Yandex Metrika

Dünyanın Adaleti (Adalet Ne Demektir?)

Av. Sefer Gök, Adaletin en temel tanımının, Zulüm etmemek. Herkese hakkını vermek ve layık olduğu muameleyi yapmak olduğunu ifade ederek, "Güçlünün istediği kadar adalet vardır.” dedi.

Dünyanın Adaleti (Adalet Ne Demektir?)
02 Ocak 2018 Salı 11:20

Adalet nedir? Adalet, güçlünün güçsüzleri ezmesi ve haksızlık yapması mıdır? Adalet, Milletlerin kaderleriyle oynamak ve arzu edildiği gibi oyun ve tezgahlarla yönetmek midir? Adalet nedir?

Adalet ne demektir?

Adalet ne demektir? Sorusu karşılığında birden fazla tanım yapmak mümkündür. Birçok cevap ve tanımı olan adaletin “Hak” ile birlikte kullanılması da dikkat çekicidir. Adaletin en temel tanımı şudur: Zulüm etmemek. Herkese hakkını vermek ve layık olduğu muameleyi yapmaktır. Bu sebeplede insanların çoğu adalet aramaktadır. Pratikte ise hakkın sınırları güçlü olanlarca yapılmakta ve güçlünün istediği kadar adalet dağıtılmaktadır. Diğer bir deyişle, “Güçlünün istediği kadar adalet vardır.”

Nereden geldik buraya?

Günümüzde toplumların neyi nasıl düşünmeleri gerektiği güçlü-batı-Amerika-İngiliz ekseninde medyalar tarafından dünyaya servis edilmektedir. Yerel bazda aynı pencereden bakan işbirlikçi medya görsel ve basılı organları ile hemen alıntı yaparlar. Batılı amirlerinin kendilerine verdikleri emir ve görevleri yaparak bu haberleri daha fazla kitlelere ulaştırırlar. Bir süre sonra o servise konu düşünceleri kendi düşüncemiz zannetmeye başlarız.

Her Algının Bir Anlamı Var

Bizler bu beyin ve düşünce yönlendirme bombardımanı altında hayata bakar ve yaşamaya başlarız. Algı yönetimi diye de kulağı tırmalamayacak kibar bir tarifte bulmuşlardır. Böylece bizler hayatımızı etkileyen temel olayların doğal akışı içinde oluşup yürüdüğünü zannederiz. Ancak bunlar masa başında önceden tezgahlanır ve uygulamaya konulur. Bizler bunu bilsek te akış içindeki heyecanla bunları o an düşünmeyiz. İlerleyen zaman diliminde zamanın çöplüğü karıştırıldığında bunlar ortaya çıkmaya başlamaktadır. Yakın siyasi tarihimiz sayamayacağımız kadar kurgulanmış ve uygulanmış olaylarla doludur.

Toplumları “istenilen kıvama” getirmek için üç etkili yol olduğunu hepimiz biliriz. (Para ile satın alma, zor kullanma ve inandırmak) Bunların içerisinde en etkili yol kitleleri belirlenen şeye inandırmaktır. Az önce de ifade ettiğimiz gibi “algı çalışmaları” bu raddede devreye girmektedir.. Her algının bir anlamı bulunmaktadır. İnsan beyni algıladığı ölçüde düşünür teori üretir ve düşündüğü ölçüde harekete geçer pratikte yer bulur.

ADALET DEMİŞTİK YA…

Mısır’ın altüst olduğu dönem daha dün gibi değil mi?

Mısır'ı halka sormadan ve seçimsiz 30 yıl yöneten Hüsnü Mübarek rejimine karşı 25 Ocak 2011'de ayaklanmalar başladı. 18 gün halkın 'bırak' çağrılarına direnen Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek istifa etti. Mısır'da 30 yıllık Mübarek rejiminin ardından yapılan ilk demokratik ve şeffaf cumhurbaşkanlığı seçimini Hürriyet ve Adalet Partisi'nin adayı Muhammed Mursi kazandı.Tüm dünya Mısır halkını ayakta alkışladı. Arap uyanışı Tunus’ta başlamıştı ama Mısır’da rejimin uyguladığı şiddete karşı gösterilen bu sivil direniş, Tahrir Meydanı’nı ‘Arap Baharı’nın simgesi yapmıştı. ABD Mısır tarihinde yapılan ilk özgür seçimden memnuniyet duyduğunu ve demokrasi yönünden çok önemli olduğunu belirtmişti. Buraya kadar ilk kez halk cumhurbaşkanı seçti ve bundan sonrasını da halkın seçmesi doğal süreçtir. Öyle mi oldu bakalım.

Anayasa oylandı ve %71 ile kabul edildi.

Ancak 2011 yılında Mübarek'in istifasının ikinci yıl dönümünde cumhurbaşkanlığı sarayı önünde toplanalar Mursi’yi protesto etti. Oysa bir yıl evvel seçilmiş ve tüm dünya da takdir etmişti.

24 Haziran 2013'de Genelkurmay Başkanı Abdül Fettah el Sisi askeri darbeyle yönetime el koydu. Muhtemelen Mısır halkı şaşkındı. Bir kısmı “ikinci devrim”, bir kısmı ise “askeri darbe” yapıldığını düşündü. Bu arada Mayıs 2014'de Sisi oyların yüzde 96,9'unu alarak Cumhurbaşkanı seçildi.

BU TOPLUMSAL KURGUSAL KADER BİZİM KADERİMİZE NE KADAR DA BENZİYOR. BATILI BİR TOPLUMDA NEDEN BUNA BENZER BİR KADER YOK. BİR İNGİLİZ, ALMAN AMERİKAN’IN AKLINA NEDEN ÜLKESİNDE DARBE OLACAĞI GELMEZ. HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ? BİRAZ DÜŞÜNÜN LÜTFEN!

Dünyanın Adaleti

Şimdi ise hiçbir şey olmamış gibi darbeci Sisi batılı devletler ve ABD tarafından kırmızı halı üzerinde karşılanmakta ve bu darbeciden hiç rahatsız olmamaktadır. Halkın seçimi onlar için hiçbir anlam ifade etmemektedir.

Alın size adalet! işte demokrasi anlayışı…

Bu süreç bizim yaşadığımız kadere ne kadar da benzemektedir. Tek fark Mısır’ın 2013’te yaşadığı bu süreci 27 mayıs 1960 yılında yaşamış ve devamında benzer şekilde tekrarlamış olmasıdır…

HANİ ADALET? NEREDE SEÇİM? TERCİH ADALETİ NEREDE?

BATILI DEVLETLERİN BÖYLE BİR DERDİ YOK! YANİ BAŞTAKİ TANIMDA BELİRTTİĞİMİZ HERKESE HAKKINI VERMEK GİBİ BİR DERTLERİ OLMADIĞI GÖRÜLMEKTEDİR. YANİ SEÇEN İNSANLARIN HAKKINI VERMEK VE SEÇTİKLERİNE SAYGI DUYMAK GİBİ BİR KAALELERİ OLMADIĞI ÇOK AÇIKTIR.

ABD'nin 45. Başkanı olarak yemin ettikten sonra Donald Trump ilk gezisini Suudi Arabistan’a yaptı. Trump, kılıç oyunu oynadı Suudi yönetimi de çok mutlu oldu.

İŞTE DÜNYAYA SERVİS EDİLEN RESİM:

ORTADA SUUD KRALI BİR YANDA ABD BAŞKANI VE BİR YANDA DARBECİ SİSİ ELLERİNİ DÜNYA ÜZERİNE KOYMUŞLAR.

BİZLER BUNU ÖYLESİNE BAKARAK SEYRETTİK. AMA ÖYLESİNE BİR RESİM OLMADIĞINI ZAMAN GÖSTERECEKTİR.

Bu ziyarette Suudi Arabistan yönetimiyle imzaladığı anlaşmalar ve özellikle 110 milyar dolarlık silah anlaşması dikkat çekti. İkinci ziyareti İsrail ve ardından Katolik aleminin ruhani lideri ve Vatikan Devlet Başkanı Papa Franciscoluda ziyaret etti. Bilmem kaç yaşındaki papanın arkasında durarak dünyaya resim verdiler.

BU ZİYARET TAKVİMİ SEÇİMİNİN ÖYLESİNE OLMADIĞINI ZAMAN GÖSTERECEKTİR, GÖSTERMEKTEDİR DE.

Bu ziyaretlerin tamamlanmasından sonra Arap dünyası katarı günah keçisi ilan etti. Arap dünyası ABD Başkanından aldıkları talimatı yerine getiriyor. Hem de hiç sorgusuz ve düşünmeden. bu kararı alan sözde Arap liderlerin hangisini halkı seçmiştir? Hiç birisini halk seçmemiştir. Batı bundan da çok memnundur.

Bir yılı aşkın zaman evvel ülkemizi perde gerisinde yüzyıl öncesindeki aktörlerin olduğu 15 Temmuz ihanetini yaşadık. Bu aktörler sonuçtan o denli emindiler ki, birkaç gün algıları çalışmadı. Anlayamadılar. Konuşamadılar. Hepsinin nutku tutuldu. İstedikleri sonucun olması gerekirken olmamasına inanamadılar… Şaşkına döndüler…

HALKIN SEÇTİĞİ LİDER VE İRADEYİ SİLAHLA DEVİRMEYE ÇALIŞANLARA LANET OLSUN DAHİ DİYEMEDİLER.

O silahları kullananlar, 14 temmuzda bizler işimizle gücümüzle ilgilenirken bir gün sonra insanları öldürmeyi ve silahla bizi idare etmeyi ve yönetmeyi planlıyordu. Bu düşünce ve eylem dünyanın en lanet olası düşüncesi ve eylemidir. Demokrasi ve adalet adına bildiğiniz ve öğrendiğiniz her şeyin ve ilkelerin tamamiyle çöpe atılmasıdır. Demokrasi adına inandığımız bütün kurumları çöpe atmayı düşünerek bir araya gelen Çeşitli akıl almaz programlarla bunu aralarında paylaşan ve plan yapanlar dünyanın en aşağılık insanları ve en iğrenç ihaneti içindeydiler.

Bir yılı aşkın zaman geçti. Yine gözümüzün içine bakarak sanki bir şey olmamış gibi davrananları da anlamak mümkün müdür? Darbenin de en aşağılık olanı varmış işte bunu da öğrendik.

TOPLUM VE DEMOKRASİYE İHANET EDENLERİN BU TOPRAKLARDA SU İÇME VE HAVA ALMA HAKKI YOKTUR.

14 temmuz günü benim, sizin ve tüm toplumun 15 temmuz sonrasındaki günümüzü bize sormadan ve hiç dikkate almadan planlama hakkını kendinde görenlerin yaşama hakkı yoktur; olmamalıdır.

Dünyanın adaleti de bize bu lanet olası darbeyi layık görmüştür.

işte adalet” işte dünya! Algınıza sahip çıkın! Aklınıza sahip çıkın!

medya vasıtalarının penceresine tabi olmayın.

bağımsız değerlendirin!

Kendi adaletinize sahip çıkın!

Av.SeferGök


Kaynak: KAPSAMHABER


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.