Kurultaydan daha da güçlü çıkacağız
 MHP Genel Başkan  Yardımcısı  Prof. Dr. E. Semih Yalçın, "fitne fücur Türk toplumunda kol geziyor. Ama şundan da eminim ki Milliyetçi-Ülkücü Hareket'e düşman mahfillere hizmet eden gafillerin sayısı, çıkardıkları gürültü kadar değildir. MHP ve camiamız kurultaydan daha güçlü ve birlik içinde çıkacaktır" dedi.

YALÇIN, "MHP'nin kapısı kutsal davamıza gönül vermiş bütün herkese, bütün Türk milliyetçilerine açıktır. Gelin büyük geleceğe hazırlanmak üzere bu ülkeyi hep birlikte sahiplenelim. Bu bir davettir. Bu davet biz Milliyetçi-Ülkücü Hareket'indir. Büyük geleceğe hazırladığımız bu ülke ise hepimizin" açıklaması yaptı

"MHP büyük hedeflerin partisidir" diyen Yalçın, "Hedefe varmak için, camia bünyesinde fitne çıkaranlara itibar edilmemeli, halkın büyük ekseriyetinin teveccühüne mazhar olmanın şifrelerini keşfetmeye odaklanılmalıdır. Gün, ayrılık gayrılık günü değil, birlik ve dirlik günüdür" diye konuştu.

Yıldıray ÇİÇEK

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Gaziantep Milletvekili Prof. Dr. E. Semih Yalçın, "Milliyetçi-Ülkücü Camia İçinde Çıkarılmak İstenen Fitne" üzerine verdiği röportajda önemli açıklamalar yaptı. Yalçın, "MHP ve camiamız kurultaydan daha güçlü birlik içinde çıkacaktır" dedi.

Birlik çağrısı yapan Yalçın'ın sorularımıza cevapları şöyle:

Sayın Yalçın, özellikle Milliyetçi-Ülkücü hareketin altını oymak isteyen çevrelerce kamuoyunda suni bir lider tartışması yaratma gayreti dikkatleri çekiyor. Sizce MHP'nin bu konuda bir sorunu var mıdır?

Sadece liderlik konusunda değil, partimizin bütün yönetim kademesi hakkında da tartışma yaratma gayreti var. Bunlar kötü niyetli, maksatlı çabalar'85 MHP'de hangi yönetim iş başına gelirse gelsin, mutlaka birileri çıkıp abartılı eleştiriye, hatta daha da ileri giderek sövgüye başlıyor. Her dönemde memnuniyetsizler çıkıp Ülkücü ahl‰kına, Müslümanlığa yaraşmayan ifade ve tavırlarla ona buna saldırıyor. Bu gibiler hiçbir şeyden memnun olmuyor, kimseleri beğenmiyor. Herkese kulp takmayı, çamur atmayı marifet sanıyor.

Aynaya hiç bakmıyor, özeleştiri yapmıyor. Yaptıklarının sonuçlarını ve hareketimize vereceği zararları görmüyor, göremiyor. Böylece mesele hataları, kusurları eleştirmekten çıkıyor; düşmanlığa, husumete varıyor. Bu fitne ve fücurdur. Maalesef fitne fücur Türk toplumunda kol geziyor. Ama şundan da eminim ki Milliyetçi-Ülkücü Hareket'e düşman mahfillere hizmet eden gafillerin sayısı, çıkardıkları gürültü kadar değil'85

Az da olsa, bu memnuniyetsizliği siz neye bağlıyorsunuz?

TÜRK TOPLUMU KÜRESEL TEHDİT ALTINDA....

Kanaatimce toplumsal bir fenomen bu'85 Türk toplumu, giderek hoşgörüsüzlüğe, hiddet ve şiddet sarmalına sürükleniyor. Bunun sosyal ve psikolojik sebeplerine inmek gerektiği düşüncesindeyim. Özellikle açılım ve modern çağa ayak uydurma bahanesiyle mill” ve manevi değerlerimizin aşındırıldığı bir çağdayız. Küresel kapitalist hayat tarzı, Türk milletini ayakta tutan kültürel değerleri kemiriyor. Türk toplumu küresel tehdit altında....

