MHP'li Osmanağaoğlu, İzmir - Kiraz'da Konuştu

İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu “Adım Adım 2023 – İlçe İlçe Anlatma ve Aydınlatma Toplantıları” kapsamında İzmir Kiraz’da konuştu.

MHP 15.05.2022, 23:49
MHP'li Osmanağaoğlu, İzmir - Kiraz'da Konuştu

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Sekreter Yardımcısı  İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu “Adım Adım 2023 – İlçe İlçe Anlatma ve Aydınlatma Toplantıları” kapsamında İzmir Kiraz’da konuştu.

“Adım Adım 2023; İlçe İlçe Anlatma ve Aydınlatma Programları” Ramazan Ayının ardından kaldığı yerden devam ettiğini, belirten Osmanağaoğlu, bu vesileyle tekrar sizlerle birlikte olmaktan, sizlerle birlikte istişarelerde bulunmaktan, Genel Merkezimizin görevlendirmesiyle aramızda bulunan kıymetli Başkanlarımızın değerli fikirlerinden istifade etmekten dolayı ziyadesiyle memnunum." dedi.

Devlet Bahçeli’nin son Grup Toplantısında “Öz, kabuk tarafından esir alınırsa, maneviyatın yerini maddiyat alırsa, samimiyet sahtelikle aşınırsa, dürüstlük dalavereyle alçalırsa, mertlik namertlikle aşağılanırsa hayatın ve siyasetin olağan akışı tıkanmakla kalmayacak, insan ve toplum huzuru bütünüyle sarsılacaktır.” sözlerini dilegetirerek, "İşte bugün, bu salonda; hayatını özü ele geçirmeye çalışanlarla mücadeleye adamış, ömrünü maneviyatımızı yok etmeye çalışanlarla savaşa vakfetmiş, türlü saldırılara karşı samimiyet ve mensubiyet şuuru ile Türk milletine hizmet etmeye ant içmiş, mertliği ile nam salmış, ülküsünün ve milletinin menfaatlerini kendi menfaatinden öne koymuş asil insanlar bulunmaktadır." dedi.

MHP Genel Sekreteri Tamer Osmanağaoğlu, açıklamasını şu şekilde devam ettirdi:

Milliyetçi Hareket Partisinin bugünkü politikalarından bahsedebilmek için, müsaadelerinizle geçmişe çok kısa bir yolculuk yapmak istiyorum. Burada bulunan dava arkadaşlarımızdan bazıları; ifade edeceğim yaşanmışlıkları tecrübeleri itibariyle çok daha iyi hatırlayacaklardır. Türkiye’de çok partili seçimler ilk defa 21 Temmuz 1946 tarihinde gerçekleştirilmiştir. 9 Temmuz 2018 tarihine kadar, yani millet aklıyla vücut bulan Cumhur İttifakının en büyük reformlarından birisi olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin uygulanmaya başlandığı güne kadar, aradan geçen 72 yılda 51 hükümet görev yapmıştır. Lütfen dikkat buyurun: Tam 51 Hükümet göreve gelmiş, ve görevden ayrılmıştır. Bu süreç içinde Türk demokrasisi bir çok badire atlatmıştır. Milletimiz 1960 yılından itibaren darbe hükümetleriyle tanışmıştır. Geçici hükümetlerle tanışmıştır. Azınlık hükümetleriyle tanışmıştır. Lütfen Dikkat buyurun;

Bu dönemde 17 Koalisyon hükümeti, 6 azınlık hükümeti, 3 darbe hükümeti, 2 geçici hükümet kurulmuştur. Tüm bu hükümetlerin görev sürelerine baktığımızda ise ibretlik bir tablo ile karşılaşmaktayız. Koalisyon ve azınlık hükümetlerinin ortalama süresi 1 yıl 10 gündür. Sadece 1 yıl 10 gün. Yine hatırlatmakta fayda görüyorum: 22 Mart 1980 tarihine sizleri götürmek istiyorum. 12 Eylül 1980 tarihine kadar TBMM’de yapılan 124 tur süren seçimlere rağmen Cumhurbaşkanı’nın seçilemediği ve sonucunda darbenin gerçekleştiği o karanlık günleri hatırlamanızı rica ediyorum. İşte bugün birilerinin arzu ettiği dönem, birilerinin tekrar getirmeyi vadettiği sistem budur. Arzulanan; Türkiye’nin aleyhine kurgulanmış, bölünme ve parçalanma dinamiklerinin hassasiyetini arttıran, karanlık plan ve senaryoların kolaylıkla tedavüle sokulmasına cevaz veren bir ortama geri dönülmesidir.

