Alexa

'İstanbullu Gelin' dizisinin ekranda yer alma hikayesi

“İstanbullu Gelin Psikolojik Bakış Açısı” konu başlığıyla söz konusu diziye ilham veren “Hayata Dön” adlı kitabın yazarı Uzm. Dr. Gülseren BUDAYICIOĞLU oldu.

'İstanbullu Gelin' dizisinin ekranda yer alma hikayesi

Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen Psikiyatri Günleri’nin Nisan ayı konuğu, “İstanbullu Gelin Psikolojik Bakış Açısı” konu başlığıyla “Hayata Dön” adlı kitabın yazarı Uzm. Dr. Gülseren BUDAYICIOĞLU oldu.

İstanbullu Gelin dizisinin hikayesini paylaşan BUDAYICIOĞLU, psikolojik bir kitabın diziye uyarlanması noktasında yaşanan süreci anlattı. “Hastalarımdan öğrendiğim bilgiler kitaplardan öğrendiğimden fazla” ifadelerini kullanan BUDAYICIOĞLU, insanın kaderinin doğduğu evde yazıldığını kaydetti.

Dr. Rıdvan Ege Konferans Salonu’nda Ufuk Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Op.Dr. Orhan GİRGİN, Mütevelli Heyet Üyeleri, akademik ve idari personelin yanı sıra çok sayıda öğrencinin katılımı ile gerçekleşen konferansta konuşan Budayıcıoğlu, "Aslında binlerce dünya var ancak bize o evin içinde sadece birini öğreniyoruz." dedi.

Uzm. Dr. Gülseren Budayıcıoğlu, psikiyatrinin diğer hekimlik alanlarından farklı olarak insan ruhunu tanıtması dolayısıyla ayrıştığına işaret ederek,İnsanların herkesin gördüğü yüzünün yanı sıra sadece psikiyatristlerin fark edebildiği başka bir yüzü olduğunu belirtti. hastalarından öğrendiği bilgilerin kitaplardakinden çok daha fazla olduğunu ve kitaplarında insanların kimseye göstermedikleri yüzlerini anlatmaya çalıştığını kaydeden Budayıcıoğlu, İstanbullu Gelin dizisinin ekranda yer alma hikayesini paylaşarak, psikolojik bir kitabın diziye uyarlanması noktasında yaşanan sürecini şu şekilde anlatarak, “Bir televizyon dizisinde, oyuncuya karakter kazandırabilmeyi ve o karakterin üzerinden seyredilmesini sağlamayı hep birlikte öğrendik. Dizide yer alan tüm karakterler benim hastalarımdı” dedi.

Dizide yer alan Âdem karakterinin psikiyatrist ile görüştüğü sahnelerin zaman içerisinde dizinin en çok izlenen sahnelerinden biri haline geldiğini vurgulayan Budayıcıoğlu, televizyon dizilerin gerçek hayatın bir parçası haline geldiğini ekleyerek, “Komşumuz veya akrabamız gibi bizimle yaşıyor.” dedi.

kader motifi”nden bahsederek İleri yaşlarda hayatın başka bir perde daha açtığını dile getiren Budayıcıoğlu sözlerini şöyle devam ettirdi:

"Daha önce bunu bize asla göstermiyor. Ben o perdeye dünyanın sırları diyorum. Hayatın size zaman zaman fısıldadıkları… Ve bizim önceden altıncı his dediğimiz şeyden daha ileri bir şeyden bahsediyorum. Ben bunları görmeye başladığım zaman bir başka giz var ve benim bunları görmem lazım diye düşündüm. Ve adına da ‘kader motifi’ dedim. Bizim kaderimiz doğduğumuz evlerde yazılıyor. Ve kalemler genellikle annelerimizin elinde oluyor. O evlerde bize bir kader yazıyor hayat. Ailelerimiz bizlere hayatı uygulamalı olarak öğretiyor. Ve zannediyoruz ki dünya böyle bir yer. Aslında binlerce dünya var ancak bize o evin içinde sadece birini öğreniyoruz. Biz o evden o kişi olarak çıkıyoruz hayata. Artık bir rengimiz olmuş.”

KAPSAMHABER

YORUM EKLE

banner325