Türkiye'yi yöneten dört beynin tahlili...
Cüneyt Ülsever, Türkiye'yi dört beynin yönettiğini ifade etti ve  bu dört beynin tahlilini yaptı. 
 
Ülsever'e göre Türkiye'yi yöneten dört beyin "Murat Karayılan, Abdullah Öcalan, Ahmet Davutoğlu ve Recep Tayyip Erdoğan'a" ait.
 
Ülsever "Türkiye'nin beyni nasıl çalışıyor" başlıklı yazısında tek tek bu isimlerin beyinlerini tahlil etti.
 
İşte Yurt gazetesi yazarı Ülsever'in olay yaratacak o yazısı:
 
"Türkiye’nin beyni nasıl çalışıyor?
 
Ben bu yazıda Türkiye’nin beyninin gelişmişlik seviyesini irdelemek istiyorum. Bu seviye Türkiye’nin yönetiminde ne kadar akıl kullanıldığına ışık tutar.
 
“Türkiye’nin beyni” derken Türkiye’yi yönetenlerin beyni nasıl çalışıyor diye sorguluyorum.
 
Bugün itibari ile Türkiye’ye yön veren, onun makûs talihini yönlendiren dört adet insan beyni olduğuna inanıyorum:
 
1) Murat Karayılan. 2) Abdullah Öcalan. 3) Ahmet Davutoğlu. 4) Recep Tayyip Erdoğan.
 
Beyin etki-tepki ilişkisi içinde şekillenir. Ne gördü isek, ne öğrendi isek, ne yaşadık isek beyin odur!
                                                                ***
 
1) Murat Karayılan:
 
Karayılan 1979’dan beri silahtan başka “güç” tanımıyor. Beyni her türlü pazarlığı silah üzerinden yapıyor. Uzun yıllardır dağda. Büyük bir ihtimalle 1979’dan beri çarşı pazar dolaşıp bir mağazadan beğenisine göre kıyafet satın almadı, insanlarla sinemaya/tiyatroya gitmedi, uçağa binmedi, denize girmedi, bir lokantada kafayı çekmedi, hatta belki de amiyane tabiri ile yarenle “laga luga” bile yapmadı.
 
Eminim, ağzının içine bakmak zorunda olduğu için Apo’ya gıcık oluyor, onu aşırı tavizkar buluyor. Tek adama karşı öfkesini belli edemediği için her şeyi içine atıyor. 60 yaşına geldi hala hayatını adadığı idealin mürüvvetini göremedi. Öte yanda “görmek istediğin mürüvvet nedir?” diye sorsanız artık o da ne olduğunu tam olarak tarif edemez.
 
                                                                     ***
 
2) Abdullah Öcalan:
 
 1999’dan beri dört duvar arasında yaşıyor. Dünyayı oradan takip ediyor. 12 kanallı televizyona ve arada bir görüştüğü hapishane arkadaşlarına ancak geçen yıl kavuştu. Takriben 15 yıldır “insani” bir hayat yaşamıyor. Büyük bir ihtimalle 1999’dan beri bir kadın eli bile tutmadı. Bir adada yaşıyor ama deniz sefası yapamıyor, dolunaya karşı keyif çatamıyor. Tek işi kendisini dinlemek. Neresinin ağrıdığını saptamak. Eminim çoktandır hastalık hastası oldu.
 
1999’a dek Suriye’de “krallar” gibi yaşarken, birden perdenin arkasında ABD’nin olduğunu keşfetti. ABD onu TC’ye teslim edince ödü patladı. Savaştığı otorite ile her türlü iş birliğini yapmaya hazır olduğunu daha uçakta haykırmaya başladı. Şahsi tek beklentisi bir gün dışarı çıkmak. Bütün bunlara rağmen koskoca Kürt halkına liderlik ediyormuş gibi gözükmek muhakkak ki egosunu besliyor. Ama liderliğini ABD’nin gölgesindeki TC’nin çaresizliği sayesinde icra ettiğinin de farkında. Kürtler için ne istediğini ancak kalıp cümleler ile ifade edebiliyor.
 
                                                                     ***
 
3) Ahmet Davutoğlu:
 
Aralarında formal eğitimi en sağlam kişi o. Ancak, o da “ideoloji” kurbanı. Onun da dünyası “tek doğru” üzerine kurulu. Yıllardır “gitmesek de görmesek de bir köy var uzakta” tiradında yaşıyor. Kaf Dağı’nın ötesinde düşleri var. Bazen bu düşler o kadar güçleniyor ki ABD’ye, Rusya’ya kafa tutuyor. Sonra birileri haddini bildiriyor. Süklüm püklüm oluyor. Ama tıpkı bir daha ağzına alkol almamaya yemin etmiş bir alkolik gibi “ideoloji” onu kısa süre sonra tekrar teslim alıyor. Tekrar esiyor, kesiyor. Tek doğruyu sadece kendisi bildiği için saplantıları çok güçlü, muazzam kibirli.
 
Son aylarda dayanması çok güç bir ikilem yaşıyor. Kendince “tuttuğu yol tek doğru olduğu” için Başbakanlık makamı ile şereflendi. Ama Başbakan olamadı. Bu makamı kendinden çok daha az donanımlı ama otoritesini inkâr edemeyeceği bir insanın sayesinde kazandığını pekâlâ en iyi o biliyor. Şimdiki tek işinin “büyüğünün” o gün hangi tarafından kalkacağını, hangi kararını değiştireceğini, kendisinden hangi akıl dışı işi isteyeceğini tahmin etmek olduğunun farkında.
 
                                                                     ***
 
4) Recep Tayyip Erdoğan:
 
13 yıllık muhteşem başarı kendisinde herhalde megalomani, mitomani, hubris karışımı bir beyin yarattı. Öncelikle kendisine âşık. Gerçekleri işine eğip bükmekte hiçbir yanlış görmüyor, (zaten hayal dünyasının yarattığı yalan dünyaya ilk önce kendisi inanıyor). Kendisini dünyaya özel bir misyonla gelmiş kutsal bir kişi olarak görüyor.   
 
Ancak, şahsını kadir-i mutlak gördüğü bir dönemde Bilal ile yaptığı “sıfırlama” konuşmasının ortalık yerlere dökülmesi “küçük de büyük de bütün dağları ben yarattım” diye düşünen beynine büyük bir darbe vurdu. Artık en mahrem hesaplarının bile ABD, Almanya, İngiltere’nin elinde olduğunu resmen biliyor. Böcekleri yatak odasına kadar her yere yerleştiren kişilerin hemen dibinde olduğunu da biliyor ama kimliklerini tespit edemiyor. Kim bilir, böyle bir ruh hali insan beyninde ne tür enzimler/salgılar üretir.
 
Bir yanda körü körüne inandıkları hiddetlenmesine neden olurken, öte yanda egosu korunması, haddini bilmesi, otorite ile iyi geçinmesi gerektiğini söylüyor.
 
Hâsılı iki arada bir derede yaşıyor. Onun için bir dediği bir dediğini tutmuyor. Bir gün “cici” olan ertesi gün “kaka” (IŞİD)  oluyor, bir gün “kaka” olan ertesi gün cici (PYD) olabiliyor. Çevresi de hangi güne ne düştüğünü tahmin edememenin sıkıntısını yaşıyor. Türlü çeşitli sıkıntılarına şimdi de “Obamania” eklendi. 
 
                                                                     ***
 
Türkiye Cumhuriyeti’ne bu dört beyin yön veriyor. Ülkenin yarısı şaşkın, bezgin ve karamsar vaziyette. Diğer yarısının da beyin gelişmişlikleri yukarıda tarif ettiğim seviyede olduğu için durumu fark edememenin huzurunu yaşıyorlar. Bu yarının “otorite” ile olan sıkıntısını “yön verenler” de paylaştığı için birbirlerinin dilinden de anlıyorlar.
 
Not: Yukarıda saydığım 4 isim arasında bence yine de en tutarlı, en mert olanı Murat Karayılan! Gerisini siz düşünün!"



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211