Karakaya:
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sayın Prof. Dr. Mevlüt KARAKAYA Polatlı olağan İlçe Kongresine katılarak bir konuşma yaparak, iktidara hazır olduklarını söyledi.


İktidar olmaya hazırız.

Karakaya; "Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak 2015 yılında yapılacak olan genel seçimlerde iktidar sorumluluğunu almaya hazırız" dedi.

Karakaya'nın konuşması şöyle;

Biz iktidar olmaya; 45 yıllık şanlı bir geçmişimizle hazırız.

Biz iktidar olmaya; uzun yıllar yürüttüğümüz sorumlu muhalefet anlayışı ve meclis tecrübemizle hazırız.

Biz iktidar olmaya; 3,5 yıllık hükümet deneyimimiz ve kendi sorumluluk alanlarında elde ettiğimiz başarılarımızla hazırız.

Biz iktidar olmaya; ekonomiden sosyal yaşama, güvenlikten kamu yönetimine, teknolojik gelişmeden küresel rekabete, kültürel değerleri yaşatmaktan kardeşliğe, çevre korumadan hukukun üstünlüğüne her alanda projelerimizle hazırız.

Biz iktidar olmaya; her alanda yetişmiş, liyakat ve ahlak sahibi, imanlı, inançlı ve kudretli kadrolarımızla hazırız.

Biz iktidar olmaya; özel ve siyasi yaşamında zerre lekesi olmayan, dürüst, ilkeli ve bilge liderimiz Başbakan adayımız Sn. Devlet Bahçeli ile hazırız.

Değerli Arkadaşlar

Tuzaklara düşürülmüş bir ülke olduk

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin hiç bir döneminde bu dönemde olduğu kadar Milliyetçi Hareket Partisi'nin misyonuna ihtiyaç duyulmamıştır. Bunun için geri sayım da başlamıştır. Bugünden itibaren bu mesuliyetin farkında olarak, tüm tavır ve davranışlarımıza bunu yansıtma mecburiyetimiz vardır.

Devletimizin çözüm tuzağına çekildiği, milletimizin bölünme tuzağına düşürüldüğü, egemenliğimizin silah bırakma tuzağıyla zedelendiği, dış politika ve komşularla ilişkilerimizin sıfır sorun tuzağıyla safi sorunlu hale getirildiği, şehirlerimizin rant tuzağıyla çarpık büyüme ve yapılaşmaya terkedildiği, ekonomimizin yolsuzluk ve rüşvet tuzağına kurban verildiği, üreticimizin ithalat tuzağıyla ezildiği, tarihimizin hesaplaşma tuzağıyla yargılandığı, kardeşlik bağlarımızın barış tuzağıyla zayıflatıldığı bir Türkiye için, Milliyetçi Hareket Partisi'nin iktidar olma zamanı çoktan gelmiştir.

Biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu tarihi mesuliyeti Allah'ın izni yüce Türk milletinin teveccühü ile üstleneceğiz ve Türk Milletini de ülkemizi de düşürüldüğü tüm bu tuzaklardan çıkaracağız. Bu bizim için vatan borcudur, namus borcudur.

Değerli Polatlılılar

17-25 Aralık Rüşvet ve Yolsuzlukla Mücadele Haftası etkinliklerimiz tüm engellemelere rağmen devam ediyor.

İçinde bulunduğumuz hafta partimiz tarafından ''17-25 Aralık Rüşvet ve Yolsuzlukla Mücadele Haftası'' olarak ilan edilmiştir. Bu kapsamda yurdun dört bir tarafında teşkilatlarımız tarafından toplantılar ve benzeri etkinlikler düzenlenmektedir.

AKP rüşvet ve yolsuzlukla mücadele etkinliklerimizden önemli ölçüde rahatsız olmuştur. Etkinliklerimizi engellemek için de belediyeleriyle devletin kaymakamlarıyla, valileriyle adeta seferber olmuşlardır. AKP'li belediyeler bir kaç gün önce İstanbul'da ve dün de Bursa'da toplantı yapılacak salon tahsislerini hiç bir gerekçe göstermeden iptal etmişlerdir. Kaymakamlar, valiler salonların il ve ilçe teşkilatlarımıza tahsislerini AKP yönetimini eleştirmeme şartına bağlamaktadırlar. Yaşadığımız bu traji-komik olaylar gerçekten ileri demokrasi nutukları atanların ne hale geldiklerinin bariz bir göstergesidir.

Demokrasinin vazgeçilmez kurumları olan siyasi partilerin kendi toplantılarında yapacakları eleştirilere dahi tahammül gösteremeyerek, diktatörlük hevesine girenlerin tarihteki ibretlik sonlarını hepimiz biliyoruz. Bu bağlamda, 2015 seçimleri can çekişmekte olan demokrasimizin kurtarılması için hayati derecede önem arz etmektedir.

Değerli Katılımcılar

17-25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonları hükümete karşı darbe algısı ile kapatılmaya çalışılmaktadır.

