Semih Yalçın'dan, Türk Düşmanlarına Cevap
Milliyetçi Hareket Partisi'e son günlerde yapılan haksız eleştirilere cevap veren Prof. Dr. E. Semih Yalçın: "Günlerdir bazı yandaş gazetelerin köşe yazılarında MHP’nin Şivan Perver ve Ahmet Kaya gibi Türk düşmanlarına karşı sergilediği tavrı eleştiren yazılar yayınlanmaktadır. Hepsi bir merkezden idare ve cüluslarla ihya edilen sözde fikir adamı ve yazarların ortak görevi, AKP’nin kurmak istediği ‘Türk’süz dünya’ya tuğla taşımak, MHP’yi etkisizleştirmeye, sindirmeye çalışmaktır. Çünkü MHP; Türk milletinin yok edilmek istenen bekası uğruna dimdik ve müteyakkız durmakta, eğilip bükülmemektedir."dedi.


MHP; konjonktüre göre kalem oynatanların, doğruları eğriltenlerin, yalana sahicilik maskesi takanların mürai çehresinin ortaya çıktığını belirten Yalçın; MHP; iktidarın her neviden Türklük düşmanıyla menfaatlerini birleştirerek oynadığı oyunları bozabilecek tek siyasi güçtür. MHP; coğrafyamızı yeniden düzenlemeye matuf kirli harita hesaplarının önünde en büyük engeldir. İktidar rüzgârı ne yandan eserse yelkenlerini o tarafa çeviren çıkar grupları yandaş medyada yuvalanmış; AKP’nin eğrisini doğruya, günahını sevaba kalbetmeye çabalamakta, hukuksuz uygulamalarına yasal kılıflar uydurmaktadır."dedi.

Semih Yalçın konuşmasına şöyle devam etti:
Memleketten kaçmış ne kadar baldırı çıplak vatan haini varsa hepsine sünnet elbisesi gibi ‘yurtsever’ ve ‘masum halk çocuğu’ gömleği giydirilmekte, yedikleri haltlar ve kepazelikler örtbas edilmektedir. Dünün fısk ve fücur odaklarının mensupları, bugün baş tacı edilmektedir.
AKP ve yaranı, kafalarını deve kuşu gibi kuma gömüp Ahmet Kayaların, Şivan Perverlerin Türk milletine besledikleri kin ve nefreti, savurdukları küfürleri, ettikleri hakareti görmezden gelmektedir.
Katil sevicilik hoşgörü, korkaklık şecaat, teslimiyetse demokratikleşme diye gösterilerek milletimiz aldatılmaktadır.
AKP iktidarının yapıştığı sahte demokrasi ve barış şampiyonlarından biri olan Şivan Perver de, bam teline dokunmuş olmalıyız ki derhal bir açıklama lütfederek açıktaki mabadını kapatmaya çalışmıştır.
Şivan efendinin MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye dönük, “dünyada bir insanlık suçu olarak görülen ve aşağılanan ırkçı bir anlayış” ile şahsına saldırdığı iddiası, külliyen iftiradır. Irkçılığın dik âlâsını yıllardır Türk topraklarında sahneleyerek milletimizin fertleri arasına fitne tohumlarını serpen, kendi halkını kaynaştığı kitleden koparmaya çalışan bir sicilli ırkçının, MHP Liderine ırkçılık isnadında bulunması, açık kalan kendi mabadını kapama gayretinden ibarettir. Türkiye’de ırkçılık belasının fitilini ateşleyenler, Şivan Perver gibi ayrılıkçılardır.
Siyasette çatışma kültüründen beslenen de MHP değil, kendi halkına yıllardır acı çektirenlerdir. Terörden, cinayetten ve devlet malına zarar vermekten çekinmeyen, insanlıktan nasibini almamış bir güruh ve onun savunucularıdır. Partimize ve camiamıza çamur atmaya çalışmalarının sebebi, biraz da kendi çirkin yüzlerini ve düşmanca niyetlerini gizleyebilmek içindir.
