Engellileri en çok toplumsal engeller rahatsız ediyor

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, engellilerin toplumsal hayata katılımı ve toplumdaki engellerin kaldırılmasına ilişkin değerlendirmede bulundu.

Gündem 04.12.2021, 12:33
Engellileri en çok toplumsal engeller rahatsız ediyor

Engellileri rahatsız eden konunun kendi engelleri değil, toplumda var olan engeller olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Empati yaptığımızda şunu görüyoruz: Engellileri en çok rahatsız eden bedensel engelleri değil, toplumsal engelleridir. İnsanların önyargılarıdır. Bu engeller ve önyargılar engellileri daha çok üzmekte ve daha çok yaralamaktadır.” dedi.

Engellerin pek çok çeşidi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Tarhan, fiziksel ve zihinsel engellerin yanı sıra gelişim bozukluklarından kaynaklanan engellerin bulunduğunu belirterek özellikle doğuştan gelen engellerin ortaya çıkardığı zorlukların aşılmasında anne, baba, aile ve öğretmen tutumlarının önemli olduğunu kaydetti. Burada engelli bireye liderlik etmenin önemine işaret eden Tarhan, “Engelli çocuklarda liderlik önemli. Öğretmenin liderliği önemli ve anne babanın liderliği önemli.” dedi.

Çalışma hayatında daha çok yer almalılar

Engelli bireylerin toplumdaki yeri ve çalışma hayatında yer almalarının da gerekliliğini vurgulayan Tarhan, “Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girme sürecinde en büyük kazanımlarından biri, engellilerle ilgili çeşitli hakların verilmesi oldu. Avrupa Birliği’nde engelli bireylerin hayata karışmasına imkan sağlanmaktadır. TÜİK istatistiklerine göre Türkiye’ de %13 civarında engelli bulunmaktadır.” dedi. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, engellilerin iş yaşamında daha fazla oranda yer almaları gerektiğini söyledi.

Duygusal körlük ve duygusal sağırlık engellileri yaralar

 Prof. Dr. Nevzat Tarhan, "En büyük yaralama da psikolojik yaralamalardır. Engellilere karşı oluşturulan en büyük görünmeyen engellerden biri de duygusal körlük ve duygusal sağırlıktır. Duygusal körlüğü ve duygusal sağırlığı olan kişiler empati yapamazlar. Empati yapamadıkları için de sağlıklı bir iş ilişkisi, arkadaş ilişkisi ve aile ilişkisi kuramazlar. Çoğu zaman yalnız kalırlar. Uzun süre mutsuzdurlar ve bunun farkında değildirler.” diye konuştu.

Engeli üzerinden iletişim kurulmamalı

Engellilere karşı bakış açısının çocukluk yıllarından itibaren geliştiğini belirten Nevzat Tarhan, burada özellikle empati duygusunun önemini vurguladı. İnsan ilişkilerinde bazı konuların asla konuşulmaması gerektiğini belirten Tarhan, “Kişilerin özrüne, engeline, özeline ve kutsalına asla dokunmamak gerekiyor. Kimliklerimizin yanı sıra alt kimliklerimiz de vardır. Mesela biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız. Alt kimlik olarak bir sürü kimlik vardır. O kimliklerin üzerinden ilişki kurmak, kimliklerine bakmak gelişmemiş toplumların özelliğidir. Gelişmiş toplumlarda insanlar bu konulara girmezler. Bu aynı zamanda kültürel bir gelişmişlik göstergesidir. Farklılıklar üzerinden değil, benzerlikler üzerinden, gelecek üzerinden, ortak ilgi alanları üzerinden ilişki kurulur. Yani engelli bir kimseyle engeli üzerinden değil, uğraşıları, mesleği gibi konular üzerinden iletişim kurmak gerekiyor. Bunun da ailede öğretilmesi gerekiyor.” dedi.

Engelli bireylerin sosyal hayata katılımları önemli

Engelli bireylerin toplumsal hayatta yer almalarının önemli olduğunu, bu konuda Türkiye’nin önemli mesafeler kat ettiğini kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Engelli bireyleri asıl üzen, kendi engelleri değil, toplumsal engeller. Türkiye bu konuda da önceye göre oldukça güzel bir yol aldı. Yollarda ve toplu taşıma araçlarında engelli rampaları yapıldı, engellilere özel otoparklar ayrıldı. Bir bilinç oluşturulmaya çalışılıyor.” diye konuştu.

Engellileri anlamak gerekiyor

Engelli bireylere verilen mesajlardaki kimi yanlışlara da işaret eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Engellileri anlamak gerekiyor. Onlara engelinle savaş diyoruz. Yanlışlardan bir tanesi budur: Engelle savaşılmaz. İnsanın gücünün yettiği şeyler kadar yetmediği şeyler vardır. Kontrol edebileceği şeyler kadar bunu kontrol edemeyeceği şeyler de vardır. Gücünün yetmediği, kontrol edemeyeceği bir şeyle insan savaşırsa acı çeker. Şu an üçüncü dalga psikoterapiler var. Bu yöntemde kişiye gücünün yetmediği ya da kontrol edemediği şeylerle savaşmak yerine kabullenip yönetme yöntemleri öğretiliyor. Bunlara meta bilişsel, zihin üstü tedaviler de deniliyor. Kişi bu yöntemde baş etmesi gereken sorunu kabullenip onu nasıl yönetmesi gerektiğini öğreniyor. Böyle durumlarda kişi, engeline odaklı bir şekilde yaşamaz, geleceğine odaklı yaşar.” dedi. 

Varoluşsal fabrika ayarlarına uygun yaşayabilmek önemli…

“Engelinizle savaşın” diyen bazı eski literatürlerin insanı mutsuz ettiğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Kişi gücünün yetmediğini anladığı zaman depresif olabiliyor. Engelli bireyin bu engeliyle hayatındaki hedefe nasıl ulaşacağını düşünmesi lazım. Hayat 100 kapılı bir saray gibidir. 99 kapı kapalı olursa 1 kapıdan girilir. 99 kapı kapalı olsa, 1 tane açık kapı bulup hedefimize ulaşabiliriz. Onun için kendimize doğru, gerçekçi hedefler koyabilmek lazım. Engelli bir insan için de bu geçerlidir, hepimiz için de geçerlidir.  Bu hayat sadece 5 duyuyla anlaşılacak bir hayat değildir. Evrenin sırlarını biz 5 duyuyla anlayamayız. Akıl yürütme yöntemleriyle anlamamız lazım. Akıl ve sezgiyle de hakikati bulabiliriz. Biz Mevlana’nın dediği gibi dünyada yaşamıyoruz, dünyadan geçiyoruz. Dünya bir sınav, kimisine zenginlikle sınav oluyor kimisine yoksullukla oluyor kimisine engelle oluyor kimisine de fiziksel sağlıkla oluyor. Önemli olan bu doğru anlam katacak doğru hedeflere yönelik kullanabilmek. Varoluşsal fabrika ayarlarına uygun yaşayabilmek önemlidir.” diye konuştu.

Kaynak: KAPSAMHABER
Yorumlar (0)