Şefkat Çetin;
 Milliyetçi Hareket Partisi Teşkilat İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sayın Şefkat ÇETİN, TBMM’de yapılan Yüce Divan oylaması hakkındaki yazılı basın açıklaması yaptı.

Şefkat Çetin'in basın açıklaması şöyle:

AKP BAKANLARI AKLAYAYIM DERKEN YÜCE MECLİS’E KARA ÇALDI

Meclis Genel Kurulu’nda yapılan oylamalarla AKP’li dört eski bakanın Yüce Divan’a gönderilmesinin reddedilmesi, Türk siyasi tarihinde her türlü ahlaki eşiğin aşıldığı bir dönüm noktası olmuştur. Parti ve lider taassubuyla hareket eden AKP milletvekilleri dört bakanı aklayayım derken, Yüce Meclis’in itibarına ve güvenilirliğine kara çalmıştır.

Haklarında pek çok yolsuzluk ve rüşvet iddiası bulunan eski bakanları adaletten kaçırmak için Türkiye Büyük Millet Meclisinin kullanılması yakışık almamıştır. Dört bakana bağımsız yargı önünde aklanma fırsatı vermek yerine, yolsuzluk ve rüşvetle ilgili bütün iddialar ve isnatların üstü örtülerek AKP’nin tamamı töhmet altında bırakılmıştır. Meclis Genel Kurulu’ndaki oylamaya kadar dört eski bakana ait olan suçlamalar, artık AKP’nin sırtındaki bir kamburdur.

İkiyüzlü ve riyakâr olduklarını ispat etmişlerdir

12 yıl boyunca Türkiye’yi yönetmiş bir partinin kendi içerisinde bir arınma sürecini başlatamaması ülkemiz adına üzüntü vericidir. Mensupları arasında yanlışa bulaşmış, milletin malına el uzatmış, dini ve milli değerlerle alay etmiş kişilerden hesap soracak bir vicdan ve irade ortaya koyamayan AKP’ye bu utanç yeter de artar bile.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan oylama sadece bir yolsuzluk oylaması değil, aynı zamanda AKP için dini ve ahlaki bir sınavdı. Ancak Fransa’da peygamberimize dil uzatanları kınayanlar, aynı saygısızlığı gösterenler AKP’li olduğunda korumaya geçerek ne kadar ikiyüzlü ve riyakâr olduklarını ispat etmişlerdir. Meclis’te Bakanları aklayabilmek için İslam ahlakına ve onuruna ihanet edenler sayesinde, Egemen Bağış’ın google’dan bakarak “ayet sallaması”nın ve kutsallarımızla makara yapmasının önünde bir engel kalmamıştır. AKP zihniyeti aklama işlevine devam ettiği müddetçe, Hazreti İbrahim ve Hazreti Muhammet’i diline dolayan milletvekillerinin sayısı artacaktır.

AKP Türkiyesi ya da kendi adlandırmalarıyla yeni Türkiye’nin gurur tablosuna Meclis’te aklanan dört bakanın adları altın harflerle yazılmıştır. Peçetelere yazılmış düzmece delillerle üstü örtülen adalet sayesinde AKP dört bakanını şimdilik kurtarmış ancak milletin güvenini ve desteğini kaybetmiştir. Vicdan muhasebesini yapamamış utanmaz vekillerin parmaklarıyla Meclis’te aklandığını zannedenler toplum vicdanında çoktan mahkûm edilmiştir. AKP iktidarının dört bakanı kurtarayım derken milletin emanetine nasıl ihanet ettiğini bütün Türkiye izlemiştir. Yüce Allah’ın kelamından ve Hazreti Peygamberin hadislerinden etkilenmeyecek kadar nasırlanmış adalet anlayışlarıyla bir faniye esir olanların hesabı çok ağır olacaktır.

İktidar gücünü millete hizmet etmek yerine Türkiye’nin düzenini değiştirmeye harcayan AKP hükümeti, Meclis’teki son oylamayla birlikte hırsızlık ve rüşvete onay vererek ahlaki değerleri de temelinden sarsmıştır. Bir mahkeme gibi çalışan Meclis Genel Kurulu’nda alınan kararla, toplumun önemli bir kesimi tarafından doğruluğuna inanılan rüşvet ve yolsuzluklara cevaz verilmiştir.

Milliyetçi Hareket Partisi, AKP’nin oy çokluğuna dayanarak bugüne kadar Meclis’ten geçirdiği pek çok gayrimeşru kanun gibi, bakanları aklama kararının da peşini bırakmayacaktır. AKP’nin Meclis’teki çoğunluğunu kullanarak akladığı dört bakanla ilgili 17 ve 25 Aralık dosyalarında ortaya saçılan suçlamaların aslında hiçbir zaman reddedilmediği, ancak delillerin yasadışı yollarla toplandığı gibi gerekçelerin arkasına sığınılarak ört bas edildiği unutulmamalıdır.

AKP hükümeti ise milletin verdiği emanete en büyük ihaneti yapmıştır.


Milliyetçi Hareket Haziran’da yapılacak seçimlerde büyük Türk milletinin iradesiyle Meclis aritmetiğinin değiştirileceğini ve AKP’liler kendilerini aklasalar bile gerçekleri saklayamayacaklarını ilan etmektedir. Kollarındaki saatin dahi en az günde iki defa doğruyu söylediğini idrak etmesi gereken AKP’li vekiller, çalanlar ve soyanları mahkemeye göndermemekle her şeyin bitmediğini göreceklerdir.

Türkiye’de gerçek adaletin tesis edilmesi ancak cesur yürekli insanlar, temiz siyasetçiler ve partilerle mümkündür. Dürüstlüğü şiar edinmiş, millete hizmetten başka gaye taşımayan kadrolar MHP’dedir. AKP hükümeti ise milletin verdiği emanete en büyük ihaneti yapmıştır. Bugün meydanlarda “hırsız var” diye bağırıldığında, polis hırsızı değil bağıranı yakalıyorsa, bu AKP imajının nerelere düştüğünü göstermektedir. Hırsızı yakalayan polisin içeri atıldığı, soruşturma açan savcının görevden alındığı, adalet doğrultusunda hüküm veren hâkimin sürüldüğü bir Türkiye manzarasına Milliyetçi Hareket Partisi’nin itirazı vardır. Devlet kurumlarının tamamının içinin boşaltıldığı ve işlevsiz hale getirildiği böylesi karanlık dönemi bir daha yaşanmamak üzere sonlandırılmak Milliyetçi Hareket’in ilk yapacağı işlerdendir.

Türkiye rüşvet ve yolsuzluk suçlamalarının Meclis’te aklanmasından çok daha büyük bir sorunla karşı karşıyadır. Sistemde yaşanan kokuşmanın asıl sebebi, Türkiye’de hürriyetçi parlamenter sistemin bir plan dâhilinde tasfiye ediliyor olmasıdır. Yürütme görevini icra etmesi gereken hükümet, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın müdahaleleriyle fonksiyonu olmayan bir organa, adeta bir konu mankenine dönüşmüştür. Yasama organı Meclis, parti taassubuyla parmak kaldırıp indirenlerin ellerinde misyonunu ifa edemez vaziyettedir. Yargı ise tayin terfi baskısıyla görevini yapamaz hale getirilmektedir. Bu arada milli üniter devlet yapımız ise başkanlık heveslerinin arkasına gizlenen federasyon tuzağına doğru hızla sürüklenmektedir. Devlet mekanizması bütünüyle felç geçirmekte, tek adamın buyrukları dışında kalan anayasal her türlü irade beyanı linç edilmektedir. Terör örgütü ve uzantısı siyasi parti dahi stratejik hamlelerle devleti yöneten zihniyeti köşeye sıkıştırmış, Türkiye yapamadığı bir savaşta yenilmiş ülke muamelesi görmeye başlamıştır.

