MHP'li Büyükataman, Artık Lawrence Yetiştirmeye Gerek Yok

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, Emperyalizmin bölücü ve yıkıcı faaliyetleri karşısında istikrar ve huzurun tarafında duracaklarını belirtti.

MHP'li Büyükataman, Artık Lawrence Yetiştirmeye Gerek Yok

MHP Genel Sekreteri Büyükataman'ın Orhangazi İlçe divan ve üye katılım toplantısında yaptığı konuşmada, "Türkiye ve Türk milleti yararına neyi doğru bildik neyi doğru gördükse onun yanında olduk, onun yanında durduk. Türk milletinin huzur ve mutluluğu için gerektiği zaman taşın altına elimizi koyduk. Türkiye’nin milli çıkarları için milliyetçi fikriyatımızın icap ve kabullerini her fırsatta ilan ettik. Bunun için yeri geldi hükümeti acımasızca eleştirdik, yeri geldi milletimizin lehine gördüğümüz adımlara destek olduk." dedi.

"Önce Ülkem ve Milletim"

İsmet Büyükataman Orhangazi ilçe teşkilatının ev sahipliğinde ilçe divan ve üye katılım toplantısında yaptığı konuşmada, "Gönüllerindeki vatan sevgisine, kalplerindeki millet aşkına, gözlerindeki mücadele azmine şahit olduğum dava arkadaşlarım. Türk milletinin lideri, önce ülkem ve milletim diyen Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin selamlarını ve muhabbetlerini iletiyorum." ifadeleriyle sözlerine başladı.

Milliyetçi Hareket Partisi, milletin hassasiyetlerini her zaman yüreğinde hissetmiş, hizmetlerini milletin menfaatine göre planlamış ve dünyayı Türkçe okuyan; dünyaya, yalnızca başkent Ankara'dan bakan; tarihin birikimlerini göz ardı etmeyen milli vizyona sahip bir pati olduğunu dile getiren Büyükataman, "Bu vizyonla “Önce ülkem ve milletim, sonra partim” diyebilmiş, partinin menfaatlerini daima, milletin menfaatlerinden geride tutmuştur. Onun için diyoruz ki; “Milli Duruş” Önümüzde çetin bir yol var. Türk milletini yok etmek isteyen “haç”lılar yeni seferlerinde artık devşirmeler kullanmaktadır. Bilek gücüyle yenemeyeceklerini, yenseler bile yok edemeyeceklerini anladıkları Türk milletinin, içinden profesyonel hainler yetiştirmektedirler. Artık Lawrence yetiştirmeye gerek yok. Çünkü bazıları ülkemizi yok etmek adına kapalı kapılar ardında, sessizce ama var kuvvetiyle “Hepimiz Lawrence'iz” diye bağırmaktadır. Bizler o sesleri duyuyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu sesleri kısmak için mücadele etmekteyiz. Bu uğurda Mehmetçiklerimiz de al bayrak inmesin, ezan susmasın, vatan bölünmesin diye fani bedenlerini feda etmişlerdir.

“Bölünmesin diye millet

Baki kalsın diye devlet

Dağlar gibi kemikle et

Seller gibi kanım gitti” Onun için diyoruz ki “şühedaya vefa”

Biz bunun bilincindeyiz ve Allah’ın hak davasının gönüllü erleriyiz. Bu yolda yalın ayağız, kalbimizde iman ve yanımızda Türk milleti vardır. Attığımız her adımda Türk milletini yanımızda görmek istiyoruz. O yüzden “Huzur ve Beka İçin Güç Birliği” diyoruz." dedi.

“Milli Duruş: Şühedaya Vefa, Millete Beka.”

Büyükataman, “Millete Beka” diyerek feshi mümkün olmayan manevi bir sözleşmenin satırlarını yüreğimizle, kalbimizle ve vicdanımızla mühürledik ve bunu da büyük bir coşkuyla ortaya koyduk. Çünkü bizim siyasetimizin öznesi Türk milletidir. Yegâne kuvvetimiz, varlık nedenimiz ve gelecekle ilgili kurduğumuz hayallerimizin esası Türk milletiyle ilgilidir. Sözümüz, ülkülerimiz, hedeflerimiz ve ilkelerimiz Türk milletiyle anlamlı olmaktadır. Milliyetçiliğimiz; Türk milletiyle mana, ruh ve muhteva kazanmaktadır. Bunun için gür bir haykırışla diyoruz ki; “Milli Duruş: Şühedaya Vefa, Millete Beka.” dedi.

