Kerbela; Kahramanlık ruhumuzdur
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Sekreter Yardımcısı  Abbas BOZYEL’in “Hz. Hüseyin Efendimizin Kerbela’da ki şahadetinin 1375. yıldönümü” münasebetiyle basın toplantısı düzenledi.


Bozyel'in açıklaması şöyle:

Bugün; içerisinde bulunduğumuz Muharrem ayının 10.günü olan “Aşura günü", yüreği Ehl-i Beyt sevgisiyle tutuşan her Müslüman’ın mahzun olduğu, acısının manen tazelendiği bir matem ve muhasebe günüdür. 

Zira bugün; Yüce Peygamberimizin torunu, dava ve aşk adamı, ayeti kerimeyle Allah övgüsüne mazhar olmuş Ehlibeyt’in gül yüzü, Hz. Hüseyin efendimizin şehit edilişinin hicri 1375. yıldönümüdür.

Bugün; âlemlerin yüzü suyu hürmetine yaratıldığı ve Cenabı-ı Hakk’ın ‘Habibim’ dediği Hz. Muhammed efendimizin, öperek, koklayarak sevdiği ve omzunda taşıdığı sevgili torunu İmam Hüseyin'in, ailesi ve sadık dostlarıyla birlikte ‘Kerbelâ’ denilen yerde, kin, intikam ve iktidar hırsıyla insanlığını kaybetmiş olan Yezit ve askerleri tarafından şehit edildiği gündür.

Bu nedenledir ki Kerbela; hem acımız, hem kahramanlık ruhumuzdur. Bu nedenledir ki Kerbela; Mazlumların gözünden akan yaş, kalbinde hiç eksilmeyecek bir hüzün, Peygamberle buluşmak için şahadet şerbetini içenlerin destanıdır

Cenabı Allah Kur’an da, Rasûlullah Efendimize, insanlara şöyle hitap etmesini emretmiştir: "...Ben, (size yaptığım tebliğim üzerine) sizden akrabalarımı (Ehl-i Beyt'imi) sevmenizden başka bir ücret istemiyorum..."

Bu ilahî emrin ışığında Kerbela’da işlenen cinayeti dikkate aldığımızda bu hâdisenin sadece Hz. Hüseyin Efendimize değil aynı zamanda Rabb’imize ve Resulullah Efendimize karşı da işlenmiş bir suç ve başkaldırı olduğu ortadadır.

Zira görüldüğü gibi Allah, bütün inananların Ehl-i Beyt-i sevmesini emretmiştir. Peygamberimiz de bir hadis-i şerifinde:“Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin'denim. Allah Hüseyin'i seveni sever” buyurmuştur.

Bu istikamette büyük bir iman, aşk ve gönül huzuru içinde diyebiliriz ki; Tek bir Allah’a, aynı Peygamber’e ve Kur’an’a inanan, kıblesi, mezarları, sevinçleri, acıları, bayramları, tarihi ve dili bir olan, ortak bir maziden gelen, beraber gülüp-beraber ağlayabilen Türk milleti olarak; ortak paydalarımızın en büyüğü; Ehlibeyte olan sevgi, saygı ve bağlılığımızdır.

Öte yandan Yüce Peygamberimiz ‘kim bana dostsa Allah ona dost ve her kim bana düşmansa Allah ona düşmandır’ buyururken aynı zaman da ‘ehlibeytimi seven beni, beni seven Allah’ı sever. Kim ehl-i beyt’ime düşmanlık ederse bana, bana düşmanlık eden Allah’a düşmanlık eder’ diye buyurmuştur.  

Tabii ki alçakça işlenmiş bu menfur olayı peygamber efendimizin bu uyarı ve tavsiyesi ışığında yorumlayıp, ders çıkarmak da, her bir Müslüman’ın, top yekûn İslam ümmetinin de üzerinde Peygamber hakkıdır.

Kuşkusuz ki Müslümanlar asırlar önce yaşanmış bu soykırımın gerçek sebebini araştırmadan, İslam dünyasına neler kaybettirdiğini idrak etmeden, sadece sıradan yaşanmış bir olay veya bir iktidar kavgası olarak değerlendirirlerse, sadece peygamber ve ailesine değil, aynı zaman da, İslam ümmetine, insanlık tarihine de haksızlık etmiş olurlar. 

Çünkü yezit Peygamberimize, ailesi ve dostlarına karşı, ataları gibi intikam duygusu ve iktidar hırsıyla hareket ederek elini kana bulamıştır.

Adalet, vicdan ve ahlak ölçüleriyle asla bağdaşmayan, insani düşünce ve değerlerini kaybetmiş, akıl, feraset, sevgi ve merhamet duygusundan sıyrılmış olan Yezit’in işlediği bu vahşet, aynı zaman da; cahiliye Arap geleneklerinin yeniden yeşermesine, inkârcılığın, yağma ve gaspın tekrar geri gelmesine de sebep olmuştur.  

İnsanlık tarihinde onulmaz yaralar açan bu kanlı hadise sebebiyle,  bu kıyımı Peygamber evlatlarına reva görenleri, bu menfur cinayeti işleyenleri nefretle kınamak ve lanetle anmak her bir Müslüman için, aynı zamanda yaratıcıya ve peygamber efendimize karşı duyulması gereken bir vefanın da adıdır.

Kerbela olayı, bir izzet mücadelesidir. İzzet sahibi olanların, zillet çukurunda boğulanlara galebe çalmasıdır.  Bu mücadele; bir taht kavgası değildir. Bu direniş; Peygamber makamını haksız bir şekilde, zorla ve hileyle gasp etmiş olan İslam düşmanını o makamdan indirerek, Müslümanların Kur’an’ın ve Yüce Elçi’nin izinden yürümesini sağlayacak cesaretli bir adımın adıdır. 

Biliyoruz ki, Hz. Hüseyin'in zulme başkaldırışı aynı zamanda, Allah'a olan sorumluluğun, iman ve tevekkülün, rıza ve teslimiyetin; Yezid’in dünya hırsına tercihidir. 

Mücadelesi ve dökülen mukaddes kanlarıyla kıyamet gününe kadar, dünya Müslümanlarına onurlu ve hür yaşamanın yolunu açan şehitler şehidi Hz. Hüseyin için yüzyıllardır söylenen mersiyeler, yakılan ağıtlar bir istiklal bayrağı gibi gönüllerde ve gönderlerde dalgalanmaya devam edecektir. 

O şehit oldu. Sonuçta kazanan ve yükselen hak oldu. Yerle yeksan olan, batan da batıl oldu. Kan kılıca galip geldi. Şehitler kanı ölümsüzleşti. Destan oldu. Mazlumların elinde hürriyet bayrağı, dillerde özgürlük marşı oldu. 

Allah’ın rahmet, mağfiret ve selamı Peygamber ve Ehl-i beyt dostlarıyla, şehitler şehidi Hz. Hüseyin ve onun gibi tüm Türk-İslam şehitlerinin üzerine olsun.



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211