Paris’te İsrail ile kol kola yürüyerek önemli mesajlar veren Ahmet Davutoğlu’nun, Hrant Dink ile ilgili yaptığı açıklamadaki Ermenistan mesajları dikkat çekicidir. Bugüne kadar Ermenistan’la yakınlaşmak için kardeş Azerbaycan’ı yaralamayı ve soykırım yalanına karşı duruşu zedelemeyi göze alan Tayyip Erdoğan politikalarının Davutoğlu tarafından aynen devam ettirildiği anlaşılmaktadır. Dink cinayeti üzerinden Türkiye’ye karşı yeni bir cephe açan, Türklüğe kin kusanlara açıklamalarıyla meşruiyet kazandıran başbakan, tıpkı PKK eylemleri gibi Ermeniseverlerin “soykırımla yüzleşin” pankartlarını da görmezden gelmektedir. Dink cinayeti üzerinden soykırım iftirasını Türk milletine kabul ettirmeye çalışan bir algı operasyonuna boyun eğen Davutoğlu, PKK ile yürüttükleri çözümden cesaret bulan Ermenistan’a göz kırpmaktadır.

AKP zihniyetinin bölücüler ve azınlıklar karşısındaki tavizkar tutumunun ardında bir aşağılık kompleksi yoksa, hangi ortak paydaların olduğu aydınlatılmalıdır. Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz hafta Saray’ında verdiği yemekte ağırladığı 16 akademisyenden birisi olan Atilla Yayla, bir gazeteye verdiği röportajda, Ermeniler’den gasp edilmiş bir mülk olduğunu iddia ettiği Çankaya’yı sevmediğini açıklayarak önemli bir ipucu vermiştir. Abdullah Gül’ün hiç kullanmadığı, Erdoğan’ın ise Saray’a taşındığı göz önüne alınırsa, AKP zihniyetinin Çankaya’dan neden hoşlanmadığı ile ilgili bugüne kadar söylenen pek çok sözden daha inandırıcı bir gerekçe Prof. Yayla’nın sözleriyle ortaya çıkmaktadır. Cumhuriyetle, Türklükle ve Türkiye ile kavgalı bu zihniyetin teslim ettiği azınlık mülkleri arasına Çankaya Köşkünü de dâhil etmeyeceğinin garantisi yoktur.

Osmanlı’nın Kanuni yerine Vahdettin dönemi olduğu gizlenmektedir.




Türkiye AKP hükümetinin elinde her geçen gün daha fazla yıpratılmakta, bilhassa ekonomik ve güvenlik sorunları kontrol edilemez hale gelmektedir. Cumhuriyet’e reklam arası diyen zihniyet milletimize sürekli Osmanlı rüyası pompalamakta, ancak vaat edilen Osmanlı’nın Kanuni yerine Vahdettin dönemi olduğu gizlenmektedir. Ülkemizin bir bölümünü bölücü PKK’ya teslim edenlerin nasıl bir Osmanlı’yı geri getirecekleri gayet açıktır.

Osmanlı’yı İngiliz’e teslim eden Damat Feritlere rağmen kurmayı başardığımız milli devletimizin şanlı al bayrağının Tayyip Erdoğan’ın sarayında bir vitrin süsüne dönüşmemesi için kurucu irade Türk milliyetçiliğinin göreve çağrılma vakti gelmiştir. Haziran’da yapılacak seçimlerde Türkiye ihtiyacı olan iktidar değişikliği için gün saymaya başlamalı, Cumhuriyetin 12 yıllık AKP döneminde gördüğü hasarın restorasyonu için Türkiye yerli ve milli MHP’ye teslim edilmelidir.

“Çalıyorlar ama çalışıyorlar” gibi son derece aşağılık ve sefil bir yalanın arkasına saklananları def edecek, yolsuzluk ve hırsızlığa tıpkı bölücülere olduğu gibi aman vermeyecek kararlı iradenin adı Milliyetçi Hareket’tir. Yüce divan korkusu olanlar, federasyon heveslileri, İmralı-Kandil arasında sefer düzenleyenler, soykırım sevdalısı kriptolar AKP hükümetinin sefasını üç gün daha sürsünler, çünkü MHP iktidarında bugünleri çok arayacaklar.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner211