banner434

banner433

Erdoğan, Trajediyi Engellemek İçin Çırpınan Türkeş'i Yad Ediyorum

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye bundan tam 60 yıl önce tarihinin en kara günlerinden biri olan 27 Mayıs darbesine maruz kalmıştı. TSK içindeki bir grup cuntacının darbenin ardından yaşananlar ise sadece demokrasimiz adına değil, adalet ve insanlık adına da utanç vericiydi." dedi.

Güncel 27.05.2020, 23:32 28.05.2020, 00:38
Erdoğan, Trajediyi Engellemek İçin Çırpınan Türkeş'i Yad Ediyorum

Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ı anan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ''Aslında burada yapılan iş yargılama değil, darbe yaparak Anayasa'yı çiğneyenlerin yaptığı bir hukuk cinayetiydi. Yassıada'da aylar boyunca bir zulüm makinesi işletilmiştir.'' dedi.

Dün darbeden, emperyalistlerin desteğinden medet umuyorlardı

Milliyetçi Hareket Partisi'nin kurucusu ve lideri Alparslan Türkeş'i de anan Erdoğan, yaptığı açıklamada, ''Türkiye, 15 Temmuz darbe girişiminde canı pahasına mücadele verirken, tankları alkışlayan işte yine bunlardı. AK Parti ve MHP olarak ülkemizin en büyük yönetim reformunu hayata geçirirken de karşımızda yine bunlar vardı. Dün milli iradeye rağmen iktidar rüyası görüyorlardı, bugün de aynı rüyayla övünüyorlar. Dün darbeden, emperyalistlerin desteğinden medet umuyorlardı, bugün de aynı beklentiye sarıldılar. Milletimiz adeta kılcal damarlarına kadar bildiği bu zihniyete, 1950'den beri yönetimi teslim etmemiştir.'' dedi.

Demokrat Parti yöneticilerinin işkenceye maruz kaldığı yargılamalar burada yapılmıştı

Darbe yaparak Anayasa'yı çiğneyenlerin yaptığı bir hukuk cinayeti olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yassıada'da aylar boyunca bir zulüm makinesi işlendiğini belirterek şu açıklamalarda bulundu; "Türkiye bundan tam 60 yıl önce tarihinin en kara günlerinden biri olan 27 Mayıs darbesine maruz kalmıştı. TSK içindeki bir grup cuntacının darbenin ardından yaşananlar ise sadece demokrasimiz adına değil, adalet ve insanlık adına da utanç vericiydi. Üzerinde bulunduğumuz Yassıada'da, diğer bir ifadeyle 'Yassııada'da yapılan önceden verilen emirlerin uygulamalar şeklinde gerçekleşen yargılamalar bitmişti. Milli iradenin temsilcisi konumundaki Demokrat Parti yöneticilerinin işkenceye maruz kaldığı yargılamalar burada yapılmıştı. Aslında burada yapılan iş yargılama değil, darbe yaparak Anayasa'yı çiğneyenlerin yaptığı bir hukuk cinayetiydi. Yassıada'da aylar boyunca bir zulüm makinesi işletilmiştir."

"Sürgüne gönderilen Hindistan'dan idam kararlarının hukuki ve meşru olmadığını belirterek trajediyi engellemek için çırpınan merhum Alparslan Türkeş'i de yad ediyorum. Menderes ve arkadaşlarını idam sehpasına çıkaranların alınlarındaki kara leke hiçbir zaman silinmeyecektir. Menderes ve arkadaşlarının milletimizin kalbindeki yeri her zaman artarak devam edecek."

