Prof. Dr. Tarhan, Narsisizmin Sonucu Yalnızlık ve İntihardır

Prof. Dr. Tarhan, “Yunus anlatılıyor ama felsefesi anlatılmıyor. Kendi benliğini terbiye etmek isteyen insanlar, olgunlaştırmak ıslah etmek isteyenler, Yunus'ta birçok ipucu, birçok hazine bulurlar” dedi.

Güncel 19.03.2021, 20:06 19.03.2021, 21:43
Prof. Dr. Tarhan, Narsisizmin Sonucu Yalnızlık ve İntihardır

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sekülarizm çağında narsisizm pandemisinden bahsedildiğine dikkat çekerek “Narsisizmin sonucu yalnızlık ve intihardır." dedi. Bunun bütün dünyada böyle olduğunu belirten Tarhan "Bu artışın sebeplerinden birisinde yaşam felsefemizin genetiği ile oynanmış olmasıdır. Bu genetiği düzeltmeden gençlere ve insanlara faydalı olamayız." dedi.

Yunus Emre bunu o zaman da fark ettiğini, İnsanların bencilleştğini, güvenlik kaygısıyla sadece kendilerini düşündüklerini, Böyle durumlarda O, ilahi aşk yolunu kullanıyor” ifadelerini kullanan Tarhan, bencil insanların Yunus Emre’yi göremeyeceğini de belirterek, “Yunus anlatılıyor ama felsefesi anlatılmıyor. Kendi benliğini terbiye etmek isteyen insanlar, olgunlaştırmak ıslah etmek isteyenler, Yunus'ta birçok ipucu, birçok hazine bulurlar” dedi.

Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı ve Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, açılış ve selamlama konuşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2021 yılını Yunus Emre ve Türkçe Yılı olarak ilan edilmesine binaen sempozyumu düzenlediklerini belirterek Yunus Emre’nin Türk coğrafyasında çok önemli bir yeri olduğunu söyledi.

Yunus Emre’nin yaşadığı 13. ve 14. Yüzyılın Anadolusu’nda Doğu Roma, Moğol ve Memluk İmparatorluğu’nun neden olduğu siyasi, iktisadi ve içtimai karışıklığa karşı Türk İslam medeniyetinin direncini temsil eden büyük bir düşünce ve eylem insanı olduğunu kaydeden Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “Böylelikle gazilerin, ahilerin, abdalların kadim değerleri olan barış, refah ve adalet ülküsünü Anadolu'nun her köşesine yayan Yunus Emre, sınıf, statü ve topluluklar üstü bir konumun sembolü de olmuştur. Şüphesiz ki bu konumun oluşmasında  Yunus Emre'nin duru bir dil ve dinamik bir eylem biçimi geliştirmesi nedeniyle akıl deneyim ve nefs ile bütünleştirerek farklı kesimlerin gönül kapısına girebilmesinin payı büyüktür. Bugün dünyamızın her zamankinden daha çok Yunus Emre'yi anma anlama ve aşma çabasına ihtiyaç vardr” dedi.

“Yunus Emre, Hak sırrının peşindedir.”

Üsküdar Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Mehmet Zelka, Yunus Emre’nin “Gel gidelim dosta gönül” şiiriyle başladığı açılış konuşmasında Yunus Emre’nin irfan mektebinde okuyan bir arif, sözü hale dönüştüren bir Allah dostu ve sır sahiplerinin sırlarını açıklayan bir dilin sahibi olduğunu söyledi. Prof. Dr. Mehmet Zelka, “Yunus Emre, Türkçe ibareler ile güzel gazel ve ilahi tarzında pek çok tasavvufi sırları açıklar. Onun şiirlerinde sosyal olayların ve mahalli hayatını izlerini görmek mümkündür. Yunus'un sanatı tefekkürü sanatını örtmez. Düşüncelerin, şiirin sınırlı yapısı içinde kaybolup gitmez. Şiirlerindeki öğreticilik insana bıkkınlık vermez. Çeşitli aşk halleriyle hallenen Yunus'un şairliğini ispat etmek gibi bir düşüncesi de yoktur. Zira Hak sırrının peşindedir. Sabırla aradığını bulmuş ve Hak’tan gelen şerbeti içmiş ve halka içirmiştir. Çağımızda böylesi dervişlere, böylesi Yunuslar’a çokça ihtiyaç olduğunu ifade ediyorum” dedi.

“Yunus Emre, insanlara gönlü anlatmaya çalıştı.”

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) Başkanı Süleyman Arslan ise selamlama konuşmasında vefatının 700’üncü yılında anılan Yunus Emre’nin aslında gönül ordusunun bir ferdi olduğunu belirterek “Yunus Emre, 1071'de Malazgirt Zaferi ile Anadolu'ya açıldığımız zamanlarda dervişlerle beraber gelen insanlardan birisidir. Ahmet Yesevi geleneğini bu ülkeye bu diyara Türk dünyasına taşımış, artık Bosna'ya kadar Avrupa'ya kadar götürmüş insanlardan bahsediyoruz. Bunların içerisinde tabii Yunus'un ayrı bir yeri var, onu belirtmek gerekiyor. Ortak özelliği, Yunus'un hepimiz içinde sevilen öne çıkan tarafı gönül insanıydı Yunus. İnsanın bir gönlü var. Yunus bunun farkındaydı, insanın gönlü ile insanlık aleminde yüceldiğini biliyordu. Yüce gönüllü insanlardandı.  İnsanlara gönlü anlatmaya çalıştı gönlün öneminden kıymetinden bahsetti” diye konuştu.