17-25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonu ekonomi ve siyasi tarihimize kara bir leke olarak geçecektir. AKP algı yönetimiyle bu haftanın ve etkinliklerin toplumda bir farkındalık oluşturulmasının önüne geçmeye çalışmaktadır. Ustaca yapılan kurgularla toplumun düşünsel yargı süreçlerine müdahale edilmektedir. Yolsuzluk ve rüşvet olayından suçüstü olunmuş bir gerçeklik ile hükümete karşı potansiyel bir darbe iddiası iç içe sokulmaktadır. Böylece, 'biri varsa diğeri yoktur' algısı oluşturulmaya çalışılmaktadır.

Biz de diyoruz ki; 'Velev ki; hırsızı yakalayan ya da ihbar eden darbeci olsun ya da bir başka bir suçlu olsun; bu neyi değiştirecektir? Hırsızı hırsız olmaktan çıkarıp, hırsızlığı yaşanmamış bir gerçeklik haline mi getirecektir? Varsayalım ki darbeci darbeci çıktı. O zaman hırsız hırsız olmaktan kurtulacak mıdır? Hepsinin de yasalarımızda cezası mevcuttur. Önemli olan hukukun üstünlüğü ve adalet ilkesi çerçevesinde adil yargılanmanın hakim kılınması değil midir?

Değerli Polatlı'lılar

Ekonomide Öncelikli Dönüşüm Programları açıklayarak ile milleti kandırmaya devam ediyorlar.
Son günlerde biz yolsuzluk, yoksulluk dedikçe, hükümet de ekonomide dönüşüm programı, değişim programı gibi açıklamalarla güya bir şeyler yapıyor görünmeye çalışıyor. Önceki dönemlerin kalkınma planlarında yer alan aynı konular, aynı programlar bu sefer de Onuncu Kalkınma Planı adı altında tekrarlanıyor. Hatta, 2002 yılında iktidara geldiklerinde bir 'Acil Eylem Planı' çıkarmışlardı. Plandaki acil yapılacak olanlara ne oldu? Soran yok. Mesela kayıt dışı ekonomiyi azaltacak acil eyleme 12 yılda ne oldu? Kayıtdışı ekonomi sıfırlandı mı? Evet, bir şey sıfırlandı ama bu kayıtdışı ekonomi değildi. 12 yıl önce de program uyguladılar bugün de uygulayacağız diyorlar!

İki gün önce Başbakan 'Onuncu Kalkınma Planı: Öncelikli Dönüşüm Programları' açıklıyor. Aradan 12 yıl geçti, bugün; yapacağız.. dönüştüreceğiz.. dediği şeylerin önceki planlardakilerden veya 2002'deki Acil Eylem Planı'ndakilerden ne farkı var? Ben söyleyeyim, hiç bir farkı yok. Tek farkı söylem ve sunumda. Fark, ifadeleri güncelleyip yeni bir ambalaja koymaktan ibaret. Dün 'acil' yapacağız dediklerini bugün 'öncelikli' yapacağız diyorlar, o kadar.

Algı yönetimi ile ekonomi nasıl iyi gösterilmeye çalışılıyor?
Ekonomi, aslında, algı yönetimiyle kandırıldığımız alanların başında geliyor. O kadar çok ve sürekli tekrarlanan örnekleri var ki; güncel olanlarından birkaç tanesi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Dış borç 130 milyar dolardan 400 milyar dolarlara çıkarılıyor, yani ülke 270 milyar dolar ilave borca sokuluyor; ama vatandaşa dış borç içinde küçük bir payı olan 23 milyar dolarlık IMF borcunun ödenmesi böbürlenerek anlatılıyor!

İMF ile önceden yapılmış anlaşmadan doğan ve kullanılmamış kredilerin bir kısmını iktidara gelince kendisi kullanıyor, hiç gereği yokken 2005 yılında İMF ile yeni bir anlaşma imzalayıp 10 milyar dolar daha kredi çekiyor; ama vatandaşa onlar borçlandı ben ödedim deniliyor!

Kendinden öncekilerden devir aldığı yüzlerce KAMU MALI'nı haraç-mezat satıyor, paraları kasaya indiriyor, özelleştirmelerden kasaya girenin yarısına varmayan parayla DUBLE YOL yapıyor; ama vatandaşa sattığını söylemeden yaptığıyla övünülüyor!

İstatistiki hesaplama yöntemlerini değiştirerek milli gelir rakamları bir gecede %36 oranında artırıyor, büyüme rakamı ortalamada Cumhuriyet tarihinin ve aynı kulvarda yarıştığımız ülkelerin gerisinde kalıyor; ama vatandaşa milli gelirde ''nerden nereye'' diyerek caka satılıyor!
2002'de gelirinin % 5'i kadar borçlu olan vatandaş, %57'sine çıkarılarak gırtlağına kadar borca batırılıyor; ama vatandaşa kişi başına milli gelirimiz 10 bin doların üzerine çıktı deniyor!
Tarım kesimi net ithalatçı durumuna getiriliyor; ama vatandaşa tarım ürünlerinin ihracatında rekor kırdık deniyor.

