Vefâtının 150. Yılı Münasebetiyle Kafkas Kartalı Şeyh Şamil'i Anıyoruz

Rus ordularına karşı 35 yıl hürriyet ve istiklâl mücâdelesi veren, Dağıstan Arslanı ve Kafkas Kartalı diye nam salan büyük mücâhit Şeyh Şâmil’in vefâtının 150. Yılındayız.

Güncel 17.02.2021, 09:49 17.02.2021, 11:01
Vefâtının 150. Yılı Münasebetiyle Kafkas Kartalı Şeyh Şamil'i Anıyoruz

Vefâtının 150. Yılı Münâsebetiyle Dağıstan Arslanı-Kafkas Kartalı ŞEYH ŞÂMİL’İ ANIYORUZ.

Rus ordularına karşı 35 yıl hürriyet ve istiklâl mücâdelesi veren, Dağıstan Arslanı ve Kafkas Kartalı diye nam salan büyük mücâhit Şeyh Şâmil’in vefâtının 150. Yılındayız.

1797 yılında Dağıstan’ın Gimri köyünde doğan Şeyh Şâmil, Şems-üş-şümüs adlı kitapta bildirildiğine göre, Mevlâna Hâlid-i Bağdadî hazretlerinin de talebesi olmuş; dînî ve fennî sahalarda tahsil görmüş aynı zamanda, askerî dehâya da sâhip büyük bir kahramandır.

Rusların, Kafkasya’daki Müsümanları esâret altına almak istemeleri üzerine Şeyh Mansûrla başlatılan hürriyet mücâdelesine Şeyh Şâmil de eklenmiş ve bu büyük savaşı sürdürmüştür.

Düşmana karşı, bizzat cephelerde savaşmış, yaralanmış, ölüm tehlikeleri atlatmıştır.

Yaptığı mücâdelenin sonunda, barış yapmak niyetiyle bulunduğu bir mekânda, hîleyle esir edilmiş ve on senelik esâret hayatından sonra Hacc’a gitmesine müsaade edilmiştir.

Hac yolculuğu sırasında İstanbul’a gelişinde, bizzat, zamanın Padişahı Abdülaziz han ve kalabalık halk tarafından karşılanmış ve bilâhare Hacc’a uğurlanmıştır.

Haccını edâ ettikten sonra; 17 Şubat 1871 tarihinde ,Medine-i Münevvere’de vefât etmiştir.

Vefâtının 150, ılında, bu büyük kahramanımızı rahmet ve minnetle anıyoruz.

KAPSAMHABER

Bu vesîyle, yazarımız M. Halistin Kukul’un, 1992 yılında, Türkiye Diyânet Vakfı tarafından yayınlanan “Dağıstanlı Arslan Şeyh Şâmil Destanı”adlı kitabından bir bölüm naklediyoruz:

ŞEYH ŞÂMİL

Anlı-şanlı kırkbirinde,

Kırkbir yiğit buluştular.

Birbirine, bir diyârdan

Getirmişlerdi muştular!

***

Başlarına Şeyh Şâmil’i

Başbuğ, deyip koymuştular.

Binbir çeşit güzeliğe,

Kul gönlünce doymuştular!

***

Ve, atlarına bindiler;

Dağ çıkıp, tepe indiler!

***

Kâh düzlükte yürüdüler;

Kuş sevip, kin sürüdüler!

***

Atlarını bir vâdide,

Dizgin çekip durdurdular.

Bir muazzam ihtişâmı,

Sükûnetle dondurdular.

***

İyilikte, güzellikte,

Gönülleri ondurdular.

Yeşil atlas seccâdeye

Tek tek alın kondurdular!

***

Sonra, heybet ile, Şâmil,

Kalkıp, dedi ki, erlere:

-Çok şükür, hazırız tekmil,

Yapılacak seferlere!”

***

Kılınçlar çıktı kından

Söz edildi akından.

-Yakın, daha yakından,

Düşmanı tanımalı!

***

Çar Nikola kurnazdır;

Bilirim ki, durmazdır.

Ne yapsak yine azdır,

Ona çaşıt salmalı!

***

Kimseyle yok işimiz;

Şükreder her kişimiz.

Haksıza gidişimiz,

Akın akın olmalı!

***

Yiğitler şahlanarak,

Hisarları aşarak,

Düğün, bayram, şen-şakrak,

Meydanlara dolmalı!

***

Ceddimiz dağı deldi:

Dağ mı bize engeldi?

Gök kubbeden ses geldi:

-Allah’da yol bulmalı!

***

Büyüklük gestermeyin!

Zayıfım hiç demeyin!

Düşmana inanmayın,

Her ân tedbir almalı!

***

Düşman basmasın yurda

Bayrak yükselsin surda.

Fikir söylensin burda;

Sır, yürekte kalmalı!

M. HALİSTİN KUKUL

Kaynak: KAPSAMHABER
Yorumlar (0)
parçalı az bulutlu