Uğur Dündar, Akşener'e Sordu...

Uğur Dündar MHP Genel Başkan adayı Meral Akşener'le bir röportajı şöyle:

TOP­LUM­DA HE­YE­CAN VAR

Sa­yın Ak­şe­ner, MHP’­nin Ola­ğa­nüs­tü Ge­nel Ku­ru­lu­’n­da ön­ce Ge­nel Baş­kan ola­ca­ğı­nı­zı ve sü­re­cin de­va­mın­da da Baş­ba­kan, hat­ta Cum­hur­baş­ka­nı­’nın MHP’­den çı­ka­ca­ğı­nı öne sü­rü­yor­su­nuz. Bu çok id­di­alı bir söy­lem ol­mak­la bir­lik­te ay­nı za­man­da çok fark­lı bir mu­ha­le­fet an­la­yı­şı­nın da ha­ber­ci­si. Ge­nel baş­kan se­çil­me­niz ha­lin­de AK­P’ ye kar­şı na­sıl bir mu­ha­le­fet ya­pa­cak­sı­nız? Ya­ni MHP’­nin far­kı ne ola­cak da seç­men­le­ri MHP ça­tı­sı al­tın­da top­la­ya­cak?

Çe­şit­li an­ket fir­ma­la­rı­nın yap­tır­dı­ğı an­ket­ler­de “MH­P’­ye hiç oy ver­di­niz mi?” so­ru­su­na “E­ve­t” di­yen­le­rin ora­nı yüz­de 70’e yak­la­şı­yor. Bu­ra­dan çı­ka­rak, MHP’­nin seç­me­ni­ne do­ku­na­bil­di­ği tak­dir­de, ilk aşa­ma­da ik­ti­da­rın bü­yük or­ta­ğı ola­bi­le­ce­ği­ne ina­nı­yo­rum. Son dö­nem­de ar­ka­daş­la­rım­la bir­lik­te yap­mış ol­du­ğu­muz ça­lış­ma­la­ra mil­le­ti­mi­zin ar­ta­rak de­vam eden il­gi­sin­de de bu­nu gö­rü­yo­ruz. Ha­re­ke­ti­miz top­lum­da kar­şı­lık bul­muş ve he­ye­can ya­rat­mış­tır. Mu­ha­le­fet an­la­yı­şı­mı­zı de­ğiş­tir­me­ye ön­ce­lik­le ça­lış­ma ve yö­ne­tim şek­li­mi­zi de­ğiş­tir­mek­ten baş­la­ya­ca­ğız. Bi­rey­le­ri si­ya­se­ti­mi­zin par­ça­sı ha­li­ne ge­ti­re­cek bir si­ya­set ve yö­ne­tim an­la­yı­şı mo­del alı­na­cak­tır. Ge­nel Mer­ke­z’­e hap­se­dil­miş bir si­ya­se­ti, hal­kın için­de ve bir­lik­te ya­pı­lan si­ya­se­te dö­nüş­tü­re­ce­ğiz. Mil­le­ti yan­lış ter­cih­te bu­lun­mak­la suç­la­mak ye­ri­ne ne­re­de ek­sik yap­tı­ğı­mı­zı araş­tı­ra­ca­ğız, sor­gu­la­ya­ca­ğız. Kol­tuk es­kit­me­yi bı­ra­kıp, ayak­ka­bı es­ki­te­ce­ğiz.

OY DÜ­ŞÜN­CE MA­SA­YI DE­VİR­Dİ

AK­P’­nin “Os­lo Mu­ta­ba­ka­tı­”y­la baş­la­yan açı­lım sü­re­cin­de, PKK özerk ege­men­lik alan­la­rı ya­rat­mak ama­cıy­la böl­ge­yi gü­ven­lik güç­le­ri­nin gö­zü önün­de ade­ta cep­ha­ne­li­ğe dö­nüş­tür­dü. Sü­reç de­vam eder­ken Cum­hur­baş­ka­nı Er­do­ğan, Dol­ma­bah­çe Mu­ta­ba­ka­tı son­ra­sın­da ma­sa­yı de­vir­di. Te­rör tır­ma­nı­şa geç­ti. O gün­den bu ya­na da yüz­ler­ce as­ker ve po­li­si­miz şe­hit düş­tü, çok sa­yı­da ma­sum yurt­taş ha­ya­tı­nı kay­bet­ti ve Gü­ney­do­ğu Ana­do­lu ade­ta sa­vaş ala­nı­na dön­dü. Er­do­ğa­n’­ın bu ko­nu­da­ki son çı­kı­şı, o ta­rih­te gu­rur­la açık­la­nan Dol­ma­bah­çe Mu­ta­ba­ka­tı­’nın hiç ol­ma­dı­ğı­nı söy­le­di. Bu “U dö­nüşü­”nü ne­ye bağ­lı­yor­su­nuz?

