Bahçeli; Dağlık Karabağ Sahada Ermenistan'ın Kafasına Vura Vura Alınmalıdır

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bugün grup toplantısında yaptığı konuşmada, Ermenistan emperyalizmin Güney Kafkasya’da kurduğu marazi, maşa ve mayın devleti olduğunu, Ermenistan’ın Anadolu topraklarına yayılma ve bu kapsamda büyüme arzusu söz konusu olduğunu dile getirdi.

MHP 13.10.2020, 12:17 13.10.2020, 12:56
Bahçeli; Dağlık Karabağ Sahada Ermenistan'ın Kafasına Vura Vura Alınmalıdır

Ermenilerin diplomasiyle, diyalogla, görüşme ve temas trafiğiyle Dağlık Karabağ’ın bütününden çekilmeleri sadece boş bir hayal olduğunu, O halde, zor ve güç kullanılarak vatan topraklarının geri alınması gerektiğini belirten MHP Lideri Devlet Bahçeli, bugün MHP grup toplantısında yaptığı konuşmada çok sert açıklamalarda bulunarak, " Zoru gören Ermenistan sivilleri vurarak insanlık suçu işlemiştir. Ne var ki, uluslararası kuruluşlar ve insan hakları savunucuları dillerini yutmuşlar, utanmadan, sıkılmadan üç maymunu oynamışlardır." dedi.

Ermenistan’ın Anadolu topraklarına yayılma ve bu kapsamda büyüme arzusu söz konusudur

Ermenistan’ın Anadolu topraklarına yayılma ve bu kapsamda büyüme arzusu olduğunu belirten Bahçeli yaptığı konuşmada şunları söyledi; "Ecdadımız ne demişse, neyi tembihlemişse, hangi zorluklarla muhatap kalmışsa, bugünlerde de aynılarını yaşıyor ve yüzleşiyoruz. Gelişmeleri tarih imbiğinde damıtıp akıl süzgecinden geçirdikten sonra Türk milletinin karşısındaki çetin ve çetrefilli meselelerin geçmişe dayanan bir hesabı olduğunu alenen görmek mümkündür. Akdeniz’deki gergin atmosfere bakınız, göreceğiniz budur. Dağlık Karabağ sorununa odaklanınız, teşhisiniz bu olacaktır. Ermenistan emperyalizmin Güney Kafkasya’da kurduğu marazi, maşa ve mayın devlettir. Tıpkı Yunanistan’ın hedeflediği gibi, Ermenistan’ın Anadolu topraklarına yayılma ve bu kapsamda büyüme arzusu söz konusudur."

Ermenistan Masumları Öldürüyor

Büyümek için büyümek sadece ve sadece kanser hücresinin bir özelliği olduğunu ifade eden Bahçeli, "Ermenistan kanserlidir, kemoterapisi Türk ve Türkiye düşmanlığıyla yapılmaktadır. Geçen haftaki grup konuşmamda demiştim ki: “Azerbaycan-Ermenistan çatışmasının ateşkes, diyalog, müzakere, diplomasi gibi kandırmacalar yoluyla çözüm teklifleri şu aşamada tuzaktır, tertiptir, yenilgiye onaydır. Saldırgan ülke Ermenistan’dır. Masumları öldüren ülke Ermenistan’dır. İşgalci ülke Ermenistan’dır. Hak ve hukuk tanımayan ülke de Ermenistan’dır. Geçen hafta ne demişsem aynı noktadayım. Zoru gören Ermenistan sivilleri vurarak insanlık suçu işlemiştir. İki ülke arasında ateşkes çağrıları, diyalog arayışları, masa kurma önerileri, yanlı ve tarafgir arabulucuların baskıları Dağlık Karabağ davasını karalamaktan ve kilitlemekten başka manaya gelmemektedir. Neyin ateşkesi, neyin görüşmesi, konu vatan konusudur, konu bağımsızlık onurudur. Terörist devlet Ermenistan Dağlık Karabağ’dan çekilmeden, işgal ettiği toprakları hak sahibi Azerbaycan’a teslim etmeden silahları indirmek, ateşi dindirmek, masalarda çözüm aramak cinayetlerin, rezaletlerin ve zulmetin meşrulaşması demektir." dedi. 

Zoru gören Ermenistan sivilleri vurarak insanlık suçu işlemiştir

"Dağlık Karabağ Türk’tür, Azerbaycan Türklüğü’nün öz yurdudur" ifadelerini kullanan MHP Lideri Bahçeli, "Paşinyan’ın Ermenistan’a aittir demesi ise yalnızca zorba ve züğürt tesellisidir. 27 Eylül’de tek yanlı ateşi açan Ermenistan’dır. Buna karşılık Azerbaycan kendi topraklarını kahramanca müdafaa etmiş, işgal altındaki yerleşim yerlerinin yüzde 25’ini kurtarmıştır. Ermenilerin 26 yıllık savunma hatları kırılmıştır. Zulüm yanlarına kalmamış, yarına da bırakılmamıştır. Zoru gören Ermenistan sivilleri vurarak insanlık suçu işlemiştir. Ne var ki, uluslararası kuruluşlar ve insan hakları savunucuları dillerini yutmuşlar, utanmadan, sıkılmadan üç maymunu oynamışlardır." dedi.

Karabağ bölgesinin zaman içinde nüfusuyla oynanmıştır

Cephede başarı sağlanmadan, işgal altındaki Türk toprakları özgürleşmeden ateşkes olsun demek hiçbir şart altında geçerli olamayacak, Türklüğün vicdanında kabul görmeyecektir. Çünkü geçmişteki tecrübelerle sabittir ki, yine sonuçsuz görüşme turlarından, paket ve perakende taleplerden oluşan uzun ve yorucu yıllar başlamış olacaktır. Dağlık Karabağ 30 yıllık bir sorundan ziyade, 1,5 asra dayanan, ta Türkmençay Antlaşması’na kadar uzanan bir sancıdır. Sovyetler Birliği döneminde Azerbaycan’a bağlı muhtar bir vilayet olan Karabağ bölgesinin zaman içinde nüfusuyla oynanmış, Ermeniler lehine değişimler gözlemlenmiştir.

Maksat bellidir, ortadadır

26 Aralık 1991’de Hankendi’nin işgaliyle şiddetlenen Ermeni saldırıları, 26 Şubat 1992’de Hocalı soykırımıyla zirveye taşındığına dikkat çeken Devlet Bahçeli, Birlemiş Milletler Güvenlik Konseyi Dağlık Karabağ hakkında 1993 yılında 4 karar aldığını, 822, 853, 874, 884 no’lu bu kararlarda Ermenistan tarafından işgal edilen bölgenin derhal boşaltılması ve göçmenlerin geri dönmesi kararlaştırıldığını belirterek şunları ifade etti; "Ancak bu kararlara Ermeniler uymamış, herhangi bir yaptırımla da karşılaşmamışlardır. Uluslararası hukukta işgalci güçlerin korunmasına dair hiçbir kural, hiçbir hüküm yoktur. Bilhassa arabulucuların sürekli olarak Dağlık Karabağ meselesinde askeri çözümün mümkün olmadığını ifade etmeleri anlaşılabilir ve açıklanabilir hiçbir kalıba sığmamaktadır. Maksat bellidir, ortadadır. Azerbaycan’ın edilgen ve pasif bir şekilde tutularak çözümsüzlüğe boyun eğmesi zorlanmakta, bununla ilgili kulis ve lobi faaliyeti yürütülmektedir.

Kuzu canavara teslim edilmiştir

Ermenilerin diplomasiyle, diyalogla, görüşme ve temas trafiğiyle Dağlık Karabağ’ın bütününden çekilmeleri sadece boş bir hayaldir. O halde, zor oyunu bozacak, güç kullanarak vatan toprakları alınacaktır. Rusya Devlet Başkanı Putin’in, çatışma alanının Ermenistan sınırları içinde olmadığını itiraf etmesi bir nevi işgalin reddidir. Buna rağmen çatışmaların 12’inci gününde, yani 9 Ekim 2020 tarihinde, Azerbaycan ve Ermenistan Dışişleri Bakanları Moskova’da Rusya’nın sözde hakemliğiyle bir araya gelmişlerdir. Türkiye’nin müdahil olması engellenmiştir. Ermenistan sevdalısı Fransa, ABD, krizin sürmesini planlayan Rusya arabulucu olarak öne çıkmışlardır. Kuzu canavara teslim edilmiştir. Elbette Azerbaycan’ın evet diyeceği siyasi ve stratejik adımlar desteklenmelidir. Buna diyeceğim bir şey yoktur. Ancak Moskova’da kurulan masada çözümsüzlük hali somutlaşmıştır."

Karabağ Sahada Ermenistan'ın Kafasına Vura Vura Alınmalıdır

11 saat süren müzakerelerin hitamında, 10 Ekim 2020 Cumartesi günü saat 12’den itibaren geçerli olmak üzere, Dağlık Karabağ’daki cenazelerin ve esirlerin değişimini öngören 72 saatlik bir ateşkes kararı üzerinde mutabakata varıldığını belirten Bahçeli, "Bize göre bu bir tavizdir. Nitekim pamuk ipliğine bağlı ateşkesi ihlal eden beklendiği gibi Ermenistan olmuştur. Üstelik terör devleti Ermenistan uzun menzilli füzelerle Gence başta olmak üzere sivil yerleşim alanlarına saldırmıştır. Bu kanlı saldırılarda 9 soydaşımız şehit düşmüş, çok sayıda soydaşımız yaralanmıştır. Katille pazarlık kurşun olarak, bomba olarak, kalleşlik olarak fatura edilmiştir. Azerbaycan’ın ateşkes kararına uyulduğunu, aktif savaş faaliyetleri yürütülmediğini üstüne basa basa açıklaması Ermenistan’ı cesaretlendirmektedir. Çare yoktur, çözüm kalmamıştır, Dağlık Karabağ masada değil, sahada terör devleti Ermenistan’ın kafasına vura vura alınmalıdır. Kaldı ki masada işgalden vazgeçmeye hazır bir Ermenistan’dan bahsetmek de imkânsızdır." dedi.

