Alexa

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bu milletin kırmızı çizgisinden Taviz Yok

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bu milletin kırmızı çizgisi ezandır, bayraktır, vatandır. Bundan taviz yok." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bu milletin kırmızı çizgisinden Taviz Yok

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Artık final dönemlerine geliyoruz. Ankara, İstanbul, İzmir mitinglerini yapacağız. Bu mitinglerde de Sayın Bahçeli ile Cumhur İttifakı'nın iki tarafı olarak oralarda birlikte olacağız. Oralardan da vereceğimiz mesajlar inanıyorum ki sürece pik yaptıracaktır." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Show TV, Bloomberg HT ve HaberTürk TV ortak yayınında, Veyis Ateş ve Ece Üner'in gündeme ilişkin sorularına cevap verdi.

"Belediyecilikte altyapı bizde oluştu. O günden bu güne arkadaşlarımız buraları hiçbir zaman kaptırmadılar. Bu belediyeler alındığında gerçekten çöp, çukur, çamurdu. Siyasetteki bu süreç, 1994 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığıyla taçlandı. Yerel hizmetlerdeki ilk hamlemizdi. 1999, bir şiir okuma nedeniyle cezaevine girişimiz ve ondan sonra cezaevinden çıkış... Cezaevinden çıktıktan sonra partimizi kurduk. 16 ay sonra da yüzde 34,4 oy oranıyla Parlamentonun yüzde 63'ünü aldık." ifadelerini kullanan Erdoğan, Cezaevinde olduğu sırada kendisine mektup yazan, o zaman 11 yaşındaki Burak Soylu ile 20 yıl sonra buluştuğu videoyu izleyen Erdoğan, cezaevindeyken kendisine gelen mektuplara tüm gece, sabah namazına kadar cevap yazdığını, yaklaşık 10 bine yakın mektuba cevap yazdığını ve gittiği yerlerde yazdığı mektuplarla karşılaştığını anlattı.

Cezaevinden çıktıktan sonra AK Parti'yi kurduklarını hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"17 yıldır partimiz, her girdiği seçimden birinci parti olarak çıktı ve gerçekten Parlamento seçimlerinde de yerel seçimlerde de bu başarı, bu grafik aynen bu şekilde devam ediyor. İnanıyorum ki yine bu seçimlerde de... Meydanlarda halkımın teveccühünü çok iyi görüyorum. Artık final dönemlerine geliyoruz. Ankara, İstanbul, İzmir mitinglerini yapacağız. Bu mitinglerde de Sayın Bahçeli ile Cumhur İttifakı'nın iki tarafı olarak oralarda birlikte olacağız. Oralardan da vereceğimiz mesajlar inanıyorum ki sürece pik yaptıracaktır. "

"Gazi Mustafa Kemal, başkanlık sistemiyle yönetmiştir ama bunu kimse dillendirmiyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Türkiye'nin demokratik siyasetinin en güçlü projelerinden biri. Kabul ederler veya etmezler, hepsi bunu dillendirdi. Bunu Demirel, Erbakan, Türkeş dillendirdi. Türk siyasetinde vesayetçi odaklarla mücadele etmiş bütün siyasi aktörlerin yeni bir hükümet sistemi talebi olmuştur. Ben de o zamanlarda, belediye başkanlığı dönemleri de dahil hep bunu dillendirmişimdir. Zaten aslında belediye başkanlıklarına, hele hele büyükşehirlerde bakarsanız bunlar başkanlık sistemidir. Bunun getirisi ülke, millet için getirisi çok çok farklıdır, faydalıdır. Bunu gördük."

"Türkiye güçlenip bağımsız adımlar attıkça, bir yıpratma savaşıyla hep karşı karşıya kaldı"

Erdoğan, "beka" konusundaki soru üzerine, "Bu beka savaşında en önemli muhataplar belli, içeride PKK ile çok ciddi mücadeleler verildi, DHKP-C var, FETÖ'cüsü var, DEAŞ bir sızma hareketi yapmaya çalıştı. Sınırların öbür tarafına gidiyorsunuz, PKK'nın yan kolları, YPG, PYD gibi terör örgütleri var. Bütün bu terör örgütleriyle bir mücadele ki bunların hepsi aslında bir beka mücadelesinin terör koalisyonuna tam manasıyla bir tanım getiriyor." diyen Erdoğan, bunlara karşı mücadele verdiklerini vurguladı.