Ben 2008 yı­lın­da çö­züm sü­re­ci baş­la­tıl­dı­ğın­da bu sü­re­ci ha­ra­ret­le sa­vu­nan­la­ra o gün “Bu çö­züm sü­re­cin­de yap­tır­dı­ğı an­ket­ler­de oy­la­rı­nın şa­yet art­ma­dı­ğı­nı, ak­si­ne düş­tü­ğü­nü gö­rür­se, be­nim ta­nı­dı­ğım sa­yın Er­do­ğan, açı­lım sü­re­ci­ni sa­çı­lım sü­re­ci­ne dö­nüş­tü­rür. Ace­le eden­le­re ben­den ha­tır­lat­ma­sı­” de­miş­tim. So­nuç­ta 7 Ha­zi­ran se­çim­le­ri­ne gi­der­ken oy­la­rı­nın düş­tü­ğü­nü, HDP’­nin ba­ra­jı geç­ti­ği­ni gör­dü ve ma­sa­yı de­vir­di. İk­ti­dar, me­se­le­le­re ade­ta bir tüc­car gi­bi bak­mak­ta­dır, “Oy ka­zan­dı­rır mı, yok­sa oy kay­bet­ti­rir mi?” ba­kış açı­sı ile gör­mek­te­dir. 14 yıl­da bu­nun bir­çok ör­ne­ğiy­le kar­şı­laş­ma­mı­za rağ­men bu “U­” dö­nüş­le­ri­ne hay­ret eden­le­re, ben de hay­ret edi­yo­rum doğ­ru­su.

SA­RA­Y ­BÜ­YÜ­K ­TE­LA­Ş ­İÇİN­DE

Ba­zı si­ya­set yo­rum­cu­la­rı­na gö­re Cum­hur­baş­ka­nı­’nın bu ta­viz­siz mil­li­yet­çi du­ru­şu ve söy­lem­le­ri sür­dür­me­si ha­lin­de var­lı­ğı mil­li­yet­çi oy­la­ra bağ­lı olan MHP’­nin du­ru­mu iyi­ce zor­la­şa­cak ve par­ti­de li­der de­ği­şik­li­ği ger­çek­leş­se bi­le kan kay­bı dur­ma­ya­cak. Bu gö­rüş­le­re ne di­yor­su­nuz?

Cum­hur­baş­ka­nı­’nın mil­li­yet­çi du­ru­şu­nun ka­lı­cı ol­ma­dı­ğı­nı her­kes gi­bi mil­li­yet­çi­ler de an­la­dı. Bir-iki yıl ön­ce “Her tür­lü mil­li­yet­çi­li­ği ayak­lar al­tı­na alı­yo­ru­m” di­yen sa­yın Er­do­ğan da­ha ye­ni mez­hep­ler için de ben­zer şey­le­ri söy­le­di, fa­kat cid­di­ye alın­ma­dı. Ha­bu­r’­u, Dol­ma­bah­çe­’yi, “Siz kan­la bes­le­ni­yor­su­nu­z” if­ti­ra­sı­nı, “Ve­sa­yet re­ji­mi­ni yı­kı­yo­ru­z” di­ye­rek Türk Or­du­su­’nu hap­se at­ma­sı­nı, Türk mil­li­yet­çi­le­ri unut­maz; unu­ta­cak olan olur­sa da ha­tır­la­tı­rız. Sa­ray çev­re­le­ri ve yan­daş med­ya­da­ki te­laş da bu­nun işa­re­ti­dir. Cum­hu­ri­ye­tin ku­ru­cu­su mil­li­yet­çi ira­de, kur­du­ğu cum­hu­ri­ye­te sa­hip çı­kı­yor. Bu sü­reç­ten onun de­ğe­ri­ni da­ha iyi an­la­ya­rak çı­kı­yor. 14 yıl­lık AKP ik­ti­da­rı ül­ke­mi­zin na­sıl bir teh­dit al­tın­da ol­du­ğu­nu her­ke­se gös­ter­miş­tir. Mec­lis Baş­ka­nı­’nın, la­ik­lik il­ke­si­ne göz dik­me­si en önem­li işa­re­ti­dir. La­ik­lik il­ke­si­ni si­ya­sal İs­lam­cı­la­rın din­siz­lik ola­rak gös­ter­me­si, bir di­ğer ta­ra­fın da la­ik­li­ğin hal­ka be­nim­se­til­me­si ye­ri­ne bu­nu des­tek­ler ma­hi­yet­te­ki ta­vır­la­rı, ma­ale­sef bu önem­li il­ke­nin halk ta­ra­fın­dan an­la­şıl­ma­sı ve be­nim­sen­me­si­ne en­gel ol­muş­tur. Baş­lan­gıç­ta bu il­ke­ye şüp­hey­le ba­kan­la­rı bir öl­çü­de an­la­ya­bi­li­rim ama yüz­yı­la yak­la­şan bir sü­re­de din­dar­lık an­la­yı­şı­nın yük­sek kal­ma­sı, gü­nü­müz­de bu şüp­he­yi du­yan­la­rın hak­lı ola­bi­le­cek­le­ri ih­ti­ma­li­ni de or­ta­dan kal­dır­mış­tır. La­ik­lik il­ke­si­nin, cum­hu­ri­yet ve de­mok­ra­si­nin te­mi­na­tı ol­ma­sı­nın öte­sin­de, fark­lı mez­hep­le­rin bir­lik­te ya­şa­ma­sı­nı sağ­la­dı­ğı bir ger­çek­tir. Bu­nu ba­şa­ra­ma­yan kom­şu­muz ül­ke­le­rin şu an­ki du­ru­mu da en önem­li ka­nı­tı.

