MHPGenel Sekreter Yardımcısı Recep DUMANLI’nın “Çocuk ve Kadınlara Karşı İşlenen Suçlarla İlgili Kanun Teklifi” ve “Dağa Kaçırılan Çocuklarla” ile ilgili olarak yapmış olduğu “Onlarda Bebek, Çocuk veya Gençtiler. Henüz Yaşamaya Başlamışlardı. Onların Çığlığını da Duyacak mısınız?” konulu basın  toplantısı

ONLARDA BEBEK, ÇOCUK VEYA GENÇTİLER. HENÜZ YAŞAMAYA BAŞLAMIŞLARDI. “ONLARIN ÇIĞLIĞINI DA DUYACAK MISINIZ?

Recep Dumanlı'nın basın açıklaması şöyle:

Son zamanlarda yazılı ve görsel medyada yer alan çocuk ve kadınlara yönelik şiddet hareketleri giderek artmakta ve bu olaylar Türk Milletinin dikkatini bu konuya toplamaya yetmiş görünmektedir. Yakın tarihlerde özellikle aile içi kişilere karşı uygulanan şiddet, başta kadınlar olmak üzere çocukları da hedefine almış durumdadır. İnsanın tüylerini ürperten cinayetler, işkence ve tecavüzler artık sıradan vaka haline gelmiş, insanımız çoluk çocuk kimseye güvenemez duruma düşürülmüştür.

Son 10 yılın bu konudaki istatistikleri incelendiğinde görülmektedir ki son birkaç yılda hızlı bir yükseliş gösteren bu utanç verici hadiseler, geçmişe rahmet okutacak kadar artmaktadır. İktidardaki AKP Hükümetinin kadın, aile ve çocuktan sorumlu Bakanları sadece günü kurtarmak amacına yönelik olarak demeçlerini vermeye devam etmişler, ardından olaylar unutulmaya, soğutulmaya ve üzeri örtülmeye bırakılmıştır.

Bu anlayış, en son Kars ve Adana’da meydana gelen çocuk cinayetleri ve her gün kan çetelesi tutulan kadına zor kullanma ve cinayet eylemlerinin manşetlerden düşmemesi üzerine başta Sayın Başbakan olmak üzere konuyla doğrudan ilgili Bakanı da zor da olsa harekete geçirmiştir.

Bu işin sorumluları nihayet bu konuda yasal bir düzenleme yapma gerekliliğine ikna olmuş olmalılar ki, kadınlara ve özellikle de çocuklara karşı işlenen suçlarda işi idam cezası verilmesinin elzem olduğuna kadar ileri seviyeye koro halinde taşımaya çalışmışlardır.

Basından izlendiği kadarıyla Başbakan Erdoğan, kendisine – sizce bu konuda nasıl bir düzenleme ihtiyacı var? – sorusuna verdiği cevapta “Bu olaylar idamlık olaylardır” cevabını vermiş, Arkasından da AB uyum yasalarını gerekçe göstererek “İdam malum sebeplerle ülkemizde yok” diyerek, bu suçların cezasının ağırlaştırılmış müebbet hapis olduğunu, gündemlerinde bunun bulunduğunu belirtmiştir.

Zihinlerimizi biraz zorlarsak geçmişte adı konmamış bebek ve çocukların kimini beşiğinde, kimini anasının koynunda uyurken katleden Bebek Katili unvanını almış İmralı Canisini hemen hatırlarız.

Eşiktekini ve beşiktekini öldürün talimatı bu caniyi “Bebek Katili” yapmıştır.

20 Ağustos 1987 tarihinde Mardin Dargeçit’te teröristlerce beşiğinde katledilen Hamza henüz dört aylık melek ölçüsünde bir bebekti.

Yine, 24 Temmuz 1994 tarihinde yataklarında hiçbir şeyden habersiz uyumakta olan altı kadının koynunda uyuyan üç bebekte katledildiklerinde en az Hamza kadar melek ve masumdu.

Bir başkası yine bebek ve henüz dört aylıktı. Adını bile koymamıştı anası. Ondan geriye kalan, hafızalardan silinmeyen ve bebek katilini tescilleyen sadece bir fotoğraftı.

Tek suçu bebek olmaktı, göğsüne sıkılmış bir kahpe kurşunun bıraktığı kanlı bir vahşet izi “Bebek Katillerince” ona layık görülmüştü.

Bugün aradan geçen uzun yıllara rağmen PKK halen bu düşüncesinden vazgeçmediğini ortaya koymaya devam ederken, Diyarbakır Belediyesi önünde protesto yapmak üzere toplanıp dağa kaçırılmış çocuklarını geri isteyen anneler, evlatlarının bu katillerin eline düşmesinden büyük endişe ve ıstırap duymakta, günlerden beri yavrularımızı istiyoruz feryadını dünyaya duyurmaya çalışmaktadırlar.