Erdoğan, muhalefetin Türkiye'nin beka sorunu olmadığını söylediğini aktararak, "Peki PKK'yı, YPG'yi, PYD'yi, FETÖ'yü, DEAŞ'ı nereye koyacaksın? Bunları yok mu farz edeceğiz? Bunlar olmadan yaşanan bir Türkiye mi var diyeceksiniz? Şimdi ana muhalefetin başındaki zat bunu söylüyor, 'Türkiye'nin beka mücadelesi diye bir sorunu yoktur.' Hatta daha da ileri gidiyor, 'Türkiye'de Suriye'nin içinde bulunan YPG, bizi mi vuracak?' diyor. Lafa bak. Bu kadar bir insan bakar kör olabilir mi?" değerlendirmesini yaptı.

Yerel seçimlerle "beka" vurgusunun çelişip çelişmediğinin sorulması üzerine Erdoğan, "Demokrasiyi yerelde hazmedemezseniz, genelde bunu yaşayamaz ve hazmettiremezsiniz." dedi.

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Biz tabii şu anda hem merkezi yönetimde iktidarız bunun yanında da Türkiye'nin genelinde kahir ekseriyetiyle yerelde de belediye başkanlıklarını elinde tutan bir iktidarız. Hesabı yaparken her iki pencereden de bakıyoruz. Her iki pencereden bakarak 'Beka meselesi yok.' diyerek önümüzde duran gerçeği hafife almaya, sulandırmaya çalışanlara karşı biz bu işin ne kadar ciddi olduğunu dillendirmeye mecburuz. Çünkü coğrafyamıza kan ve gözyaşı hakim olmuşken, tehlike sınırımıza kadar dayanmışken kimse bizden bu konuda susmamızı bekleyemez, kimse bize 'polisini, askerini çek bir kenara, Güneydoğu'da mücadeleyi sürdüren korucularımız çek bir kenara.' diyemez. Biz bu mücadeleyi sonuna kadar vereceğiz. 'Cudi'de, Gabar'da, Tendürek'te, Kandil'de inlerine gireceğiz.' dedim girdik, giriyoruz, girmeye de devam edeceğiz." dedi.

"Kuru kuruya beddua etmenin hiçbir anlamı yok. Söyle bana arkadaşını söyleyeyim sana kim olduğunu. Şu anda CHP, HDP ile ortak mı, ittifak içinde mi? Sözde İYİ Parti ile ittifak halinde mi? Saadet Partisi ile ittifak halinde mi? Ben bunlara 'dörtlü çete' diyorum. İstanbul'da HDP'nin adayı var mı? Yok. Sözde İYİ Partinin var mı? Yok. Bazı yerlerde Saadet aday çıkarmış ama büyükşehir olarak adayları yok. Doğu ve Güneydoğu'ya gidelim, orada sözde İYİ Parti ile HDP'nin adayı var, CHP'nin adayı yok. Bu oluşumun adı Sayın Bahçeli'nin ifadesiyle 'zillet ittifakı', benim ifademle 'illet ittifakı'dır. Bu ittifak ortada, 'Kim teröre veya teröriste destek verirse Allah belasını versin.' diyor. Senin zaten bedduaların tutmaz ki. Sen bunları hep seyrettin. Seyretmenin yanında bunlara çanak tuttun. Bunlarla dirsek teması olmanın ötesinde beraber yürüdün. Hala da beraber yürüyorsunuz. Şu anda bütün bu yerel seçimde senin ortağın HDP'dir, sözde İYİ Parti'dir, bundan daha alası olur mu? Şu anda terör örgütünün arkasındaki güç, hangi siyasi partidir? HDP'dir. HDP'nin arkasındaki güç hangi örgüttür? Bölücü terör örgütü."

Bir soru üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

Sözde İYİ Parti denilen hanımefendi  Denizli'de çok ciddi bir yanlış yaptı. Neydi o yanlış? 'Cumhurbaşkanının terörist dediği Denizlililer...' Ardından Aydın'a geçti, 'Cumhurbaşkanının terörist dediği Aydınlı arkadaşlarım, kardeşlerim, vatandaşlarım...' Bu ifadeleri kullandı. Tayyip Erdoğan böyle bir şeye tahammül etmez, edemez, çünkü ben hiçbir vatandaşıma kalkıp da terörist diyecek kadar bu işlerin farkında olmayan birisi değilim. Daha kaba bir ifadeyle enayi değilim. Siyasetin içinde halkının bir defa gazabına gelmeyi asla düşünmeyen birisiyim, nerede halkın gazabına gelir, gelmez bunu da iyi bilirim. Ancak HDP'ye bunu derken, HDP'nin başındakiler, şu anda Edirne'de cezaevinde olan, birçok yerde cezaevinde olan HDP'nin milletvekili veya farklı şeyleri var, bu adamların hepsi şu anda bir teröristin tanımı neyse bunlarda o var."

"Bu milletin kırmızı çizgisi ezandır, bayraktır, vatandır"

"İki kere iki dört. Twitlerde, bazı mesajlarda garip garip şeyler var. Bir defa şu gerçeği göreceğiz, ana muhalefetin sözcüsü diyor ki çok ilginç 'bu polislere karşı yapılmış bir tepkidir' diyor. Bir defa bu hazırlık nereden? Hepiniz düdüklerinizle, her şeyinizle oraya geliyorsunuz, ezan okunuyor bunlar öttürülmeye başlıyor. Şunu bir defa bileceğiz, bu milletin kırmızı çizgisi ezandır, bayraktır, vatandır. Bundan taviz yok. Bu değerlerimize yönelik her türlü saldırı beka tartışmasından bağımsız düşünülemez. Bu olayı duyunca Ankara'daydım. Hemen valimizle bağlantı kurdum. Dedim ki 'Toplantı ve gösteri yürüyüşleriyle alakalı bir müracaatları var mı?' Dediler ki, 'yok'. Bunlarda zerre kadar dürüstlük olmuş olsa hemen valiliğe müracaatını yaparsın, valilik de size uygun yerlerde yürüyüş, toplantı için size izini verir, orada toplantınızı, gösterinizi, yürüyüşünüzü yaparsınız. 'Ama yok ben istediğim yerde yaparım' dersen, hayır. O bir defa kamu düzenini bozmaya yönelik bir eylemdir. O gün mesela, İstiklal Caddesi'nin değişik yerlerinden girişler var. Bu değişik yerlerden buralara girmeye çalıştılar. Geçmişte bunu Gezi olaylarında da yaptılar. Naptılar? Bütün dükkanların cam, çerçeve her şeyi kırdılar, döktüler. Belediye otobüslerini, otomobillerini, Türk bayrağını yaktılar. Biz şimdi bayrağımızın yakılmasına eyvallah mı diyeceğiz? Buna olumlu mu bakacağız?"

"Aynı meydanda bayrağımız yakıldı"

Ezan okunduğu sırada protestonun devam ettiği yönündeki yorumların hatırlatıldığı Erdoğan, şöyle konuştu:

"O yorumları yapanlar bir defa buna hazırlıklı tipler. Zaten onların ezana, bayrağa saygısı yok. Ben meydanlarda da gösteriyorum. Gezi olaylarında CHP'nin bayrakları ile diğer malum şimdi kol kola gezdikleri siyasi hareketin paçavraları yan yana Taksim Meydanı'na çekildi. Atatürk Anıtı'nın olduğu yere çekildi. Bunları görmeyelim mi? Bunlar yapıldı zaten. Aynı meydanda bayrağımız yakıldı. Bunları görmeyelim mi? Orada da o dediğiniz saat zaten ezan saati. Bunlar o saatte de bunu planlıyorlar. Bunu planlamanın ötesinde de müracaatın yok, bu şekilde gösteri ve yürüyüşlere müsait olmayan bir yerde bunu yapıyorsunuz. Dikkat edin akşam 19.00 civarında bunu yapıyorsunuz. Eğer bu ülke hukuk devleti ise hukuk devletinde de her şeyin hukuk içerisinde yürütülmesi gerekir. Bu hukuk bana hangi hakları tanıyorsa vatandaş olarak buna uymak zorundayım. Eğer ben hukuka uymazsam, o zaman bu ülkede kimse huzur içinde yaşama fırsatını bulamaz. İşte ondan sonra Deli Dumrul gibi birileri çıkar meydana istedikleri gibi orada at oynatırlar. Ondan sonra da yaralananlar mı olur, Allah göstermesin ölenler mi olur, bu tür şeyler olur. Ben burada bir şeyi özellikle düşünüyorum, polis, jandarma niye var? Bunlar için var. Niye? Vatandaş daha huzur içinde yaşamı sürdürsün diye var."

KAPSAMHABER

YORUM EKLE