Genç nesiller, boyaları medyadan dökülen garip ve ucube idollerin peşinde hayallerini harcıyor. Fakir daha da fakirleşiyor, İslam'ın yanlış yorumundan neşet eden sadaka kültürü kendine zemin buluyor. Hükümetin baskısını ensesinde hisseden mülk” amirler marifetiyle evlere beyaz eşya, telefon, altın vs. dağıtılarak sayıları on milyonları bulan fakir fukara modern köleliğe alıştırılıyor. Zenginse yaşadığı sefahati terk etmemek, konumunu muhafaza etmek için her türlü oportünizm ve revizyonizme açık kalarak hayat sürüyor. Yeni olan her rezilliğin ilericilik ve modernizm adına kabul gördüğü toplumumuzda Makyavelizm hayat felsefesi h‰line geliyor. Bu da genel ahlakı vuruyor. Camiamızdaki insanlar da bu toplumun bir parçası'85 Demek ki yozlaşmadan ve tereddiden nasibini alanlar bizim aramızdan da çıkıyor.

MHP camiasının içinden de partinin yönetim ve siyaset anlayışına yönelik eleştiriler ve bunları öne çıkarma gayretleri konusunda ne düşünüyorsunuz? Bu eleştirileri haklı buluyor musunuz? Ya da bunları dikkate alıyor musunuz?

MHP'NİN YÖNETİM ANLAYIŞIYLA İLGİLİ TENKİTLER ÖN YARGILI VE KASITLI

Elbette siyas” partiler ve onların yöneticileri özellikle tabandan gelen eleştirilere kulaklarını tıkamamalı, mensuplarının değerlendirmelerini ciddiye almalıdır. Ancak kendi bünyemizdeki eleştiriler sağlıklı, yapıcı ve ölçülü olmalı, özeleştiri sınırlarını aşmamalıdır. Ne yazık ki son zamanlarda MHP'nin yönetim anlayışıyla ilgili tenkitler ön yargılı ve kasıtlı.

Bize yakışan, tenkidin dozunu kaçıran, karşılıklı suçlama ve tezvirata varan beyan ve girişimlerden, sığ münakaşalardan uzak durmaktır. Aramızdan genel ahlaka ve Ülkücülüğün gereklerine aykırı hareket edenler çıkabilir. Herkes aynı nefsi taşımaktadır. Bununla birlikte hatalar kişiseldir, aramızdan birilerin yaptığı yanlışlar bütün camiaya mal edilmemeli, partimiz bünyesinden herhangi birinin hataları yüzünden bütün teşkilatımız ve partimiz suçlanmamalıdır. Kayıkçı kavgası görüntüsü veren seviyesiz tartışmalar, birbirimizi yaralamaktan ve rakiplerimize memnun etmekten öteye geçmeyecektir. Egoları öne çıkaran, ben merkezli didişmelerin teşkilatımız bünyesinde yeri yoktur.

Bazıları da kendini camiamızın içinden gösterip başka amaçlara hizmet etmekte, bozgunculuk çıkarmaktadır. Bunların amacı üzüm yemek değil, bağcıyı dövmektir. Bozgunculara bakarsanız, MHP'nin yönetim kademesine kim gelirse gelsin, partimiz hangi siyaset anlayışını hayata geçirirse geçirsin, acımasızca tenkitler ve suçlamalar sürer. Hatt‰ bunlar mensuplarımızın ve yönetimdeki arkadaşlarımızın haysiyetini, onurunu, aile fertlerini hedef almaktadır. Bizim fikriyatımıza, insan ve ahlak anlayışımıza asla yakışmayan ifade ve tavırlarla saldırmaktadır. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir.

 

Sizce bu noktada asıl değerlendirilmesi, üzerinde durulması gereken nedir?

Asıl değerlendirilmesi gereken; Milliyetçi Hareket'in lideri ve yönetim kadrosu değildir. Türk milliyetçiliğinin, ana ekseninden ve özünden sapmadan çağın gerekleri doğrultusunda yorumlanması, fikriyatının güncellenmesidir. Milliyetçi-Ülkücü Hareket'i Cumhuriyet tarihinin en büyük siyasi hareketi kılan, dostlarımıza güven, düşmanlarımıza korku veren efsanev” teşkilat makinesinin modernize edilmesi ve güçlendirilmesidir.

Sizce Ülkücü nasıl biridir?

