Taşeron Çalışanlar Derneği; Taşeron İşçilere Kadro Kazığı

Tüm taşeron çalışanlar derneği Genel Merkezi tarafından yapılan açıklamada; Taşeronluk sisteminin uygulanması ile birlikte, iş kazaları ve işsizlik daha da artmıştır. Onbinlerce işçinin yaşamlarını kaybettiği bir o kadarı sakat kaldığı belirtildi.

Güncel 29.12.2017, 22:19 30.12.2017, 00:06
Taşeron Çalışanlar Derneği; Taşeron İşçilere Kadro Kazığı

Tüm Taşeron Çalışanlar Derneği Genel Merkezi yaptığı açıklamada, "2002 yılında AKP iktidara getirildiğinde, Türkiye’deki Özel+Kamuda çalışan toplam taşeron işçi sayısı 387 bin iken, bu rakam 2017 yılına gelindiğinde 6 kat artarak 2milyon 500 bine dayanmıştır.  Bunların en önemlisi, İşçi sınıfımızın örgütsüz ve sendikasız bırakılarak Özelleştirme adı altında kamu mallarının parababalarına peşkeş çekilmesidir. Yani çalışma hayatına taşeron sisteminin girmesiyle birlikte, işçilerin  ekonomik demokratik ve sosyal hakları dahada  yok edilmiş, parababalarının sömürü ve soygun düzeninin sürdürülebilmesi için, ucuz işgücü sağlanmış böylelikle Ülkemiz, parababaları için adeta dikensiz gül bahçesine ve  cennete çevrilmiştir." deindi.

Son yıllarda taşeronluk sisteminin acımasızlığı artık bütün çıplaklığıyla ortaya çıktığını belirten Dernek; "İş cinayetleri almış başını gitmiş, haksızlık, adaletsizlik had safhaya çıkmıştır. Talan ve soygun düzeni olabildiğince acımasızlaşmış, sendikal örgütlenme nerdeyse imkansız hale getirilmiş, İşçi Sınıfımız açlığa ve yoksulluğa mahkum edilmiştir. Artık bıçak kemiğe dayanmış, taşeron işçileri seslerini duyurmak için çeşitli şekillerde örgütlenmeye başlamışlardır. Nihayet son beş altı senedir ülke gündemine yerleşen taşeron işçilerinin sorunu, AKP iktidarı tarafından defalarca seçim malzemesi yapılarak gündeme getirilmiş seçimler atlatılınca hep ertelemiştir. Yine 2019 seçimleri yaklaşırken, kuruluşundan bu yana en zor günlerini yaşayan AKP iktidarı taşeron işçisinin kadro talebini sanki bir lütufmuşçasına gündemine almış ve konuyu seçim malzemesi haline getirmiştir." ifadeleri kullanıldı.

Toplamda 2.5 milyonu bulan ve aileleriyle birlikte 10 milyon işçiyi kapsayan böylesine önemli bir konu, oldu bitti ile tartışılmadan ve kapalı kapılar ardında hazırlandığı savunulan açıklamada, "Konu, işçilerin temsilcisi olan sendikalardan bile kaçırıldı. Yine Taşerona kadro konusu, dillerinde hiç düşürmedikleri sözde milletin temsilcisi olan Meclis’ten, milli iradeden kaçırıldı. Çünkü Konu tartışılsın istenmedi. Konunun açmazları, yalanları, kadro olayının bir yalandan ibaret olduğu, işçilerin beklentilerini karşılamadığı  ve riskleri detaylı olarak bilinsin istenmedi. Halkımızın deyimiyle “yangından mal kaçırırcasına” bir gece yarısı ansızın Taşeron işçilerine kadro konusunu da düzenleyen 696 sayılı “Torba KHK” yayımlandı. Bir kere böyle bir yasanın KHK ile çıkarılmasının OHAL ile ne ilgisi var? Bu konuda Anayasa’nın 121. maddesi “olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, kanun hükmünde kararnameler çıkarabilir” hükmünü içeriyor. Onun için Hükümet her istediği konuda KHK çıkaramaz. Sadece olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda KHK çıkarabilir. Taşeron işçiye kadro konusu ise olağanüstü halin gerektirdiği bir konu olmadığı çok açıktır." dedndi.

KHK ile tüm taşeron işçilere kadro verilmediğini belirten Taşeronlar derneği, "Sadece 5018 sayılı yasa kapsamında (I) sayılı cetveldeki genel bütçe kapsamındaki kamu kuruluşları (bakanlıklar gibi), (II) sayılı cetveldeki kuruluşlar (üniversiteler ve diğer özel bütçeli kuruluşlar), (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici kuruluşlar (RTÜK ve SPK gibi) ve (IV) sayılı cetvelde yer alan sosyal güvenlik kuruluşlarında taşeron işçi olarak çalışanlar kamuda daimi işçi olarak kadroya alınacak. Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) ve bağlı ortaklıklarında çalışan taşeron işçiler kapsamda değil. Özel, kamu ve mahalli İdarelerde toplam 2 milyon 500 bine yakın taşeron işçisi çalışıyor. Bunlardan sadece kamudaki 450 bin kişi kadroya alınacak, Mahalli İdarelerde Çalışan 400-450 bin işçide Belediye ve özel İdarelerin şirketlerine aktarılacak. Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) ve bağlı ortaklıklarında çalışan taşeron işçileri ile bir milyonun üzerindeki özel sektörde çalışan taşeron işçilerine olacak. Ne yazık ki bu konuda Disk Nakliyat iş Sendikası ve bizim Derneğimizin dışımızda hiçbir sendikadan, meclisteki proje partilerinden (AKP-CHP-HDP-MHP) ses yok." şeklinde açıklamada bulundu.

Kadroya alınacak olanlar için 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesinin (A) bendinin çeşitli hükümleri uygulanacak. Böylece devlet memuru değil işçi olacaklardan devlet memurları için gerekli şartlar arandığı ifade edilen açıklamada şartlar şöyle sıralandı:

En önemli ön koşul güvenlik soruşturmasıdır. Güvenlik soruşturması hukuki denetimi olmayan keyfi bir süreçtir. Ayrımcılığa, kayırmacılığa ve hatta keyfi uygulamalara yol açacaktır.

Türk vatandaşı olmak, Kamu haklarından yasaklanmış olmamak, Kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkum olmamak ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlarla, yüz kızartıcı suçlar denilen suçlardan mahkum olmamak, Akıl hastası olmamak, Güvenlik soruşturması veya arşiv araştırmasına takılmamak, Sadece bu şartlar bile taşeron işçilerinin kadroya geçmelerine en büyük engeldir. Taşeron işçilerin kadroya geçebilmeleri için taşeron olarak çalıştırılmalarına ilişkin daha önceden işverenlerine karşı açtıkları davalardan ve/veya icra takiplerinden feragat edeceklerine dair yazılı beyanda bulunacaklar, böylelikle işçilerin açtıkları ve kazandıkları alacak ve muvazaa davaları boşa gidecek ve yargı kararları uygulanamayarak yargı kararlarıyla kazanılmış hakları işverenlere peşkeş çekilecek." dendi.

Tüm Taşeron Çalışanlar Derneği Genel Merkezi tarafından yapılan açıklama şöyle devam ediyor:

En son çalıştıkları işverenlerinden geçmiş iş sözleşmelerinden dolayı herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunmayacağına ve bu haklardan feragat ettiğine dair yazılı sulh sözleşmesi yapmayı kabul edecekler. Yani kadroya alınmak için sadece geçmişte açılacak davalardan feragat değil, gelecekte bu tip davalar açılmayacağının da taahhüt edilmesi ve tüm haklardan feragat edildiğine dair yazılı bir sulh sözleşmesi istenecek. İşçiler geçmişteki iş sözleşmelerinden doğan fazla çalışma, genel tatil ücreti, yıllık izin alacağı ve hatta kıdem ve ihbar tazminatı gibi alacaklarının üzerine de bir bardak soğuk su içecekler. Kadroya alınma için davadan vazgeçme koşulu hukuk devletinin en temel ilkesi olan yargıya başvurma hakkının açıkça gaspıdır, ihlalidir.

Öte yandan kadro için başvuran işçilere sınav koşulu getiriliyor. İşçilerin yıllardır yaptıkları işi yapıp yapamadıkları sınavla belirlenecek. Kadroya başvuranların işçilerin, idarelerince belirlenen usul ve esaslara göre yapılacak yazılı ve/veya sözlü ya da uygulamalı sınavı başarması gerekecek.  Başaramayanlar işsiz kalacaklar. Açıkçası bu sınav  idarece istenmeyen, yandaş olmayan, hatta idarenin istediği sendikayı seçmeyen işçileri kadroya almamak için elemeye ve ayrımcılığa dönüşecek keyfi bir durum yaratacaktır.

Kadroya alınan işçilerse aynı işi yapan kamu işçileri ile eşit haklara sahip olamayacaklar. Kadroya geçen işçiler daha önce çalıştıkları taşeron şirketlerde Yüksek Hakem Kurulu (YHK) tarafından bağıtlanan toplu iş sözleşmelerindeki mevcut haklarını almaya devam edecekler. Bu düzenleme ile toplu iş sözleşmesi hukuku da yerle bir ediliyor. Aynı işyerinde iki farklı toplu iş sözleşmesinin uygulanmasına kapı açarak kadroya geçen taşeron işçileri Yüksek Hakem Kurulu (YHK) tarafından bağıtlanan toplu iş sözleşmeye mahkum olacaklardır.  Yine taşeron işçisi gibi çalışmaya devam edecekler. Anayasa’nın eşitlik ilkesine de aykırı olan bu durum kamuda birinci ve ikinci sınıf kamu işçisi yaratmış olacak.


Bir başka durum da, toplu sözleşme hakkını ortadan kaldıracak bir düzenlemenin KHK’de

yer almasıdır. İş kolundaki sendikaları taraf olmaktan çıkaracak ve aynı zamanda işlevsiz hale getirecek olan düzenlemeye göre hükümet ile kamu işveren sendikaları ve işçi konfederasyonları arasında bütün kamu işçilerini kapsayan çerçeve anlaşma protokolü imzalanabilecek ve bu protokol konfederasyona üye sendikalar için bağlayıcı olacak. Böylece kadroya alınan taşeron işçiler ile eski kamu işçileri arasındaki farklar devam edecek. Böylce Taşeron İşçilerinin örgütlenmesi imkansız olacak.

696 sayılı KHK ile taşeron işçilerin önemli bir bölümü kamu işçisi kadrosuna alınmıyor,

Kadroya alınan işçilere yeni bir hak verilmiyor onun için devlete ek bir maliyet veya yük getirmiyor, aksine kadroya alınmak için sadece geçmişte açılacak davalardan feragat değil, gelecekte bu tip davalar açılmayacağının da taahhüt edilmesi ve tüm haklardan feragat edildiğine dair yazılı bir sulh sözleşmesi istenerek kazanılmış davalardan kaynaklı haklar ve olası haklar gasp ediliyor,

 Kadroya alınacak taşeron işçilerin keyfi olarak elenmesine imkân tanıyan sınav sistemi getiriliyor, Kamuda ikinci sınıf kamu işçiliği statüsü yaratılıyor,

 Toplu pazarlık hakkı gasp edilerek işkolundaki sendikalar devre dışı bırakılıyor. 657 sayılı Devlet Memurlarına uygulanan güvenlik soruşturması veya arşiv araştırması isteniyor. Kısacası 696 Sayılı KHK’le düzenen taşeron işçilerine kadro konusu işin neresinden bakılırsa bakılsın koskoca bir yalandır, kandırmacadır, aldatmacadır, göz boyamadır. Aileleri ile birlikte milyonlarca işçinin tertemiz duygularıyla, umutlarıyla oynamaktır onlara yok saymaktır. Bunların inanma, kanma, umutlarınla oynatma, tanı bunları.

Kaynak: KAPSAMHABER
Yorumlar (3)
sami kaya 3 yıl önce
sayın yetkili oglum 3 yılır il özel idarede çalışıyor buradaki haklarından vazgeçsin anladım da.daha önce başka bir kamu kuruluşunda alt işveren işçisi olarak 8 yıl çalıştı ve alacaklarından dolayı mahkemelik. şimdi soruyorum bu 8 yılın hak kayıplarını ferakat sonucu kim ödeyecek. karda kışda 8 yıl dozer greyder altına yatan bu çocugumun bu hakları gasp mı edilecek.
sami kaya 3 yıl önce
oglum son çalıştıgı idarede sadece şirket kadrosuna geçirmek için daha önce çalıştıgı kamu kuruluşundan 8 yıllık kazandıgı muvaza davasından ferakat ettittiriliyor. verdikleri kadro 4d bari olsa gam yemez insan.şirket kadrosu için bu ferakat ettirmeyi vicdani bulmuyorum.
uu 3 yıl önce
eski hükümlüler ne olacak devlet kendi çıkardığı 4857 sayılı iş kanunun 30.maddesine göre suç işliyor