Türk tarihinin ilk zamanlarından bugüne dek gerçekleşen tüm askerî, ilmî ve güzel sanatlardaki başarıların Türk milletiyle beraber gerçekleştiğini, komutanlarının yanında kahramanlıklar gösteren askerin Türk milleti olduğunu ve dahi bu ölümsüz komutanların Türk milletinin kendisi olduğunu söylediklerini ifade eden İsmet Büyükataman, "Onları yetiştiren annelerimizin milletimizin temiz evlatları olduğunu söyledik. Bu yüzden Türk milletinden yeniden bir şahlanış beklemekteyiz. Bu şuurla 18 Mart 2018 tarihinde “Milli Duruş, Şühedaya Vefa, Millete Beka” teması ile gerçekleştirdiğimiz 12. Olağan Büyük Kurultayımız bu ilkeler doğrultusunda tecelli etmiştir. Yine 4 Nisan’da da her yıl olduğu gibi bu yıl da Başbuğumuz, kabri başında ve aynı düsturla on binlerce ülküdaşımızın katılımıyla yâd edilmiştir. Bu iki tarih, bizim için büyük önem taşımaktadır. Zira Çanakkale Zaferi’nin yıldönümünde gerçekleştirdiğimiz kongremiz, içinden geçtiğimiz günler itibarıyla Çanakkale ruhuna yeniden ihtiyaç duyduğumuz bir zaman diliminde toplanmıştır. Bu ruhun gerçek ve yegâne mümessili olan Ülkücü Hareket, yeni bir zaferler silsilesinin rotasını bu kongreyle belirlemiş ve aziz Türk Milleti’ne tebliğ etmiştir. İnancımız odur ki büyük Türk Milleti, bu tebligatı anlamıştır ve gereğini de ilk fırsatta yani ilk seçimlerden itibaren yerine getirecektir. 4 Nisan ise bizim için apayrı bir gündür. Başbuğumuzun rahmet-i rahmana kavuştuğu 1997’den itibaren her 4 Nisan, Türk Dünyası’nın Başbuğu’nun evlatları olmanın gururunu ve aynı zamanda sorumluluğunu daha fazla hissettiğimiz bir tarihtir." ifadelerini kullandı.

Bu ışık sönmeyecek, söndürmek isteyenlere fırsat vermeyeceğiz!

Türkiye’nin ve Türk milletinin hasımları karşısında sarsılmaz bir duruş ortaya koyulduğunu belirten Büyükataman, "Büyük Türkiye ülkümüzü inşa etmek üzere mücadelemizi sürdürüyoruz. Gayemiz, Türklüğü ve Türk milletini hak ettiği müreffeh, kudretli seviyelere taşımaktır. Güçlünün söz sahibi olup zalimleştiği bir dünyada ülke olarak güçsüzün sesi, mazlumun tutan eli olmalıyız, inşallah da olacağız. Emperyalizmin bölücü ve yıkıcı faaliyetleri karşısında istikrar ve huzurun tarafında duracağız. Adalet sancağını elden düşürmeyeceğiz, dalgalanmaya devam ettiğini tüm dünyaya göstereceğiz. Zira Hz. Ömer’in dediği gibi “Adalet, mülkün temelidir.” Mülkü yani Türk devletini ayakta tutmak, bütün mazlumların ümit ışığının sönmemesi demektir. Bu ışık sönmeyecek, söndürmek isteyenlere fırsat vermeyeceğiz! Türk milletinin bekasını yani kıyamete kadar varlığını korumak için bir ve beraber olmak zorundayız, fitneye-fesada karşı uyanık olmak ve uyanık kalmak durumundayız. Ülkemizin huzur ve güvenliği için tek yürek olmaktan başka çarenin kalmadığını idrak etmeliyiz." şeklinde konuştu.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Sekreteri İsmet Büyükataman yaptığı konuşmanın devamında şöyle dedi:

MHP düşmanlığı yapmaları bizleri şaşırtmamaktadır.