Çiftçinin ürettiği ürünün fiyatları yerinde saydırılıp girdi fiyatları 5 katına çıkarılıyor; ama vatandaşa tarıma destek verildiği havası atılıyor.

Borca batık duruma getirilen çiftçi eski traktörünü nakde çevirip borçla yeni traktör almak zorunda bırakılıyor; ama vatandaşa çiftçinin durumu kötü olsa yeni traktör satışları artar mı fırçası atılıyor!

Tüm felaket ve krizlere rağmen MHP iktidarında ortalama %7,8 olan işsizlik oranı dönemlerinde %10,4'e çıkarılıyor, boya badana yapılan binalar çoklu açılışlara konuyor; ama vatandaşa yeni istihdam alanları oluşturduk diye umut veriliyor!

Genç işsizlik tarihinin zirvesini yapıyor, diplomalı işsizler önemli rakamlara ulaşıyor, işi olmadığı için evlenemeyen onbinler artıyor, nikâhlarına şahit oldukları damadın işsiz olduğundan haberleri bile olmuyor; ama vatandaşa bakın damada üç çocuk talimatı verdik diyorlar!

İstisnai kadrolarla VİP torpülli yandaşlarını KPSS'siz devlet kadrolarına yerleştiriyorlar; ama vatandaşa KPSS ile yerleştirmelerde torpil olmadığı yemini huşu içinde yapılıyor.

Bakanları ve çocukları İran'a konmuş amborgoyu delmek için oluşan çetenin rüşvet ağına düşüyor; ama vatandaşa yeni bir alanda yeni bir ürünle altın ihracatında rekor kırdık, bizi çekemeyenler var deniliyor.

Satacak altın kalmayınca rüşvetin tadından hayali ihracata başlıyorlar, ama vatandaşa cari açık riskini düşürmede dahi olduklarını ima ediliyor.

Dört tane bakan yolsuzluk iddiası ile görevlerinden ayrılıyor; ama vatandaşa paralelciler bizi darbeyle indirecekti gördünüz mü deniliyor!

Kurulan para havuzlarıyla kayıt dışı ekonomiyi en tepeden sevk ve idare ediyorlar hatta teşvik ediyorlar; ama vatandaşa pişkin pişkin kayıt dışı ekonomiyi azaltmak için yakında öncelikli dönüşüm programı açıklayacağız deniliyor.

17 Aralık'la, rüşvetle para aklayan ülke konumuna düşülerek uluslararası finans çevrelerinde ülke rezil oluyor; ama vatandaşa İstanbul’u Uluslararası Finans Merkezi yapacağız entelliğine bürünülüyor!

25 Aralık'la, devlet hazinesine paralel bir kayıt dışı hazine ortaya çıkıyor; ama vatandaşa bu namussuzlar kriptolu telefonları dinliyorlar deniliyor!

Değerli Katılımcılar
Daha neler neler, saatlerce saysak bitiremeyiz. Sn. Başbakan durmuş ekonomide 25 alanda öncelikli değişim programı uygulayacağız diyor. Benim kendilerine ve ekonomi yönetimine bir önerim var. Diyorum ki; öncelikle, algılarla yönetimi gerçeklerle yönetime dönüştürün. Bu dönüşüm sizi AKP’nin 12 yıldır uyguladığı 'Rüşvet ve Talan Ekonomisi (RTE)'nden MHP'nin 'Üreten Ekonomi Programı (ÜEP)'na dönüştürecektir. O zaman doğru yolu ve etkili yolu bulacaksınız. Ama bunu yapacak zamanınız da kalmadı.


Değerli Polatlı'lar
Bizi Polatlı özelinde iktidar yaptınız. Yerel seçimlerde Milliyetçi Hareket Partisi'nden aday olan çok değerli arkadaşımız Sn. Mürsel YILDIZKAYA'yı belediye başkanı olarak seçtiniz. Allah hepinizden razı olsun. Biz milliyetçi hareket partili kadrolar olarak; doğru olacağımızın, dürüst davranacağımızın ve sizleri memnun etmek için durmadan bıkmadan çalışacağımızın sözünü veriyoruz. Biz bu memlekette; çalmadan-çalışanların da, hırsızlık yapmadan-rüşvet almadan iş yapanların da olduğunu birçok yerde gösterdik, göstermeye de devam edeceğiz. Ben inanıyorum ki; Polatlılı hemşerilerim 2015 yılında yapılacak olan genel seçimlerde de bizi yalnız bırakmayarak kutlu iktidar yürüyüşümüzde birlikte olacaklardır.

Bu vesileyle konuşmama son verirken hepinizi tekrar saygıyla selamlıyor kongremizin hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

Ne Mutlu Türküm Diyene! 


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211