Bahçeli'den Başbuğ Açıklaması

Genelkurmay eski Başkanı emekli Orgeneral Sayın İlker Başbuğ’un Anayasa Mahkemesi’ne 22 Ocak 2014 tarihinde avukatı aracılığıyla yaptığı müracaatı dün itibariyle karara bağlanmıştır.

Yüksek Mahkeme vardığı sonuçla, Sayın Başbuğ’un kişi hak ve hürriyetlerinin ihlal edildiğine hükmetmiş ve tahliyesinin yolunu açmıştır.

Bilindiği üzere “İrticayla Mücadele Eylem Planı” davasıyla birleştirilen “İnternet Andıcı” davasının görülmesine 12 Eylül 2011 günü başlanmıştır.

İnternet Andıcı davasına bakan Özel Yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin talepleri doğrultusunda Sayın İlker Başbuğ İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmaya dahil edilmiştir.

Ve de 6 Ocak 2012 tarihinde “terör örgütü yöneticisi olmak ve darbeye teşebbüs etmek” iddialarından dolayı tutuklanmış, cezaevine konulmuştur.

Türkiye’de ilk defa Genelkurmay Başkanlığı yapan bir kişi terör örgütü kurmak ve yönetmek iftirasının hedefi yapılmıştır.

Başbakan sıkışınca tutuksuz yargılamadan bahsetse de, AKP’nin tetikçi sözcüleri Sayın Başbuğ’un tutuklanmasını Türkiye’nin demokratikleşmesinde ciddi bir adım olarak değerlendirmişlerdir.

Hiç kuşku yoktur ki, bu mahkeme kararı milli vicdanlarda kabul görmemiş, adaletin doğasına ve mantığına taban tabana aykırılık teşkil etmiştir.

Asıl teröristlerin müzakere yoluyla güvenceye alınıp rahata kavuşturulması amaçlanmışken, ömrünü Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ve ülke savunmasına veren değerli komutanların terörist muamelesine maruz kalmaları haksızlığı ve hukuksuzluğu adeta tescillemiştir.

Sayın Başbuğ’un yargılanmasına konu olan davanın 5 Nisan 2012 tarihinde Ergenekon dava sürecine eklemlenmesi yeni bir durumu ortaya çıkarmıştır.

Bu kapsamda Özel Yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi 5 Ağustos 2013 tarihinde kararını açıklamış ve yargılanan bir çok kişiye yağmur gibi ceza vermiştir.

Sayın İlker Başbuğ da terör örgütü kurmak, yönetmek ve darbeye teşebbüs etmek suçlamasından müebbet hapis cezasına çarptırılmıştır.

Bu karar resmen hukuku katletmiştir.

AKP’nin derin yargısı, tarafsızlığını ve bağımsızlığını çoktan elden çıkaran yandaş hakimler TSK’dan intikam almak için önüne geleni cezalandırmıştır.

En ufak tereddüt yoktur ki, yakın tarihin en büyük hukuk ve insan hakkı ihlalleri sözde darbe davalarında görülmüş ve yaşanmıştır.

TSK’ya kumpas kurulduğunun bizatihi AKP cenahından itiraf ve ilanıyla darbe davalarındaki iddia ve isnatların hepsi buharlaşmış, verilen mahkeme kararlarının inandırıcılığı tamamıyla ortadan kalkmıştır.

Anayasa Mahkemesi’nin Sayın İlker Başbuğ hakkında verdiği karar çok açık olup tartışmaya mahal herhangi bir tarafı görülmemiştir.

Sayın Başbuğ’un özgürlükten yoksun bırakılmasının hukuki olmadığı iddiasının yerel mahkeme tarafından etkili bir şekilde incelenmeden reddedilmesi ve mahkumiyete ilişkin gerekçeli kararın açıklanmaması hak ihlaline yol açmıştır.

Anlaşılacağı üzere, Özel Yetkili İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi haksız, mesnetsiz ve uyduruk gerekçelerle kişi hak ve hürriyetini çiğnemiştir.

Bundan sonra Sayın Başbuğ’un bir saniye bile cezaevinde tutulması çok ciddi sorun ve sonuçlara meydan açacaktır.

Devamında hakkındaki iddialardan aklanması ve tam anlamıyla temize çıkması için yargılamanın Yüce Divan nezdinde yapılması sağlanmalıdır.

Bu itibarla söz konusu şahıs hakkında lazım gelen tahliyenin derhal yapılması hem adaletin gereği hem de aziz milletimizin beklentisi olarak yorumlanmalıdır.

Halen cezaevinde bulunan, uzun tutukluluk sürelerinin kurbanı olan ve Sayın Başbuğ’la aynı kaderi paylaşan mahkumiyet almış diğer kişiler için de benzer yol ve yöntem muhakkak ki çalıştırılmalıdır.

Aziz milletimiz, Türk Silahlı Kuvvetlerine kumpas kuran, suç imal eden, darbeci yaftası vurarak itibar suikastı yapan faillerden hesap sorulmasını ve kimliklerinin ifşasını beklemektedir.

Başbakan Erdoğan’ın savcı rolüne soyunduğu sözde darbe davaları çerçevesinde kimler işbirliği yapmışsa, Türk ordusuyla teröristleri kimler aynı kefeye koymuşsa teker teker ortaya çıkarılmalı ve bu reziller hak ettikleri hukuki yaptırımlarla yüze yüze kalmalıdır.

Sayın Başbuğ’la birlikte onlarca suçsuz ve günahsız şahsiyetin yıllarca cezaevinde tutulması geçiştirilecek, hafife alınacak ve pardon denilip örtbas edilecek bir mesele değildir.

Yargıya açık açık müdahale eden, savcı atamalarıyla yakinen ilgilenen, mahkeme kararlarının değiştirilmesi için adaletsizliğin lobi çalışmasını yapan Başbakan ve hükümeti birikmiş mağduriyetlerin vebalini taşımaktadır.

Bu vebal telafi edilmeden ve Başbakan Erdoğan işlediği suçlarla ilgili yargı karşısına çıkmadan Türkiye’nin belini doğrultması söz konusu olmayacaktır.

Özel Yetkili Mahkemelerin tamamen kaldırılması bile şu an itibariyle günahları hafifletmeye, yanlışları gizlemeye yetmeyecektir.

Haram lokmayla kursakları tıka basa dolan Başbakan, hanedanı ve hükümeti için yolun sonu görünmüş, bitiş çizgisi belirmiştir.

Başbakan Erdoğan duvara toslamış, gerçek ve kirli niyetleri birer birer açığa çıkmıştır.

Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

17 Aralık’tan sonraki kanunsuzlukların, hukuk ve insaf tanımaz ahlaksızlıkların faturası iyice kabarmıştır.

Medya patronlarını ağlatan, işadamlarına tuzaklar kuran Başbakan, ihaleye fesat karıştırmasının, mahkeme kararlarını keyfi şekilde karartmasının, rüşvet ve yolsuzlukla içiçe geçmesinin hesabını herhangi bir ülkeye kaçamadan verecektir.

Türk milleti AKP’ye ve başındaki Recep Tayyip Erdoğan’a Allah’ın izniyle “Artık Yeter” diyecek ve haramilerin, TSK’yı terörist gösteren hainlerin defterini dürecektir.



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211