ÜLKÜCÜNÜN DAVASI HAK DAVASIDIR, ALLAH DAVASIDIR

Ülkücü yüksek ahlak sahibidir. Alperendir. Hem vatanı için canını ve her şeyini vermeye hazır gözü pek, cesur insandır, hem de herkesin elinden, dilinden ve belinden emin olduğu kimsedir. Ülkücü aynı zamanda kendi mesleğinde temayüz eden, kendi alanında yetişmiş, kendisine verilen işi hakkıyla yapabilen kişidir. Ülkücü seçkin ve yüksek ahlaklı insandır. Yalan söylemez, dedikodu yapmaz, arkadaşının ve başkalarının hakkını yemez.

Başkalarına iftira atmaz, asla küfür etmez. Anlamadan, dinlemeden eleştirmez. Kötü niyetlilerin oyununa, dolduruşuna gelmez. Ülkücü, her şart altında inancını, ümidini yitirmeyen, inandığı değerler şahsiyetinden taşan, davasına iman etmiş kişidir. Ülkücünün davası Hak davasıdır, Allah davasıdır. Değerli hocamız Prof. Dr. Nadim Macit'in dediği gibi, zaten bir fikirden amel beklenmesi için onun iman haline gelmesi gereklidir.

Yalnız Ülkücüler de insandır, hata yapabilirler, günah işleyebilirler. Onlar hata yapınca, nefsine yenilip süfli işler yapınca bunun sorumlusu parti yönetimi ve camia olmamalıdır. Hele fikriyatı hiç olmamalıdır. Müslümanın işlediği günah nasıl İslam'ın hanesine yazılamazsa, Ülkücünün vebali, günahı da fikriyatına bağlanamaz. Hatalar, günahlar kişiseldir. Önemli olan bu duruma düşenlerin sorumluluk mevkiinde tutulmaması, bu gibilere yönelik eleştirilerin de Ülkücü ahlakına yakışır ölçülerin dışına çıkmamasıdır.

Konu açılmışken, Ülkücünün nasıl olmaması gerektiğini, zaman zaman aldığımız ciddiyetsiz ve seviyesiz tepkilerden yola çıkarak anlatmak istiyorum. Bazı internet sitelerinde kendilerini Ülkücü olarak tanımlayan kimseler, MHP adına yazıp söylediğimiz, yaptığımız açıklamalar hakkında öyle galiz ifadeler kullanıyor, öyle küfürlü yorumlar yapıyorlar ki inanamıyoruz. Bunlar nasıl Ülkücü diye hayıflanıyor, üzülüyoruz. Büyük ihtimalle bunlar ya Ülkücülüğü bilmiyorlar veya başka amaçlara hizmet eden, Ülkücü kisvesine bürünmüş ahlak düşkünü zavallılar.

Tahir Efendiliğe soyunan böyleleri için Nef'i'nin tevriye sanatıyla süslediği bir dörtlüğünü hatırlatıyoruz:

"Tahir Efendi bana kelp demiş

İltifatı bu sözde zahirdir,

Maliki mezhebim benim zira,

İtikadımca kelp tahirdir."

Ülkücü ahlakından ve tutumundan söz etmişken, konuyu bir başka meseleye getirmek istiyorum müsaade ederseniz. Eskiden Ülkücülerin mahalle ve semt Ocaklarında faaliyet göstererek çevrelerine ve yetişen gençlere örnek oldukları, onların vatanını, milletini seven, çalışkan, dürüst ve üstün ahlaklı gençler olarak yetişmeleri için çabaladıkları bilinmektedir. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

PIRIL PIRIL ÜLKÜCÜ GENÇLERİN ALEYHİNDE KAMUOYUNDA PROPAGANDALAR YÜRÜTÜLÜYOR

Bu günlerde bu hususa sıkça vurgu yapıyoruz. Amacımız, arkadaşlarımıza vaktiyle halkın çocuklarını yetiştirirken örnek gösterdiği, "rol model" konumundaki Ülkücü tipine günümüzde daha çok ihtiyaç olduğunu hatırlatmaktır. İdealist nesillerin davamı bir bakıma teşkilatçılık geleneğimizin bu şekilde sürmesine bağlıdır. 70'li yıllarda anne ve babaların, hayta olmamaları ve idealist yetişmeleri için büluğ çağına gelen çocuklarını mahalle ocaklarında kişilikleriyle herkesin beğendiği, takdir ettiği Ülkücü ağabeylere emanet ettiğini biliyoruz.

Bugün camiamızda rol modelliği üstlenecek binlerce genç idealist insan var. Ancak siyasetin tozu dumanında bunların varlığını göstermekte zorlanıyoruz. Türkiye kamuoyunda pozitif algı oluşturmanın yolu medyada, sosyal medyada etkili olmaktan geçiyor. MHP ve Ülkücü Hareket'i kendine potansiyel rakip gören iktidarın sevk ve idaresindeki Türkiye'de bir avuç kendini bilmezin yaptıkları bütün camiamıza mal ediliyor.

Ülkücüler aleyhindeki karalama kampanyaları birbirini kovalıyor. Pırıl pırıl Ülkücü gençlerin aleyhinde kamuoyunda propagandalar yürütülüyor. Onların idealizmi ve samimiyeti de kuruların yüzünden kamuoyu kazanında kaynayıp gidiyor. Ancak zamanla Ülkü Ocakları bunun da üstesinden gelecek ve halk idealist gençlerimizi daha çok kucaklayacaktır. Türkiye'nin gidişinden rahatsız olan anne ve babalar her geçen gün artan hevesle evlatlarını Ülkücü ağabeylerine emanet edecektir. Genç nesiller de aradıkları huzur ve saadet iklimini, geleceğe dair çalışma ve millete hizmet azmini Milliyetçi-Ülkücü Hareket'in olgun fikirlerinde bulacaklardır.

Sizce eleştiri nasıl olmalı? Hedef ne olmalı?

Ülkücü Hareketin birlik ve bütünlüğünü koruyarak tek bilek tek yürek h‰linde yapabileceklerimize odaklanılmalı, tartışmalar şahsiyattan çıkarılıp hareketin, memleketin ve milletin umumi dertlerine yönlendirilmelidir. Gayretlerimizin bu istikamette olması icap etmektedir. Eli kalem tutan, okuyan düşünen ve araştıran bütün Ülküdaşlarımızı bu çerçevede "Barika-i hakikat müsademe-i efk‰rdan doğar" gerçeğinin tecellisine katkıda bulunmaya davet ediyoruz.

Milliyetçi-Ülkücü Hareket, bu güne kadar yoluna pusular kuran dev gibi ihanet ordularını birlik ve beraberlik içinde yenmiş, vatanın birliğini korumayı bilmiştir.

 

Türk siyas” hayatında partilerin yaşadığı bölünmelere ve kopmalara çeşitli örnekler verilebilir. MHP'den de geçmişte kopmalar oldu. 10. Olağan Kurultay sonrasında böylesi bir tehlike var mıdır?

KURULTAYLAR BİRER SAĞDUYU VE OLGUNLUK SINAVIDIR

Böyle bir tehlike söz konusu değildir. MHP ve camiamız kurultaydan daha güçlü birlik içinde çıkacaktır. Ancak şurası da bir hakikattir, Türk milleti tarihte büyük devletler kurup dünyaya yön vermişse de, iç çekişmeler yüzünden büyük yaralar almıştır.

Siyasi hayatta da zaman zaman baş olma sevdası yüzünden partilerde bölünmelerin, fetret devirlerinin yaşandığına şahit oluyoruz. Ancak ana kaynaktan ve gövdeden kopanların hiçbiri iflah olmamış, ya marjinalleşmiş veya yok olup gitmişlerdir. Bunların bazıları başka fikir hareketleri veya partilerin potasında erimiştir. Kurultaylar birer sağduyu ve olgunluk sınavıdır. Bu sınavdan partimiz ve camiamız yüzünün akıyla çıkacaktır.

Yeri gelmişken bir husus üzerinde durmak isterim. Bizzat Genel Başkanımız Devlet Bahçeli'nin isteği üzerine MHP Genel Merkezi'nin giriş kapısının soluna konulan Orhun Kitabelerinin kopyası, ibret anıtı gibi durmaktadır. Kitabeler, önünden her gelip geçişte, partimizin kapısından her girip çıkışta bütün mensuplarımıza birlik ve beraberlik mesajı vermektedir. Orhun Anıtlarında Bilge Kağan, milletine hitap ederken, Çin'in entrikaları yüzünden Türk kabilelerinin nasıl birbirine düştüğünü, bir lider olarak kendisinin de birlik ve beraberliği sağlamak için ne kadar gayret gösterdiğini anlatmaktadır.

