Rus Devlet Televizyonundan Yazarımız Ömer Kalaycı'yla Röportaj

Rus ORT 1 Devlet kanalına Türkiye AB zirvesi ve Suriyeli Mülteciler Pazarlığı üzerinden  yazarımız ÖMER KALAYCI ile yapılan röportajın ana metni:

ORT: Türkiye’nin AB (Angele Merkel) ile Suriyeli mülteciler üzerinden yapılan anlaşmayı Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu bir zafer olarak nitelendiriyor, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz ?

Ömer Kalaycı: Yeni bir algı yönetimi ve kavramlarla oynayarak , Suriyeli mülteciler krizi üzerinden AB ile yapılan müzakerelerde ortaya çıkan durumun bırakın Zafer olmasını, Türkiye’nin adeta AB’nin ‘’Suriyeli mülteci kampı’’na ya da diğer bir ifade ile AB’nin ‘’Mülteci koridoru’’na dönüştüğü gerçeğidir. Bu konuda ya Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve Başbakan Davutoğlu’nun kafası karışıktır ya da kafalar karıştırılmak istenmektedir. Bu durumu kabul etmek mümkün değildir.

ORT: Avrupa ülkelerinin Suriyeli mülteciler krizi üzerinden Türkiye ile varılmak istenen anlaşmalara bakışını nasıl değerlendiriyorsunuz ?

Ömer Kalaycı: Avrupa Birliği tarihinin en büyük krizini yaşamaktadır. Net bir Suriye politikası geliştirmemiş ( Fransa’daki terör eylemleri ile Suriye politikasına yeniden dahil olmak dışında) Ve Suriye’ye dönük mülteci krizine kadar herhangi bir yaptırım gerçekleştiremeyen AB, mülteci krizi ile birlikte sınırların birliği, mültecilerin paylaşımları konusunda da kendi içinde ciddi görüş ayrılıklarına düşmüş ve Irkçı göçmen karşıtı varlığındaki siyasi partilerin güç kazanmasına sebep olmuştur. Yakında Almanya’da üç eyalette gerçekleştirilecek olan seçimler de ‘’Suriyeli mülteci krizi’’ üzerinden özellikle CDU- Angele Merkel’in ciddi anlamda siyaseten yara almasına vesile olacak sonuçlar çıkaracaktır. Dolayısı ile Başta Almanya adına Angela Merkel ve AB Türkiye’yi, Suriyeli Mültecileri Türkiye içinde tutma konusunda ikna etmeye çalışmaktadırlar.

ORT: Peki bu durumda Türkiye’nin, AB üyelik süreci ve Vize muafiyetinin kaldırılması, serbest dolaşımı konusu gerçekleşmeyecek mi ?

Ömer Kalaycı: Bakınız şunu her şeyden evvel belirtmek isterim ki, Türkiye’nin AB ile olan ilişkileri, bir yandan AB’nin diğer yandan Fransa’nın ve Güney Kıbrıs’ın koymuş olduğu bir takım kriterleri dayatma ve engeller ile sürecin işlemesi ve hayata geçmesi engellenmiştir. Malumunuz Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecinin başladığı tarih 1987 yılıdır. Fakat üyelik müzakerelerinin başlangıcı ise 2005 yılıdır. Diğer adayların üyelikleri çok kısa zamanda sonuçlanmış olmasına ve onların vatandaşlarına üyelik müzakerelerinin başlanmasından çok kısa sürede vizesiz seyahat hakkı tanınmış olmasına karşın, Türkiye’ye ve Türk vatandaşlarına bu hak, müzakereler başladıktan yani 11 yıl sonra dahi gerçekleşmemiştir. Alman Şarkiyat Enstitüsü eski başkanı Prof. Udo Steinbach deyimiyle; ‘’Türkiye, Avrupa’nın kabul edemeyeceği, başka bir dönemde de asla kabul etmeyeceği şeyler yapmaktadır. AB’nin Türkiye’ye olan ihtiyacının tek ve geçerli nedeni var o da mülteci krizi. Başka hiçbir nedeni yok. Denize düşen yılana sarılır diyorsunuz ya işte tam da öyle… Ama bu uzun vadeli bir strateji olmayacaktır.’’ Diyerek konuyu özetler açıklama yapmıştır. Diyelim ki üyelik süreci hız kazansa ve sürece yönelik tüm vaatler gerçekleşse dahi, bu durumun şimdiye dek gerçekleşen gecikmeyi asla telafi edemeyeciğidir.

ORT: Peki 100 bin mülteci alacağız diyen Türkiye, şimdilerde 2 milyonun üzerinde mülteci barındırıyor. Bu durumu Türkiye daha ne kadar kaldırabilecek ve başarılı olacaktır ?

Ömer Kalaycı: Avrupa’nın göçler dolayısı ile bir takım sosyal ve diğer konularda endişeler ve sorunlar yaşadığını biliyoruz. Ancak Türkiye’nin karşılaştığı sorunlar AB’ninkinden kat kat daha fazladır. Şimdiye dek Türkiye’nin almış olduğı sığınmacı sayısı 2.7 milyondur. Avrupa henüz daha bu sayının yarısını dahi kabul etmemiştir. 500 milyonluk Avrupa çok daha fazlasını yapacak kapasiteye ve imkana sahipken bu soruna ‘’Denize dönün ve ölün’’ mantığıyla yaklaşmaktadır. Bu durum AB’yi vicdanen ve hukuken bir birlik mi yoksa kendi çıkarlarını düşünen kıta mı ? sorusuna muhatap kılmaktadır. İnsan hakları ve özgürlükler söz konusu olduğunda Türkiye’nin önüne koyduğu 70 ayrı kriterin gerçekleştirmesi gerektiğini ve veto hakkını saklı tutan AB ülkeleri , Suriyeli mülteciler konusunda alması gereken mali ya da sosyal sorumluluklarını da bu çerçevede değerlendirmesi ve bu durumu iyi irdelemeleri gerekmektedir. Zira Suriyeli mülteciler konusu gerek AB’nin gerekse de Türkiye açısından bir sebep değil bir sonuç meseledir ve çözümü de Suriye’de yatmaktadır.

ORT: Çok teşekkür ederim.

Ömer Kalaycı: Ben teşekkür ederim.

kapsamhaber



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211