“MHP, Türkiye’nin ve Türk milletinin gelecek sigortası ve son direniş burcudur”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “15 Temmuz sonrası FETÖ’nün sekiz ayağından yedisinde devlet kendini korumak için tedbirler almaya başlamıştır. Ancak, sekizinci ayak açıkta kalmış, FETÖ’nün ve 15 Temmuz darbe girişiminin siyasi ayakları hala açıklığa kavuşamamıştır. 15 Temmuz darbesinin siyasi kadroları ve FETÖ’nün siyasi bağlantıları, siyaset kurumu içindeki unsurları ve uzantıları olmak üzere birbiriyle bağlantılı iki hayati konu esrarını korumaktadır” dedi. 

HİÇ KİMSE TERÖR MAŞALARININBOYKOT KARARININ YASINI TUTUCAK DEĞİLDİR

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuştu. Türkiye’nin bugün terörün tırmandığı ve bölücülüğün azdığı karanlık bir dönemden geçmekte olduğunun altını çizen Bahçeli, “PKK hain saldırılarını sürdürmekte, aziz şehitlerimizin naaşları Türk milletini tarifsiz acılara gark etmektedir. Tepki seli tüm Türkiye’yi sarmış, milli vicdan galeyana gelmiştir. Böyle bir ortamda herkesin milli sorumluluğunun bilinci içinde hareket etmesi, vatan sevgisinin asgari bir gereğidir. PKK terör örgütü, sadık maşaları hakkında başlatılan adli soruşturmayı Türkiye’yi karıştırmak ve yurt dışında imajını karalamak için sonuna kadar istismar edecektir. Bu şartlar altında, PKK’ya kullanacağı malzeme vermek, terörün amaçlarına hizmet etmekten başka hiçbir anlam ifade etmeyecektir. PKK’nın siyasi uzantılarının yasama çalışmalarını askıya almaları kendilerinin bileceği bir iştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi görevinin başındadır. Hiç kimse terör maşalarının boykot kararının yasını tutacak değildir. CHP’nin de bunu bir matem vesilesi sayması, milli vicdanda karşılık bulmayacaktır. Türkiye’de demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü savunduğunu iddia eden sivil toplum kuruluşlarının ve siyasi partilerin, bu konu etrafında bir bardak suda fırtına koparmanın Türkiye’nin hayrına olmayacağını idrak etmeleri en samimi temennimizdir” diye konuştu.

TAHRİBAT ÇOK BÜYÜKTÜR

15 Temmuz FETÖ darba girişiminin üzerinden 115 gün geçtiği hatırlatan Bahçeli, “15 Temmuz sonrası devlet kurumlarında FETÖ temizliği süreci ve darbe adli soruşturmaları süreci olmak üzere iki süreç harekete geçirilmiştir. Cumhuriyet tarihinin en büyük idari tasfiyesi ve en kapsamlı adli soruşturması yürütülmektedir. 15 Temmuz darbe girişimi, uzun yıllar boyunca sistemli çabalarla bir çetenin devlete nasıl sızdığını korkutucu biçimde ortaya koymuştur. Karşımızdaki büyük resim çok vahimdir. Bir cami vaizinin kurduğu çete yıllar içinde gelişmiş, palazlanmış ve devlet organlarının kılcal damarlarına kadar sızmıştır. Emniyet, yargı, ordu ve bürokraside sinsi biçimde örgütlenmiş, neredeyse bütün köprübaşlarını tutmuştur. İstihbarat birimlerinde mutlak hakimiyet kurmuştur. Üniversitelerde ciddi biçimde yuvalanmıştır. Çok büyük bir özel öğretim kurumu ağı oluşturmuş, muazzam bir servete kavuşmuş, medyada çok büyük bir güç kazanmıştır. Nihayet, kanlı terör eylemlerini icra etme imkân ve kabiliyetine kavuşmuştur. Bu büyük resim her yönüyle korkutucudur. Gülen çetesi devlet ve toplum hayatımızı 8 ayaklı bir ahtapot gibi sarmalamıştır. Bu ayaklar şunlardır: Türk Silahlı Kuvvetleri, yargı, emniyet, kamu kurum ve kuruluşları, basın ve yayın organları, sosyal medya, üniversiteler ve eğitim kurumları, iş dünyası, siyaset kurumu, siyasi partiler. Gülen çetesi devletin tüm kurumlarını habis bir kanser uru gibi sarmış ve içten içe kemirmiş, çürütmüştür. Türkiye bütün kurum ve kuruluşlarıyla felç olmuştur. Önümüzdeki dönemde devlet organlarının Gülen çetelerinden temizlenmesi, arındırılması ve yeniden yapılandırılması süreci, çok zor ve sancılı olacaktır. Tahribat çok büyüktür. Bu nedenle ilaçla tedavi, palyatif-kısmi-mevzi tedbirlerle onarım noktasından çok uzaklaşılmıştır. Yaraya neşter vurularak çok ciddi ve kapsamlı bir tasfiye kaçınılmazdır” açıklamalarında bulundu.

“FETÖ’nün ve 15 Temmuz darbe girişiminin siyasi ayakları hala açıklığa kavuşamamıştır”

“15 Temmuz sonrası FETÖ’nün sekiz ayağından yedisinde devlet kendini korumak için tedbirler almaya başlamıştır” diyen Bahçeli, konuşmasına şöyle devam etti:

KOSKOCA BİR GARABETTİR

“Ancak, sekizinci ayak açıkta kalmış, FETÖ’nün ve 15 Temmuz darbe girişiminin siyasi ayakları hala açıklığa kavuşamamıştır. 15 Temmuz darbesinin siyasi kadroları ve FETÖ’nün siyasi bağlantıları, siyaset kurumu içindeki unsurları ve uzantıları olmak üzere birbiriyle bağlantılı iki hayati konu esrarını korumaktadır. Bu iki konuda hiçbir gelişme kaydedilmemesi, bunların hala aydınlığa kavuşturulmamış olması çok vahimdir, çok manidardır ve izaha muhtaç koskoca bir garabettir. Bunlar açığa çıkarılmadan, ne FETÖ anlaşılabilecek ne de 15 Temmuz darbe girişimi tüm yönleriyle aydınlanabilecektir. Siyasi ayaklar ortaya çıkarılmadan, FETÖ ile mücadele topal kalacak, bu habis terör örgütünün kökünün kazınması mümkün olamayacaktır. 15 Temmuz darbe girişiminin siyasi kadroları, kılavuzları ve destekçileri konusundaki tespit ve düşüncelerimiz şunlardır. Türkiye’nin askeri darbeler tarihine bakıldığında ‘Darbelerin anatomisi ve mekaniği’ ile ilgili olarak şunlar görülecektir. Her askeri darbenin; askeri lideri ve üst düzey askeri icra kadroları, siyasi teorisyenleri, akıl hocaları ve kılavuzları ve darbe sonrası siyasi yönetim kadroları olması gerekir.

FETÖ'NÜN TAM MANASIYLA TEMİZLENMESİ HAYAL OLACAKTIR

27 Mayıs 1960 darbesinin perde önündeki lideri Cemal Gürsel’dir. Darbeyi ‘Milli birlik Komitesi’ni oluşturan subaylar yapmıştır. Darbe sonrası iki hükümet kurulmuştur. 27 Mayıs 1960 ile seçimlerin yapıldığı 20 Kasım 1961 döneminde görev yapan 24. ve 25. Partilerüstü hükümetlerin Başbakanı Cemal Gürsel olmuştur. Milli Savunma Bakanlığı ve bazı kritik bakanlıkları askerler, asker kökenliler deruhte etmiştir. Hükümetin diğer bakanları sivil siyasetçi ve bürokratlardan seçilmiştir. Milli Birlik Komitesi bu süreçte ana karar mercii olarak görevini sürdürmüş ama yine de günlük işleri, göstermelik olsa da, siyasiler ağırlıklı hükümetler yürütmüştür. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin lideri Genelkurmay Başkanı Kenan Evren’dir. 4 Kuvvet komutanıyla ‘Milli Güvenlik Konseyi’ni (MGK) oluşturmuşlardır. MGK siyasi gücü elde bulundursa da, asker kökenli Bülent Ulusu başkanlığında sivil bir hükümet kurulmuştur. Bu hükümet seçimlerin yapılması ve sonuçların alınmasına kadar görevde kalmıştır. Şimdi 15 Temmuz 2016 FETÖ darbe girişimine bakalım. Darbe talimatını verenin Fethullah Gülen olduğu açıktır. Ancak, 15 Temmuz darbesini Türkiye’de yönetecek ve icra edecek askeri lideri ve üst düzey yönetici kadroları belli değildir. ‘Yurtta Sulh Konseyi’ denilen anonim bir oluşum adına TRT’de bir bildiri okunmuştur. Bunun kimlerden oluştuğu da bilinmemektedir. Darbe girişimi sonrası TSK bünyesinde sıkıyönetim görevlilerinin isimlerini içeren liste ele geçirilmiştir. Askeri sıkıyönetim komutanları bellidir, ancak bunların emrinde görev yapacağı Konsey üyeleri meçhuldür! 15 Temmuz sonrası askeri yönetimde TRT ve bankalar gibi, devletin belli kuruluşlarında görev yapacak subayların listesinin ele geçirildiği basına yansımıştır. Ancak, darbe sonrası hükümette yer alacak siyasi kadrolar üzerindeki kalın sis perdesi henüz dağılmamıştır. TRT genel müdürü bellidir ama kabinedeki sivil bakanlar hala muammadır! Böyle bir askeri darbe planlaması olamayacağı gün gibi aşikardır. Teröristbaşı Fethullah Gülen’in ve darbeyi planlayanların, siyasi kadroları belirlemeyi atlamış olduklarını; ya da ‘Biz darbeyi önce bir yapalım, siyasi kadroları sonra belirleriz’ demiş olduklarını düşünmek bile akla ziyandır. AKP hükümetinin; elde ettiği istihbarat bilgileri, soruşturmalardaki şüpheli ifadeleri ya da aramalarda ele geçirilen belgelerden bu siyasi kadrolar hakkında somut ipuçlarına ulaşmış olabileceği düşünülmektedir. Bunlar gerçekten hala bilinmiyorsa, o zaman ortada çok ciddi ve çok vahim bir durum var demektir. Hal böyle ise, darbe soruşturmaları ve müteakip yargılamalar sakat kalacak, FETÖ’nün devletten tam manasıyla temizlenmesini beklemek hayal olacaktır.”

TÜRKİYE'NİN HER BİR KÖŞESİNE YUVALANDIKLARI ORTAYA ÇIKMIŞTIR

FETÖ’nün siyasi partilerdeki uzantıları konunsa değinen Bahçeli, “FETÖ’nün siyasi partilerdeki uzantıları ve bağlantıları konusunda da şunlar söylenebilecektir. 15 Temmuz sonrası başlatılan soruşturmalarda FETÖ’nün; her kurum ve kuruluşta, her il ve ilçede, Türkiye’nin her bir köşesinde yuvalandığı, sızmadığı yer kalmadığı, ülke çapında çok geniş bir FETÖ unsurları ağı oluşturduğu iyice ortaya çıkmıştır. Bu tablo, FETÖ’nün neredeyse devleti tümüyle ele geçirdiğini ve teslim alma aşamasına geldiğini göstermektedir. Ama ne garip ve ilginçtir ki, siyaset kurumuna ilgi duymamış, bulaşmamıştır! 15 Temmuz sonrası FETÖ bağlantılı soruşturmalar, ayıklama ve tasfiye süreci tek bir kuruma doğru dürüst uğramamıştır. Bu da siyaset kurumudur. FETÖ’nün siyaset kurumundaki, uzantılarının tespiti için eldeki başlıca imkanlar şunlardır: Savcıların yürütmekte olduğu adli soruşturmada gözaltına alınanların ifadeleri, FETÖ yargılamalarında ortaya çıkacak gelişmeler, zanlıların mahkemedeki beyanları, gizli tanık ve itirafçı beyanları, devletin elindeki istihbarat bilgileri, siyasi partilerin iç bünyelerinde yapacakları inceleme, araştırma ve değerlendirme süreci. Bunlar ışığında bakıldığında, içinde bulunduğumuz durum şu şekilde özetlenebilecektir: Adli soruşturmalarda siyaset bağlantısı konusunda bugüne kadar basına yansıyan önemli bir gelişme olmamıştır. FETÖ yargılamaları henüz başlamadığından, zanlıların, gizli tanık ve itirafçıların muhtemel beyanları aşamasına henüz gelinmemiştir. Devletin elindeki istihbarat bilgilerinin neler olduğu bilinmemektedir. Devlet bu bilgileri siyaset kurumuyla henüz paylaşmamıştır” ifadelerini kullandı.

“MHP, Türkiye’nin ve Türk milletinin gelecek sigortası ve son direniş burcudur”

Türkiye’nin herkesin küçük siyasi hesapları bir tarafa bırakarak milli sorumluluk anlayışı içinde hareket etmesini zorunlu kılan karanlık bir döneme girdiği belirten Bahçeli, “Milliyetçi Hareketin bu dönemdeki yaklaşımlarına bu milli zaruretler yön verecektir. MHP, Türkiye’nin ve Türk milletinin gelecek sigortası ve son direniş burcudur. MHP dik durduğu sürece, Türkiye’nin milli birliğini sarsmak, bölünmez bütünlüğünü yıkmak, bölücü senaryoları hayat geçirmek mümkün değildir. MHP ayakta olduğu sürece, Cumhuriyetin temel değerlerini ayaklar altına almak mümkün değildir. MHP var olduğu sürece, Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve büyük Türk milletinin varlığına kastetmek mümkün değildir. MHP’nin Türkiye’nin milli birliğine ilişkin sorumlu duruşu değişmediği sürece, bin yıldır bir arada yaşamış Türk milletinin fertleri arasına fitne tohumları ekmek ve Türkiye’yi kanlı bir kardeş kavgasına sürüklemek mümkün değildir. MHP bunun için bölücü hainlerin kâbusudur. MHP bunun Türkiye üzerinde içeride ve dışarıda alçakça hesaplar yapanların can düşmanıdır. Milliyetçi Hareket’in siyasi duruşunu ve çizgisini; uğrunda her çile ve kahra katlandığımız ideallerimiz, sarsılmaz inançlarımız, Türkiye’nin ve Türk milletinin çıkarları tayin eder. MHP’nin siyasi pusulası hiç sapmamıştır, fikri omurgası yara almamıştır. Türkiye’nin ve büyük Türk milletinin çıkarları, huzuru ve mutluluğu bizim için her türlü hesabın üstündedir. Milliyetçi Hareket Partisi sarsılmaz inançları ve ilkeleriyle ve bu hüviyeti ile 47 yıldır Türk siyasi sahnesindedir. Önümüzdeki güç ve hassas dönemde de bu tutumumuz hiçbir sapma olmadan sürdürülecektir” dedi.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211