'AKP SARAY DUVARLARINA VE SEÇİM BARAJLARINA SAKLANIYOR'

Milliyetçi Hareket Partisi Teşkilat İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı  Şefkat ÇETİN  Anayasa Mahkemesi’nin seçim barajı kararı ve Meclis Soruşturma Komisyonu’nda yapılan ak’lamalar hakkında yazılı basın açıklaması yaptı.

Şefkat Çetin'in basın açıklaması şöyle:

PARALEL BAHANESİYLE AKP VESAYETİ AYM’YE KADAR UZANDI

Dört eski bakanla ilgili günlerdir siyaset kurumunun tehdit ve baskılarına muhatap olan Anayasa Mahkemesi’nin seçim barajı kararının üzerine yüce divan tartışmalarının gölgesi düşmüştür. 12 Eylül zihniyetinin ürünlerinden birisi olan seçim barajıyla ilgili Anayasa Mahkemesi’nin aldığı yetkisizlik kararı, AKP hükümetinin ve dört eski bakanın yüce divan korkusunun ne kadar yersiz olduğunu ortaya çıkarmıştır. AKP yöneticileri ve dört bakan Yüce Divan’dan boşu boşuna korkmuştur. Yüksek Mahkeme’nin hükümeti zora sokacak bir vesayetin tesirinde olduğu tezi boşa çıkmış, ancak paralel bahanesiyle iktidarın vesayeti baş göstermiştir.

Meclis Soruşturma Komisyonu’nda ve Anayasa Mahkemesi’nde alınan son kararlar, Yürütme erkinin uzun süredir uyguladığı baskı ve tehdit yöntemleriyle sonuç almaya devam ettiğinin açık delilidir. Yolsuzluk ve rüşvetle suçlanan dört bakanını yargıdan kaçırmak için devletin en üst yargı organını paralel ve darbeci ilan edenler, bir gün sonra aynı kurumun seçim barajı kararıyla AKP’nin elini rahatlatmasını nasıl izah edeceklerdir.

Türkiye’deki demokrasinin önündeki önemli engellerden birisi olan yüzde 10 seçim barajının arkasına sığınarak her dönem 100’e yakın fazla vekil çıkaran AKP’nin meydanlarda milli irade nutukları atmaya hakkı yoktur. Millet iradesini ortadan kaldıran ve seçilmişlerin meşruiyetini tartışılır hale getiren seçim barajıyla ilgili AKP hükümeti bugüne kadar hiçbir girişimde bulunmamışken, Anayasa Mahkemesi’nin barajı kaldırmasını beklemek gerçekçi değildir. Seçimlerle ilgili yasal düzenlemeler Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yetki alanındadır ve dolayısıyla çoğunluğa sahip AKP’nin elinde olan bir imkândır. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararında, yetkisiz olduğunu ilan ederek topu Meclis’e atmıştır.

AKP SARAY DUVARLARINA VE SEÇİM BARAJLARINA SAKLANIYOR

İktidara talip oldukları dönemde verdikleri pek çok söz gibi, dokunulmazlığın kaldırılması ve seçim barajıyla ilgili vaatlerini de unutanAKP’liler, milletle aralarına ördükleri yüksek saray duvarları ve seçim barajları sayesinde varlıklarını sürdürebileceklerini zannetmektedirler. Ancak hiçbir baskı düzeninin ve hele de yolsuzluk, rüşvet gibi ağır suçlarla yıpranmış iktidarın kurumsallaşarak sürdürülebildiği görülmemiştir.

Uzun süredir kendi yarattıkları sanal düşmanlar ve sahte tehdit algılarına karşı gölge boksu yaparak milleti aldatan ve kurdukları istibdat rejimini meşrulaştıran AKP iktidarıen nihayetinde Anayasa Mahkemesi’ni dahi tehdit sınıfına sokmayı başarmıştır. Türk ordusunu etkisizleştirmek için Ergenekon ve Balyoz gibi düzmece davalar icat eden, paralel devlet yutturmacasıyla emniyete ve yargıya yeniden şekil veren AKP zihniyeti için artık ülkede kendisi gibi düşünmeyen her kesim potansiyel düşmandır.

Hâlbuki kendilerine karşı yapıldığını iddia ettikleri darbenin son halkası olarak tanımlanan Anayasa Mahkemesi’nin üyelerinin büyük bölümünün AKP döneminde atandığı gözden kaçırılmaktadır. Anayasa Mahkemesinin 17 üyesinden 10’u Abdullah Gül, 4’ü Ahmet Necdet Sezer, 2’si TBMM ve biri Turgut Özal tarafından atanmıştır.

AKP SARAY DUVARLARINA VE SEÇİM BARAJLARINA SAKLANIYOR

Sahip olduğu devlet gücünü otoriter rejimlerdeki diktatörler gibi bir silah olarak kullanan iktidarın baskıları Anayasa Mahkemesi’ne de boyun eğdirmiş gözükmektedir. Bir ülkede yargı dahi işlevsiz hale geldiyse, bu durum tuzun da kokması halidir. Mülkün temeli olan adaletin herkes için eşit dağıtılamaması hali, bir toplum için cinnetten önceki son aşamadır. İktidarlarını devam ettirebilmek ve gizli ajandalarını uygulayabilmek için devletin bütün kurumlarını ve geleneklerini alt üst edenler, bir gün kendileri de adalete ihtiyaç hissettiklerinde yargıyla oynamanın ağır bedelini ödeyeceklerdir.