Türk milleti, tarih sahnesinde çıktığı andan itibaren kendisine ilah” özellikler ve görevler hamletmiş; dünyaya, nizam vermek üzere geldiği inancına sahip olmuştur. Bu inanç; Türk milleti mek‰n ve memleket değiştirse de, devlet yeni bir sisteme otursa da hiç değişmemiştir. Ancak, bu inançtır ki zaman zaman baş olma, lider olma emellerini tahrik etmiş, bu yüzden de kendini yeterli bulan birileri millete baş olmak üzere bayrak açmıştır. Kimi önderlere başkaldırmış, kimi de milleti yok etmek isteyen yabancı milletlere isyan etmiştir. İşte Bilge Kağan'ın en çok üzerinde durduğu hususlardan biri, Türk milletinin başka milletlerin entrikaları yüzünden birbirine düşmesi olmuştur.

Rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş'in bir eserinde Tevfik Fikret'ten naklettiği gibi:

Koşan elbet varır; düşen kalkar;

Kara taştan su damla damla akar,

Birikir, sonra bir gümüş göl olur.

Arayan Hakk'ı en sonunda bulur.

MHP, genç kitlelerin ideallerini siyasete taşımaktadır ve arkasında Cumhuriyet tarihinin en büyük gençlik hareketi vardır. MHP'nin, iktidara giden yolda bu etkileyici kitlenin mücadele ruhunu yüksek tutması, başta terör olmak üzere toplumsal tepkileri ve kamuoyunu dinamizmiyle yönlendirmesi konusunda farklı görüşler ortaya atılmaktadır. Daha somut ifadeyle, Ülkücüler sokaktaki gücünü ihanet şebekelerine göstermeli mi, göstermemeli mi tartışması sürmektedir. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

GEÇMİŞTE VERİLEN KUTLU VE ONURLU MÜCADELEDEN HİÇBİR ÜLKÜCÜ PİŞMAN DEĞİLDİR

Semih Yalçın: Ülkücüler uzun ve meşakkatli yollardan geçmişlerdir. Çileyi, sefaleti, yokluğu görmüşlerdir. Arkadaşlarımızın önemli bir kısmı işkenceyi, hapishaneyi, esareti tatmışlardır. Uğruna birçok Ülküdaşımızın hayatını verdiği, canını yoluna koyduğu devletimiz, gün gelmiş, onlara sahip çıkmamıştır. Ülkücü Hareket devletimize ihanet edenlerle aynı kefeye konulmuştur; kimi şehitlerimiz, onlarla aynı darağacında sallandırılmıştır.

Devlete ihanet edenler fidan diye anılırken, arkadaşlarımız ısrarla faşist, komando, katil gibi sıfatlara layık görülmüştür. Buna rağmen aralarından hiç kimse düsturundan ayrılmamış, devletine bağlılığını, milletine can borcunu sorgulamamıştır. Binlerce Ülkücü fidan, gül bahçesine girercesine ölümün kucağına atılmıştır. Kısacası hareketimiz çok acı tecrübelerden geçmiştir. İşte MHP, onların mücadele ruhunu ve azmini yaşatmaktadır.

Geçmişte verilen kutlu ve onurlu mücadeleden hiçbir Ülkücü pişman değildir. Şartlar oluştuğunda Ülkücülerin yine gerekeni yapacaklarına, Türkiye'nin varlığına ve milletimizin bekasına yönelen her türlü tehdidin karşısına sıradağlar gibi dikileceklerine şüphe yoktur. Ancak bugün her kademede mill” şuur sahibi insanlarımız yetişmiş; milliyetçilik, toplum ekseriyetinin kabulü h‰line gelmiştir. AKP iktidarının işbirlikçi ve açılımcı siyasetine rağmen devletin polisi ve jandarması tehdit algısına karşı hassas ve uyanıktır. Terör belasını def etmek için verilen şehitlerin çokluğuna, uğranılan zararların fazlalığına rağmen, milletimizin ve güvenlik güçlerimizin kararlılığında en ufak sarsılma görülmemiştir.

