Alexa

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Amasya'da konuştu

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeliyerel seçimleri ardından teşekkür ziyaretleri kapsamında Amasya Belediyesine ziyarette bulundu. Bahçeli konuşmasında, "Payitahta giden yol Amasya’dan geçmiştir. Devlet terbiyesi ve geleneği burada öğrenilmiş ve öğretilmiştir. " dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Amasya'da konuştu

Amasya'da konuşan Devlet Bahçeli, Türkiye gündemiyle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Türkiye'yi de yakından ilgilendiren dünya gündemiyle ilgili çok önemli konuları da dile getiren Bahçeli, "Dün yedi düvel üzerimize geldi, yine bu milleti yenemediler, yine bu milleti deviremediler. Bugün terör örgütlerinin hunhar eylemleri yine sonuç vermeyecektir." diyerek, Sahnelenen küresel oyunların amacına ulaşamayacağını, yazılan bölgesel senaryoların yırtılıp atılacağını, kurgulanan ekonomik komploların planlanan veya tedavüle sokulan yaptırım tehditlerinin gene milletin azim ve kararıyla tesirsiz hale getirileceğini ve hiçbir baskı Türkiye’ye sökmeyeceğini, işlemeyeceğini belirtti.

Türk vatanının her karışı şehit kanlarıyla sulanmış

Yüz yıl önce vatan toprakları işgal ve esaret altında olduğunu belirten Devlet Bahçeli; "Türk milleti zalimlerin baskı ve dayatmasına maruz kalmıştı. Uzun yıllar devam eden savaşlar topraklarımızı eritmiş, milletimizi bitkin, bezgin ve yorgun bırakmıştı. Sömürgeci güçler varlığımızı imhaya heves ve teşebbüs etmişlerdi. Vatanın bütünlüğü, milletin istiklali tehlikedeydi. Ya bir yol bulunmalı, ya da bir yol açılmalıydı. İhtiyaç olunan kudret damarlardaki asil kanda gizliydi. Tutsaklık, bağımlılık, kölelik milletimize uzak ve yabancı kavramlardı. Türk vatanının her karışı şehit kanlarıyla sulanmış, fedakârlık ve kahramanlıklarla nurlanmış, kutlu ecdadımızın mücadelesiyle kazanılmıştı. Felaketlerin ortasından anıt gibi yükselerek milli varlığımızın istiklal içinde geleceğe taşınması ihmali olmayacak bir görevdi. Nihayetinde Amasya Milli Mücadele’nin hareket mevkii olarak belirmiş ve sivrilmişti.

Samsun’da atılan ilk adım

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları Amasya’ya tutunarak, Amasya’dan ilham alarak kurtuluşumuzun sönmeyecek meşalesini yakmışlar, istiklal genelgesini buradan yayımlamışlardır. Milli Mücadele’ye ruh ve yön veren kararlılık tam bir asır önce Amasya’dan ilan edilmiştir. 22 Haziran 1919’da zamanlar üstü bir kavrayış ve inançla dile getirilen, “Milletin istiklali, yine milletin azim ve kararıyla kurtarılacaktır.” iradesi Türk milletinin bağımsızlık kıvılcımını tutuşturmuştur. Samsun’da atılan ilk adım, Amasya’da tebliğ edilen ilk tamim Erzurum ve Sivas’ın kongre ruhuyla birleşince milli heyecan keskin şekilde bilenmiş, zaferler kuvvetle birleşmiş, çok şükür Türkiye Cumhuriyeti’nin harcı karılmış, temeli kazılmıştır." dedi.

ABD'nin Güvenilmez Tavrı

Hiç bir baskının ve oyunun Türkiye'ye sökmeyeceğini belirten MHP Lideri Devlet Bahçeli konuşmasını şöyle devam ettirdi:

Manda ve himaye özlemi çekenlere Erzurum ve Sivas Kongrelerinin atılgan ve çevik tavrıyla cephe alıyoruz. Dün yedi düvel üzerimize geldi, yine bu milleti yenemediler, yine bu milleti deviremediler. Bugün terör örgütlerinin hunhar eylemleri yine sonuç vermeyecektir. Sahnelenen küresel oyunlar amacına ulaşamayacaktır. Yazılan bölgesel senaryolar yırtılıp atılacaktır. Kurgulanan ekonomik komplolar, planlanan veya tedavüle sokulan yaptırım tehditleri gene milletin azim ve kararıyla tesirsiz hale getirilecek, hiçbir baskı Türkiye’ye sökmeyecek, işlemeyecektir. Türkiye’nin sesi gür ve güçlü şekilde çıktıkça bundan ürken ve rahatsız olan ülkeler menfur arayış içine giriyorlar. Zalimler, hainler, işbirlikçiler dün olduğu gibi yine boş durmuyorlar. Muhasım odaklar egemenlik haklarımıza ve bağımsızlığımıza leke sürmek için kuyruğa giriyorlar. Güney sınırlarımız boyunca fitne ekip zehir biçmek için çalışıyorlar. ABD’nin tutarsız, çelişkili ve güvenilmez tavrı nedeniyle PKK/YPG terör örgütü sınırlarımızın dibinde yuvalanmış, sözde hâkimiyet alanı oluşturup fiili durum yaratmıştır.