Yunus Emre’nin asırlar önceki mesajlarını bu çağda anlamak çok önemli.”

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan ise açılış ve selamlama konuşmasında Yunus Emre’yi asırlar ötesinden alıp bugüne getirip onun hakkında konuşarak mesajlarını bu çağa vermenin ve anlamanın önemine işaret etti. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Umarım Orta Asya’dan Avrupa’nın ortalarına kadar giden medeniyet köklerimizin ve coğrafyamızın değerinin farkına varırız. Yunus Emre’nin Anadolu irfan kültürünün temel kaynaklarından birisi olduğunu göreceğimizi düşünüyorum” dedi. 

“Yunus Emre Anadolu’yu dolaşmış…”

Yunus Emre’nin yaşadığı dönemde Anadolu’nun tam bir kaos halinde olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, “Devlet otoritesi yoktu. Ciddi bir güven bunalımı yaşanıyordu. Fetret çağında gibi bir Anadolu var. Böyle bir Anadolu’da Yunus Emre bunu kendine dert edinen birisi. İnsanların harcanıp gittiği ortamda hem kendisi hem de insanlar için dertleniyor. O yüzden Yunus Emre, Mevlana gibi hep bir yerde durmamış ve bütün Anadolu’yu dolaşmış. Her tarafa dokunup temas ettiği için her yerde makamı var” dedi. 

Yunus Emre’nin en güzel tarafının Türk diline çok hizmet etmesi olduğunu kaydeden Tarhan, “Geleneklerimizi ve inancımızı kendi dilimizde ifade etme konusunda ciddi bir kaynak oluşturmuş. Yunus Terapi kitabı çalışmamı yaparken bunu da gördüm. Mesela kültürümüzde yerleşmiş olan ‘Sarı Çiçek’ ilahisi Yunus Emre tarafından yazılmış. İlahi aşk arayışı içerisinde duygularını şiir diliyle ifade etmiş. Yunus Emre’yi sadece bir şair olarak sunmak onu çok basite indirgemektir. Yunus o şiirleriyle bizi nerelerden alıp nerelere götürüyor. Yunus Emre’ye baktığımızda dünyanın geçici olduğunu ifade eden bir işleyiş içerisinde” dedi.

“Biz Batı medeniyetini taklit ediyoruz.”

Sekülarizm çağında yaşadığımızı kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Bu çağı şekillendiren filozofların sözlerinden örnek vererek, "Örneğin Freud diyor ki ‘Yaratıcı faaliyetin kaynağı haz peşinde koşmaktır.’ Hedonizmin teorik temelini oluşturuyor. Adler de ‘Yaratıcı faaliyetin kaynağı insanın üstünlük duygusu için çabalamasıdır’ diyor. Nietzche’den tutun da Sartre’ye, Kierkegaard’a kadar varoluşçu felsefeciler ‘İnsandaki yaratıcı faaliyetin kaynağı bencil olmaktır’ diyor. Batı felsefesi insanlığa bencilliğin bir medeniyet olduğunu anlattı. Böyle bir çağdayız ve biz batı medeniyetini taklit ediyoruz” dedi.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Yaşam felsefemizin genetiği ile oynandı”

Yunus Emre’nin de içerisinde bulunduğu dönemde insanların bencilleştiğini fark ettiğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şunları söyledi: “Şu anda Amerika’da ‘Narsisizm illeti’ diye kitaplar yazıyorlar. Narsisizmin pandemisinden bahsediyorlar. Narsisizmin sonucu yalnızlık ve intihardır. İntihar konusuna üniversitemizin Psikoloji bölümü ile birlikte ele almamız lazım. Finlandiya’da intiharlar yüzde 15 artmış. İstatistikler Türkiye’de açıklanamıyor ama intiharlar artıyor. Bu bütün dünyada böyle. Bu artışın sebeplerinden birisi de yaşam felsefemizin genetiği ile oynanmış olmasıdır. Bu genetiği düzeltmeden gençlere ve insanlara faydalı olamayız. Yunus Emre bunu o zaman da fark ediyor. O zaman da bakıyor ki insanlar bencilleşiyorlar, güvenlik kaygısıyla sadece kendilerini düşünüyorlar. Böyle durumlarda o ilahi aşk yolunu kullanıyor. Bu zamanda belki aşk yolunu kullanamayız çünkü duygular yükseldiği zaman insanoğlu kolaylıkla uçuveriyor. Aşırı düzeyde imkânsız aşk yüzünden sorun yaşayan kişilerle uğraşıyoruz, öyle bir aşk yolu değil gerçek aşka ulaşabilme ile ilgili çaba önemli. Mevlana ile birlikte Yunus da bizim için canlı örneklerdir.”

Kaynak: KAPSAMHABER
Yorumlar (0)