanet de bir kılıfa sarılmıştır. Bu kılıf, AKP elinde her teslimiyetin örtüsüne dönüştürülen türbandan başka bir şey değildir ve sayın Bahçeli'nin bu konudaki değerlendirmeleri özetle şu şekilde oldu: "Yıllardır başörtüsünden geçinen Başbakan ve hükümeti, bu istismarcılığını pakette de sürdürmüştür. Başörtüsü PKK'nın kanlı hedefleriyle yan yana koyulmuş, aynı pakete iliştirilmiştir. Bu en başta mütedeyyin hanımefendilere, samimi Müslümanlara çok büyük haksızlık, saygısızlık ve riyakârlıktır. Başbakan ne zaman sıkışsa, ne zaman bunalsa hemen başörtüsünü kullanmaktadır."

Anadilde eğitim dinamiti

Demokratikleşme paketi, bu milletin birliğinin temellerine konulmuş bir dinamittir. Anadilde eğitimle bir dinamitin fitili ateşlenmiştir. MHP lideri sayın Bahçeli de bu duruma özellikle dikkat çekmiştir: "Demokratikleşme paketiyle anadilde eğitimin önü açılmış, Türkiye bölünme tüneline iyice sokulmuştur.

Birbirini anlamayan, birbirinden kopuk, birbirinin diline yabancı nesillerin yetişmesi için hamle yapılmıştır. PKK ve bölücü çevrelerin vazgeçilmez dayatması olan bu hain istek Başbakan ve hükümeti tarafından seve seve karşılanmıştır. Türkçe hasımları yeni bir mevzi elde etmiş, böylece bölünmenin en önemli dönemeci geçilmiştir. Siyasi faaliyetler kapsamında, farklı dil ve lehçelerde propaganda bile yapılacaktır. Artık bundan sonra bazı yerleşim yerlerinin ismi de değişecektir. Sayın Başbakan İstanbul'u da Konstantinopolis yapacak mısın? Bizans'ı yeniden diriltecek misin? Karadan gemi yürüten, çağ açıp çağ kapatan kahraman ceddimizin yüzünü kara çıkaracak, kemiklerini sızlatacak mısın? Vefasızlıklarına, ihanet serisine yeni bir halka ekleyecek misin?"

AKP'nin 11 yılının ülkeyi getirdiği yerin özeti budur. Bu sicile sahip olanların "Türküm, doğruyum ve çalışkanım" denilmesinden rahatsız olması eşyanın tabiatına uygun bir durumdur.

ORHAN KARATAŞ/ ortadoğu



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211