Terim: Geriye yaslanmak istemiyorsunuz

İlk olarak Arda'nın Barcelona ve Türk Milli Takımı'nda farklı mevkilerde oynatılması hakkındaki soruya cevap veren Fatih Terim, "Arda’nın Milli Takım hocasıyla kulüp takımı hocasının ayrı görüşlerinin olması çok doğal. İkimize de saygı duymak zorundasınız. Onun nasıl oynattığı beni ilgilendirmez, benim nasıl oynattığım da onu ilgilendirmez. Dolayısıyla saygı çerçevesi içerisinde birbirimize yaklaşmamız gerekir. Arda, ortada da oynayabilir, Arda kenarlarda da oynayabilir, santrafor arkası da oynayabilir. Arda o yetenekte bir çocuk. Zaten kendisi de söyledi. Herkes kendine göre bir yerde Arda’yı oynatıyor. Herkes de kendine göre haklı." dedi.

İspanya'nın Çek Cumhuriyeti ve Gürcistan ile oynadığı maçları tribünden izlediği hatırlatılan Fatih Terim'e, "İki takım da arkaya yaslandı. Siz nasıl bir oyun planı düşünüyorsunuz?" şeklinde sorulan soruya tecrübeli hoca şu cevabı verdi:

"Farz edelim ki geriye yaslanmak istemiyorsunuz. İspanya sizi yaslamaz mı? Yaslar. Bu gerçeği kabul ederek hareket etmek lazım. Belki de dünyanın en iyi takımlarından bir tanesi. Saygıyla bunu söylemek lazım, ancak futbol sahada oynanıyor. Biz de orada elimizden gelenin en iyisini yaparak kendimize ait olan bir oyunu oynamaya çalışacağız. Bakalım ne olacak. Ama dediğim gibi İspanya çok komplike ve genel oyun anlayışı buna dayalı olduğu için böyle bir senaryo beklemek de çok yanlış olmaz."

Hırvatistan maçından sonra, Arda'nın fazla baskı altında kalmaması gerektiği yönündeki söylemlerinin biraz daha açıklığa kavuşturulması istenen Fatih Terim, "Eğer ortada bir başarı varsa bu herkesindir. Bir başarısızlık varsa bu da paylaşılmalıdır. Benim vermek istediğim mesaj budur. Kolektif bir oyun oynuyoruz. Genel olarak başarısızlıklar teknik direktörlere çıkar ama başarı herkese paylaştırılır. Ben oyuncuların tek başına bir sorumluluk almasını çok uygun bulmuyorum. Bir oyuncu kendi kalesine gol dahi atsa oyunun 90 dakika süresi içinde bu çok küçük bir zaman dilimidir. Sorumluluklar ve sorumsuzluklar, başarılar ve başarısızlıklar paylaşılmalıdır. Yüzdesi herkes için aynı olmayabilir ama burada sadece bir oyuncu olarak, 'Ben hatalıydım' demek haksızlık olur. Hepimizin bu konuda muhakkak ki bir sorumluluğu vardır. Birilerini suçlamak, birilerine bu olayı yıkmak yanlış olur." diye yorum yaptı.

Fatih Terim'in dün basın mensuplarıyla düzenlediği sohbet toplantısında, 'Milli Takım benle ya da bensiz devam edebilir' şeklinde bir cümle kullanmasıyla ilgili bir soru üzerine tecrübeli teknik adam şu cevabı verdi:

"Ben dünkü sohbet sırasında şunu söylemişim. Kameraya aldığımız için aşağı yukarı yarım saat uğraştım ne dediğime baktım: ‘Bu şampiyona bitiyor, 2 ay sonra tekrar Hırvatistan ile oynuyoruz. Avrupa şampiyonası dünyanın sonu değil. Dünya kupası da devam ediyor. Benli ya da bensiz milli takım bir şekilde devam ediyor’ demişim. Anlamalar böyle olmuş. Ben Milli Takım'da çok mutlu olduğumu hep ifade ediyorum. Ama hayatın bize ne getireceği belli olmaz. Dolayısıyla öyle bir şey olursa benim sizden saklayacak bir şeyim de olmaz. Zamanı gelince bunlar da konuşulur."

Bir basın mensubunun, 'Yarın İspanya karşısında bir beraberlik, işi son maça taşımak anlamında sizin için tatmin edici olur mu?' şeklindeki sorusuna Terim, "Muhakkak ki olur. Turnuvalarda ne kadar şansınız devam ederse o kadar ümitlisiniz demektir. 1 puan, iddiamızı son maça taşımak olur. O yüzden bizim için doğru ve makul olabilir." diye cevap verdi.