Âdettendir, seçimler yaklaştıkça gayrımillî odaklarda telaş başlıyor. Telaş başladıkça da artık ezberlediğimiz hal ve hareketler yeniden ısıtılıyor ve servis ediliyor. Bu çerçevede, adı-sanı duyulmamış firmalar marifetiyle yine anket servisleri başlamıştır. Bu düzmece anketlerde ısrarla Milliyetçi Hareket Partisi, yanıltıcı bir seviyede gösterilmeye çalışılmaktadır. Ne yazık ki Bursa’dan bazı gazeteciler de bu kervana katılmış, malum yerlerin değirmenine su taşımaya başlamışlardır.

Binlerce kişiyle programlar yapıyoruz ancak ne yazık ki Bursa’mızın güzide basını ısrarla bu programları görmüyor, görmediği gibi sözde anket firmalarında MHP’ye bir sınır çiziyor. Bu, akıl tutulması değil de nedir? Bu kişilerin yaptıkları açıklamalar incelendiğinde ortak özelliklerinin MHP husumeti olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Milliyetçi Hareket Partisi’nin tabanını kaybetmeye başladığı ve sürekli kan kaybettiğini dillerine dolayan bu şahısların bir yerlerden aldıkları talimatları dile getirdikleri aşikârdır. Bilimsellikten uzak, asgari ahlakı bile hiçe sayarak kurulmuş ve faaliyet göstermekte olan bu şirketlerin ve temsilcilerinin tamamen seçmeni manipüle etmek ve sahiplerinin talimatlarını yerine getirmek için MHP düşmanlığı yapmaları bizleri şaşırtmamaktadır. Zira biz bu filmi, çok gördük. Ama kimse endişe etmesin! Bu filmin sonunu da çok gördük, daha doğrusu gösterdik. Her seçimden sonra göstere göstere barajları parçaladık, kahr-ı perişan ettik! Elde edilen sonuçların objektif olarak kabul edilmesi ve toplum nazarında inandırıcı olması için söz konusu şirketlerin bağımsız ve siyasi partilerle duygusal ve organik bir bağının olmaması beklenmektedir. Bilimsel ahlakın gereklerinden birisi de budur. Bunlarda bırakın bilimsel ahlakı, ahlakın zerresi yoktur. Bu kişiler, şaşmaz hüküm verici olan tarihin kantarına er-geç çıkacaktır. Onları bu kantara yine biz çıkaracağız, sizler çıkaracaksınız!

"Zarfa değil, mazrufa kafa yoracağız."

16 Nisan 2017’de kabul edilen ve 3 Kasım 2019’dan itibaren uygulanacak olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Türkiye’nin geleceğini tayin edecek, istikrar ve normalleşmesini temine yarayacak bir yönetim yapısıdır. Bu sebeple lazım gelen, eksik kalan uyum yasalarının süratle çıkarılması gerekmektedir. Cumhur İttifakı, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin 2019’dan itibaren yerleşmesi, kurum ve kurallarıyla hayata geçmesi için tüm gücüyle çalışacaktır.Bu maksatla Cumhur İttifakı’nın zayıflamasına, zaafa düşmesine hiçbir şart altında izin vermeyeceğiz. 2019 yılının Mart ayında yapılacak Mahalli İdareler Seçimleri’nde dikkatli bir dil, hassas bir üslup, Cumhur İttifakı’nın doğasını zedelemeyecek bir kampanya stratejisi izleyeceğiz. Ama kimse tereddüt etmesin ki asıl hedeften asla şaşmayacağız. Sayın Genel Başkanımızın ifade ettiği gibi; “Ağaca bakarken, ormanı gözden kaçırmayacağız.” Zarfa değil, mazrufa kafa yoracağız.

"CHP’liler PYD’yi selamlasın, PKK’lıları cezaevlerinde ziyarete koşsun."

