'01.01.2022’ Sadece Yeni Bir Yılın Başlangıcı Olmayacaktır!

2021 miladi yılın her bir günü saat saat, dakika dakika, anbean biterken, 2022 yılı başlayacak.

Kapsam 30.12.2021, 22:58
'01.01.2022’ Sadece Yeni Bir Yılın Başlangıcı Olmayacaktır!

Yeni bir miladi yıla giriyoruz. Pandemi gölgesinde, Alfa, Beta, Delta, Gamma, derken “Omicron” varyant tedirginliğinin anbean arttığı, yeni tedbirlerin başlamasının tartışıldığı bir süreçte, yeni yıl karşılanacak…

Çevreme baktığımda belli bir kesimin yoğun bir telaşına, heyecanına tanık olurken, bu heyecanın aldıkları eğitimin, yazılı ve görsel medyadan daha etkili sosyal medyada yaşanan bilinçaltı göndermelerin dışa yansıması olduğunu düşünüyorum…

Her yeni yıl, yeni hedeflere, huzur dolu ve müreffeh yarınlara ulaşılmamız için bizlere taze başlangıçlar ve yepyeni fırsatlar sunmaktadır. Bu yeni yıl ister MİLADİ, İster HİCRİ olsun. Zaman, doğumumuzla bize imtihan olmamamız yönünde, bize verilen bir süre değil mi?

Yaratılan ay da, güneş de zamanın birer şahidi olan Allah’ın ayetleri değiller mi?

Önemli olan, “MİLADİ” yıl, “HİCRİ” yıl, eksenli tartışmalara kapılmak değil, Rabbimizin bir nimeti ve emaneti olan zamanın içini nasıl doldurduğumuz, yaratılırken; bize verilen o sayılı nefeslerimizi nasıl ve hangi amaçla harcadığımızdır.

Akıllı insanın, yarın hüsrana uğramama hedefinde, kendisine Asır Suresinde verilen ipuçlarının takibinde, Allah’ın (c.c.) hakkını Allah’a, Kulun hakkını kula vermek, yaşamın her anında haktan ayrılmama yönünde istikrarlı olmak değil midir?

Aziz gönül dostları,! Her yılın sonu, yeni bir yılın başlangıcıdır aslında. Bu başlayan yılın hicri veya miladi olmasının bir farkı yok aslında …

Önemli olan, bu yeni başlangıca dönük ne planladığımız, neye odaklandığımız değil mi?

Öyleyse bu yeni başlangıcı vesile kılarak hadiste dile getirilen soruları kendimize yeniden soralım.

Unutmayalım ki; biz, güneşe tapınanlara benzememek için, güneşin doğumu ve batışında ibadeti kerahet vakti kabul eden bir peygamberin ümmetiyiz…

Yine unutmayalım ki; ömür sermayesinden geçen bir yılın sonunda kendini ve yaratılış gayesini unutarak, bizi biz kılan değerlerimizle örtüşmeyen, insan hayatına katkısı olmayan gayr-i meşru tutum ve davranışlar sergilemek, sergilemeye devam etmek, bize yakışmayacak, elbette bunun da hesabı sorulacaktır…

Önemli olan, yeni bir yılın başlamasına ne anlam yüklediğimizdir. Yıllar ister aya göre belirlensin, ister güneşe göre, fark etmez. Allah (c.c.) bize güneşi de şahit gösterir, ayı da. Önemli olan, yeni günlerin adının ne olduğu değil, yeni günlerde nasıl var olduğumuz, gelecekte ne olmaya karar verdiğimizdir.

Zamanın geçişini haber veren yıl başlangıcı gibi özel zaman dilimleri, aslında yeni bir başlangıç yapmak için bir fırsattır.

Hatalarımızı gözden geçirip yeni kararlar almak,

Hatalardan pişmanlık duyup da telafi yönünde harekete geçmek,

Hayatımızda yeni beyaz sayfalar açmak gibi…

Eğer rasyonel düşünürsek, zamana değer katabilir, zamanı kurtuluş sebebimiz yapma hedefimizde ilmek ilmek işleyebiliriz.

Yeni bir miladi yılın başlangıcının aynı zamanda, Put saltanatının, cahiliye dönemlerinin en karanlık sayfalarının sonuncusunun kapandığı, bir fethin, Kur’an-ı Kerimin “Feth-i Mübin” adını verdiği, Mekke-i Mükerreme’nin fethinin de yıldönümü olduğunu unutmadan; “Feth-i Mübin”in o an olan kalplerin fethindeki samimiyetle anlam bulduğunu;

Bu gün, İslam coğrafyasında ve hassaten ülkemizde, kardeşin kardeşe hasım olduğu, tahrik ve tertiplerle düşman kılındığı kaos ortamından çıkışımıza vesile kılabileceğimizin farkındalığında yaşamanın kazandıracaklarının farkındalığında,

Şahsım ve Eğitimde Kaliteyi Geliştirme Derneği Yönetim Kurulu ve üyelerimiz adına;

Farklı boyutlarıyla istiklal ve istikbal mücadelesi verdiğimiz hassas günler yaşadığımız bir süreçte, yeni bir sayfanın açılacağı, miladi 2022 yılının başlayacağı bu yeni yılın ilk saatlerinden itibaren, Mekke’nin fethindeki saf duyguların manevi atmosferinde yaşamaya çalışarak, bu yolda nefislerimizi yenerek süreci değerlendirmemiz gerektiği,

Yurt içinde ve yurt dışında yaşadığımız gerek terör, gerek siyasi, gerek ekonomik kaosun son bulması, küresel eşkıyaların tahrik ve tertibine kapılan, nefsinin peşinde kardeşine hasım olmayı tercih edenlerin büyük fotoğrafı fark etmeleri,

Kültürel kodlarımızdan doğan, Milli Mücadele sürecinde yaşadığımız ve yaşadığımız her zor anımızda yeniden fark ettiğimiz ve yeniden kazandığımız “Kuva-i Milliye Ruhunun” maneviyatında nefsimizin ve duygularımızın esaretinden kurtulup, gönüllerin birliğinde buluşarak, imani kardeşliğin tesisine dönük hata yapan yakınlarımızı uyararak, doğru yola yönelterek, kardeşliğimizi yeniden pekiştirmeye vesile kılabileceğimize dikkat çekeriz.

Metin AKGÜN
EğitimMüfettişi
Eğitimde Kaliteyi Geliştirme Derneği Başkanı

Kaynak: KAPSAMHABER
Yorumlar (0)