'İspanya karşısında Hırvatistan maçının ilk 11'nde bir operasyon bekleyebilir miyiz?' sorusuna da Fatih Terim, "Yapılacak herhangi bir değişikliğin adını operasyon koymak çok acımasız olur." diyerek, şöyle devam etti:

"Değişiklik olabilir muhakkak. Ama bu sorunuzdan hareketle ben – belli ki Arda çok dolmuş öyle görünüyor – ülkemiz acımasız derken başka ülkelerin de acımasızlığı birbirine eklenince ortaya çok hoş olmayan bir tablo çıkıyor tabii. Kaybettiğiniz zaman hiç konu olmayacak mevzular büyütülüyor. Dramatize ediliyor. Senaryolar değişiyor. Akıl almaz noktalara doğru gidiyor. Şimdi hadi eskiden gazeteyi yasaklardınız, televizyonu yasaklardınız. Şimdi sosyal medyayı yasaklayacak haliniz yok. Bütün oyuncularımızın hepsinin her şeyden haberi var. Dolayısıyla iniş-çıkışlar yaşayabiliyorlar. Ben bunu hep söyledim biliyorsunuz, ay yıldızın olduğu yerde biraz daha hassas oluyorsunuz. Hassas olmayan insanlara da daha çok kahrediyorsunuz. Ben oyunun iki tarafında da bulunduğum için – hem futbolcu hem hoca olarak - şimdi 15-16 maçtır bu ülkeyi sevince boğmuş, kendinden – bazı kesimler tarafından – beklenmeyen reaksiyonlar ve refleksler gösterip çok önemli işler yapmış bir milli takım grubunun, sonuçta 1 maç kaybettikten sonra, bazılarının inlerinden çıkıp tekrar sanki bir şey bekliyormuş gibi devam etmeleri takım üzerinde olumsuz bir etki yapıyor. Onun sıkıntısını da biz çekiyoruz. Açıkçası bir değil, bu takımın iki de üç de beş de kaybetme hakkı var.

Sonuç olarak dünyanın her tarafında mağlubiyet eleştirilir, eleştirilmelidir. Ama dediğim gibi iş çok ağır noktalara vardığı zaman… Şimdi ne yapalım yani? Biz üstüne atladık bu mevzunun, Ozan’ın saçındayız… Yani Ozan baktığınız zaman çok genç bir çocuk, o yüzden mi yedik golü? Böyle bir şey olamaz. Dolayısıyla Arda da herhalde bundan biraz dolmuş. Biraz da geriye gidersek İspanyol basını, İtalyan basını, Türk basını falan derken Arda da takım kaptanı olarak biraz, ya hiç mi vefa anlayışınız yok manasında… Onları da hoş görmemiz lazım. Yani benim takımımın, bizim takımımızın… Çünkü niye? Kaybedince benim takımım oluyor, kazanınca Türk Ulusu’nun takımı oluyor. Doğrusu esasında ikincisi. Ülkenin takımıdır bu. Çocuklarımıza biraz dokunmayalım. Hiç olmazsa kaybetseler de hesabı verecek olan onlar değil, biziz. Bir hesap verilecekse… Daha güzel şeylerden bahsetmekte yarar var. Ben oyuncularıma güveniyorum.

Ben hep şunu söyledim. Hazır İspanyol basını buradayken onu da bir daha söyleyeyim. Türk Milli Takımı herkes tarafından, ‘Helal olsun ellerinden geleni yaptılar’ cümlesini hak edecek bir oyun oynadıktan sonra sonucun hiçbir önemi yok. Muhakkak sonuç önemli ama mesajımı, ne demek istediğimi anladınız. Mesele budur. Sanıyorum ki o gün Hırvatistan maçında oyuncularımız mecazi anlamdaki savaşını görmediği için o bir grup - iyi niyetli - basın ve Türk insanı ona üzülmüştür. Onda haklı olabilirler. Bir daha onu inşallah görmeyecekler. Ama bu kaybetmeyeceğiz, her maçı kazanacağız manasında değildir. Bazen kötü oynar da kaybedersiniz, bazen çok iyi oynar da kazanamazsınız gibi futbolcun bu güzel taraflarını daha anlayışla karşılarlarsa memnun olurum." 


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211