Alexa



Samsun Üniversitesi'nde, koronavirüs nedeniyle Salgın Hastalıklar Konuşuldu

Samsun Üniversitesi Düşünce ve Sanat Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Çin’de ortaya çıkan koronavirüs salgını nedeniyle yeniden gündeme gelen salgın hastalıklar konusu vesilesiyle 2019 yılında çıkan “İstanbul’da Kolera: 1848 Salgını Üzerine Bir İnceleme” adlı eseri konuşmak üzere Doç. Dr. Özgür Yılmaz’ı ağırladı.

Sağlık 21.02.2020, 12:53
Samsun Üniversitesi'nde, koronavirüs nedeniyle Salgın Hastalıklar Konuşuldu

Samsun Üniversitesi Düşünce ve Sanat Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi son dönemde Çin’de ortaya çıkan koronavirüs salgını nedeniyle yeniden gündeme gelen salgın hastalıklar konusu vesilesiyle 2019 yılında çıkan “İstanbul’da Kolera: 1848 Salgını Üzerine Bir İnceleme” adlı eseri konuşmak üzere kitabın tercüme ve editörlüğünü üstlenen Samsun Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Özgür Yılmaz’ı ağırladı.

‘Öteki Buluşmalar’ dizisi kapsamında 19 Şubat Çarşamba günü gerçekleşen “İstanbul’da Kolera: Bir Hekimin Güncesi” başlıklı sunumda, Özgür Yılmaz öncelikle salgın hastalıkların tarihçesini anlattı. Orta Çağ’da Avrupa’yı kasıp kavuran veba salgınının etkilerini ve dönem içerisinde algılanış biçimlerini aktaran ve ardından endemi, epidemi ve pandemi gibi tıbbi terimleri açıklayan Yılmaz, 19. yüzyılda Hindistan’da ortaya çıkan kolera salgınının yüzyıl boyunca yayılış öyküsünü aktardı. Tarihsel bağlamı böylece ortaya koyan Yılmaz, ardından Fransız hekim Marie-Pierre Verrollot’nun İstanbul’da 1848 yılında kolera salgını üzerine yaptığı ampirik araştırmayı özetledi.

“Verrollot’nun hastalığı anlama çabasının tamamı İstanbul’u tanıma çabasıdır”

Verrollot’nun İstanbul’daki salgını tarif etmeden önce İstanbul’u tanımanın gerekliliği düşüncesini vurgulayan Yılmaz, kitabın ilk bölümünde İstanbul’un topografyası, iklimi, sıhhi yapısı, hâkim olan hastalıklar, şehir nüfusunun yapısı ve sayısı, ölüm oranlarının cemaatlere ve cinsiyete göre dağılımı, halkın yeme-içme ve diğer alışkanlıkları ile ilgili konuların geniş ölçüde ele alındığını ve böylece hastalığın ortaya çıktığı yerel koşulların doğru bir şekilde ortaya koyulmaya çalışıldığını ifade etti. Fransız hekimin resmi görevlilerden elde ettiği ölüm istatistiklerini kullanarak İstanbul’da mukim olan nüfusun halk sağlığı açısından durumunu ele aldığını belirten Yılmaz, çalışmanın istatistiksel verilerinin dönemin İstanbul’unda toplumsal yapı, kültür ve statü farklılıklarını anlamada birtakım önemli ipuçları içerdiğini vurguladı. Bu bağlamda sosyo-ekonomik durumu ve toplumsal statüsü düşük olan Müslümanların ve gayrimüslim cemaatlerin hijyenik açıdan oldukça kötü, denize yakın, alçak ve nemli bölgelerde, yüksek statüye sahip Müslümanların ise sağlıklı olduğu bilinen, havanın temiz ve alanın geniş olduğu yüksek bölgelerde yaşadıkları aktarıldı.

“Reaya hanelerinde hastalığın bulaştığı zavallılar genellikle aileleri tarafından terk ediliyordu”

İstanbul’daki çeşitli cemaatlerin hastalık karşısındaki tutum ve davranışlarına ilişkin Verrollot’nun gözlemlerini aktaran Yılmaz, Fransız hekimin hastalara yaklaşım konusunda Müslümanları gayrimüslimlere göre daha insancıl ve merhametli bulduğunu belirterek hekimin kendi gözlemlerine dayanan tanıklığını dinleyicilere aktardı: “Müslüman hanelerinde hastanın etrafında toplanmış, düşünceli bakışlarla sessizce çektiği açıları seyreden veya telkin edici sözlerle onları rahatlamaya çalışan ebeveynlerini görüyorduk. Reaya hanelerinde ise hastalığın bulaştığı bu zavallılar genellikle aileleri tarafından terk ediliyordu, kan bağı ortadan kalkmıştı. Anneler çocuklarını, oğlu babasını, eşi kocasını terk etti. Ne üzücü bir manzara! Hıristiyan demeyi hak etmeyen bazıları bu dönemde dinlerinin tavsiye ettiği en kutsal görevi, merhameti unutmuşlardı. Cesareti olmadığı gibi kalbi de olmayan bu kimselerden utanç duyuyoruz. Bir kez daha kendilerine sunulmuş olan yardımı geri çevirme inatçılığını gösteren Müslümandan şikâyet ediyoruz; ancak o en azından bu dünyayı sakin ve dostlarının refakatinde terk etti. Reaya ise aksine ailesi tarafından terk edilmiş bir halde ve en az hastalık kadar çaresizlik içinde hastalığa yenik düşmüştür. Müslüman ve reaya arasındaki bu farklı ruh halinin her iki toplumda görülen ölüm oranlarında yukarıda bahsetmiş olduğumuzdan daha fazla olduğunu düşünmekteyiz.”

