Alexa

Prof. Dr. Kaplan’ı (31) Yıl Önce Hakk’a Uğurlamıştık

Türk Edebiyât câmiasının mümtaz ismi, nezâket timsâli ve fikir dünyâsının "Kaplan Hoca"sı bundan otuzbir yıl önce, 23 Ocak 1986 târihinde yetmiş bir yaşında vefât etmişti.

Prof. Dr. Kaplan’ı (31) Yıl Önce Hakk’a Uğurlamıştık

5 Mart 1915 yılında  Eskişehir/ Sivrihisar'da doğan Prof. Dr. Mehmet Kaplan Hoca, 1939'da Edebiyat Fakültesi'ni bitirmiş; 1942'de edebiyat doktoru, 1943'te doçent ve 1952'de de profesör  ünvanlarını almıştı 

Prof. Dr. Mehmet Kaplan; edebiyat câmiasında, "Kaplan Hoca" olarak anıldığı gibi, "Yazarak Düşünen Adam" diye de nam salmıştır. 

Türk Edebiyatı'na sayısız öğrenci yetiştiren Kaplan Hoca,  yazdığı makale ve kitaplarla da sahasının en önde gelen isimlerinden biri olmuş, nâdir bir ilim adamıdır. 

Eserlerinden bâzıları şunlardır: Tevfik Fikret (1946), Namık Kemal'in Hayatı ve Eserleri (1948), Tanpınar'ın Şiir Dünyâsı (1964),Cumhuriyet Devri Türk Şiiri (1965), Nesillerin Ruhu (1967), Büyük Türkiye Rüyası (1969), Türk Edebiyatı Üzerine Araştırmalar (1976), Oğuz Kağan Destanı (1979), Kültür ve Dil (1982), Yahya Kemal (1982), Edebiyatımızın İçinden (1976), Türk Milletinin Kültürel Değerleri (1977), Âli'ye Mektuplar (1992) 

Prof. Dr. Mehmet Kaplan Hoca'dan bâzı seçme sözler: 

* Düşünmek ve yazmak da bir nevi kendimizle mücadeledir.  İrade eseridir. Bir meseleyi sonuna kadar götürmeğe sabretmezsem, elbette yarım kalır. Ve düşüncem de ileri gitmez. ..Bence, neşretmesek bile, kendimizi bilmek ve kafamızı işletmek için yazmalıyız. 

* Hür düşünen adam, ne kendisini bırakır, ne başkasını kendisi gibi düşünmeğe zorlar.  

* İstanbul kitapsızlıktan kırılıyor. Kütüphaneler boşaldı. ...Yaşamak bana, düşününce harikulâde görünüyor.  

* Bizim geri kalışımızın gizli sebebi yok. Bütün sebepler ortada. Hatayı bile bile yapar, sonra şikâyet ederiz. 

* Öğle üzeri Osman Turan'la lokantada karşılaştık. Küllük kahvesinde konuştuk. Demokrat Parti'nin münevver bir zümre vücuda getiremeyişi üzerinde durdu.  Köprülü'nün âlim olmakla beraber, esas fikirlerini tatbik edemediğini tesbit ettik. 

* Milliyetçi her şeyden önce milletinin mes'ut olmasını ve yükselmesini ister. İnsaniyetçilerin, milliyetçileri insanlık düşmanı saymaları bir safsata değilse nedir? Müşahhas realite milletler olduğuna göre, milletlerin bütünü demek olan insanlık, milliyetçilikten başka hangi yol ile yükselebilir? "Herkes kapısının önünü süpürsün; sokak temiz olsun." Her millet, kendi kendisini mes'ut etmeğe çalışsa, insanlık saadete erer." 

* Türkiye'nin en mühim kültür dâvâsı, hiç şüphesiz, dil dâvâsıdır. 

"Yazarak Düşünen Adam  Kaplan Hoca"yı rahmetle anıyoruz.  

KAPSAMHABER

YORUM EKLE

banner325