Koray Aydın: "Türk Tipi Başkanlık” İçi Boş Söylemdir!

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Adaylarından Koray Aydın Basın açıklaması yaparak Başkanlık sistemini sert dille eleştirdi.

MHP 11.01.2017, 14:15 11.01.2017, 17:20
Koray Aydın: "Türk Tipi Başkanlık” İçi Boş Söylemdir!

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Adaylarından Koray Aydın Basın açıklaması yaparak Başkanlık sistemini sert dille eleştirdi. Aydın;  “Bugün başkanlık isteyenler, yarın hanedanlık kuracağız derlerse ne yapacağız? Bugün başkan olacağım diyenler, yarın Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi ve milli mirasını tamamıyla ters tasarruflarla dağıtırsa ne yapacağız? Bugün başkan olanlar, yarın krallık iddiasında bulunurlarsa buna nasıl mani olacağız?” dedi.

Koray Aydın yazılı basın açıklamasını şöyle devam ettirdi:

Ülkenin gündemi ve önceliği FETÖ, PKK, PYD, IŞİD gibi darbeci, bölücü, yıkıcı ve ayrılıkçı terör örgütleriyle mücadele, yolsuzluk, işsizlik, yoksulluk ve hayat pahalılığı gibi büyük sorunlar olduğu halde, olağanüstü hal şartlarının getirdiği iklimden yararlanmak suretiyle Türkiye'nin yönetim sistemi, AKP iktidarı tarafından adeta “yangından mal kaçırırcasına” değiştirilmek istenmektedir.

Oysa 14 yıllık AKP iktidarı sürecinin, bugün yaşadığımız büyük sıkıntıların kaldırım taşlarını döşediğini hiçbir zaman göz ardı edemeyiz.

Tasarlanan bu model, mevcut Cumhurbaşkanı’nın siyasal kariyer planlaması üzerine inşa edilmiş; Genel Başkanımızın 23 Şubat 2016 tarihli grup toplantısında da belirttiği üzere “Recep Tayyip Erdoğan’ı mutlu etmek ve başkanlık hayalini temin etmek” üzere hazırlanmıştır.

Yine Sayın Bahçeli’nin 9 Mart 2016 tarihli yazılı açıklamasında işaret ettiği gibi bu teklif, “yalnızca bir kişinin egolarını tatmin etmek, mevki tutkusunu karşılamak ve kişisel kariyer açlığını doyurmak için parlamenter sisteme neşter vurmaya teşebbüs ederek geçmişe sünger çekilmesi, 93 yıllık Cumhuriyet mirasının hiçe sayılması anlamına” gelmektedir.

Anayasamızda Cumhurbaşkanı’na tanınan yetkilerin virgülüne dahi dokunulmadığı halde, sırf seçilme yöntemini bahane ederek, anayasayı çiğnemek ve ortaya çıkan fiili durumdan da bir sistem değişimi devşirmek, demokratik bir hukuk devletine aykırıdır ve asla kabul edilemez.

Teklifin en önemli özelliklerinden biri, kuvvetler ayrılığına son vermesidir. Bu sistem, iddia edildiği gibi bir “Başkanlık Sistemi” olsaydı net, katı ve kesin bir kuvvetler ayrılığı olması beklenirdi.

KUVVETLER AYRIMI YERİNE, KUVVETLER TEK ELDE TOPLANMAKTADIR

Öte yandan teklifin “Başkanlık Sistemi” olmaması da kuvvetler ayrılığının kaldırılmasına bir gerekçe teşkil etmemelidir. Demokratik hukuk devletinin temel unsurlarından biri hiç kuşkusuz kuvvetler ayrılığı ilkesidir. Kuvvetler ayrılığın olmadığı, yasama, yürütme ve yargının birbirini denetlemediği ve dengelemediği bir ülkede demokratik hukuk devleti, sadece sözde kalır; özde yaşaması mümkün değildir.