Ermenistan’dan Dağlık Karabağ’a intikal edecek askeri ve lojistik destek kesilecektir.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli grup toplantısında yaptığı konuşmasını şu şekilde devam ettirdi:

Rusya Dışişleri Bakanı, bir ara yaptığı açıklamada, işgal altındaki 7 reyondan 5’inin Azerbaycan’a geri verilmesi, Laçin ve Şuşa koridoruna Rus Barış Gücü’nün konuşlanmasını teklif etmişti. 2007 yılında hazırlanan ve Dağlık Karabağ müzakerelerinin temelini oluşturan Madrid Kriterleri de Rusya’nın isteği doğrultusunda şekillenmişti. Bu kapsamda belirlenen 7 aşamalı yol haritasında ilk adım olarak Ermenistan’ın 5 reyondan çekilmesi projelendirilmişti. Buna göre Laçin ve Kelbecer dışındaki reyonların Azerbaycan’a iadesi gündeme alınmıştı. Bu iki reyon Ermenistan ile işgal edilmiş Dağlık Karabağ arasındaki kara ulaşım bağlantılarını sağlayan stratejik yerlerdir. Lâçin ve Kelbecer şayet Azerbaycan’da olursa, Ermenistan’dan Dağlık Karabağ’a intikal edecek askeri ve lojistik destek kesilecektir. Rusya’nın Minsk Grubu’nun diğer üyelerine de kabul ettirmeye çalıştığı muhtemel karanlık senaryo bize göre şudur: 5 reyonun Azerbaycan’a verilerek sorunun hafiflemesi, ama Laçin ve Kelbecer’in Ermenistan’da kalmasını temin ederek de sorunun kronikleşerek sürmesidir.

Türk milleti bilendir, beklenendir, özlenendir, sevilendir, adaletin nişanesidir, dahası zulmün yuvasını dağıtacak devasa kuvvettir.

Dağlık Karabağ kahramanlık ve silah zoruyla Azerbaycan’a geçmelidir. Ateşkes ve diplomatik görüşmeler bundan sonra ele alınmalıdır. Bugün Bakü’yü, Gence’yi bile tehdit noktasına gelen Ermenistan, bu çatışma sürecinden güçlenerek çıkarsa gelecek Azerbaycan Türklüğü için çok ağır sonuçlara yol açacaktır. Ve elbette Türkiye de bunun sarsıcı gelişmelerine katlanmak durumunda kalacaktır. Ermenistan işgal ettiği her yerden önşartsız çekilmelidir. Bakü’yü hedef yapanlar, Erivan’ın da bir gece ansızın bedel ödeyeceğini ne akıllarından ne de kâbus dolu anılarından çıkarmamaları hayatları ve güvenlikleri açısından en makul davranıştır. Bizden söylemesi; Türk milleti bilendir, beklenendir, özlenendir, sevilendir, adaletin nişanesidir, dahası zulmün yuvasını dağıtacak devasa kuvvettir.

Ermenistan’ı kafesleyen, Dağlık Karabağ’ı karanlığa iten, Azerbaycan’ın ana ekseninde yer aldığı enerji jeopolitiğinde oyun kuran güçler Kırgızistan’da da faaldir.

Dağlık Karabağ’da yaşanan sıcak çatışma ve gerilim ortamının yankıları ve yansımaları sırasıyla gün yüzüne çıkmaktadır. Kırgızistan’da 4 Ekim seçimlerinin hemen ardından alevlenen siyasi ihtilaflar ve sertleşen toplumsal istikrarsızlık sarmalı zamanlama itibariyle hem manidar hem de kaygı vericidir. Bu ülkedeki sokak eylemleri, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın basılması ve seçimleri iptale kadar götüren şiddet olayları bölgesel huzur ve barış arayışlarını zedelemektedir. FETÖ’cülerin Kırgızistan’a yuvalanmış faaliyetleri hesaba katıldığında Bişkek’in karışmasında destekleyici ellerin, yönlendirici emellerin kim ya da kimler olabileceği de az çok belirginlik kazanmaktadır. Orta Asya’ya genişleyen kutuplaşma bir demokrasi arayışından veya adaletli seçim taleplerinden öte anlamlar içermektedir. Anlaşılmaktadır ki, Ermenistan’ı kafesleyen, Dağlık Karabağ’ı karanlığa iten, Azerbaycan’ın ana ekseninde yer aldığı enerji jeopolitiğinde oyun kuran güçler Kırgızistan’da da faaldir. Hep aynı yöntemler, hep aynı taktikler, malum ezberler yine devrededir.

Kaynak: KAPSAMHABER
Yorumlar (0)
22°
az bulutlu