Türk tarihinde atalarımız pek çok toprak fethetmiştir.
Yıllarca, asırlarca o toprakları idare edip adaleti ve huzuru tahsis etmişlerdir.
Ama işte, zaman ve düşman uyumaz;
yeri geldi idare ettiğimiz pek çok toprak elimizden çıkıp gitti.
İşte, ata yadigarı olan Rumeli toprakları da bu kaderden nasibini almıştı.
Türk tarihinin en trajik felaketlerinden biri, hatta belki de en dramatik toprak kaybıydı Rumeli.
96 Harbiyle kocamış kurt rolünden hasta adam rolüne bürünen Osmanlı, yaklaşan felaketi görememişti.
Ancak, bir avuç kor yürekli genç; liyakatsizliğe, otoritesizliğe, itibar kaybına ve istibdata dur diyerek meydana atıldı.
Atıldı, ama bir kere kanayan yara daha da kanamaya devam etti.
8 Ekim 1912'de başlayan Balkan Savaşı, binlerce Türk'ün vatanlarından, doğduğu topraklardan hazin bir şekilde atılmasına sebebiyet verecekti.
Bulgar, Rum, Yunan ve Ermeni milis kuvvetleri ve çeteleri, savaşın başından itibaren Türk köylerini basıp sistematik bir şekilde soykırım uygulamaya başlamıştı.
Azılı Türk düşmanı olan bu çeteler, baskın verdikleri köylerde akla hayale gelmeyecek katliamlar yapmışlardı.
O dönemde gazetecilik yapan Lev Troçki, çetelerin baskın verdiği çoğu köyde: "omzunun üstünde başı olan Türk köylüsü bulmak imkansızdı" diyerek vahşetin boyutlarını açıklamıştı.
Rusya ve İngiltere'nin sinsi planları ve destekleri sonucu bu savaş çıkmış;
binlerce Türk, canını, malını ve ırzını kurtarmak için aç-bi ilaç, yalın ayakla kilometrelerce yol tepip İstanbul'a sığınmıştı.
I. Murat'ın akınlarıyla fethine başladığımız bu topraklar; uğruna kanlar dökülüp şehitler verilen bu kadim topraklar, acı ve elem dolu bir savaşla elimizden kayıp gitmişti.
O toprakların üzerinde yaşayan Evlad-ı Fatihanlar, katliama, soykırıma uğradı.
Mallarına ve ırzlarına çöküldü.
500 yıl, dile kolay 500 yıl hüküm sürdüğümüz topraklar elimizden yitip gitti.
Türk tarihinde en acı ve en hazin kayıplardan biridir Rumeli toprakları.
Yüzyıllar boyunca unutulmaması gereken bir olayken, hatta bırakın unutmayı, genç nesillere, çocuklara ve ileriki kuşaklara her zaman hatırlatılması gereken bir olayken;
biz yine her zaman ki gibi çabuk unutup hatırlamamayı seçtik.
Fullbright Anlaşmasıyla değiştirilen eğitim sistemimizde, Rumeli toprakları bir kaç satırla önemsiz bir olaymış gibi anlatıldı.
O toprakları kaybedişimiz, o katliamlar, o sürgünler;
hiç olmamış gibi, hiç yokmuş gibi sümen altı edildi.
Asla ama asla unutmamamız gereken, hatırımızda hep diri tutmamız gereken bir olayken;
biz yine acıları yüreğimize gömüp unuttuk...
Unutturmaya çalıştılar...
Hatırla Anadolu insanı.
Hatırla Evlad-ı Fatihan...
Hatırla Türk...
Yorumlar
Kalan Karakter: