Hareketin Delileri ile çakalları, Psikopatları Karıştırmamak Lazım

Ülkücü camiada ve Milliyetçi Hareket Partisi'nde genç yaşlarından itibaren Ülkücü Hareketi muzaffer olması için mücadele eden Erdem Şenocak, "Hareketin Delileri ile çakalları, Psikopatları Karıştırmamak Lazım" dedi.

Kapsam 17.01.2021, 20:25
Hareketin Delileri ile çakalları, Psikopatları Karıştırmamak Lazım

Erdem Şenocak Ülkücü Hareketin zafere ulaşması için bir ömür harcayan adamlardan birisi oldu. 12 eylül öncesi ülkü ocakları, 1992 yılında Alparslan Türkeş’in davetiyle Merkez Yürütme Kurulu üyesi Alparsan Türkeş'in vefatının ardından 1997 yılında MHP lideri Dr. Devlet Bahçeli'nin genel başkan olması ardından Genel Muhasip Yardımcılığı, Divan Kurulu üyeliği, Merkez Yürütme Kurulu, ve Merkez Disiplin Kurulu’nda hizmet ve katkıları olan Erdem Şenocak, sosyal medya'da paylaştığı "Hareketin Delileri ile çakalları, Psikopatları Karıştırmamak Lazım" bir içerikle ülkücülerin düşüncelerine tercuman oldu.

Erdem Şenocak, Hayata bakış açısını Farabi’nin “Toplum sevgi ile kaynaşır, adalet ile yaşar, dürüst çalışmak ile ayakta kalır” sözü etrafında şekillendiren siyasete bakışını ise “Kendini milletine hizmet etmeye adayan siyasetçiye Devlet Adamı denir” şiarı ile bütünleştiren bir ülkücü olduğunu belirtmiştir.

Erdem Şenocak'ın Yazısı Şöyle:

1980 öncesi Bahçelievler 3. cad. bulunan MHP Genel Merkezinin emektarı Başbuğumuzun gözdesi rahmetli Hasan amcamızın oğlu Kadir isimli bizlerin de sevdiği bir evladı vardı... Rize il Başkanımız, Başbuğumuz ile görüşmek üzere Genel Merkeze girerken, arkasından güneşin parlattığı ensesine bir şaplak patlatmıştı bizim Kadir... Yediği şaplak yüzünden randevu saatini unutan il Başkanımız başladı Kadir’i kovalamaya..arkadaşlar il başkanımızı durdurarak; “ Başkanım bu arkadaş biraz deli...” deyince il başkanımız dayanamaz, karadeniz şivesi ile kızgınlıkla ; “.... ... yerinde akıllının ne işi varki..” deyince hepimizin gülüşmesine sebep olmuştu. İşte bu Kadir’imiz, darbenin yapıldığı 12 eylül günü de Çankaya köşkünün önünde darbecilere ana avrat küfür edince göz altına alınıp deli diye bırakılmıştı...“ Hareketin delileri çoktur.” beyanatını okuyunca bu anektod aklıma gelmişti...

Hareketin delileri elbette vardı; Rahmet-i Rahman’a kavuşan ; topraklık sanıklarından Yahya Günaşan’ımız, Samsun’da karakola bile düşen her arkadaşımızın savunmasını bila ücret üstlenen Eryaşa Özgen ağabey, Ağın’lı Ertuğrul Alpaslan, Taşköprü’lü Ethem Kıskıs, Tutak’lı Ünal Osmanağaoğlu, Ağrı’lı Samet Arslan, Bolu’lu Erdem Arabacı, Şarkışla’lı Başkan, Adana’lı Recai Yıldırım, Muhtar Sezai Durmaz, Samsun’lu Hamza Dursun, Trabzon’lu Soner Özcan... saymakla bitmez ! Mekanları cennet olsun inşallah.

Yaşayan delilerimiz de vardı ;“Bingöl’lü Cezayir, Atça’lı Ali, Denizli’li Kürşat, Diyarbakır’lı Cevat, Boğazlıyan’lı Başkan, Nevşehir’li Sahir, Sivas’lı Yusuf, Trabzon’lu Mustafa’lar, Hüseyin, Burhan, Sürmene’li Suat,Muş’lu Samet, İzmir’li Mehmet’ler, Adana’lı Recep, Hatay’lı Mehmet, Elazığ’lı Muhsin, Elazığ’lı Mehmet, Sakarya’lı Zihni, Bursa’lı Uca, Şenol, Balıkesir’li Kemal, Reyhanlı’lı Mustafa, Erzincan’lı Sakin, A. Paşalı Cemal, Yaşar, Taşova’lı Muhittin... saymakla bitmez bu hareketin delileri !

Lakin bu delilerin ellerine, (bir zamanlar bile olsa ) Ülkü Ocaklarının tedrisatından geçen hiç bir ülkücünün kanı değmemiştir.

Hareketin delileri ile, çakalları psikopatları karıştırmamak lazım.

Kaynak: KAPSAMHABER
Yorumlar (0)