Şehitlerin sorumlusu iktidardır!

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, HDP’lilerin “Dolmabahçe’deki oturuş düzenini bile o belirledi” dedikleri “mutabakatı” yok saydığını, hatta hiç yaşanmadığını söylediğini ve bu topraklarda terör örgütü PKK’nın zerresinin bırakılmadığını ilan ettiğine göre, MHP bundan sonra nasıl yükselecek?


MHP sadece PKK karşıtı bir parti değildir. MHP yüz elli yıllık Türk milliyetçiliğinin temsilcisidir. Türk milliyetçileri yıkılmış ve işgal edilmiş bir imparatorluktan Atatürk’ün önderliğinde bir cumhuriyet kurmayı başarmış ve bunu yaşatmayı da sağlamıştır. Türk milliyetçiliği kapsayıcı bir anlayışı benimsemiştir. “Ne Mutlu Türk’üm Diyene!” sözleri cumhuriyetin vatandaşına eşit bireyler olarak baktığını göstermektedir. Hâlbuki PKK ayrıştırıcı, bölücü bir terör örgütüdür. MHP yalnız PKK’ya değil benzer her türlü terör örgütüne de karşıdır. Zaman MHP’nin terör karşısındaki tavır ve görüşlerini haklı çıkarmıştır. Yanılan, kandırılan bugünün siyasi iktidarıdır. Son dönemde verilen şehitlerin sorumlusu açılım sürecinde bölgeyi PKK ve uzantılarına teslim eden siyasi iktidardır.

Milletimiz Türk tipi başkanlık sistemine izin vermeyecektir!

Adaylığınızın bir heyecan dalgası yarattığını söylerken hangi somut verilere dayanıyorsunuz?


Kamuoyu yoklamalarında şimdiden yüzde 25 oranını yakalıyoruz. Sarayın, hükümetin ve yandaşlarının dün en ağır sözleri sarf ettiği MHP yönetimini el üstünde tutması, öve öve bitirememesi, aralarındaki dostluk, bahar havası ve dayanışma bence bundan duyulan korkunun neticesidir. “Söyle dostunu bana kim olduğunu söylememe gerek yok sana” deyişi sanırım bunu en iyi şekilde ifade ediyor.

YÖNETEN ZİHNİYET DEĞİŞMELİ

Diyelim ki, MHP Genel Başkanı oldunuz. Büyük ihtimalle önünüze hemen “Türk Tipi Başkanlık Anayasası” gelecek. Böylece ilk sınavınızı referandumda vereceksiniz. Yeni anayasa konusunda tavrınız nedir? Siz yeni anayasa yapılmasına mı, Türk Tipi Başkanlık Anayasası’na mı karşısınız?

