Devlet Bahçeli, MYK Sonrası Basın Toplantısı Yaptı

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet BAHÇELİ, 05 Kasım 2020 Perşembe günü “MYK Toplantısı” ardından basın toplantısında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.

MHP 05.11.2020, 18:31 05.11.2020, 19:21
Devlet Bahçeli, MYK Sonrası Basın Toplantısı Yaptı

"Deprem sadece İzmir’i değil, manen ve gıyaben de olsa milletimizin tamamını çok olumsuz şekilde etkilemiştir." ifadelerini kullanan Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet BAHÇELİ, 05 Kasım 2020 Perşembe günü “MYK Toplantısı” sonrasında yaptıkları basın açıklamasında İzmir Depremi, ABD’nin Başkanlık Seçimleri ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin basın toplantısında yaptığı değerlendirmeler şöyle:

Bildiğiniz gibi, ülkemiz bir yandan yeni tip Koronavirüs dalgasının risk ve tehditleriyle mücadele ederken diğer yandan doğal afetlerin yıkım ve ağır tahribatlarına direk maruz kalmaktadır. 30 Ekim 2020 Cuma günü Ege Denizi’nin Seferihisar açıklarında meydana gelen 6,6 büyüklüğündeki deprem yalnızca çok katlı binaları taş ve moloz yığınına dönüştürmekle kalmamış aynı zamanda masum insanlarımızı da hayattan koparmıştır.

Depremin karanlık yüzü, kahredici yönü bir kez daha varlığını göstermiştir. Bu kapsamda 114 vatandaşımız hayatını kaybederken bin 35 vatandaşımız da yaralanmıştır. Üzüntümüzün tanımı ve tarifi yoktur. Depremde kaybettiğimiz vatandaşlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet, tedavi altında bulunan vatandaşlarımıza ise acil şifa dileklerimi hassaten ve tekraren paylaşıyorum. Bu zor günlerin mutlaka elbirliğiyle aşılacağına inanıyorum.

Deprem sadece İzmir’i değil, manen ve gıyaben de olsa milletimizin tamamını çok olumsuz şekilde etkilemiştir. Elbette vicdanları kanatmış, yürekleri burkmuştur. Aziz milletimiz asil bir dayanışma örneği göstermiştir. Soylu bir yardımlaşma seferberliği sergilemiştir. Dahası imrenilecek bir empati ve duygudaşlık hissiyatıyla afet bölgesine müşfik elini uzatmıştır. Devlet tüm imkanlarıyla depremden zarar gören vatandaşlarımızın yanında olmuş, yaraları sarmaya başlamıştır. Hakikaten insanüstü bir çalışmayla, bütün ihtimalleri hesaplayan görüş derinliğiyle, sahnelenen fedakar çalışmalarla enkazın kaldırılma süreci takdir toplamıştır.

Elif kızımız umutlarımızı diri tutmuştur.

Mesela Ayda yavrumuz 91 saat sonra gün ışığına çıkarılmış, hepimizi sevince boğmuştur. Annesinin hayata tutunamayarak vefatı ise bizleri çok üzmüştür. Onlarca beton yığınının altından bir güneş gibi doğan Elif kızımız umutlarımızı diri tutmuştur. Hayranlık ve hürmetle karşıladığımız devlet-millet kenetlenmesi depreme karşı en büyük silahımız, en güçlü mücadele vasıtamız olarak sivrilmiş, öne çıkmıştır. Ne var ki depremi siyasete alet eden savruk ve sorumsuz zihniyetlerin bu felaket günlerinden de istifade gayretkeşlikleri vahim bir çarpıklık olarak tezahür etmiştir. İzmir’de, 1989 yılından bugüne kadar -bir dönem haricinde- yerel yönetim sorumluluğu üstlenmiş CHP’nin adeta sütten çıkmış ak kaşık gibi davranıp kusur ve suçlu araması küstah bir siyaset kifayetsizliğidir.

Bunların kalpleri kararmıştır. Vicdani refleksleri laçkalaşmıştır.

Seferihisar’ın bir önceki dönem Belediye Başkanı olan şahsın, depremde yıkılan Emrah Apartmanı’nın ne kadar dayanıksız olduğunu, beton parçaların kürekle bile nasıl kırılabildiğini, bununla ilgili de geçmişte hangi denetimleri yaptığını açıklaması ertelenemez görevidir. CHP Genel Başkanı’yla parti yöneticilerinin aynı anda girdikleri hezeyan nöbetinden bir türlü kurtulamamaları, sürekli yalana, dolana ve iftiraya müracaatları telafisi olmayan siyasi ahlak noksanlığının ileri düzeyde ifşa ve ilamıdır. Bunların kalpleri kararmıştır. Vicdani refleksleri laçkalaşmıştır. Bu irade ve insanlık fukaralarının her sözü, her çıkışı, her beyanatı deprem enkazından daha tehlikeli boyutlar içermiştir. Kaldı ki Türk milleti her şeyin farkındadır.

CHP’nin tahrikleri, taciz ve tahrip çabaları nafile bir gayrettir.

Ülkemizin salgına yenilmesini, depremde aciz düşmesini, ekonomik saldırılara boyun eğmesini, bu suretle yönetilemez hale gelmesini isteyen, dileyen, hedefleyen iç ve dış mihrakların foyaları ortaya çıkmıştır. Türkiye’nin karşısında sipere girenlerin figüranı oldukları kirli senaryonun mesafe alması, sonuç vermesi hiç kuşkusuz muhal bir hayal, münhal bir hevestir. Siyasetleri enkaza dönenlerin, zillete gömülenlerin milli birlik ve kardeşlik ruhunu yaralamaları mümkün değildir. Bu itibarla CHP’nin tahrikleri, taciz ve tahrip çabaları nafile bir gayrettir. Türkiye düşmanlarıyla devamlı ilişki ve irtibat halinde bulunan, siyaset kabloları ve karar organları yabancıların denetim ve kontrolüne geçen CHP’nin ve diğer zillet yedeklerinin husumet taktiklerine, hayasız provokasyonlarına ne aldanacak ne de kanacak vardır. Ülkesini kötülemek için bu kadar iştahlı olan dünya üzerinde pek az muhalefet partisi olduğu bir başka acıklı gerçek olarak karşımızdadır.