Demokrat Parti'nin Başbakanı ve bakanlarının idam kararları da burada alınmıştı

Bir Başbakanı idama götürürken bile prostat muayenesi bahanesiyle aşağılamaya kalkacak kadar alçaldıklarını belirten Erdoğan, "Bu ülkenin yüreği vatan sevdasıyla dolu Genelkurmay Başkanı'nı tokatlayarak tarihimizde görülmemiş rezillikler sergilediler. Demokrat Parti'nin Başbakanı ve bakanlarının idam kararları da burada alınmıştı. Her üç kahraman da idam sehpasına gururla, inançla yürüdü. Darbeden 16 ay sonra gerçekleşen bu idamlar milletimizin yüreğine kor bir ateş gibi düşmüştü. Aslında o gün hukuk ve adalet ayaklar altına alınarak idam sehpasına gönderilen milletin bu üç adamı değil, milli iradenin ta kendisi olmuştur. Darbeyle görevinden indirilen, tiyatro mahkemelerde yargılanan rahmetli Menderes ve arkadaşları değil, değerleri ve inançlarıyla milletimizdir." ifadelerini kullandı.

Onları yargılayanlar ve asanlar, hayatlarını nefret dolu bakışlar altında sürdürmek zorunda kaldılar

"Sürgüne gönderilen Hindistan'dan idam kararlarının hukuki ve meşru olmadığını belirterek trajediyi engellemek için çırpınan merhum Alparslan Türkeş'i de yad ediyorum. Menderes ve arkadaşlarını idam sehpasına çıkaranların alınlarındaki kara leke hiçbir zaman silinmeyecektir. Menderes ve arkadaşlarının milletimizin kalbindeki yeri her zaman artarak devam edecek." ifadelerini kullanan Erdoğan, "Uzun süre Yassıada'da ömür çürüten Faruk Nafiz Çamlıbel, "Bilmiyor gülmeyi sakinlerinin binde biri; Bir vatan derdi birikmiş bir avuçluk karada; Kuşu hicran getirir, dalgası hüsran götürür; Mavi bir gölde elem katresidir Yassıada." İdama götürülürken önce, burası da çok önemli, abdestini alıp iki rekat namaz kılıp ardından altındaki kendisi iterek düşüren ve celladına da sen çekil o sandalyeyi ben iterim diyen Fatin Rüştü Zorlu'nun hatırasına sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur. Kişilik bu, kimlik bu, şahsiyet bu. Başarılı bir maliye bakanı olduğu halde darbecilere istedikleri imtiyazları sağlamadığı için kendisine kin beslenen Hasan Polatkan'ın hatırasına sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur. Onları yargılayanlar ve asanlar, hayatlarını nefret dolu bakışlar altında sürdürmek zorunda kaldılar." dedi.


Rahmetli Özal'ın gayretiyle Menderes ve arkadaşlarının kabirlerinin İmralI'dan İstanbul'a taşınması 30 yıl sonra gelen bir vefa örneği olduğunu söyleyen Erdoğan, Bugün burada şehitlerin bize emaneti olan bu adada 60 yıl sonra yeni bir dönemi başlatarak gönülleri tamir etmek üzere bir aradayız. Milletimiz buranın adını Yassıada'dan 'Yaslıada'ya dönüştürmüştü. İkisini de tarihe gömüp burasını Demokrasi ve Özgürlükler Adası haline getirmeyi kararlaştırdık. Demokrat Parti'nin milletimizin güçlü desteğiyle iktidara gelmesi oyunlarını bozunca, bunlar için her yol darbeye çıkmaya başladı. Sokakları karıştırmaktan, terör örgütlerinden medet ummaya, emperyalistlerin senaryolarında figüranlıktan yalana kirli bir siyaset anlayışına çalıştılar. Meclisi itibarsız hale getirmekten, darbe çığırtkanlığı yapmaktan asla çekinmediler. Yapılan her hizmete, kazandırılan her esere, yükselen her inşaata, elde edilen her başarıya karşı çıktılar. Menderes'e hangi inançla saldırdılarsa, şimdi de Cumhur İttifakı'na aynı nefret duygularıyla yüklendiler." dedi.

Kaynak: KAPSAMHABER
Yorumlar (0)