Geniş bir anayasa değişikliği yapılması gerektiğine inanıyorum. 1982 Anayasası, yapıldığı günden itibaren her hükümet döneminde bir değişikliğe uğramış ve bütünlüğünü kaybetmiş bir anayasadır. Başkanlık sistemine gelince… Cumhuriyetimiz parlamenter demokrasiyi esas almıştır. Parlamenter demokrasimizin, eksiklerine rağmen yüzyıla yaklaşan birikimlerini bir kenara iterek sil baştan bir yeni sisteme geçiş en az 15-20 yılımıza mal olacaktır. Kısa vadeli hesaplara ve stratejilere istinaden yapılan cumhurbaşkanını halkın seçmesi değişikliği bile içi doldurulmadığı için anayasayla çatışan ve çelişen bir cumhurbaşkanlığını ortaya çıkarmıştır. Ülkelerin gelişmesi, başkanlık veya parlamenter demokrasiyle yönetilmesinden ziyade, yöneten zihniyetin demokrasiyi benimsemesi ve içselleştirmesine bağlıdır. Yöneten demokrasiyi araç olarak görüyorsa, sistemin şu veya bu olması önemli değildir. Yönetim şekilleri ülkelerin tarihsel süreç içinde oluşturdukları, ihtiyaçlarına cevap aradıkları sistemlerdir. Birbirinden farklı kurumlara sahip olabilirler. Almanya, Fransa, İngiltere, ABD farklı kurum ve sistemlere sahiptir.

MECLİS DE DEĞİŞECEK

AKP elindeki eşi benzeri görülmemiş medyanın etkisiyle referandumu aşmayı, yani Türk Tipi Başkanlık Rejimi için halktan onay almayı başarırsa ne yapacaksınız? İktidar karşısında nasıl bir Meral Akşener bulacak?


Sarayın istediği şekilde, dar bölgeyi esas alan bir başkanlık sistemine geçildiği takdirde, dar bölgeden seçilmek için adayların çok büyük masraflar yapması gerekecektir. Yalnızca sistem değil Meclis’in yapısı da tümden değişecektir. Milletimizin buna izin vereceğini düşünmüyorum. Gerçekleşmemesi için her türlü mücadeleyi yaparım.

GÜÇLÜKLER BİZİ DURDURAMAZ


Genel Başkan adaylığınızı açıklar açıklamaz bir iftira ve saldırı yağmuruyla karşılaştınız. Bunun devam edeceği anlaşılıyor. Korktuğunuz, çekindiğiniz, “Şunu bulurlarsa…” diye endişe ettiğiniz bir konu var mı?


Yaptığımız mücadelenin kolay olmayacağının, birçok yerle de mücadele edeceğimizin başından beri farkındayız. Biz mücadelenin içinde yetiştik. Zorluklar ve güçlükler bizi durduramaz. Yılgınlık ve çaresizlik tanımayız. Elimizi taşın altına koymaktan kaçmayız. Bir mücadeleye girerken bir tek şeye bakarız, bu da o mücadelenin Türk Milleti’nin hayrına olup olmadığıdır. 22 yıldır aktif siyasetteyim. Tehditlere pabuç bırakmayacağımı herkes bilir.

DEMOKRASİ AĞIR DARBE ALIR

MHP kongresinin yapılmaması veya adaylığınızın bir şekilde engellenmesi durumunda ne yapacaksınız? Harekat planınızı aşama aşama söyler misiniz?

Ben ve arkadaşlarım demokratik bir hakkımızı kullanmak için yola çıktık. Talebimiz son derece haklı ve makul. Biz bir yıl önce bu yönetimi, benim oyum da dâhil, oyların tamamına yakını olan bin 154 üst kurul delegemizin oyuyla seçtik. İmza aldığımız üst kurul delegeleri değişmedi, aynı delegeler oy kullanacak. Bizim anlamadığımız şey; sayın Devlet Bahçeli’nin bir yıl önce yüksek oyuna mazhar olduğu delegeden bu derece korkması… Bu kongrenin, yargıya müdahale olmaması halinde, gerçekleşmemesi söz konusu değildir. Geçmişte yapılmış benzer Saadet Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi vb. birçok kongre örneği var. Kongrenin yapılmaması demek, medyadan sonra muhalefetin de iktidar kontrolüne geçmesi demektir. Bundan Türk demokrasisi çok ağır bir darbe alır. Bu durumda iç hukuk yollarını ve demokratik haklarımızı sonuna kadar kullanacağız. Delegesinden korkan ve iktidarın himmetiyle ayakta duran bir muhalefeti, Türk Milleti ve Türk milliyetçileri en ağır şekilde sandıkta cezalandıracaktır. Genel Başkan’ın 1 Kasım öncesinde söylediği “17-25 Recep Tayyip Erdoğan” ve “Ver Bilal’i al iktidarı” sözlerini MHP’li seçmenler unutmayacak ve unutturmayacaktır.



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211