Üniversiteleri babalarının çiftliği gibi yöneten anlayışı kınıyorum

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, üniversite çalışanlarının sorunları ve beklentileri hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Geylan, "Üniversiteleri babalarının çiftliği gibi yöneten anlayışı kınıyorum." dedi.

Güncel 17.05.2020, 21:29
Üniversiteleri babalarının çiftliği gibi yöneten anlayışı kınıyorum

Talip Geylan, YÖK'ün Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği için merkezi yazılı sınav yapmasının doğru olduğunu ancak mülakat uygulamasının hala devam etmesinin keyfiyete yol açtığını belirterek,  "Sendikamız, üniversiteler tarafından sözlü sınav yapılması durumunda ise, Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı gibi, tüm adaylara yazılı sınav puanı kadar mülakat puanı verilmesini talep etmişti. Bu süreçte bazı üniversiteler hakkaniyetli bir şekilde süreci yürütmüş, mülakatta tüm adaylara 100 puan vermiş iken, bazıları da maalesef alışılagelen takdir hakkını kullanmıştı. Talebimiz, takdir hakkı adı altında kul hakkı yenmemesidir" dedi.

GEYLAN'DAN CUMHURBAŞKANI'NA ÇAĞRI

Cumhurbaşkan'ına çağrıda bulunan Geylan, Üniversiteleri tahakkümden ve Türkiye'yi bu ayıptan kurtarıılmasını isteyerek, "Yıllardır rektör atamalarının bütün üniversite çalışanlarının demokratik katılımıyla yapılmasını, bunun hem liyakati önceleyeceğini hem de çalışanların huzuruna ve kuruma bağlılıklarına katkı sağlayacağını söylüyorduk. Fakat Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olduk. Ne yazık ki rektör seçim usulünün arazlarını gidermek şöyle dursun, şimdi  hiçbir kriterin olmadığı bir keyfiyetle karşı karşıyayız. Rektörler seçimle iş başına gelirken, adaylar en azından akademisyenlerin hatırını dinler, sorunlarına ortak olurdu. Yeni usulle birlikte ne yazık ki adaylar çalışanlara hiç bakmıyor; bu kez lobilerin, cemiyetlerin, derneklerin, vakıfların, siyasilerin peşinde koşuyor. Ne acıdır ki, hangi lobinin adayı rektör olursa üniversitede onların borusu ötüyor. Üniversite yönetimine hakim olan gruba biat etmeyenler huzursuz, mutsuz v yarına dair umutsuzdurlar. Bu tablo ülkemiz adına ne büyük bir ayıptır! Üniversitelerimiz bilim yuvalarıdır, toplumsal kalkınmamızın lokomotifidir. Biz bu üniversite yapılanmasıyla mı bilimde, ekonomide, sosyal anlamda ileri gideceğiz? Buradan sayın Cumhurbaşkan'ına çağrıda bulunuyorum: Üniversitelerimizi bu tahakkümden, ülkemizi buayıptan kurtarın" dedi.

Atanan bir kısım rektörlerin genel sekreteri, daire başkanı hatta şube müdürlerini dahi dışarıdan getirdiğine de dikkat çeken Geylan, "Üniversitelerin kurum kültürü vardır, hafızası vardır. Dışarıdan getirilen insanlarla bu hafıza silinmekte, kurum kültürü yok edilmektedir. Bu aynı zamanda üniversite çalışanlarına 'Sen burayı yönetemezsin, sana güvenmiyorum' diyerek hakaret etmektir. Üniversiteleri babalarının çiftliği gibi yöneten anlayışı kınıyorum" diye konuştu.

Yardımcı hizmetler sınıfında görev yapanlar, joker memur değildir.

Yardımcı hizmetler sınıfının görev tanımının olmamasını da eleştiren Geylan, "Yardımcı hizmetler sınıfı için, 'Amirinin takdir ettiği işleri yapar' demek, yardımcı hizmetler sınıfında görev yapan personel joker memur demektir. Kamu yöneticilerine sesleniyorum: İnsaflı olun! Mevzuat size takdir hakkı tanıyorsa, bu keyfiyet değildir. Kamu çalışanlarına yaptıkları işin gereği doğrultusunda görev tebliğ edin" diye konuştu. Genel Başkan , gerek MEB, gerek ise YÖK'ün mutlaka yardımcı hizmetler sınıfının görev tanımını yapması gerektiğini kaydetti.

Geylan ayrıca, Türkiye Kamu-Sen olarak ülke genelinde Yardımcı Hizmetler Sınıfında görev yapan personelin yaptıkları işe ve öğrenim durumlarına göre bir defaya mahsus olmak üzere sınavsız olarak Genel İdari Hizmetler sınıfına alınmasına yönelik yaptıkları dilekçe kampanyasını da hatırlatarak, bu yöndeki t

Kaynak: KAPSAMHABER
Yorumlar (0)