ABD HEYETİNE İHTAR!

Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve Kıbrıs Türklüğünün sinir uçlarına basan, sabrını zorlayan, tahammül sınırını test eden vahim gelişmeler karşısında da varoluş-yok oluş mücadelesinin eşiğinde olduğumuz açıktır." ifadelerini kullanan Bahçeli; "Milli haklarımızı savunamazsak, milli bekamızı koruyamazsak bu coğrafyada, bu millet yapısıyla, bu devlet sistemiyle ayakta durmamız, hayat bulmamız mümkün değildir. Kurulan tuzakları akılla, sabırla, milli güç imkânlarıyla bozmak zorundayız. İmhamızı planlayanlara imanla engel olmalıyız, doğduklarına da pişman etmeliyiz. Zaafa düşmemizi projelendirenlere sonuna kadar direnç ve tepki göstermeliyiz. Türkiye’yi önce kafese alıp ardından da zincire vurmak istiyorlar. Bu yüzden vatanımız hedeftir. Milli birliğimiz, milli varlığımız saldırıya uğramaktadır. Bağımsızlığımız ve bekamız ateş hattındadır. Fakat teslim olmayacağız, alttan almayacağız, göz yummayacağız, zulme ve zulmete müsaade etmeyeceğiz. Bu gerçeği hafta başında Türkiye’ye gelen ve Suriye’nin kuzeyini esas alan gelişmelerle ilgili temaslar yapan ABD heyetinin iyi bilmesinde çok ciddi yararlar olacaktır. " dedi

AMAÇ TÜRKİYE'NİN GÜVENLİĞİ

Teröristlerin Suriye’nin kuzeyinde bulunduğunu belirten Bahçeli, "Karanlık hesaplar Irak ve Suriye’nin kuzey tarafındadır. İnsanlık düşmanları bilhassa Fırat’ın doğusunda cirit atmakta, tahriklerini ve provokasyonlarını sürdürmektedir. Buna dur demenin, engel olmanın zamanı gelmiş, hatta geçmektedir. Suriye’nin kuzeyinde acilen derinliği 30 km’yi bulan bir güvenli bölge kurulmalıdır. Bu bölge terörden tamamen arındırılmalı, denetim ve kontrolü Türkiye’de olmalıdır. PKK/YPG’li caniler silahlarını derhal teslim etmelidir. Terörden arındırılan ve güvenliği sağlanan alanlara ülkemizde misafir olarak bulunan Suriyeli sığınmacılar peyderpey gönderilmeli ve yerleştirilmelidir. Başka bir seçenek yoktur, artık kalmamıştır. Biz güvenli bölgeyle ilgili düşüncelerimizi 2012’den beri seslendirdik. Konuyla ilgili teklif ve değerlendirmelerimizi devamlı surette dile getirdik. Amacımız Türkiye’nin güvenliğidir. Amacımız devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü teminat altına almaktır. Bugüne kadar Fırat’ın doğusuna yapılacak operasyonlar iki defa ertelenmiştir. Her seferinde yeni bir oyalama sürecine maruz kaldığımız açıktır. Geldiğimiz bu aşamada oyalanmaya, aldatılmaya, yalanlarla avutulmaya tahammülümüz kesinlikle yoktur. " dedi.

"Türkiye’nin meşru, hukuki ve beka hassasiyetine uygun güvenli bölge hedefi ya karşılanmalı, ya da Fırat’ın doğusu ateşe verilmelidir. Türk milletinin kudreti hainlerin tepesine inmelidir. " şeklinde konuşan Devlet Bahçeli; ABD'nin güvensiz olduğunu belirterek şöyle devam etti:

