Katar'la İlgili Bunları Biliyor muydunuz?

Dünyanın en zengin ülkeleri arasında yer alan Katar,1913 yılına kadar Osmanlı Devleti'nin kazasıydı. Osmanlının buradan çekilmesiyle birlikte Katar, İngiliz mandası altına girmiştir. 3 Eylül 1971 tarihinde ise tam bağımsızlığına kavuşmuştur.

Katar'la İlgili Bunları Biliyor muydunuz?
03 Eylül 2017 Pazar 01:33

1913 yılına kadar Osmanlı Devleti'nin kazasıydı. Daha sonra Osmanlı ordusunun çekilmesinin ardından 1916'da İngiltere ile koruma anlaşması imzalandı.1971 yılına kadar İngiltere'nin koruması altında olan Katar, 3 Eylül 1971 tarihinde tam bağımsızlığa kavuştu. 2007 yılına kadar Katar'ın Milli Günü 3 Eylül, 2007'de kutlanmıştır. Daha sonra  Emir Şeyh Hamad'ın kararnamesi ile 18 Aralık olarak değiştirildi.

Dünyanın en zengin Arap devletlerinin başında gelen Katar, güney batı Asya’da yer almaktadır. Yarım ada şeklinde bir coğrafi yapıya sahiptir. Katar, Basra Körfezi boyunca uzanır. Katar'da Yazlar oldukça kuraktır. Haziran -Temmuz-Ağustos aylarında sıcaklık ortalaması 47 derecedir.

Katar, bağımsızlığını kazandığında ülke çorak bir arazi dışında hiçbir şeye sahip değildi. Ancak, ülkenin altında yer alan petrol yatakları ülkenin kaderini değiştirdi. Katar’ın kişi başına düşen milli geliri 90.000 Euro civarındadır Buna göre katar,  dünyanın kişi başına düşen milli gelir açısından dünyanın en zengin ülkesidir.

Katar’ın en büyük ve en gelişmiş şehri Doha’dır. Bu şehir ayrıca ülkenin başkentidir. 

Katarın nüfusu yaklaşık 2.2 milyon civarındadır. Nüfusun yarısından fazlası göçmendir. Katarlılar özel vatandaş konumundadırlar. Ortalama her 5 katarlıdan 4’ünün ya petrol yatağı ya da petrol yatağının bir kısmının hissedarı olduğu belirtilir. Ülkede üretim neredeyse yapılmamaktadır. Ülkede petrol dışında, inşaat ve hizmet sektörlerinin önemli bir yeri söz konusudur. 

Katar'da Hizmet sektöründe çalışanların çoğunluğunu Asyalı göçmenler oluşturmaktadır. Asyalı göçmenler, oldukça düşük ücretlerle çalışmaktadırlar. Katar'da işçi olarak çalışmak isteyenlerin sayısı her gün artmaktadır. 

Katar vatandaşları vergiden, elektirik, su, gaz gibi ücretlerden tamamen muaftırlar. Yabancı uyruklu kişiler  bu konuda herhangi bir ayrıcalığa sahip değildirler. 

Katar vatandaşlığı, Katar’da yaşayanlar için büyük ayrıcalıktır. Katar vatandaşlığı sadece soybağı ile iktisap edilebildiğinden göçmenlerin bir Katar vatandaşıyla evlenmeksizin vatandaşlığı kazanmaları mümkün değildir.

Dünyanın zenginleri Katar'a yatırım yapmak isteseler de  Katar kanunları bna müsade etmemektedir. Ancak bunun için bu kimselerin en azından bir Katarlı ortak bulmaları gerekmektedir. 

Katar ayrıca 2022 Dünya Kupası’nı düzenleyecek olan bir ülkedir. 

KATAR'DA YAŞAM (Harun Saraç)

Yaklaşık 2 yılımızı geçirdiğimiz Katar’dan Mart ayı sonu itibari ile ayrıldım. Bana olduğu kadar eşime ve oğluma da güvenli bir ortamda yaşamanın hazzını verdi bu ülke. Hava sıcaklığının 50 derecenin üstüne çıkabildiğini de yine burada öğrenmiş olduk.

 4 Temmuz 2014 günü sabaha karşı başladığım bu sakin körfez ülkesindeki maceram, sıcak bir Nisan sabahı son buldu. Herkesin bildiği petrol krizi ile birlikte başlayan hareketlilik, Ooredoo Group’taki uluslararası stratejiyi de etkileyince bizi durup düşünmeye ve bir karar almaya itti. Yeni hayatımız sanıyorum İngiltere’de olacak.

 En kısa şekliyle, burada geçen 2 yılın gerçekten güzel geçtiğini söyleyebilirim. Katar hakkında son yazımı yazmak ve biriken gözlemlerimi bir araya getirmek istiyorum. Böylece son dönemde Türkiye’de popülerliği giderek artan Katar hakkında da bu yazıyı okuyanlar belki genel bir fikir de elde eder kanısındayım.