Geçmişe doğru bu kısa yolculuğun ardından çok daha yakın geçmişe dikkatlerinizi çekmek istiyorum:

Lütfen hatırlayın! FETÖ Kumpaslarını, Doğu, güneydoğu il ve ilçelerimizde hendek terörüyle birlikte olgunlaşan işgal planlarını, Güney sınırlarımız boyunca terör koridoru oluşturulma girişimlerini, 15 Temmuz işgal teşebbüsünü, PKK’nın şehirlerdeki şubesi HDP’nin, terörist Demirtaş’ın talimatlarıyla başlattığı ve 53 insanımızın hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan “Kobani Kalkışmasını, Artan terör saldırılarıyla yeni gömleklerle karşımıza çıkan, milli güvenliğimizi tehdit edenleri, Ekonomimizin çökertilme girişimlerini hep birlikte hatırlayalım, hatırlatalım.

Milliyetçi Hareket Partisi ve Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli tam da bu ortamda, bütün çıplaklığıyla bir gerçeği görmüştür. O gerçek şudur: Türkiye ya teslim alınarak küresel projelere hizmet eden tutsak bir ülke yapılmak isteniyor ya da bölünüp parçalanması suretiyle içinden yeni devletçiklerin çıkarıldığı yeni bir siyasi yapıya zorlanmak isteniyordu. 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan FETÖ’cü hain darbe girişimi bu gerçekler ışığında değerlendirildiğinde, ülkemiz ve milletimiz için son ama en ciddi uyarılardan birisi olmuştur. Bu gerçekler; 53 yıllık mazisiyle Türk Siyasetinde ve Türk milletinin gönlünde müstesna bir yer edinen Milliyetçi Hareket Partisi’nin tarihi bir inisiyatif ile hareket etmesine sebep olmuştur. İşte; “Önce ülkem ve Milletim” anlayışının hakim olduğu bir duruş ile hayat bulan bu birlikteliğin adı Cumhur İttifakıdır. Milletimizin vicdanında cevap bulan tarihi çağrının ortaya çıkardığı bu gücün adı Cumhur İttifakıdır. Bugün milletimizin huzuruna çıkıp, eskiyi ambalajlayıp yeni diye yutturmaya çalışanların bu tarihi inisiyatifi almak istemediği de büyük Türk milletinin gözleri önünde cereyan etmiştir.

Biz Türkiye’nin maruz kaldığı risk ve tehditleri bertaraf edebilecek bir çalışma için çağrıda bulunduğumuzda görevden kaçanların bugün söz söylemeye hakkı ve haddi yoktur! Bu sebeple; muazzam bir sorumluluk ahlakıyla doğmuş, temel dayanağı milli birlik ruhu olmuş Cumhur İttifakının şuurunu, omuzlarında yükseldiği Türk milletinin ferasetini hiç kimse hafife almamalıdır. Faturalar üzerinden Türk milletiyle olan asırlık hesaplarını görme hevesine tenezzül edenleri korkutan bu gerçektir. İnlerinde cehenneme yollanan her terörist için içten içe göz yaşı dökenlerin korktukları işte bu ruhtur. Yurt içinde ve yurt dışında; teröristlerle mücadele destanı yazan kahramanlarımızın mücadelesine gölge düşürmek için kendini parlayanların çırpınışlarının sebebi işte bu kararlılıktır.

Kıymetli Dava Arkadaşlarım, Saygıdeğer Hemşerilerim;

Son yıllarda; tüm dünya ilk kez şahitlik ettiği, mücadele stratejisini acı tecrübelerle edindiği, beşeriyetin tamamını tehdit eden, sosyal, ekonomik ve kültürel fay hatlarını geren birçok hadise kapımızı çalmıştır. Küresel salgının ortaya çıkardığı psikolojik buhran sadece insan sağlığını değil küresel siyaseti ve küresel ekonomiyi de tehdit eder bir hal almıştır. Çok şükür o günler geride kaldı. Ancak ne üzücüdür ki bu sefer de hemen kuzeyimizde, Karadeniz sınırımızda, tüm Avrupa’yı hatta Amerika kıtasındaki ekonomiyi dahi tehdit eden ve olumsuz etkileyen gelişmeler yaşanmıştır.Finansal kırılganlıklar tüm dünyada artmış, ekonomik aktiviteler tüm dünyada sekteye uğramıştır.  Ukrayna ve Rusya arasındaki gerilimin sebep olduğu ekonomik baskı, ekonomik göstergeleri Türkiye’ye karşı silah olarak kullananlara ek olarak ülkemizde de etkisini göstermiştir.