Teklifte getirilen, cumhurbaşkanlığı seçimleri ile TBMM seçimlerinin aynı gün yapılması ve Cumhurbaşkanı ile TBMM’nin karşılıklı ve eş zamanlı fesih yetkisi, tam bir kuvvetler birliği mantığıdır.

Bir başka önemli husus da halkoyu ile doğrudan seçilen Cumhurbaşkanı’nın, yürütme yetkisini tek başına kullanacak olmasıdır. Yürütme alanına giren konularda kanun kuvvetinde kararnameler çıkarmak, vekâlet vereceği ve halkın oyuyla seçilmemiş yardımcıları dâhil tüm bakanları ve üst düzey bürokratları tek başına atamak gibi yetkiler, “bir kişilik” yönetim modeli anlamına gelmektedir.

Öte yandan yürütme yetkisi içinde kalıp da kanunla düzenlenmemiş konularda, kararname çıkarma yetkisinin tanınması, pek çok konunun Cumhurbaşkanı’nın iradesiyle düzenlenebileceği anlamını taşımaktadır. Böylesi bir yetki, oldukça muğlak ve geniş bir alanı kapsamaktadır. Dolayısıyla keyfiliğe yol açması kaçınılmazdır.

Kaldı ki olağanüstü hal ilan etme yetkisi olan Cumhurbaşkanı’nın, olağanüstü hal döneminde sadece yürütme alanında değil, her alanda kararname çıkarma yetkisine sahip olacağı hüküm altına alınmıştır.

Teklif, bir yasama organı olarak TBMM’nin işlevlerini de ortadan kaldırmaktadır. Geçmişteki tecrübeler ışığında, parti üyeliği devam eden Cumhurbaşkanı eliyle belirlenecek olan milletvekilleri, mevcut duruma göre daha da bağlı ve bağımlı bir konuma düşeceklerdir.

TBMM’nin yasa yapma, değiştirme ve kaldırma yetkisi, bu durumdan etkilenecek; parti disiplini daha da güçlenerek farklı düşüncelere engel teşkil edecektir. Yasama yetkisi, örtülü bir şekilde Cumhurbaşkanı’na devredilmiş olacaktır.

MECLİSİN DENETİM YETKİSİ SIFIRLANMAKTA, “DANIŞMA MECLİSİ”NE DÖNÜŞMEKTEDİR

Böylesi bir TBMM’nin yürütme organı üzerinde yasama denetimi yapması beklenemez. Gensoru, güvenoyu ve sözlü soru önergesi kaldırılmış, meclis soruşturması ve bütçe onaylama kısıtlanmış böylece yasama organının yürütme üzerindeki denetim yetkisi adeta sıfırlanmıştır.

Teklifle TBMM, etkisiz, yetkisiz ve işlevsiz bir kuruma dönüştürülmekte; adeta bir “Danışma Meclisi” olmaktadır.

Tek parti döneminde Türk İstiklal Savaşı’nın Başkomutanı ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e bile tanınmayan Gazi Meclis’i feshetme yetkisi başta olmak üzere, pek çok yetkinin tek adama verilmesi, bugün eriştiğimiz çok partili demokratik hukuk devleti döneminde, tam bir akıl tutulması anlamına gelmektedir.

Teklif metninde, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne de seçim kararı alma yetkisi lütfedildiği (!) görülmektedir.

Ancak hiçbir gerekçe göstermeden tek başına seçim kararı alacak Partili Cumhurbaşkanının 1 oyuna karşılık, parlamentoda yüzde 60 oy, yani 360 milletvekilinin oyu gerekmektedir. Milli iradenin tecelligâhı Gazi Meclis’in düşürüldüğü durum aynen şöyledir: 360’a karşı, 1 oy. 

YARGI DAHİL BÜTÜN GÜÇLERİ TEK ELDE TOPLAYAN SİSTEMİN ADI; SEÇİLMİŞ KRALLIKTIR

Teklifle getirilen yargı düzeninin hali de içler acısıdır. Hukukun üstünlüğünü sembolize eden “Yüksek” ibaresinden rahatsızlık duyulmuş olacak ki yeni adıyla Hâkimler Savcılar Kurulu’nun 13 üyesinden 1’i Adalet Bakanı, 1’i Adalet Bakanlığı Müsteşarı ve 4’ü de üye olmak üzere 6’sını Partili Cumhurbaşkanı olarak bizzat atayacak, 7 üyeyi de parti genel başkanı sıfatıyla yine bizzat kontrolündeki TBMM marifetiyle atayacaktır.

Anayasa Mahkemesi ve yüksek yargı üyelerinin ezici çoğunluğunu da belirleyecek olan Partili Cumhurbaşkanı, böylece yasama, yürütme ve yargıyı tek başına kontrol edecek; bütün güçleri elinde toplayacak ve kelimenin tam anlamıyla seçilmiş kral olacaktır.

Bütün bu değişiklik teklifleri, Anayasamızın ruhunu teşkil eden başlangıç kısmıyla ve ilk üç maddeyle uyuşmamaktadır. Söz gelimi, “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir” şeklindeki 2. maddenin içi boşaltılmış olacaktır. Dolayısıyla “İlk 4 maddeye dokundurtmadık.” söylemleri, açık veya kapalı ama hazin bir aldatmadan ibarettir.

Aynı şekilde, “Türklüğün korunduğu” veya “ Türk Tipi Başkanlık” getirildiği şeklindeki içi boş söylemler de milliyetçi-ülkücü camianın aklıyla alay etmektir. Zira teklifte Türklüğün lehinde ilave hiçbir düzenleme olmadığı gibi Türk Milleti, bir kişinin insafına terk edilmektedir. Böylesi bir düzenleme, millet iradesini dikkate almamak ve fiilen Türklüğü hiçe saymak anlamına gelmektedir.

Çok değil bundan 1 yıl önce Genel Başkanımız, 10 Ocak 2016 tarihinde Milletvekilleri, MYK ve MDK üyelerinin de hazır bulunduğu basın toplantısında şu can alıcı soruları sormuştu: “Bugün başkanlık isteyenler, yarın hanedanlık kuracağız derlerse ne yapacağız? Bugün başkan olacağım diyenler, yarın Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi ve milli mirasını tamamıyla ters tasarruflarla dağıtırsa ne yapacağız? Bugün başkan olanlar, yarın krallık iddiasında bulunurlarsa buna nasıl mani olacağız?

MHP MİLLETVEKİLLERİNE TARİHİ ÇAĞRI;

UCUBE SİSTEME EVET DEMEK, MHP’NİN TASFİYESİNİN VEBALİNİ ÜSTLENMEK DEMEKTİR

Hanedanlığa ve krallığa mani olmanın yolu, “Partili Cumhurbaşkanlığı” teklifine öncelikle TBMM’de “Hayır!” demekten geçmektedir.

Bu vesileyle Milletvekillerine ama özellikle de Ülkücü Hareket’i temsil eden MHP Milletvekillerine seslenmek ve tarihi bir çağrıda bulunmak istiyorum.

Öncelikle tüm ülküdaşlarımızın merak ettiği soru şudur: MHP, ne zaman ve hangi yetkili kurulunda bu sistem değişikliği teklifini görüşmüş ve “evet” kararı almıştır? Bu sorunun cevabını vicdanınızda sorgulayınız.

Oysa MHP’nin kurucu lideri olan, doktrini tayin eden, teşkilatını kuran, son Genel Sekreteri olmaktan onur duyduğum Başbuğ Alparslan Türkeş’in, önemli kararlar öncesinde "MHP ne yapacak?" sorusuyla uzatılan mikrofonlara cevabı her zaman "yetkili kurullarımıza danışacağız, ona göre karar vereceğiz" şeklinde olmuştur.

Ülküdaşlarımızın ezici çoğunluğunun karşı olduğu bu teklife evet demek, MHP’nin kuruluş ilkelerini, tarihini, parti programını, seçim beyannamesini ve nihayet ülkücülerin ortak aklını ve bunca yıllık mücadelesini görmezden gelmek; yok saymak demektir.