Türkiye’den bakarak anlaşılmayacak kadar güvenli bir ortama sahip bir ülke burası. Katar, zengin bir körfez ülkesi ancak dünya genelinde birçok alanda faaliyeti mevcut. İlk olarak kişi başına düşen milli gelirde dünya genelinde birinci sırada… Arap Baharı’nda adını sıkça duyduğumuz Al Jazeera TV, Katar’a ait. Geçtiğimiz aylarda Finansbank’ı alan şirket Katar’ın en büyük bankası olan QNB. Digitürk’ü alan BeIN Media yine Katar merkezli. Londra’daki ünlü lüks mağaza Harrods’un yeni sahibi, Katar Emiri’nin annesi… Benim çalıştığım Ooredoo Group (eski adıyla Qatar Telecom/QTEL), 17 ülkede 150 milyon aboneye sahip. Türkiye’de ABank’ın sahibi Qatar Islamic Bank. Porsche ve Volkswagen’in %10'u da yine Katar Yatırım Ajansı’na ait…

 Demografik olarak da 2,6 milyonluk toplam nüfusun sadece 400bini Katar vatandaşı. Yerli halkın azınlık oluşu bize çok garip gelse de, bu onlara ayrıcalıklı olduklarını hissetmelerini sağlıyor. Dipnot olarak da aslında yabancı nüfusun 1 milyondan fazlası devasa şantiyelerdeki işçi kamplarında yaşıyor ve pek normal yaşamda görmek mümkün değil.

 Dünyanın en güvenli ülkelerinden birisi burası. Türkiye’deki genel Arap algısının Suudi Arabistan halkı ile örtüştüğünü buraya gelince doğrudan görebilirsiniz. Katarlıların ve genellikle BAE’nin (Dubai’si ile ünlü) halkın geneli eğitimli ve kibardır.

 Güvenlik konusundan girmişken birkaç örnek vereyim:

Hipermarkette alışveriş yapıp, parası ödenmiş ağzına kadar dolu alışveriş sepetlerini bir köşede bırakıp AVM’de diğer mağazaları gezmeye gidenleri çok görürsünüz.

Arabayı yol kenarında, otoparkta ya da restoranın önünde çalışır halde bırakıp gitmiş insanlar da çoktur. Araba ısınmasın diye klima açık bırakılmıştır, bu yüzden araba çalışıyordur. Yine de İstanbul’da cesaret ister.

Evlerin tümünde dış kapının dış kolu da var ki ben bile kilitlemeyi unutuyorum çoğu zaman. Eve elektrikçi, tamirci vs geleceğinde, adamı evde beklemek yerine “istediğin saatte gel. kapı açık, işini halledip kapıyı çekip çıkarsın” diyebilirsiniz.

Arabamı satarken, arayıp görmek isteyenleri ofise çağırıp anahtarı verdim ve “Test sürüşü yap, beğenirsen ustaya göster. Sonra gel görüşürüz” şeklinde ifade ettim.

Katar’a ilk taşındığımda, ikinci el ev eşyası almak üzere bir Türk ile anlaştım ve akşam 6'da buluşmak üzere anlaştık. Daha yeni olduğumdan yolları karıştırdım, karşıdaki kişinin evi şehir dışında olunca da trafiğe takılıp geciktim. Hanımefendi beni aradı ve “İşim var, dışarı çıkacağım. Eşyaları kapının önüne bıraktım. Mutfağın penceresi açık. Eşyaları alıp, parayı camdan atarsınız” demişti. İnanamamıştım bu rahatlığa. Nitekim gittiğimde eşyaları aldım, parayı villanın penceresinden attım ve olay bitti. O zamanlar çok şaşırmıştım fakat şimdi kapıyı kilitlemeyi unutunca, geri dönüp kilitlemek bile zor geliyor.

Bu tür örneklerle uzatılabilir. Başta dediğim gibi Türkiye’den anlaşılması oldukça güç bir atmosfer bu. Genelde bu örnekleri anlattığım kişiler, işi zenginliğe bağlayıp, abarttığımı düşünseler de, durum sadece zenginlikten kaynaklanmıyor. Bir beyaz yakalının maaşı en az 20bin riyal civarında iken altında değilken, oto yıkamacı ya da marketlerdeki vasıfsız elemanların maaşı 1000 riyalin biraz üzerinde. Buna rağmen, arabamda birşey unutsam ya da yolda cebimden kalem düşürsem, koşarak arkamdan getirdiler hep.