Tüm bu sebeplerin sonucunda ülkemizde de bazı ekonomik dalgalanmaların sebep olduğu mağduriyetler yaşandığını hep birlikte müşahede ediyoruz. Şükürler olsun ki bu süreci en az hasarla atlatmak adına, vatandaşımızı mağdur etmemek adına hızlı ve etkin bir şekilde önemler alan, adımlar atan bir devletimiz var. Ne mutlu ki; fırsatçılarla, vatandaşımızın hakkını gasp etmeye çalışanlarla mücadelenin farkında olan milletimiz var. Hiç kimsenin şüphesi olmasın: Türk Devleti her türlü kuşatmayı yaracak güçte olduğu gibi ekonomik kuşatmayı da yaracak güce sahiptir. Stokçular, karaborsacılar, fırsatçılar; kısaca Türk milletine karşı ihanet içinde olan azılı failler er ya da geç cevabını alacak kazanan Türkiye olacaktır. Dalgalanan fiyatlar üzerinden istismar hatları kurup onlar üzerinden haberleşen, ağız birliği içinde Türk Devletine kara çalmayı strateji haline getiren, bir ayağı topal 6’lı masanın etrafında makam paylaşımı yapanlar Türk milletinin şamarını yine yiyecektir. Ahlaksızca felaket davulu çalanlar hüsrana uğrayacak, dillerinden zehir akan, zihniyeti 5 kuruşluk pul dahi etmeyecek siyasi karaborsacılar baltayı taşa vurduklarını anlayacaktır.

Kıymetli Dava Arkadaşlarım; Saygıdeğer Hemşerilerim;

Elbette bu topraklar üzerinde nefes alan her bir insanımızın arzusu devletimizin dirlik, milletimizin ise birlik içinde olmasıdır. Ne hazindir ki; her türlü iç ve dış provokasyona balıklama atlayan, siyasi çıkarı için bu kışkırtmaların figüranlığını yapmaya namzet olan bulanık zihniyetin temsilcileri de bu topraklar üzerinde nefes almaktadır.Meymenetsizler bir olmuş, şuursuzlar el sıkışmış, başkalarının nam ve hesabına siyasi tetikçiliğe soyunanlar yuvarlak masalarda kendilerine yer arar olmuştur.  Türk milletine aidiyet hissetmeyenler, bekaya inanmayanlar, hakikati inkar etmeyi meziyet sananlar birlik olmuşlardır. 1 Dolarlık ederi olan haysiyet yoksunlarının verdiği suflelerle siyasi yol haritası çizenler koşar adım doların önünde eğilen yol arkadaşlarıyla eylem birlikteliğine soyunmuşlardır.

Ne var ki; CHP’nin başını çektiği, CHP’nin himayesinde TBMM’de kendisine yer bulan İP’in vagon olduğu,Dününü bildiğimiz bugün ise kokusunu hissettiğimiz şahsiyetlerin ajans nasihatiyle  kurdukları particiklerin ve elbette PKK’nın sözcüsü HDP’nin oluşturduğu 6+1’lik zillet ittifakı şimdiden bir hikayeye dönüşmüştür. Paylaşılamayan makamlar, yenilemeyen egolar, dizginlenemeyen hırslar şimdiden bu zillet birlikteliğinin karanlık yüzünü ortaya çıkarmıştır. Karanlık yüzlerinin ifşa olmasının ardından hepimiz bir şeyi daha görmüş olduk. Demokrasiyi ihanetin resmi kılıfı haline getirirken milletimize bakabilecek kadar yüzsüz olanların karanlık yüzlerinde de utanma olmadığını hep birlikte gözlemledik. Bilinmesini isterim ki; başını CHP, İP ve HDP’nin çektiği zillet ittifakın genişleme çabaları bizi hiçbir şekilde ilgilendirmemektedir. Çünkü biz uyanan tarihin sesi, dirilen coğrafyanın haykırışı, Türk tarihinin zafer nişanesi olan Cumhur İttifakıyız. Çünkü biz manşetlerle, profesyonel küreselcilerin tembihleriyle kurulmayan, bizzat millet aklıyla vücut bulan Cumhur İttifakıyız. Çünkü bizim yolumuzu aydınlatan ışık; Sorosçuların, ekonomik tetikçilerin, küresel tefecilerin, teslimiyetçilerin, çukurcuların, bölücülerin, kozmopolit zihniyetlerin ışığı değil; duruşu net, karakteri sağlam, tavrı kesin olan Türk milletinin ışığıdır.

Bizim yolumuz; “Adâlet her işte, Hak’kı bilmektir.” diyen Hacı Bayram-ı Velinin yoludur. Bizim yolumuz; Gayret et, davet et, hayret et, affet, tevbe et, sakın ihanet etme.” Diyen Hünkar Hacı Bektaş-ı Velinin yoludur. Bizim yolumuz “Doğruların yemin etmeye ihtiyacı yoktur.” Diyen Mevlana’nın yoludur.

Kaynak: KAPSAMHABER
Yorumlar (0)