Artık insanlar bizden her şehit cenazesinin arkasından eylemler yapıp sorumsuzca Ülküdaşlarımızı polisle karşı karşıya getirmemizi beklememelidir. Devletin polisi, jandarması vardır. Bununla birlikte sivil toplum kuruluşlarının kamuoyunu etkileme gücünü demokratik ölçülerde azami surette kullanması anlamında Ülkücülerin de yapacağı çok şey vardır ve bu gereklidir. Ülkücüler de eylem yapacak, ülkemizin sorunlarıyla ilgili her konuda demokratik tepkilerini yekvücut olarak dile getireceklerdir. Ancak bütün halkı ve kamuoyunu da yanlarına alarak yapmalı, devletin kolluk kuvvetleriyle de sorun yaşamamalıdırlar. Nedense öteden beri partimizin yönetim kademesinden gelen Ülkücülerin sokakta yeri yoktur şeklindeki açıklamaları yanlış değerlendirilmektedir.

Bu tür açıklamalar, kontrolsüz ve başkalarının provokatif çabalarına açık hareketlerden kaçınılması yolunda bir uyarıdır. H‰lbuki Ülkücülerin ve Ülkü Ocaklarının kamuoyunu pozitif yönlendirmesi elzemdir. Ülkücülerin halkın duyan kulağı, konuşan dili, hainlerin başını ezmek üzere kalkan yumruğu olması doğaldır. Üstelik milletimiz de onlardan demokratik tepkilerini güçlü, donanımlı ve teşkilatlı bir şekilde göstermelerini beklemektedir.

Devletimizi ve birliğimizi hedef alan tehditler karşısında iş başa düştüğünde Ülkücülerin her türlü tehlikeyi bertaraf edilecek güçte olduğunu dost, düşman görecektir. Ülkücüler sokağa indiğinde bölücülerin ve öteki ihanet şebekelerinin kaçacak delik arayacağı, işbirlikçilerin 12 Eylül darbesi öncesinde olduğu gibi ortadan kaybolacağı herkesçe bilinmektedir.

Bugün Ülkücülerin, MHP mensuplarının, talip oldukları devlet yönetimine ehliyet ve liyakatlerini halka anlatma, kamuoyu vicdanındaki yerini sağlamlaştırma zamanıdır. Kamu kesiminden özel sektöre kadar hemen her alanda yetişmiş, uzman insan gücümüz vardır. Bu gücü siyasete kanalize ederek iktidara geleceğiz. Olgunluk dönemindeki camiamız ve partimizin nihai hedeflerini Necip Fazıl'ın "Zindandan Mehmed'e Mektup" şiirinin son dizeleriyle ifade etmek isterim:

Yarın elbet bizim, elbet bizimdir,

Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir. 

MHP'de bazı küskünlerin partiye dönmek istediği ancak kimseden yüz bulamadığına dair eleştirilere ne diyeceksiniz?

BÜYÜK GELECEĞE HAZIRLADIĞIMIZ BU ÜLKE İSE HEPİMİZİN...

 

MHP kimsenin tapulu malı değildir. Partimiz şahıslarla da kaim değildir. Bugün biz varız, yarın başka dava arkadaşlarımız görev başında olacaklardır. İsimler, şahıslar değişir, ancak değişmeyen fikirler ve ülkülerdir. O bakımdan MHP'nin kapısı kutsal davamıza gönül vermiş bütün herkese, bütün Türk milliyetçilerine açıktır. Gelin büyük geleceğe hazırlanmak üzere bu ülkeyi hep birlikte sahiplenelim. Bu bir davettir. Bu davet biz Milliyetçi-Ülkücü Hareket'indir. Büyük geleceğe hazırladığımız bu ülke ise hepimizin...

Son olarak MHP tabanına ne gibi mesajlar vermek istersiniz?

MHP büyük hedeflerin partisidir. Hedefe varmak için, camia bünyesinde fitne çıkaranlara itibar edilmemeli, halkın büyük ekseriyetinin teveccühüne mazhar olmanın şifrelerini keşfetmeye odaklanılmalıdır. Bu meyanda şahs” kinler, garezler, hayal kırıklıkları, görüş ayrılıkları bir tarafa bırakılmalıdır. Milliyetçi-Ülkücü Hareket'in bulunmadığı bir siyaset platformunda Türkiye'de neler olabileceği iyi düşünülmelidir. Bizim birbirimizle edeceğimiz kavganın kimlerin ekmeğine yağ süreceği unutulmamalıdır. Gün, ayrılık gayrılık günü değil, birlik ve dirlik günüdür. Birlik olmalı, dirlik etmeli, birbirimizle iyi geçinmeliyiz.



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211