Vefâtının 747. Yılında Büyük Türk Mutasavvıfı Hazret-İ Mevlâna’yı Anıyoruz

Mevlana Haftası nedeniyle, insanlığa ahlak, din, ilim ve akıl yolunda yeni ufuklar açan Mevlana Celaleddin Rumi’yi sevgi ve rahmetle anıyoruz.

Kapsam 09.12.2020, 13:16
Vefâtının 747. Yılında Büyük Türk Mutasavvıfı Hazret-İ Mevlâna’yı Anıyoruz

Mevlana haftası başladı. 747 yıl önce 17 Aralık 1273 yılında vefat eden, her sene Mevlana’nın vefat tarihi olan 17 Aralık'a denk gelecek şekilde bir hafta boyunca kutlanan Mevlana Haftası tüm ülkemizde kutlanıyor. Mevlana vefat edeceği günü Allah’a kavuşma olarak gördüğü için ölüm gününün de en mutlu gün olduğunu düşünmüş ve onu Şeb-i Arus olarak nitelendirmiştir.

1207 yılında doğan Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî hazretleri; altmışaltı yıllık ömründe, her fikir adamının örnek alacağı çok muhteşem eserlere imza atmış, büyük bir velîdir. Büyük İslâm âlimlerinden Abdullah-ı Dehlevî: “Üç kitabın eşi yoktur. Bunlar: Kur’ân-ı Kerîm, Buhâri-yi Şerif/Sahih-i Buhârî ve Celâleddîn-i Rûmî’nin Mesnevî’sidir.” der.

Kaldı ki; Hazret-i Mevlâna, 25. 618 beyitlik Mesnevî adlı eserinden başka, kırkbinin üzerinde beyti ihtivâ eden Dîvân-ı Kebîr’i, mensur eseri Fîh-i Mâ-Fîh’i, Mecalîs-i Seba’sı ve zamanının önemli şahsiyetlerine yazdığı 147 mektubundan mürekkep Mektubât’ıyla da bugüne ve bugünden sonraya ulaşarak insanlığa ışık tutacak eserlerin sâhibidir.

Hazret-i Mevlâna; Peygamber Efendimizin ve Pîr-i türkistan Ahmet Yesevî hazretlerinin açtığı nûrlu yolda ilerleyerek, bütün dünyâya, Yûnus Emrelerle ve Hacı Bektâş-ı Velîlerle Anadolu’dan feyz saçmışlardır.

O’nun dillerden düşmeyen şu sözleri, her zaman insanlığa rehber olmuştur:

“Cömertlikte ve yardım etmede: AKARSU GİBİ OL!..

Şefkat ve merhamette: GÜNEŞ GİBİ OL!..

Başkalarının kusurunu örtmede: GECE GİBİ OL!..

Hiddet ve asabiyette: ÖLÜ GİBİ OL!..

Tevâzû ve alçakgönüllülükte: TOPRAK GİBİ OL!..

Hoşgörülülükte: DENİZ GİBİ OL!..

YA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN YA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL!..”

Hazret-i Mevlâna’dan bâzı ibretlik sözler:

*Söz, dinleyenin mertebesine, anlayışına göre söylenir, bizim sözümüz su gibidir, suya hükmeden akıtır onu.

*Bizim sözlerimizin hepsi de yenidir; başkalarının sözleri ise rivâyettir. Bu rivâyet, yepyeni sözlerin parça buçuğudur. Yepyeni söz insanın ayağına benzer, rivâyetse ayak şeklinde tahtadan yapılmış, takma ayaktır.

*Söz, anlaması için söze muhtaç olan kişiye söylenir. Söz, söylemeden de anlayan kişiye söz söylemenin ne lüzumu var? Gökler ve yerler, anlayan kişiye hep sözdür.

*Gerçekten de söz gümüşse de sus. Çünkü susmak altundur. İnsanın sözü, başkası içindir, kulağı ise kendi için.

*Dünyâda acı deniz var; tatlı su var; aralarında da bir berzah var ki birbirine karışmaz o iki deniz. (Furkân Sûresi, 53)

*Ahad’e, Ahmed’e el at; a kardeş, kurtul beden Ebû-Cehil’inden.

*Öğrenilmiş bilgiyi yeter buluyorsun; gözünü, başkasının mumuyla aydınlatmışsın.

O da, eğreti mala sahip çıktığını er olmadığını bilesin diye mumunu, önünden kapıverir.

Ama şükreder, çalışırsan, çabalarsan, gam yeme; bunun gibi yüzlercesini verir sana.”

Mevlana Celaleddin-i Rumi’yi Şeb-i Arus’ta saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz.

KAPSAMHABER

Kaynak: KAPSAMHABER
Yorumlar (0)