CHP zihniyetinin belediyecilik anlayışı olduğu belgelenmiştir.

CHP’nin yalancı sözcülerinin mumu yatsıdan önce sönmüştür. Hiçbir milli ve manevi konuda milletimize tercüman olamayan, olmayı da düşünmeyen CHP’nin depremin enkazı üzerine kurmak istediği istismar kumpası bozguna uğramıştır. Üstelik haksız yere partimizi suçlayan, hükümeti töhmet altında bırakan, devletle vatandaş arasında güvensizlik uçurumu oluşturmaya çalışan omurgasız CHP’nin melanet oyunu temelinden bozulmuştur. Aslında İzmir’de enkaz altında kalan CHP zihniyetinin belediyecilik anlayışı olduğu belgelenmiştir. Hiç kimse bu yalın gerçeği inkâr etmeye kalkışmamalıdır. Çünkü her şey ortadadır.

Trump’tan daha çok Trump’çı olmak yanlıştır, marazidir,

Milliyetçi Hareket Partisi her zaman ve her şart altında milletimizin ve vatandaşlarımızın yanındadır. Bu tutarlı ve ilkeli tavrımız asla değişmeyecektir. Sözümüz milletin sözü, tarihin seslenişidir.Özellikle ifade etmek isterim ki; Küresel ve bölgesel sorunların yaygınlık kazandığı, felaketlerin birbirine eklemlenip yoğunlaştığı bugünkü insanlık döneminde nifak çıkarmak art niyetliliktir. Dedikodu yapmak suçluluk telaşındandır. Siyasi dolandırıcılıktan nemalanmayı amaçlamak da ülkemiz aleyhine son derece mahsurlu gelişmelere davetiye çıkarma gayesidir. Depremi, salgını, Doğu Akdeniz’deki tehditleri, terörizmin kanlı eylemlerini, AB’den ABD’ye, Ortadoğu’dan Kafkaslar’a uzanan geniş alanda Türkiye’nin milli ve manevi haklarını hedef alan zalim planları ancak ve ancak milli birlik şuuruyla göğüslemek yegâne öncelik olmalıdır. Bir olmazsak, biz olmazsak, tek nefes, tek bilek, tek yürek olamazsak cephemiz sarsılacaktır.

Trump’tan daha çok Trump’çı olmak yanlıştır, marazidir,

3 Kasım 2020 tarihinde yapılan ABD Başkanlık Seçimi’ni analiz ve yorumu da bize göre isimler bazında değil, Türkiye’nin hak ve çıkarları ekseninde yapılmalıdır.  Ülkemiz açısından ABD’nin yeni başkanının kim olacağı sorusuna cevap aramaktan daha çok, seçilen kişinin uygulayacağı politikaların çerçevesi, bunun bölgemize yansımaları, milli varlığımıza yönelik etkileri değerlendirilmeli, öncelikle ele alınmalıdır. ABD’nin Başkanlık Seçimleri elbette hem ülkemizi hem de bütün dünyayı yakından etkileme kapasitesi taşımaktadır. Ancak Biden’den daha çok Biden’ci, Trump’tan daha çok Trump’çı olmak yanlıştır, marazidir, icazetli ve ipotekli bir kafanın çelişkisidir. Hangi ülke olursa olsun siyasi ve stratejik kavrayışına o ülkenin parametrelerinden ve hedef prizmasından değil başkent Ankara’nın görüş menzilinden, ağırlık merkezinden bakmak Türkiye adına milli ve tarihi bir mükellefiyettir.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin dün de, bugün de yaptığı budur. Bugünkü Merkez Yönetim Kurulu Toplantı’mızda ülkemizi doğrudan ilgilendiren iç ve dış gelişmeler bütün veçheleriyle görüşülmüş, tam bir fikir ve görüş birlikteliği sağlanmıştır. İşleyen kongre takvimiz paylaşılmış ve MYK üyelerimiz bilgilendirilmiştir. Bundan sonraki siyasi çalışmalarımız gözden geçirilerek bilhassa Cumhur İttifakı’nın ruhuna ve duruşuna uygun politikalarımızın devamlılığına önemle vurgu yapılmıştır. Milliyetçi Hareket Partisi tecrübeli kadrolarıyla, engin fikriyatıyla, Türk ve Türkiye sevdasıyla yılmadan, yıkılmadan, yorulmadan, hiçbir menfi telkin veya dayatmaya prim vermeden yoluna inançla devam edecektir.

Türkiye’nin kazanması fitnenin kaybetmesi

Hedefimiz istiklal için birliktir. Hedefimiz istikbal için dirliktir. Nihai ve şaşmaz hedefimiz Lider Ülke vizyonumuzun gerçekleşerek Türkiye’nin kazanmasıdır. Allah’ın himayesiyle, milletimizin takdir ve teveccühüyle hedeflerimiz birer birer tecelli edecektir. Türkiye’nin kazanması fitnenin kaybetmesidir. Türkiye’nin kazanması Türk ve İslam düşmanlarının mağlup ve mahcup olmasıdır. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu vesileyle toplantımıza katılan her arkadaşıma teşekkür ediyor, sizleri hürmet ve muhabbetle selamlıyorum. Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun.

Kaynak: KAPSAMHABER
Yorumlar (0)