banner434

'Teröristin Kucağından İnip, TBMM Kürsüsüne Çıkmaya Kimsenin Hakkı Yoktur'

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, “Teröristin kucağından inip, TBMM kürsüsüne çıkmaya kimsenin hakkı yoktur” dedi.

Güncel 17.01.2022, 15:09 17.01.2022, 15:16
'Teröristin Kucağından İnip, TBMM Kürsüsüne Çıkmaya Kimsenin Hakkı Yoktur'

Türk Eğitim-Sen Şube Yönetim Kurulu Üyeleri Eğitim ve İstişare Toplantısında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, bir sözde milletvekilinin kamuoyuna yansıyan fotoğraflarına tepki gösterdi.

Geylan, bu ve bunun gibi müptezellerin fezlekelerinin TBMM’ye getirilmesini isteyerek, Teröristin kucağından inip, TBMM kürsüsüne çıkmaya kimsenin hakkı yoktur” dedi.

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan şunları kaydetti:

“Biliyorsunuz birkaç gündür medyada gündem oluyor. Bir sözde milletvekilinin bir militanla fotoğrafları yayınlanıyor. Şunu çok net ifade ediyorum: Türk Eğitim-Sen ve Türkiye Kamu-Sen olarak TBMM’de terörist istemiyoruz. 40 yıldır canımıza kastettiler, milyarlarca dolarlık maddi kaynağımızı heder ettiler. Neredeyse bu ülkede bölücü PKK teröründen dolayı şehidi olmayan köy kalmadı. Artık yeter! Teröristin kucağından inip, TBMM kürsüsüne çıkmaya kimsenin hakkı yoktur. Hiçbir terörist unsuru beslemek zorunda değiliz. Beklentimiz şudur: Bu müptezelin ve bunun gibilerin fezlekeleri TBMM’ye getirilmeli ve milletin vekili olanlar da gereğini yapmalıdır. Parti görünümlü terörist örgütte bir an önce kapatılmalıdır. Türk Eğitim-Sen ve Türkiye Kamu-Sen’in kanaati, duruşu, tavrı budur.”

Bu iş ‘Arap baharına benzemez!

Kazakistan’da yaşanan olaylara da değinen Geylan, “Kardeş ülke Kazakistan’ın dün olduğu gibi, bugün ve yarın da yanındayız. Yaşananların sadece akaryakıt zammına tepkiden ibaret olmadığı çok açık görülmüştür. Bu noktada Kazakistanlı soydaşlarımızın dirayetli durmasını istiyoruz. 2022 yılı Türk baharı olacak diye ümit eden gaflet ve ihanet unsurları şunu bilsinler ki, bu iş ‘Arap baharına benzemez! Türk milletini başkalarıyla karıştırmayın. Tarihte defalarca olduğu gibi yine bertaraf olacaksınız. Binlerce yıllık devlet geleneği olan aziz milletimizi kabile devletleriyle bir tutmayın. Emperyalizm ve onun uşakları 15 Temmuz 2016’da denediler ve Türk milletinin yumruğunu kafalarına yediler. Bundan sonra da hem ülkemizde hem de Türk Cumhuriyetlerinde farklı amaçlarla çok uluslu projelere, operasyonlara piyonluk, uşaklık edenlere sesleniyoruz: Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen’in geleneği 15 Temmuz 2016 gecesinde yaptığı gibi bundan sonra da devlete, vatana, millete, canıyla, malıyla, gövdesiyle, başıyla, duasıyla dik durmaya devam edecek” dedi.

Rektör atama usulü yeniden demokratik bir şekilde düzenlenmelidir.

Üniversitelerde yaşanan sorunlara değinen Geylan, öncelikle üniversitelerdeki yönetim sorununa dikkat çekti. Üniversitelerdeki rektörlük seçimlerini eleştiren Geylan, “Türk Eğitim-Sen olarak yıllardır dile getiriyoruz: Rektörlük seçimleri üniversitelerimize yakışmıyor! Bilindiği gibi eski usule göre yardımcı doçent ve akademisyenler oy kullanır, sandıktan çıkan ilk 6 aday YÖK’e gönderilir ve YÖK bu 6 adaydan 3 tanesini Cumhurbaşkanı’na sunardı. Ardından Cumhurbaşkanı atama yapardı. Hatta bu usulü Türk Eğitim-Sen olarak eleştirerek, tam demokratik bulmadığımızı dile getirir, bütün üniversite çalışanlarının iradesinin sandığa yansıdığı ve sandıktan birinci çıkan ismin rektör olarak atandığı bir seçim usulünün getirilmesi gerektiğini sık sık vurgulardık. Keşke bundan yakınmaz olsaydık! Geldiğimiz noktada; Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olduk. Seçimler hak getire! Bir takım lobilerin gayreti ile atama süreci yürütülüyor. Rektör olarak atandıktan sonra da iş bitmiyor. Kimi rektör, maalesef hangi lobinin desteğiyle atanmışsa adeta o yapıların kuklası oluyor. Sayın Cumhurbaşkanı akademik yıl açılış programında yaptığı konuşmasında; yönetimde liyakat vurgusu yapmıştı. O halde liyakat vurgusunun gereği olarak; rektör atama usulünü yeniden demokratik bir şekilde düzenlenmelidir. Çünkü üniversitelerimiz, demokrasilerin içselleştirilmesi, demokrasi kültürünün yerleşmesi anlamında topluma önderlik etmesi gereken kurumlardır. Dolayısıyla rektör seçimleri de bunun bir göstergesidir.” diye konuştu.

Akademik yeterlilik sağlamış tüm akademisyenlerimize kontenjan sınırı olmaksızın doçentlik ya da profesörlük kadrosu tahsis edilmelidir.

Akademisyenlerin kadro sorunlarına dikkat çeken Geylan, “Maalesef şu anda akademik kadroların tahsisi sıkıntılıdır. Şöyle ki; yönetime yakınsanız size kadro veriliyor. Ama değilseniz doçentlik ya da akademik yeterlilik sağlamış olmanızın bir anlamı kalmıyor. Bekliyorsunuz ama ne zamana kadar? Çıkmaz ayın son çarşambasına kadar! Bu noktada Türk Eğitim-Sen’in talebi, akademik yeterlilik sağlamış tüm akademisyenlerimize kontenjan sınırı olmaksızın doçentlik ya da profesörlük kadrosu tahsis edilmesidir” dedi.

50/d statüsünde görev yapan akademisyenlerimizin mutlaka kadro güvencesi sağlanmalıdır.

50/d statüsünde görev yapan araştırma görevlilerinin gelecek kaygısı ile görev yaptıklarını bildiren Geylan, “Daha akademik hayatlarının başında gelecek kaygısı taşıyan gençlerimizin bilim üretmesini nasıl bekliyorsunuz? 50/d statüsünde görev yapan akademisyenlerimizin mutlaka kadro güvencesinin sağlanması lazım” diye konuştu.

Akademik Teşvik Ödeneği konusunu yargıya taşıdık.

Akademik Teşvik Ödeneği konusunun Türk Eğitim-Sen tarafından yargıya taşıdığını hatırlatan Geylan, “Hala sorunlar devam ediyor. Mesela birçok üniversitemizin yaptığı projeler puana sayılmıyor. En az 20 yabancı dilde yayın yapıldı ise yayınevi uluslararası olarak kabul ediyor. Düşünün ki; Türkiye’de on yıllardır yayın yapan ciddi kurumsal yayınevleri bu kriteri sağlamadığı için akademisyenlerimiz orada yayınlanan yayınlarından puan alamıyor” dedi.

13/b görevlendirmelerine de dikkat çeken Geylan, "13/b ihtiyaç olabilir ama buradaki keyfilik sona erdirilmelidir. Takdir hakkı, keyfiyet olarak algılanmamalıdır. 13/b ne yazık ki kimi zamanlar tehdit ve şantaj unsuru haline getirilmektedir. Buradaki keyfiyeti ortadan kaldıracak bir düzenleme mutlaka hayata geçmelidir” dedi.

Bugün herhangi bir kamu çalışanına eş durumundan tayin hakkının verilmemesi demek, doğrudan Anayasa’nın 41. Maddesini ihlal etmek demektir.

Üniversite çalışanlarının tayin sorunlarına vurgu yapan Geylan, “Sayın YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ı ziyaretimde sunduğum raporda tayin sorununa özellikle vurgu yaptım. Üniversite idari personeli için bir nakil yönetmeliğinin çıkarılmasını talep ettim. Bakınız, idari personelin eş durumundan mazeret tayin hakkı dahi bulunmamaktadır. Oysa Anayasamızın 41. Maddesi, ‘Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilâtı kurar.’ der. Bugün herhangi bir kamu çalışanına eş durumundan tayin hakkının verilmemesi demek, doğrudan Anayasa’nın 41. Maddesini ihlal etmek demektir. Dolayısıyla idari personelin eş durumu tayin hakkını engelleyen hususlar tedavülden kaldırılmalıdır” diye konuştu.

Kurumlar arası geçişlerde muvafakat şartı kaldırılmalı, becayiş hakkı verilmelidir.

Aynı statüde çalışanların karşılıklı olarak yer değiştirebilmesi gerektiğini belirten Geylan, “Nakil olmak isteyen bir memur bir kurum bulduğu taktirde de kendi üniversitesinden ‘muvafakat’ almak mecburiyetindedir. Ancak bu muvafakat her zaman verilmediğinden birçok memur mağdur olmaktadır. Örneğin; aile bütünlükleri parçalanmakta, var olan sağlık sorunları düzenli tedavi imkânı olmadığı için daha da artmakta, personelin çalışma performansı düşmektedir. Üstelik yer değiştirme talebi olan ve muvafakat için kurumu ile sorun yaşayan personele yapılan keyfi uygulamalar psikolojik baskı oluşmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle, çalışan personelin diğer üniversitelere geçebilmesi, isteğe bağlı ve özürleri varsa bu özürlerine binaen diğer üniversitelere geçişine imkan sağlayacak şekilde YÖK koordinatörlüğünde bir yönetmelik çıkarılması ve yine üniversitelerde görev yapan personelin karşılıklı yer değiştirme hakkının da yönetmelikte düzenlenmesi gerekmektedir.

Genel Başkan Geylan’ın konuşmasının ardından “Dünya Dili Türkçe” kompozisyon yarışmasının ödül töreni gerçekleştirildi.

Toplantının ikinci gününde Doç. Dr. Yılmaz Yeşil ve eğitimci Ayhan Korkmaz tarafından “Sendikacılıkta Etkili İletişim” adlı eğitim verilecek. Daha sonra her bir merkez yönetim kurulu üyesi kendi sekreteryalarında görevli şube yönetim kurulu üyeleriyle istişare toplantısı gerçekleştirildi.

Şube Yönetim Kurulu Üyeleri Eğitim ve İstişare Toplantısı, 15 Ocak 2022 Cumartesi saat 20.00’da Genel Başkan Talip Geylan’ın kapanış konuşmasıyla sona erdi.

Kaynak: KAPSAMHABER
Yorumlar (0)