Nereden baksan karanlık...

Akşam olunca silah sesleri, patlama sesi, başlayan operasyon haberleri gelmeye başladı.. Ve sonuç..

Kapsam 07.04.2015, 01:28 25.07.2016, 20:53
Nereden baksan karanlık...

Yeniçağ'da yazan Çiğdem Akdemir'in "Nereden baksan karanlık" başlıklı yazısını yayınlıyoruz. 

31 Mart kelimenin temel anlamıyla da yan anlamıyla da nereden bakarsanız bakın karanlık bir gündü..
Koskoca memleket elektriksiz kaldı.. Üşüdü.. İşine gidemedi ya da geç kaldı.. Hastanede muayene olamadı.. Ameliyat edilemedi.. Televizyonunu, radyosunu açamadı.. Internete ulaşamadı.. Telefonunu şarj edemedi.. 7'den 70'e öyle ya da böyle herkes etkilendi.. Ne bir net açıklama ne tatmin eden izahat.. Hep laf eğip bükmeler.. Zaman kazanmalar.. Baştan savmalar..

Saatler süren bu çileyi yaşarken günü karartan bir başka haber daha geldi.. Bu kez içimiz de karardı.. Berkin Elvan dosyasına bakan savcı Mehmet Selim Kiraz rehin alınmıştı teröristler tarafından.. Başına silah dayanmış halde çekilen fotoğrafı yayıldı önce sosyal medyada..

Çağlayan'daki o koca Adalet Sarayı'nda birileri kendine avukat süsü vererek elini kolunu sallaya sallaya içeri girebilmiş, 6. kattaki savcının odasına çıkabilmiş, savcıyı odasında rehin alabilmişti.. Herkesin hayatını etkileyerek tepkiye yol açabilecek bir durumun içindeyken bu haberle gözler rehine olayına çevrilmişti.. Haberini verirken, gelişmeleri güncellerken bir baktık yayın yasağı gelivermiş.. Başbakanlık kararı.. Koca koca ekranlar son dakika verirken gelişmeleri bir bir normal ekranlarına döndüler.. Hiçbir şey olmamış gibi.. Hayal mi gördük sahi?

Akşam olunca silah sesleri, patlama sesi, başlayan operasyon haberleri gelmeye başladı.. Ve sonuç.. Operasyon bittiğinde durum.. Odadaki kimse yaşamıyordu..

Ama Selami Altınok, İstanbul Emniyet Müdürü öyle demiyordu.. İki terörist öldürülmüş, savcı ise ağır yaralıydı, ameliyata alınmıştı.. Herkesin gözünün içine baka baka doğru söylenmedi yani.. Emniyet Müdürü ve yanındaki Başsavcı vekili.. Hastaneye gittiğinde vefat etmiş olan savcımız için yaşadığını söyleyenler artık güvenilirliğini yitirdi.. Geçmiş olsun..

O kadar soru var ki kafamda.. Şehidi toprağa verdikten sonra şimdi artık sorma zamanı..
Bu operasyon nasıl operasyon arkadaş bir kere? Savcının hayatını korumak çok mu zordu? Koca bina boşaltılmış, çevresine keskin nişancılar yerleştirilmiş.. O halde hiç mi başka yolu yoktu? Silah sesi duyulmasıyla birlikte içeri girildi de içeri girene kadar ne tür müdahale olasılıkları düşünüldü? Savcı Kiraz'a kurşunlar nasıl isabet etti? İçeride tam olarak ne oldu? Çatışmaysa, çatışma olmadan önce bunu önleyecek türden sakin müdahale seçenekleri yok muydu?
Hem teröristler nasıl rahat rahat girebildi içeri? Hadi o kapıdan girdi; 6. kata nasıl rahat çıktı? O katta görevliler yok mudur?

Koca bina.. Koca saray.. Adaletin sarayında adaleti dağıtmak peşinde olan savcılar da adaletin sağlanmasını isteyen vatandaş da adaletin yerini bulması için çalışanlar da güvende değil, iyi mi?

Böyle bir dosyayı alan savcı aynı zamanda bir hedef durumuna gelirken neden koruma verilmemiş kendisine? Bu ülkede birileri, "önüne yatacak kadar" değer verdiği insanlara ne korumalar sağladı hatırlayın.. Savcıya mı koruma yoktu?

Geriye dönük teröristlerin kurdukları temaslarla ilgili hiç elde bir görüntü , bir bllgi yok mu? Elektriklerin kesik olması bunu engelledi mi?

Otopsi raporu, balistik rapor.. Bunca şeyden sonra raporlara nasıl güven olur?
Medyaya yapıla karartma, yanlış bilgiler verilmesindeki esas amaç ne? Öyle ya karartma ifadesi bile karanlık işleri çağrıştırıyor..

Bütün bunların "iç güvenlik paketine ihtiyaç olduğu algısına" hizmet etmesi bir tesadüf mü?

Şimdiye kadar bu ve bunun gibi sorulara cevap gelmedi.. Tatmin edici cevap geleceği konusunda kimsenin de umutlu olduğunu görmedim..

Neticede bir kez daha anladık ki koruyamıyorlar.. Kadınlarımızı, işçilerimizi koruyamıyorlar.. Gençlerimizi koruyamıyorlar.. Savcıyı koruyamıyorlar.. Toprağı, bayrağı koruyamıyorlar..

Peki bu kaos kimin işine yarar? Kim karartmak istiyor bugünümüzü, yarınımızı?
Kimi sorular cevabını içinde barındırır.. Belki o an fark etmeyiz.. Ama belki yakındır cevabını bulmak..


'MÜZAKERE' EDENİN 'MÜCADELESİ' Mİ OLUR?
"Teröre karşı mücadele hususunda mekan ve şahıslarla ilgili herhangi bir farklılık gözetmeksizin ne tedbir gerekiyorsa, bu tedbirler alınacaktır"

Başbakan Davutoğlu'nun olayın yaşandığı akşamki açıklamasından bu cümle.. Teröre tepki gösteriyor.. Mücadele, diyor.. Öyle bir birlik beraberlik diyor ki sanırsınız bu ülkede açılım süreci diye bir süreç olmamış..
Terör örgütü için çıkıp da birileri "12 yıldır ne istediler de vermedik?" dememiş..
Sanki Başbakanlık ofisinde teröristbaşının madde madde talimatları açıklanmamış gibi..
"Terörle müzakere" edenlerin ağzından "terörle mücadele" ifadesini duyunca bir gülme geliyor.. En acısından..

BAŞARI..
Operasyon için başarılı(!) dediler ya..
Başarılı operasyon anlayışları hakkında hepimizin bir firi var artık..
İlk başarılı(!) operasyonda toprağımızdan olduk.. Vatan toprağını kaybettik..
İkinci başarılı(!) operasyonda savcıyı kaybettik..
Üçüncü bir başarılı(!) operasyonu kaldırabilecek sinir sistemine sahip olduğumuzu sanmıyorum artık.. Allah bizi korusun..
O değil de..
İki terörist öldürüldü, savcımız şehit oldu.. Başarılı operasyon, dediler..
İki terörist de yakalansaydı ve savcı sağ çıksaydı, o zaman "başarısız" mı olurdu yani?
Bak bu soruya fena takıldım..

BİR BU EKSİKTİ: ŞEHİT EVİNDE MİTİNG
Şehidin evine gidilir, ziyaret edilir.. Taziyeler iletilir.. Gereken mesaj verilir.. Ziyaret sona erer..
Şehidin evine ziyarete giderken telefon mesajlarıyla herkese duyurmak.. İnsanların orada toplanmasını sağlamak.. Ses sistemi kurdurmak.. Ve orada konuşma yapmak ne demektir Allah aşkına?

Şehidin evi, kapısının önü, sokağı, mahallesi miting alanı değildir!
Zora gelince "Şehitler üzerinden siyaset yapıyorlar" "Şehitlerin cenazelerini istismar ediyorlar" suçlamalarını savururken başkalarına, şehit evi ziyaretini mitinge çevirmek tezattır,ayıptır..
En çok da şehide saygısızlıktır..

HİÇ AKLIMDAN ÇIKMIYOR..
Elektrikler kesiliyor.. Savcımız rehin alınıp şehit oluyor.. Adliye Sarayı'nda terör yaşanıyor.. Emniyet Müdürlüğü'ne saldırılıyor.. Ortalık karıştıkça karışıyor..
Bu haberler geldikçe benim aklıma tek bir cümle geliyor..
Yine istemsizce (!) ..
Yine nedensizce (!)..
"400 milletvekilini verin, bu iş huzur içinde çözülsün"

Yorumlar (0)
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Başakşehir 32 66
2. Trabzonspor 32 62
3. Sivasspor 32 57
4. Beşiktaş 32 56
5. Galatasaray 32 52
6. Alanyaspor 32 51
7. Fenerbahçe 32 50
8. Gaziantep FK 32 42
9. Antalyaspor 32 41
10. Göztepe 32 39
11. Kasımpaşa 32 39
12. Gençlerbirliği 32 36
13. Denizlispor 32 35
14. Konyaspor 32 33
15. Malatyaspor 32 32
16. Çaykur Rizespor 32 32
17. Kayserispor 32 32
18. Ankaragücü 32 29
Takımlar O P
1. Hatayspor 33 63
2. Erzurum BB 33 59
3. Adana Demirspor 33 58
4. Akhisar Bld.Spor 33 57
5. Bursaspor 33 56
6. Fatih Karagümrük 33 53
7. Altay 33 51
8. Keçiörengücü 33 47
9. Ümraniye 33 44
10. Giresunspor 33 44
11. Menemen Belediyespor 33 43
12. İstanbulspor 33 40
13. Balıkesirspor 33 38
14. Altınordu 33 36
15. Boluspor 33 30
16. Osmanlıspor 33 27
17. Adanaspor 33 21
18. Eskişehirspor 33 12
Takımlar O P
1. Liverpool 35 93
2. Man City 35 72
3. Chelsea 35 60
4. Leicester City 35 59
5. M. United 34 58
6. Wolverhampton 35 55
7. Sheffield United 35 54
8. Tottenham 35 52
9. Arsenal 35 50
10. Burnley 35 50
11. Everton 35 45
12. Southampton 34 44
13. Newcastle 35 43
14. Crystal Palace 35 42
15. Brighton 35 36
16. West Ham 35 34
17. Watford 35 34
18. Bournemouth 35 31
19. Aston Villa 35 30
20. Norwich City 35 21
Takımlar O P
1. Real Madrid 35 80
2. Barcelona 36 79
3. Atletico Madrid 36 66
4. Sevilla 36 66
5. Villarreal 36 57
6. Getafe 36 54
7. Real Sociedad 36 54
8. Athletic Bilbao 36 51
9. Valencia 36 50
10. Granada 35 50
11. Osasuna 36 48
12. Levante 36 43
13. Real Betis 36 41
14. Real Valladolid 36 39
15. Eibar 36 39
16. Celta de Vigo 36 36
17. Deportivo Alaves 36 36
18. Leganés 36 32
19. Mallorca 36 32
20. Espanyol 36 24