Meclis Yolsuzlukları Soruşturma Komisyonu’nun AKP’li dört bakanın yargılanmasına gerek görmeyen kararı, 12 yıllık AKP iktidarının Türkiye’deki bütün değerler sistemini nasıl alt üst ettiğini bir kere daha gözler önüne sermiştir. Tıpkı Osmanlı’nın son dönemine şahit olan Ziya Paşa’nın dediği gibi, Türkiye’de “Milyonla çalanlar yüksek ve şerefli mevkilere yükseltilerek baş tacı edilir; birkaç kuruş çalan hırsız ise kürek cezasına çarptırılır” vaziyete tekrar gelinmiştir. Türkiye’de hukuk güçlünün hakkını korumak için kullanılır hale gelmiş, güçlü insanların yargılanması komisyonların ve yüksek makamların iznine bağlanmıştır.

14 üyeli Soruşturma Komisyonunun 9 AKP’li üyesinin verdiği “dört bakanın Yüce Divan’a gönderilmesine gerek yok” kararıyla, 17-25 Aralık soruşturmaları ile elde edilen belge ve bilgilerle yerleşen hırsız damgasını temizleme fırsatı yok edilmiştir. Namuslu ve onurlu insanların taşıyamayacağı son derece ciddi ve ağır suçlamalarla ilgili her türlü yargı sürecinin önünü tıkamanın ve aklanma fırsatını değerlendirmemenin anlamı çok açıktır. Dört bakanla ilgili iddiaların buzdağının görünen kısmı olduğu ve yargılama sürecinin açılması halinde buzdağının her yerinin gözükeceğinden endişe duyanların meseleyi daha fazla büyümeden kapatmaya çalıştığı anlaşılmaktadır.

Komisyondaki AKP’li üyelerin verdiği “yolsuzluk ve rüşvet” suçlamalarına ilişkin yargılamaya gerek olmadığı kararı, bu partinin ne kadar adalet sahibi olduğunu açıkça gözler önüne sermiştir. Koca ülkenin tek bir adamın oyuncağı haline getirildiği yeni Türkiye’de, yolsuzluk ve rüşvetin hesabı mahkemeler yerine Meclis’teki çoğunluğun gücüne dayanarak yapılır hale gelmiştir.

AKP hükümetinin ve Meclis’teki çoğunluğu oluşturan milletvekillerinin önlerinde son bir şans kalmıştır. Dört bakanla ilgili isnatların üzerini örterek suça ortak olmak ile gerçeklerin ortaya çıkması için yargı yolunu açmak arasındaki tercihi bütün AKP camiası yapmak zorundadır. En geç 29 Ocak tarihine kadar Meclis genel kurulunda yapılacak oylama sonucunda AKP’nin tarihe nasıl geçeceği belli olacaktır.

Meclis Genel Kurulu da Soruşturma Komisyonu gibi olursa, yani şıracılar ve bozacılar kendileri çalar kendileri oynarsa, geriye milletin soracağı hesap kalacaktır. Büyük Türk milletine verilecek bu hesabın, 9 kişilik AKP’li komisyon üyelerine verilen hesaba benzemeyeceği muhakkaktır.

Milletin kesesinden yaptırdığı ve içindeki her bir kadehi bir işçi maaşına denk Ak Saray’ında otururken peygamberimizin açlığını hurmayla bastırdığını anlatan Sultan’ın sözlerinin inandırıcılığı kalmamıştır. Hırsızlıkla suçlananları yargıdan kaçırarak aklayanlar, millet vicdanında makul şüpheli haline gelmiştir. Milli iradenin istinatgâhı olması gereken Yüce Meclis’i de sıfırlama işlemlerinin bir parçası haline getiren, adalet saraylarının misyonunu yerle bir edip Ak Saraylar’dan hüküm verenlerin maskeleri düşmüş, haramı helal yapma kurnazlıklarında sona gelinmiştir.

Bugün artık ne Meclis’teki Soruşturma Komisyonu’nun verdiği ne de Genel Kurul’da verilecek kararın çok büyük önemi kalmamıştır. 17-25 Aralık yolsuzluk davaları başta olmak üzere AKP hükümeti hakkında millet vicdanında hüküm verilmiş, aklar ve karalar ortaya dökülmüştür. Şimdi bu yıpranmış, kirlenmiş ve tıkanmış hükümetin yerine gelecek iktidarın yapacaklarını konuşmanın zamanıdır.

Neredeyse 5 ay kalan 7 Haziran seçimleri Türkiye’ye rahat bir nefes aldıracak yeni bir hükümetin kurulması için gerekli zemini sağlayacaktır. Yapılacak seçimlerde milletimizin Milliyetçi Hareket Partisi’ne yetkiyi vermesi halinde, yürütme işinden sorumlu olmakla birlikte yasamayı, yargıyı ve sivil toplumu da tahakkümü altına almış bu hükümetin verdiği rahatsızlıklara son verilecektir. Milliyetçi Hareket Partisi Türk milletine karşı işlenen suçların peşini bırakmayacak, hukuku guguk yapan, milli güvenliği bölücü teröriste teslim eden, rüşvetçinin önüne yatanlardan hesap soracaktır. Türkiye’de kutuplaştırmayan, böldürmeyen, çaldırmayan tertemiz bir iktidar için Milliyetçi Hareket Partisi hazırdır.



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211