AKP ve Başbakan Erdoğan tarafından kamuoyuna özgürlük şarkıları söyleyen şövalye(!) gibi sunulan Şivan Perver’in, Türkiye hakkında PKK tellallarıyla aynı makamdan okuduğu şu sözler, her şeyi anlatmaktadır:
“Abdullah Öcalan barış ve özgürlük savaşçısıdır. Terörist değildir. Terörist olan Türkiye Devleti'dir. İnanın bana terörist olan Türkiye Devletidir. Türkiye'nin silahları bizi öldürüyor. Terörist olan onlardır."
Bu zehirli sözleri söyleyen Ş. Perver, Diyarbakır’a gelmek için Barzani’den ve Başbakan Erdoğan’ın inisiyatifi ile örtülü ödenekten para aldığı iddia edilen ve yıllarca bu milletin sazını çalmış, ekmeğini yemiş, suyunu içmiş bir zavallıdır. Ama nankörlük meşrebi ve karakteri olduğu içindir ki AKP’nin giydirdiği kuzu postundan başını çıkararak diş göstermektedir.
AKP iktidarına sesleniyoruz: Yurt dışına kaçtıkları dönemde sürekli Türk milletinin aleyhinde bulunan, açıkça Türkiye düşmanlığı etmekten çekinmeyen insanları kucaklamak ve aynı çatı altında buluşturmaya uğraşmak beyhudedir. Kaşarlanmış bölücüler, bu işi meslek hâline getirmişlerdir.
AKP ile şakirtlerinin Türk kültürünü ve Türk birliğini reddedenlerle bir ortak kültür inşasına soyunması, necis su ile abdest almaktan farksızdır.
Kaşarlanmış hainlerin ellerine fırsat geçtiğinde ilk yapacakları iş, kendilerini methiyelerle meşruiyet ve masumiyet makamına çıkaranların hesabını görmek olacaktır.
Milletimize bu ayrılıkçı ve bölücü ihanet şebekelerinin reva gördüklerini yok saymak için; insanın insanlığını, adalet duygusunu, onurunu bir kenara koyması gereklidir. Oysa Türk Devleti’nin yüksek haysiyeti ve milletimizin şerefi her şeyden üstündür. Üç buçuk eşkıyanın silahını susturacağız, şehit kanı akıtmayacağız, anaları ağlatmayacağız diye milletin şeref ve haysiyetini çiğnetmek, en hafif tabirle gaflettir, dalalettir.
AKP’nin şöhretlerinden istifade etmeye çalıştığı bir takım karanlık isimlerin ve hizmet ettikleri mihrakların masumiyetine karine teşkil edecek bir tek örnek gösterilemez.
Türk milletine her kin besleyeni, Türk Devleti’nin varlığına her kastedeni, askerimize polisimize her kurşun atanı affedeceksek, devlet olmanın gereği kalmamış demektir.
Türkiye bir yamyamlar ve tamtamlar ülkesi değildir; Türkiye yolgeçen hanı da değildir.
Türk Devleti, milyonlarca şehidin kanı ve tarihe sığmayan büyüklükte, muazzez bir varlık mücadelesinin sonunda kurulmuştur. Bu uğurda ödenen bedellerin değeri hiçbir dünya nimetiyle, hiçbir insanî fedakârlıkla ölçülemez.
Türk insanı, varlığını korumak için üç buçuk eşkıyaya Başbakan Erdoğan gibi şirin görünmek zorunda değildir.
Hatırlatıyoruz; Türk milleti devletine baba, vatanına da ana demektedir. Vatan topraklarına ana kucağı gözüyle bakılmasının sebebi; doğduğumuz, doyduğumuz, büyüdüğümüz ve öldüğümüz yer olmasıdır. Hayatımızın her evresinde bizi kucaklamasıdır. Vatan toprağı, milletimiz için namustur.
Başbakan Erdoğan’ın, analar ağlamasın diye dayattığı sözde barış süreci, siyaset ahlakını ayaklar altına alan bir aldatmacadır.
Başbakan; topraklarımızda federatif devletçikler kurma sevdasındakilere tavizler vererek Türk milletinin anasını ağlatmakta, milletin en değerli varlığını zillet kumpanyasıyla dağıtmaktadır.
AKP’nin 11 yıldır oynadığı bu komedi tiyatrosuna bir son vermenin zamanı gelmiştir.
Türk milletinin, kendi bekasını tehdit eden bu hükümete ve onun bilcümle yandaşına kefen biçeceği, bölücülerin tamtamlarını susturacağı günler uzak değildir.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211