Sağır sultan bile bu haklı çığlıkları duyarken Sayın Başbakan bu feryatlara, anaların bu çığlıklarına duyarsız kalmakta adeta “Çözüm Safsatası” uğruna bu zulme kulak tıkamakta, HDP-BDP ikilisinden bu çocukların ailelerine iade edilmeleri için yardım talebinde bulunmaktadır.

Her zaman olduğu gibi bu konuda da yine kurusıkı atmayı ihmal etmemekte, B ve C planından söz etmektedir.

Yardım talep ettiği HDP sözcüsü Başbakana “Ne B ve C Planı, Olsa Olsa Senin Yumuşak G Planın Olur” diyerek cesaretin varsa git o çocukları kendin getir demeye getirmektedir.

Geçtiğimiz günlerde basına verdiği bir beyanatında “Çocuğa El Kaldıran, Şiddet Uygulayan, Bir İnsan Dahi Olamayacak Şekilde Alçalmıştır Diyerek” zevahiri kurtarma çabasına girmiş olan Başbakan Erdoğan, bugün PKK’dan yardım dilenir hale gelmiş, eli kanlı Bebek Katili İmralı Canisi ile her zeminde değişik araç ve yöntemlerle el sıkışmaya ve bu temasını sürdürmeye devam etmiştir. Bu anlamda, HDP’nin İstanbul milletvekili olan zat ise AKP-PKK görüşmelerinde kamu görevlileri seviyesinden siyasi seviyeye geçildiğini söyleyerek bu ilişkilerin gelmiş olduğu boyutu gözler önüne sermektedir.

Sormak gerekiyor. Birkaç hafta önce minik ve masum Gizemi vahşice katleden cani ile henüz adı konmamış bebekleri vahşice katletme emrini veren İmralı Canisi arasında ne fark vardır?

Ve bugün, çocuk yaştaki gençleri ailelerinden kopararak dağa kaçıran, onları devletine karşı isyan ettirerek birer devlet ve millet düşmanı haline getiren, bu çocukları yaşamlarından koparan veya muhtemel bir çatışma anında soğuk namludan çıkacak kurşunlara hedef yaptıran Kandil Katilleri’ninBebek Katili İmralı Canisi ile arasında ne fark vardır?

Kaldırılmamış olsa bunların hepsinin de cezası idam değil midir?

Buradan Türk Milleti adına bir kez daha seslenmek, ilgili Bakana ve Başbakana sormak istiyorum. Kamu vicdanının rahat olabilmesi için kamuoyu bu tür olaylarda idamın geri getirilmesini talep ederse ve eğer sizde bunlara verilecek cezanın idam olması gerektiğine inanıyorsanız neden idamın tekrar geri getirilmesini halk oylamasına sunmuyor sunuz? Hem de Cumhurbaşkanı seçimiyle birlikte.

Olur-olmaz her durumda değişik bahanelerle AB’ye kafa tutup posta koyarken, üyelikten vazgeçeriz tehditleri savururken, yeri geldiğinde de İmralı Canisini kurtarmak için AB uyum yasalarına sarılıyorsunuz.

Bu cinayetlerle ilgili olarak eğer yüreklerinizde zerre kadar acı, hüzün ve keder hissediyorsanız bunun vicdanlarınıza yansıması bir karşılık bulması gerekmektedir.

Oysa bu katillere hak ettikleri cezaların verilmesini engelleyen o AB uyum yasalarının altındahalef/selef olduğunuz Partinin evet oyları ve nihayetinde sizin imzanız vardır Sayın Başbakan.

Dün Behice’yi, Abdurrahman’ı, Şükrü’yü, Gülbaharı, Sultanı, Emrullah’ı, Haşim’i, Fahriye’yi, henüz adı konmamış bebekleri ve adı burada sayılamayacak kadar çok sayıdaki masum yavrularımızı katledenler ile bugün gül yüzlü Gizemi, diğer çocuklarımızı ve savunmasız kadınlarımızı katleden caniler sadece “Bebek Katili” yüzünden idamla cezalandırılamamaktadır.

Bunun yegâne sorumluları da TBMM’de idamın kaldırılmasına evet diyerek el kaldıran milletvekilleri ile o gün TBMM Locasında oturan ve bu oylamaya destek veren, daha sonra da yapılan düzenleme ile idamı tamamen kaldıran Sayın Başbakan ve Hükümetidir.

Unutulmamalıdır ki;

Bu cinayetler devam ettikçe, masum yavruların ve anne yüreklerinin çığlıkları yükseldikçe, ne kadar ağır ceza düzenlemesi yaparsanız yapın, bu kavrulmuş yüreklerdeki yangını söndürmekte yetersiz kalacaksınız.

TBMM’de idamın kaldırılmasını onaylayan herkes bebek, çocuk, genç ve kadınların acımasızca katledildiği her cinayetin vuku bulduğu anda kendi vicdanı ile baş başa kalacak ve her defasında bunun vebalinden hiç kuşkusuz ömürleri boyunca paylarına düşeni alacaklardır.



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211