Halistin Kukul: Yarınki Türkiye

M.Halistin Kukul, 'Türkiye’yi inşâ edip yükseltecek, Türk dünyâsını kucaklayıp cihânşümûl mertebeye ulaştıracak, dünyayı sulh ve sükûn diyârı yapabilecek bir ülkümüz olmalı'

Kapsam 29.08.2022, 21:51
Halistin Kukul: Yarınki Türkiye

"Geleceğe dâir tasavvurlarımız olmalı. Türkiye’yi inşâ edip yükseltecek; Türk dünyâsını kucaklayıp cihânşümûl mertebeye ulaştıracak; dünyayı sulh ve sükûn diyârı yapabilecek bir ülkümüz olmalı!.." ifadelerine yer veren M.Halistin Kukul, yeni yazısında "YARINKİ TÜRKİYE" başlığı altında önemli hususlara iyaret etti.

Halistin Kukul, "Eskiden; “Büyük Türkiye” ve “Adriyatik’ten Çin Seddi’ne” diye hedefler vardı. “Hira Dağı kadar Müslüman, Tanrı Dağı kadar Türk “ ve “Yüz milyonluk Türkiye “ tâbirleri zamanın gençliğinin şuurunda yerleşmiş ve ülkü hâlini almıştı. O gençler şimdilerde ne oldu ve o gençlerin yerlerine gelenler ne hâldedirler, bilemiyoruz bile!.." dedi.

Yarınki Türkiye'nin Torunlarımızın ve onların torunlarının Türkiyesi’ olduğunu belirten Halistin Kukul,  Bu Türkiye’yi şimdiden/bugünden sezmek, keşfetmek, tanzim etmek istidadını gösterirsek, başarıya da o kadar yaklaşmış oluruz. Yâni; şimdiden, o Türkiye ile, ‘empati’ kurmalıyız!.. Bunun nasılları üzerinde etraflıca düşünebilmeliyiz. Günün/ günlük’ün ötesine geçip, tasavvurumuza dönüp bakabilmeliyiz. Olabilirliklerine “Evet” deyip, olamazlıklarının sebeplerini istişâre etmeliyiz." dedi.

İlk önce ve âcilen yapılması gereken şeylerden birisinin Büyük Türkiye hedefli birleştirici kaynaştırıcı kucaklayıcı güçlü siyâset olduğunu belirten M. Halistin Kukul, yazısını şu şekilde sürdürdü:

 Güçlü siyâset; kendine güvenen, başkalarının fikirlerine saygı duyan, adâleti rehber edinmiş lider veya liderler heyetinden müteşekkil geniş yapılı bir kadro’dur. Birbirinin omuzuna basan değil, birbirinin koluna girerek onu ayağa kaldıran politikaların mensuplarıdır. Köşe kapmaca ve adam kayırmanın değil; adâleti ve ilmi esas alarak, öncelikle Türk milletinin selâmeti için, Türkiye Cumhuriyeti’nin her ferdinin mânevî değerlerine sâdık kalarak, iktisadî ve kültürel şahlanışını sağlamaktır.Kişi başına düşen millî geliri, dünya ortalamasının üzerine çıkarmak; gençlere ümit verici her türlü hamleyi yapmaktır.Bunun için; iktisâdî, kültürel ve askerî sahalarda kendini gösterecek bir millî maarif sistemi uygulamasına girişmektir.Bugün; Türkiye, ziraat ve hayvancılığı temel unsur yapmak şartıyla, sanayi ve teknoljik gelişmesine hız vermek için, öz yâni kendi millî değerlerini israf etmeden, kullanılabilir ve menfaatine uygun dış sermayeye yer vermelidir. Şunu unutmayalım/unutmamamız gerekir ki; bir ülkenin ‘ziraat ve hayvancılığı’nın geliştirmesi, ‘toprağının, birinci elden ve birinci derecede koruma altına alması’demektir. Toprağı, sâdece ‘asker’ korumaz; birinci koruyucu, ‘çiftçi’dir." dedi. Yazının TAMAMI

Kaynak: KAPSAMHABER
Yorumlar (0)