 Bu nedenle iş salt zenginlik değil. sıkı ve hızlı işleyen adalet mekanizması. Cezaların yüksek ama uygulanabilir ve sürdürülebilir olması. Ek olarak da zenginlik buna katkı sağlıyor. Tümünün sonucunda da çalmaya meyilli insanın aklına kötülük yapmak da pek gelmiyor.

 Örneğin Suudi Arabistan’da kırmızı ışıktan geçmenin cezası 1 gün hapis cezası iken gittiğimde tam bir karmaşa ile karşılaşmıştım. Katar’da ise 6bin riyal (~1650 $). Oldukça yüksek bir ceza fakat geçtiğiniz anda her tarafta flaşlar patlıyor ve birkaç gün içinde cebinize cezaya dair SMS düşüyor. Bunun gibi yüksek ama sürdürülebilirlik üzerine çalışılmış bir ceza sistemi. Kısacası bu güven ortamı, sıkı yaptırımlar ile de kontrol altına alınmış.

 Buna dair de birkaç örnek vereyim

Geçtiğimiz aylarda bir haber okumuştum. Bir Filipinli yolda bulduğu cep telefonunu alıp götürüyor. Sahibi polise hemen başvuruyor. Son sinyal noktasından, rota takip ediliyor ve yollardaki güvenlik kamerasından yolda bulup götüren adam bulunuyor. Mahkemede, “Sahipsizdi, yolda buldum” şeklinde savunma yapınca, hakim “Sahipsiz ürünü, polise teslim etme yükümlülüğünü- yerine getirmedin. Bu senin temel görevin” deyip cezayı bu kapsamda veriyor. 11bin riyal ceza ve 2 ay hapis. Aylık en fazla 2bin riyal maaşı olan bir işçi için bu parayı hesaba katabilirsiniz. Ve bu para maaşından doğrudan kesilecek.

Diğer bir örnek, bindiğim bir taksiciden. İlk Katar’a geldiğimde, taksi çok kullanıyordum. Bir Hintli taksici, ışıklara uzun bir mesafe kala sürekli hız kesiyordu. Neden bu kadar tedirgin olduğunu sorduğumda hikayesini anlattı: “Hindistan’dan buraya ilk çalışmaya geldiğimde kurallara alışık değildim. Gece geç vakitte dönerken, nasılsa kimse yok deyip kırmızı ışıkta geçtim. Hindistan’da biz gündüz bile geçerdik :) 1 gün sonra muhasebe çağırdı ve ışıklardan geçtiğim için ceza yediğimi, bunun maaşımdan kesileceğini söyledi. Maaşım 3bin riyaldi ve ceza tam 6bin riyal! 2 ay boyunca, şirketten tek kuruş para almadan çalıştım. Sabah bize ücretsiz verilen sandviçi yiyip işe çıktım, akşam şirketteki yemekhaneden yedim. Bu yaşananlardan sonra neden korkmayayım”

Ceza budur!

Son örnek, şirketten bir arkadaşımdan…

Havalanının biraz dışında, uzun süreli park etmek için kullanılan long term parking alanı var. Günlük 35 riyale aracınızı bırakabiliyorsunuz.

Bir arkadaşım 15 günlüğüne tatile giderken, aracını buraya park etmek istiyor. Uzun bir süre yer bulamayınca oradaki bir görevlinin “engelli otoparkına park edin. Birşey olmaz. Zaten kimse kullanmıyor” tavsiyesine uyuyor. 15 gün sonra tatilden döndüğünde. camda sarı bir stickerda 600 riyallik cezayı görüyor. Görevliye kızsa da kurallar konusunda ders olsun deyip cezayı ödüyor. Konunun kapandığın sanıyor. Birkaç hafta sonra, eşi ile birlikte marketten dönerken, trafiğin sıkışık olduğu bir noktada görev yapan polis, el işareti ile sağa çekmesini istiyor. Polis arabaya yaklaşıp, “Aracınızdan inin, anahtar üstünde kalsın. Engelli yerine park ettiğiniz için, aracınız 15 gün emniyette kalacak. Şuradan taksiye binip evinize gidersiniz” diyor. Tabi arkadaşım ve eşi şaşkınlıkla, ne diyeceğini bilemiyor önce. “Alışveriş poşetlerini bari eve bırakayım, eşim ve oğlum var” deyip polisten akşama kadar izin istiyor. Polis gereken bildirimi yapıyor ve arkadaşım gidip aracını emniyete teslim ediyor. 15 günün sonunda, emniyetten aracı teslim alırken, otoparkı ücreti olan 15 riyal/gün ücreti (225 riyal) ödeyip arabasını teslim alıyor. O 15 gün boyunca da kiralık araba kullanmak zorunda kalıyor vs vs… Tekrar park eder mi dersiniz?

Benim gibi kuralın düzeni sağladığını düşünenler için güzel bir ülke burası. Sorular olursa yorum yapabilirsiniz.


Kaynak: KAPSAMHABER


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.