İktidara gelmek için sistemin doğası gereği birinci ve ikinci partilerin yarışını öne çıkaran bu ucube sisteme evet demek, milliyetçi-ülkücü hareketin en büyük eseri MHP’nin göz göre göre tasfiye edilmesinin vebalini üstlenmek demektir.

SEÇİLMİŞ KRALLIĞA VE SALTANATA ONAY VERMEYİN

Nihayet devletin bütün yönetim erklerini tek elde toplayan bu teklife evet demek, seçilmiş krallığa ve saltanata onay vermektir. Sayın Milletvekilleri buna izin ve onay vermeyin.

Yol kavşağına gelmiş Türk Milleti, İslâm Âlemi ve bütün insanlık, gözünü Ankara’ya dikmiştir. Türklüğün başkenti, İslâm’ın göz bebeği, mazlumların ümit ışığı ve demokrasinin tecelligâhı Ankara’da, emperyalizme başkaldırının sembolü Gazi Meclis, tarihi bir sorumlulukla baş başadır.

Temennimiz, bu kutlu başkaldırıda sevdamız MHP’nin öncü olmasıdır.

Tarih, bu mesuliyeti anlayanları ve gereğini yerine getirenleri altın harflerle yazacak; bundan nasibini almamışlara da gereğini yapacaktır. (11 Ocak 2017)

Yorumlar (0)
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Başakşehir 32 66
2. Trabzonspor 32 62
3. Sivasspor 32 57
4. Beşiktaş 32 56
5. Galatasaray 32 52
6. Alanyaspor 32 51
7. Fenerbahçe 32 50
8. Gaziantep FK 32 42
9. Antalyaspor 32 41
10. Göztepe 32 39
11. Kasımpaşa 32 39
12. Gençlerbirliği 32 36
13. Denizlispor 32 35
14. Konyaspor 32 33
15. Malatyaspor 32 32
16. Çaykur Rizespor 32 32
17. Kayserispor 32 32
18. Ankaragücü 32 29
Takımlar O P
1. Hatayspor 33 63
2. Erzurum BB 33 59
3. Adana Demirspor 33 58
4. Akhisar Bld.Spor 33 57
5. Bursaspor 33 56
6. Fatih Karagümrük 33 53
7. Altay 33 51
8. Keçiörengücü 33 47
9. Ümraniye 33 44
10. Giresunspor 33 44
11. Menemen Belediyespor 33 43
12. İstanbulspor 33 40
13. Balıkesirspor 33 38
14. Altınordu 33 36
15. Boluspor 33 30
16. Osmanlıspor 33 27
17. Adanaspor 33 21
18. Eskişehirspor 33 12
Takımlar O P
1. Liverpool 35 93
2. Man City 35 72
3. Chelsea 35 60
4. Leicester City 35 59
5. M. United 34 58
6. Wolverhampton 35 55
7. Sheffield United 35 54
8. Tottenham 35 52
9. Arsenal 35 50
10. Burnley 35 50
11. Everton 35 45
12. Southampton 34 44
13. Newcastle 35 43
14. Crystal Palace 35 42
15. Brighton 35 36
16. West Ham 35 34
17. Watford 35 34
18. Bournemouth 35 31
19. Aston Villa 35 30
20. Norwich City 35 21
Takımlar O P
1. Real Madrid 35 80
2. Barcelona 36 79
3. Atletico Madrid 36 66
4. Sevilla 36 66
5. Villarreal 36 57
6. Getafe 36 54
7. Real Sociedad 36 54
8. Athletic Bilbao 36 51
9. Valencia 36 50
10. Granada 35 50
11. Osasuna 36 48
12. Levante 36 43
13. Real Betis 36 41
14. Real Valladolid 36 39
15. Eibar 36 39
16. Celta de Vigo 36 36
17. Deportivo Alaves 36 36
18. Leganés 36 32
19. Mallorca 36 32
20. Espanyol 36 24