Şaka Değil Soykırım!

2017 Nisan’ından itibaren Doğu Türkistan genelinde yoğun bir şekilde kurulmaya başlayan ve sayılarının 1.200’ü geçtiği belirtilen toplama kamplarıyla bambaşka bir noktaya taşındı.

Güncel 01.04.2021, 14:58 01.04.2021, 15:45
Şaka Değil Soykırım!

Doğu Türkistan'da zulüm devam ediyor. 11 Eylül sonrasında terörle mücadele bahanesiyle Doğu Türkistan’a yönelik baskılar arttı. 2012 sonunda Xi Jinping ile başlayan sürecin acı bir öyküsü bulunuyor. Dünya üzerinde yaşamanın en zor olduğu, “Uygur, Kazak, Kırgız olma suçundan” milyonlarca insandemir parmaklıklar arkasında mahkûm edildi. Doğu Türkistan yok ediliyor!

İstanbul’da Çin Konsolosluğu önünde on yaşlarında küçük bir kız çocuğu gözyaşları içerisinde şöyle haykırdı; “Sizin çocuklarınız yok mu? 4 yıldır babamı ve kardeşlerimi görmüyorum!”

 Son dokuz yıldır Doğu Türkistan'da cinnet hali yaşanıyor.

2. Dünya Savaşı’ndan bu yana kitlesel olarak en büyük özgürlükten men etme operasyonu Doğu Türkistan’da uygulanıyor.

2014 yılından itibaren Teröre Karşı Sert Darbe Operasyonu ve ilan edilen “75 Aşırılık Belirtisi”yle başlatılan keskin saldırılar devam ederken 2017 Nisan’ından itibaren Doğu Türkistan genelinde sayılarının 1.200’ü geçtiği belirtilen toplama kamplarıyla farklı bir noktaya taşındı.

Milyonlarca insan evlerinden, çocuk ve eşlerinden, anne-babalarından, akraba ve arkadaşlarından, işlerinden, okullarından hasılı en sevdiklerinden kopartıldı. Dünyanın en ağır işkence ve mahrumiyetlerini yaşayan 3-8 milyon Doğu Türkistanlı Çin’in “gönüllü mesleki eğitim kampları”nda soykırıma uğruyor!

Çadıra ya da pusulaya sahip olmak, mutfağında birden fazla bıçağa sahip olmak, pasaportu olmak, başörtüsü takmak, camiye gitmek, oruç tutmak, okulda ve resmi dairelerde ana dili kullanmak kişinin toplama kamplarına alınması için yeterli sebep olarak görülüyor.

Suçu bulunmayan ve mahkeme edilmeyen milyonlarca insan “ayrımcılık, aşırılık ve terör” suçlamalarıyla toplama kamplarına dolduruldular.

Toplama kamplarında keyfî güç kullanımı, özgürlüğün sistematik olarak kaldırılması, kültür ve inançların tahkiri, ideolojik baskılama, insanlıktan çıkarma, taciz, tecavüz, fiziki ve psikolojik işkence, cinayet ve soykırım suçları işliyorlar. İnsan haklarının ihlal edildiği bu kamplarda insanlar akıl almaz, insanlık dışı işkencelere tabi tutuluyor.

Çin, BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde ilan edilen tüm hakları gasp ediyor. BM Soykırım Sözleşmesi’nde bulunan beş maddenin tamamını ve Roma Statüsü’nde düzenlenen 'Soykırım Suçu' ve “İnsanlığa Karşı Suçlar”ın tamamını ihlal ediliyor.

 Dünyanın insanlık adına Doğu Türkistan için söyleyecek bir sözü olmalı!

  • Doğu Türkistan’daki toplama kampları kayıtsız şartsız bir an evvel kapatılmalı, bölgede uygulanan tüm hak ihlallerine derhal son verilmelidir.
  • BM, Çin’in insan haklarını ayaklar altına alan toplama kampları vahşetini derhâl durduracak sahici adımlar atmalıdır.
  • İslam İşbirliği Teşkilatı ya İslam ülkelerini bu zulme karşı mobilize etmeli ya da kendini lağvetmelidir. Zira İİT’nin mevcut tutumu Çin’i daha da cesaretlendirmektedir.
  • Türkiye bu zulmün bitirilmesi için öncü olmalıdır.
  • Çin bu zulmü sonlandırıncaya kadar tüm dünya halkları Çin mallarını boykot etmelidir.

EDİTÖR NOTU:

Doğu Türkistan’da Uygur Türklerinin nüfusunun azaldığına dikkat çeken Avustralya’nın “Mercatornet” adlı araştırma sitesinde şu raporlara yer verildi.

William Huang’ın hazırladığı “Dünya Doğu Türkistan’daki Demografik Katliama Göz Yumuyor” adlı  raporda, Uygur nüfusunun son üç yılda ciddi ölçüde azaldığına dikkat çekildi. Dünyanın Doğu Türkistan’ındaki demografik değişikliğe göz yumduğunun altı çizildiği raporda, Doğu Türkistan’ın 2017’den önce Çin’deki eyaletlerle karşılaştırıldığında en yüksek doğum oranına sahip bölge olduğu, 2017’de ise bir yıl içinde en düşük doğum oranına sahip bölge haline geldiği belirtiliyor.

Raporda, nüfus değişiminin Doğu Türkistan’da kampların kurulmasıyla başladığı belirtildi. 2017’de bölgede 1000 kişide yüzde 15.88 olan doğum oranın, 2018’de 10.69’a gerilediği ve yıllık doğal nüfus artış oranının 1000 kişise yüzde 11.40’tan yüzde 6.13’e düştüğü belirtiliyor.

Miami Üniversitesi’nden Profesör Stanley Tups, raporla ilgili bir değerlendirmesinde, Doğu Türkistan’daki anne babalardan birinin ya da her ikisinin kamplarda tutuklu kalldığını, siyasi baskılar nedeniyle çocuk sahibi olamadıklarını belirtiyor.

Kaynak: KAPSAMHABER
Yorumlar (0)