Toplumda giderek artan şiddet olaylarının kökeni üzerine yapılan araştırmalar, tehlikenin çoğu zaman çocukluk ve ergenlik döneminde verdiği küçük sinyallerle başladığını gösteriyor.
Uzman Klinik Psikolog İpek Erol, hayvanlara eziyet etme, akran zorbalığı yapma veya öfke kontrolsüzlüğü gibi davranışların, ileride şiddet uygulama riskini önemli ölçüde artırdığını belirterek erken müdahalenin önemine dikkat çekti.
Şiddetin kökeni hem biyolojik hem çevresel
Erol, şiddet eğiliminin yalnızca psikolojik değil, beyin yapısı ve çevresel etkenlerin birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir süreç olduğunu vurguladı.
‘Şiddet davranışıyla en çok ilişkilendirilen beyin bölgesi prefrontal kortekstir, bu bölgenin dürtü kontrolünde ve karar verme süreçlerinde etkisi büyüktür. Bu merkezin zayıf çalışması, kişinin basit bir tartışmayı bile tehdit olarak algılamasına yol açar,’ dedi.
Uzman, çocukluk döneminde istismar, ihmâl, aile içi çatışma ve toplumda şiddetin normalleştirilmesi gibi etkenlerin, bu biyolojik eğilimleri güçlendirdiğini de ekledi.
Hayvanlara eziyet, en güçlü uyarı işareti
Çocuklukta görülen bazı davranışların, ileride şiddete dönüşebileceğini belirten Erol, özellikle hayvanlara eziyet etmenin en belirgin erken uyarı sinyali olduğunu söyledi:
‘Çocuk, öfkesini ya da çaresizliğini kendisinden güçsüz bir varlığa yönelterek rahatlama arayışına girebilir. Bu durum, empati gelişimindeki eksikliğin bir sonucudur. Hayvana şiddet uygulayan kişilerin beyinlerinde, empatiyle ilişkili ayna nöron sisteminin daha zayıf çalıştığı tespit edilmiştir. Bu nedenle başkalarının acısını hissedemez ve şiddeti meşrulaştırabilirler.’
Erol, öğretmenlerin ve ebeveynlerin ‘çocuktur yapar’ diyerek bu davranışları küçümsememesi gerektiğini de vurguladı.
“Pişmanlık duymazlar, acıyı görmezden gelirler”
Erol, şiddet eğilimi olan kişilerin genellikle empati eksikliği, dürtüsellik ve kontrol ihtiyacı gibi özellikler gösterdiğini belirtti: ‘Bu kişiler küçük bir eleştiride bile aşırı öfkeye kapılabilir, karşısındakini kontrol etmeye çalışabilir ve hakareti bir iletişim biçimi olarak kullanabilir. Çoğu zaman karşısındaki kişinin acısını görmezden gelir, davranışını rasyonelleştirir ve pişmanlık duymaz. Hatta zarar vermeyi güçlülüğün bir göstergesi olarak bile görebilir.’
Şiddeti önlemenin yolu erken farkındalık
Uzman Klinik Psikolog Erol, ailelerin, öğretmenlerin ve iş yerlerindeki yöneticilerin şiddet eğilimi işaretlerini asla görmezden gelmemesi gerektiğini belirtti:
‘Erken farkındalık hayat kurtarır. Şiddet eğilimi gösteren bireyler yargılanmadan ama kararlı bir şekilde profesyonel destek almaya yönlendirilmelidir. Risk arttığında ise hukuki süreçler devreye sokulmalı, okullarda ve iş yerlerinde şiddet ve mobbinge karşı net politikalar uygulanmalıdır.’
Erol son olarak, şiddeti normalleştiren kültürel tavırların toplumsal bir sorun olduğunu hatırlatarak, ‘Şiddeti besleyen sessizlik zincirini kırmadıkça hiçbir toplum güven içinde yaşayamaz.’ ifadelerini kullandı.
Yorumlar
Kalan Karakter: