Alexa

Çakıcı'dan Mektup: Onlar erozyonuna uğramış zavallıdır

Bolu F Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulunan ünlü kabadayı Alaattin Çakıcı flaş açıklamalarda bulundu.

Çakıcı'dan Mektup: Onlar erozyonuna uğramış zavallıdır

Ünlü kabadayı Alaattin Çakıcı, UYAP üzerinden 2 sayfalık verdiği dilekçede; hastalıklarla uğraştığını kendisinin sevk istemediğini ve; " Öleceğimi bilsem bile Adalet Bakanlığından bir daha hastalıklarımla ilgili bir talebim olursa, mezarındaki annem hortlasın" diye bir ifade kullundığını belirtti.

Çakıcı'nın mektubu şöyle:

Sayın Bakanım:

Daha önceki basın açıklamamda, "Öleceğimi bilsem bile Adalet Bakanlığından bir daha hastalıklarımla ilgili bir talebim olursa, mezarındaki annem hortlasın" diye bir ifade kullandım. Son bir haftadır, hava kirliliği, nem oranı, ve KOAH rahatsızlığım, nefes almamı zorlaştırdığı için, acil olarak iki defa hastaneye gittim. Buharlı hava verildi ve göğsüm açıldı. Bir haftadır tansiyonum 18-11'den aşağı düşmedi. Burnum sürekli kanadı.

Hava kirliliği, nem, boyun, bel ve ayaklarımdaki menüsküsten dolayı vücut hareket fonksiyonlarımın yüzde 80 oranında kaybetti.Uyandığımda yataktan saatlerce kalkamıyorum. Bazı memurlar, aylardır şahit oluyor. KOAH rahatsızlığım, tüm hastalıklarımı tetiklemektedir. 17/02/2017 tarihinde, revir görevlileri ve revir doktoru, hastalıklarımın kötüleştiğini, KOAH, hava kirliği, ve nem oranın diğer hastalıklarımı tetiklediğini kurum müdürüne bildirmiştir.

Daha sonra, öğrendiğime göre "Ölüm riski taşıyor" diye kurum doktoru rapor etmiş, idareye vermiş. Bana, ne 1. Müdür ne 2. Müdür nede herhangi bir baş memur yada memur, " Böyle bir risk taşıyorsun, bir dilekçe ver de Genel Müdürlüğe bu raporla ilgili bilgi verelim" talebinde bulunmamıştır. Benimde böyle bir dilekçem yoktur. Eğer onlar böyle bir talebim olduğunu iddia ediyorlarsa ortaya koyup, bana ait olup olmadığını anlamak için Adli tıbba göndersinler. Hastaneye gitmeden çok önce 2. Müdür Şerif Kılıçarslan, İKBM Emin Öncü ve İKM Osman Çalık ve Avukat Serzen Sümer önünde yukarıda bahsettiğim ve daha sonra öğrendiğim doktor raporu ile ilgili UYAP kayıtlı raporu bana verdi okudum. Kendisine böyle bir rapordan haberim olmadığını söyledim.

Kendisi de bana ölüm riski taşıdığın doktor raporuyla kayıt altına alındığını söyledi. Bu raporla ilgili savcılık kanalıyla Genel Müdürlüğe yazdığım üst yazıyı da vermek istedi. Bana daha evvel hastalığımla ilgili Adalet Bakanlığınızdan hiçbir talebim olmayacağını söyledim. Böyle bir talebim olursa "annem mezardan hortlasın" demiştim, onun için üst yazıyı kabul etmedim. Öleceğimi de bilsem böyle bir talebim olmayacağını kendisine ifade ettim. Oda bunun üzerine evrakı sen almazsan, ölüm riski taşıdığın için doktor tarafından avukatına ve ailesine bildirilmesini istediğini söyledi.

Avukatım da içeriğini bilmediği halde üst yazıyı bana verebilirsin dedi. Yasal hakkı olduğu için üst yazının bir fotokopisini dilekçe vererek talep etti. O zaman müdür Bey, UYAP kayıtlı bir fotokopinin kendisine verilmesini söyledi. Üç, beş dakikada çekilip gelmesi gereken fotokopi 25 dakika sonra avukatıma verildi. Yazının son-beş paragrafı değiştirilerek benim ağzımdan yazılmış gibi Selim müdür infaz koruma memurları yazdırıyor. Sayın Mehmet Berlivanlı'nın buradaki ayağı Salim Özcan'dır.

15 Temmuz'da gündüz öğlenden sonra Bolu F tipinden 145 mahkumun sevkini Mehmet Fatih Berlivanlı'nın emri ile yapmıştır. 15 Temmuz gecesi ihtilal girişimi olunca, 145 adli mahkum 15 gün sonra sevke gönderdiler. Mehmet Fatih Berlivanlı'nın amacı burada yalnız kalıp bana tezgah kurmaktı. Ama kurduğu tezgaha tezgahı başına geçirdim. Aynı tezgahı burada yapmaya kararlıydı burada da hezimete uğradı. Ömrümde sözümü yemedim. Annem mezarından hortlasın diye basınla açıklama yapmıştım. Selim müdür Ankara'ya iyi gözükmek için bu üst yazının beşinci paragrafını benim ağzımdan yazmış gibi kaleme almıştır. Bu 25 dakikalık fotokopi sürecinde namuslu şerefli adamlar, mahkumun talebi olmadan dilekçe vermeden, sevk için verilmiş gibi onu resmi yazıya dökenler, devletin yetkisini kötüye kullanarak makamı, mevki katletmiştir. Beni dört yere gönderen, DHKP-C ile işbirliği yapan, nem oranı yüksek, hava kirliliği olan illere Mehmet Fatih Berlivanlı göndermiştir. Kendisine son yazdığım mektubu "benimle senin ne işin var, benimle işim varsa elini çabuk tut " yazmıştım diye yazmıştım. Evet çok ağır hastalıklarla uğraşmaktayım. 17.2.2017'de Allah şahidim sevk istemedim. Sadece hastalıklarımın çok kötü oluşundan hala lafım dayım. Anam mezardan hortlayacağına Allah hastalıklarımdan ölümü bana nasip etsin. Ana kıymetini bilmeyen makamı-mevkisi ne olursa olsun o kişi insanlığını yitirmiş onur erozyonuna uğramış zavallıdır.

Not: Bakanlıkta mutlaka onurlu şerefli bir sürü adam vardır.

17.2.2017'de sevk için beşinci paragrafta yazılan ağzımdan söylenmiş gibi bir yazılı talebim varsa namuslu Genel müdürlükteki görevliler bu talebimi Bolu F tipi cezaevinden istesin. Varsa basınla verip beni tüm Türkiye'ye rezil etsinler.

Sayın bakanım;

Ömrümde kimseye yalakalık etmedim ve biat ta etmedim. Yeri geldi size de konuştum herkese de konuştum. Devletin vermiş olduğu her cezayı cezaya hep saygı duydum. Ama söylediğim hiçbir lafı inkar etmedim. Ömrümce hep adamlarla işim oldu çakalları hiç adam yerine bile koymadım. Lütfen yanlış anlamayın. Bu çakal lafım şahsınıza değildir. Buradaki çakallar için konuşuyorum. Bolu F Tipindeki üç kattaki çakallarla ilgili. 

Saygılarımla arz ederim

Alaattin Çakıcı

KAPSAMHABER

YORUM EKLE

banner325