“Hastalık, açıklanamayacak kadar çok tuhaflık sergilemiştir”

Kitabın sonuç kısmında Fransız hekimin istatistiksel veriler sonucunda ortaya koyduğu analizlerin kolera salgınına neden olan unsuru anlamak açısından yetersiz olduğunu itiraf ettiğini belirten Yılmaz, Verrollot’nun bu unsurların ikincil mahiyete sahip olduğunu zira bu unsurların her zaman salgını ortaya çıkarmadığı sonucuna ulaştığını ifade etti. Bu bağlamda Fransız hekimin hastalığın bilinmez gizemlerine ilişkin çarpıcı ifadelerini dinleyicilerle paylaştı: “Hastalık, açıklanamayacak kadar çok tuhaflık sergilemiştir. Salgının, en sağlıksız mahalleleri, en yoksul, fakir ve ölçüsüz kesimleri tercih ettiği doğrudur; ancak tecrübelerimizin bize gösterdiğinin aksine hastalık buralarda çok büyük bir yıkım yapmamıştır. Pek çok kez koleranın pislik ve çerçöp içinde yaşayan insanların arasında düzenli bir yaşamı olan bir zanaatkârı etkilediğine şahit olduk. Yine pek çok kez ayyaş bir kadının koleraya daha çok maruz kaldığına da tanık olduk. Yine koleranın zenginlerin kapısını çalarken yoksullarınkine uğramadığını gördük. Bu tür olaylar elbette istisnaları oluşturmaktadır; lakin bu istisnalar koleranın yapısını incelemeye çalışanların dikkate almalarını gerektirecek kadar fazladır.”

Yılmaz, eserin sonuç kısmında Verrollot’nun hastalığın kaynağına dair dönemin tıp dünyasındaki yaygın iki teorisi arasından tüm bulguların hastalığın kaynağının “mikroskobik bir canlı” olduğu tezini doğruladığına işaret ettiğini belirtir. Bu teoriye göre kolera; havada yaşanan, zehirli ve kanatlı mikroskobik bir canlı vasıtasıyla insan organizmasına girerek ani bir zehirlenmeye neden olan bir hastalıktır. Ancak bu teoriler zamanla geçerliliğini yitirecek ve koleranın su ile bulaşan bir hastalık olduğu ortaya konacaktır. Sonuç olarak Fransız hekimin 1849 yılında yaptığı araştırmanın hem dönemin tıp dünyasının koleranın kaynağı konusundaki arayışlarını gözler önüne serdiği hem de İstanbul’un kozmopolit yapısı çerçevesinde farklı cemaatlerin coğrafi dağılışı, sosyo-ekonomik durumları ve ölümle kurdukları ilişki hakkında önemli ipuçları sunduğu söylenebilir.

Kaynak: KAPSAMHABER
Yorumlar (0)
parçalı bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 26 53
2. Başakşehir 26 53
3. Galatasaray 26 50
4. Sivasspor 26 49
5. Beşiktaş 26 44
6. Alanyaspor 26 43
7. Fenerbahçe 26 40
8. Göztepe 26 37
9. Gaziantep FK 26 32
10. Denizlispor 26 31
11. Antalyaspor 26 30
12. Gençlerbirliği 26 28
13. Kasımpaşa 26 26
14. Konyaspor 26 26
15. Malatyaspor 26 25
16. Çaykur Rizespor 26 25
17. Ankaragücü 26 23
18. Kayserispor 26 22
Takımlar O P
1. Hatayspor 28 53
2. Erzurum BB 28 47
3. Bursaspor 28 46
4. Adana Demirspor 28 45
5. Akhisar Bld.Spor 28 45
6. Fatih Karagümrük 28 43
7. Altay 28 43
8. Ümraniye 28 40
9. Giresunspor 27 38
10. Keçiörengücü 28 35
11. Balıkesirspor 28 35
12. Menemen Belediyespor 28 35
13. İstanbulspor 27 33
14. Altınordu 28 31
15. Boluspor 28 25
16. Osmanlıspor 28 24
17. Adanaspor 28 20
18. Eskişehirspor 28 17
Takımlar O P
1. Liverpool 29 82
2. Man City 28 57
3. Leicester City 29 53
4. Chelsea 29 48
5. M. United 29 45
6. Wolverhampton 29 43
7. Sheffield United 28 43
8. Tottenham 29 41
9. Arsenal 28 40
10. Burnley 29 39
11. Crystal Palace 29 39
12. Everton 29 37
13. Newcastle 29 35
14. Southampton 29 34
15. Brighton 29 29
16. West Ham 29 27
17. Watford 29 27
18. Bournemouth 29 27
19. Aston Villa 28 25
20. Norwich City 29 21
Takımlar O P
1. Barcelona 27 58
2. Real Madrid 27 56
3. Sevilla 27 47
4. Real Sociedad 27 46
5. Getafe 27 46
6. Atletico Madrid 27 45
7. Valencia 27 42
8. Villarreal 27 38
9. Granada 27 38
10. Athletic Bilbao 27 37
11. Osasuna 27 34
12. Real Betis 27 33
13. Levante 27 33
14. Deportivo Alaves 27 32
15. Real Valladolid 27 29
16. Eibar 27 27
17. Celta de Vigo 27 26
18. Mallorca 27 25
19. Leganés 27 23
20. Espanyol 27 20