"Bıçak kemiğe çoktan dayanmıştır. Ne var ki ABD samimi değildir, dürüst değildir, yapıcı ve dostane bir tavır içinde görülmemektedir. 22 Temmuz 2019 Pazartesi günü ülkemize gelen ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi’nin önerileri elbette makul ve güvenlik ihtiyaçlarımızı karşılamaktan uzaktır. Özel Temsilci Türkiye’de görüşmeler yaparken, ABD’nin Ortadoğu’dan sorumlu Merkez Komutanı’nın Suriye’nin kuzeyinde aranan teröristlerle samimi görüntüler vermesi tam bir izansızlık, pervasızlık ve tutarsızlıktır. ABD Türkiye ile terör örgütünü eşzamanlı idare etmektedir. Bu pişkinliğin ve ahlaki düşüklüğün kabulü mümkün değildir. Üstelik ABD’li askerler karadan ve havadan YPG’li teröristlerin katılımıyla Fırat’ın doğusundaki sınır boyunca devriyeye çıkmışlardır. Ankara’da güvenli bölge müzakereleri sürerken ABD’li askerlerin teröristlerle birlikte hareketi ülkemize yönelik gözdağıdır. Müttefiklikle bağdaşmayan ne varsa bölgede tezahür etmektedir. Münbiç mutabakatına uymayan, Suriye’nin kuzeyinden asker çekmeyen ABD ileri düzeyde güvenilmez bir durumdadır.

"TAVİZ VERİRSEK ZAYIF DÜŞERİZ"

S-400 Füze ve Hava Savunma Sistemi alımından sonra artan yaptırım tehditleri, ABD Başkanı’nın gönülsüz gibi yaklaşıp Kongre’nin bastırması tam bir orta oyununa, tam bir tiyatroya dönüşmüştür. ABD, Türkiye ile terör örgütü PKK/YPG arasında denge arayışındadır. Kanlı teröristler ABD’nin direkt muhatabı, hain terör örgütü de doğrudan müttefiki haline gelmiş durumdadır. Milli güvenliğimizin savunulması, milli tezlerimizin kabulü için siyaset ve diplomasi kanalları muhakkak kullanılmalıdır. Ancak bu kanallar açık olmasına rağmen oyalama devam edecekse bizzat devreye girip cesaretle harekete geçmek, Fırat’ın doğusunda hainlere öldürücü darbeyi indirmek Türkiye için bir beka ve onur meselesidir. Gecikirsek kaybederiz. Taviz verirsek zayıf düşeriz. Türkiye kendi söküğünü dikmeye, kendi kaderine yön vermeye muktedirdir. "

S-400 ÜLKENİN GÜVENLİĞİ İÇİNDİR

Rüzgar ekenlerin fırtına biçeceğini söyleyen Devlet Bahçeli; "Yüz yıl önce, Amasya Genelgesi’nde ifade edilen, “Milletin istiklali yine milletin azim ve kararıyla kurtarılacaktır” duruş ve iradesi milli vicdanda hala mahfuzdur. Bugünkü durumda gerekli olan duruş bu duruştur, bu iradedir. Fırat’ın doğusundaki, Irak’ın kuzeyindeki hain ve haşarat yuvaları dağıtılmalıdır. Irak’ın kuzeyinde icra edilen Pençe operasyonu Türkiye’nin kararlılığının ispatıdır. 17 Temmuz 2019’da, diplomatımız Osman Köse’yi Erbil’de şehit eden alçakların suikastı planlayan ve azmettirenlerle birlikte cezalandırılması dökülen kanların son damlasına kadar hesabının sorulacağının çok açık bir göstergesidir. Katillere yönelik 18 Temmuz’da Duhok kırsalında, bundan altı gün sonra da Irak’ın kuzeyindeki Batifa kırsalında gerçekleştirilen operasyonların kararlılık ve kahramanlık beratı olduğu ortadadır. Yapılan kanlı saldırılar hiçbir hainin yanına bırakılmayacaktır. Rüzgâr eken fırtına biçecektir. Nefretle doğrulan cesaretle biçilecektir. Hiç kimse hesap hatası yapmasın. Hiç kimse yalan ve yanlış heveslerin peşine düşmesin. Hiç kimse sağduyumuzu zaaf ve zayıflık sanmasın. Türk milleti vatanını muhafaza edecektir. Türkiye meşru ve hukuki haklarına korkusuzca sahip çıkacaktır. S-400 alıyorsak ülkemizin güvenliği içindir.