Adalet ve Kalkınma Partisi ile son derece olgun, düzeyli, seviyeli, anlaşmaya ve uzlaşmaya dayalı ittifak hukukunu Cumhurbaşkanı ve Milletvekilliği Genel Seçimlerine kadar sürdüreceğiz. Yol kazası istemiyoruz, siyasi provokasyonlara kapalı duruyoruz. Kısır siyasi polemiklerle, sığ çıkar hesaplarıyla hareket etmedik, etmeyeceğiz. Denizden geçmeyi amaçlarken derede boğulmayacağız. Aşırı gurur, ışığa bakarken kör olmaktır; bu itibarla tevazudan, engin gönüllükten vazgeçmeyeceğiz. Pusuya yatıp Cumhur İttifakı’nın çatlamasını bekleyen odaklara asla fırsat vermeyeceğiz. CHP’liler PYD’yi selamlasın, PKK’lıları cezaevlerinde ziyarete koşsun. Biz, Cumhur’a gideceğiz. Büyük Türk aydını ve dava adamı Ziya Gökalp’in bize çizdiği yol olan Halk’a gideceğiz!

Biz işimize bakacağız, önümüze bakacağız, milletimize bakacağız, Cumhur İttifakı’nın başarıya ulaşması için canla, başla mücadele edeceğiz. CHP durmasın arka kapılarda, siyasi mahzenlerde, kuytu köşelerde İP’le görüşsün, HDP’yle buluşsun, FETÖ’yle uzlaşsın, PKK’yla anlaşsın; biz cumhurun iffet ve iradesiyle Türkiye Cumhuriyeti’ni ilelebet yaşatmanın heves ve heyecanıyla yoğrulacağız.

"Türkiye’ye sahip çıkacak ve Türk milletine vefa borcumuzu ödeyeceğiz."

Namık Kemal’in meşhur “Hürriyet Kasidesi”nde dediği gibi “Felek her türlü esbab-ı cefasın toplasın da gelsin. Dönersek kahpeyiz millet yolunda bir azimetten!“Vatan ve bayrak” ortak paydasında başlattığımız uzlaşma ve gönül beraberliği milletimizde mutlaka teveccüh görecektir. İnancımız budur. Büyük milletimizin, milli kimlik ve kardeşlik ekseninde bir kucaklaşmayı başaracağına eminiz. Türkiye’nin içinden geçtiği bu sancılı dönem çok yakında geride kalacaktır. Milliyetçi Hareket her düzeyde açılan yaraları saracak, milli bir seferberlikle onarım ve inşa dönemi başlatacak ve Türk milletini kazandıracaktır.

Milliyetçi Hareket mensuplarının, bu günden itibaren, fitne ve tahriklere aldırmadan bütün mesailerini önümüzdeki seçimlere yönlendireceklerine olan inancımız tamdır. Bu amaçla, kapı kapı dolaşarak ayak basmadık hane bırakmamalıyız, tüm vatandaşlarımızın vicdanlarına seslenmeli, bir gönül seferberliği başlatarak, kalplerini kazanmalıyız. Bilelim ki, ancak o zaman vatan ve millet sevgisiyle çarpan temiz yüreklerimizle Türkiye’ye sahip çıkacak ve Türk milletine vefa borcumuzu ödeyeceğiz. Başı dik, alnı açık, gönlü yüce, yüreği vatanı ve milleti için çarpan; inancının, ülküsünün tavizsiz takipçileri olan değerli ülküdaşlarım, bizleri daha fazla çalışma, daha fazla gayret ve fedakârlık beklemektedir.

Türkiye ve Türk milleti yararına neyi doğru bildik neyi doğru gördükse onun yanında olduk, onun yanında durduk. Türk milletinin huzur ve mutluluğu için gerektiği zaman taşın altına elimizi koyduk. Türkiye’nin milli çıkarları için milliyetçi fikriyatımızın icap ve kabullerini her fırsatta ilan ettik. Bunun için yeri geldi hükümeti acımasızca eleştirdik, yeri geldi milletimizin lehine gördüğümüz adımlara destek olduk.

Bu duygu ve düşüncelerle hepinize bir kez daha sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Hepiniz Cenab-ı Allah’a emanet olun. Sağ olun, var olun.  Ne mutlu Türk’üm diyene!

KAPSAMHABER

Güncelleme Tarihi: 15 Nisan 2018, 10:12
YORUM EKLE

banner263

banner262