"Türk milleti adını, anısını ve gelecek ülkülerini zedeletmeyecektir. "

Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölgenin tesisini istiyorsak varlığımız ve egemenlik haklarımızın güvenceye kavuşturulması amacıyladır. Fırat’ın doğusuna F-16 olup uçacaksak, obüs olup patlayacaksak, bomba olup yağacaksak, ateş olup yakacaksak bunun icazetini de hiçbir yerden almayız, hiç kimseye de sormayız, sormayacağız. Irak’ın kuzeyine pençemizi geçirdik. Hakurk’tan Kandil’e varıncaya kadar ne kadar hain varsa önümüze kattık, kaçtıkları yere kadar kovalamaya başladık, hepsini birden namlumuzun önüne dizdik. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatlarıyla Suriye’nin kuzeyinde kurulmak istenen terör koridorunu kestik, bağlantılarını kopardık. Bilinsin ki, Türkiye’nin varoluşuna dinamit koyamayacaklar. Türkiye’nin toprak bütünlüğüne kast edemeyecekler, milli haklarımıza çomak sokamayacaklar. Türk milletine boyun eğdiremeyecekler, Türk devletine diz çöktüremeyecekler. Doğudan batıya, kuzeyden güneye biriz, beraberiz, büyük bir aileyiz. Türk milleti zalimlere karşı kenetlenmiştir. Yürekler birdir, nefesler birdir, nitekim Türk milleti adını, anısını ve gelecek ülkülerini zedeletmeyecektir. Dünya ABD’den ibaret değildir. F-35’den mahrum olmak her şeyin sonu değildir. Küresel pakt, oluşum ve kuruluşlar kader değildir. Geçmişte kendi yolumuzu kendimiz çizmeyi başardık. Yine yaparız, yine başarırız, yine her zorluğun üstesinden geliriz. Çünkü biz Türk milletiyiz." dedi.

Çiftçilerimizin sorunları, Esnafımızın şikâyetleri vardır.

25 Temmuz 2019 tarihinde Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun politika faiz oranını yüzde 24’ten yüzde 19,75 çekmesi sevindirici bir gelişme olduğunu belirten Bahçeli; "Üreten, yatırım yapan, istihdam oluşturan, Türkiye’nin büyümesine destek olan girişimcilerimizi, firmalarımızı, şirketlerimizi, iş alemini faiz tasallutundan kurtarmak lazımdır. Vatandaşlarımızı faiz ve kur baskısından korumak muhakkak sağlanmalıdır. Nitekim faiz çilesine son verilmelidir. Üretim teşvik edilmeli, çarklar dönmeli, fabrika bacaları tütmelidir. Ekonomik saldırı düzenleyenlere bütün imkanlarımızla direnmek mecburidir. Çiftçilerimizin sorunları vardır, halledilmelidir. Esnafımızın şikâyetleri vardır, giderilmelidir. Emeklilerimizin, işçilerimizin, memurlarımızın, dar ve orta gelirli insanlarımızın talepleri imkanlar nispetinde karşılanmalıdır. Buğday üreticilerimizin, pancar üreticilerimizin, sebze ve meyve üreticilerimizin, emeğinin, alın terinin karşılığını almak isteyen kardeşlerimizin problemleri zaman içinde çözülmelidir. Ekonomik iyileşme, demokratik normalleşme, siyasi istikrar, kalkınma, gelişme ve zenginleşme hamlelerini daha da güçlendirecektir. 2018 yılının Ekim ayında yüzde 25,2 olan enflasyonun geçen ay yüzde 15,72’ye inmesi ve cari açıktaki gerileme umut vericidir. Mali disiplin ve tasarruf tedbirleriyle bütçe açığındaki artışların frenlenmesi mümkündür. Bizim arayışımız daha huzurlu bir Türkiye’dir. Bizim arzumuz daha müreffeh, daha güvenli, daha gelişmiş bir Türkiye’ye ulaşmaktır. " ifadelerini kullandı.

TÜRK MİLLETİ VAR OLDUKÇA...

İdlib’te bina enkazlarının arasına sıkışıp kalan çocukların yürek burkan fotoğrafları, Gazze’de, Kaşgar’da, Kerkük’te feryat eden yavruların feci akıbetleri hepimizi sarsmalı, uyarmalıdır. Vicdani görevlerimizi ihmal etmemiz düşünülemeyecektir. Yerlerini yurtlarını terk edip umuda yolculuk diye denizlerde boğulup balıklara yem olan göçmenlerin acıklı halleri hepimize ibret olmalıdır. Doyamayan, giyinemeyen, barınamayan, suya bile kanamayan mazlumların hakkını savunmak milletimizin tarihi mücadelesinin ayrılmaz bir parçasıdır. Türk milleti var oldukça, Türkiye ebediyet istikametinde ilerledikçe zalimlerin korkulu rüyası, masumların da müdafaa mercii olarak anılacak ve ayakta alkışlanacaktır.

Güncelleme Tarihi: 28 Temmuz 2019, 13:36
YORUM EKLE