Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde partisinin grup toplantısında konuşan Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, gündemin sıcak başlıklarına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasının önemli bölümünü Ankara'da gerçekleştirilen NATO Zirvesi'ne ayıran Bahçeli, Türkiye'nin artık yalnızca coğrafi konumu nedeniyle değil, siyasi iradesi, devlet tecrübesi ve savunma kapasitesiyle küresel güvenlik mimarisinin belirleyici ülkelerinden biri hâline geldiğini söyledi.
"Ankara artık küresel siyasetin merkezlerinden biri"
Ankara'nın Milli Mücadele'nin karargâhı olmasının yanında bugün uluslararası diplomasinin de önemli merkezlerinden biri hâline geldiğini belirten Bahçeli, NATO Zirvesi'nin sıradan bir diplomatik toplantı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.
Bahçeli'ye göre zirvede yalnızca Ukrayna savaşı ya da NATO'nun savunma politikaları konuşulmadı. Savunma sanayiindeki ortak üretim, müttefikler arasındaki ambargolar, İran'ın nükleer programı, Doğu Akdeniz, Mavi Vatan, Suriye ve Hürmüz Boğazı gibi birçok kritik başlık aynı masada ele alındı.
"Hakiki müttefiklik sözle değil, güvenle olur"
Konuşmasında NATO ülkelerine de mesaj veren Bahçeli, gerçek müttefikliğin yalnızca zirvelerde verilen mesajlarla değil, kriz dönemlerinde sergilenen dayanışmayla ölçülebileceğini söyledi.
Türkiye'nin yıllardır ittifak yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini belirten Bahçeli, aynı hassasiyetin diğer müttefiklerden de beklenmesinin doğal olduğunu ifade etti.
CAATSA ve F-35 değerlendirmesi
Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın NATO Zirvesi'nde savunma sanayiine yönelik kısıtlamaların kaldırılması çağrısını önemli bulduklarını söyledi.
CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve F-35 programının yeniden gündeme gelmesine ilişkin gelişmeleri olumlu değerlendiren Bahçeli, bunun Türkiye'ye yapılmış bir lütuf olarak değil, gecikmiş bir hakkın teslimi olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye'nin yıllarca çeşitli ambargolarla karşı karşıya bırakıldığını belirten Bahçeli, buna rağmen yerli savunma sanayiinde büyük bir atılım gerçekleştirildiğini dile getirdi.
"Yüzde 80'i aşan yerlilik tesadüf değil"
Türk savunma sanayiinin ulaştığı seviyenin yıllar süren mücadelenin sonucu olduğunu belirten Bahçeli, savunma sistemlerinde yerlilik oranının yüzde 80'in üzerine çıkmasının tarihi bir başarı olduğunu söyledi.
KAAN savaş uçağı, KIZILELMA, AKINCI, AKSUNGUR, TCG Anadolu, MİLGEM projeleri, ALTAY tankı, Tayfun ve Bora füzeleri ile Siper ve Hisar hava savunma sistemlerini örnek gösteren Bahçeli, Türkiye'nin artık savunma alanında kendi ihtiyaçlarını karşılayabilen ülkeler arasında yer aldığını ifade etti.
Bahçeli ayrıca İMECE uydusunun NATO'nun uzay vizyonunda önemli bir kabiliyet olarak öne çıkmasının da Türkiye'nin teknoloji alanındaki yükselişini gösterdiğini söyledi.
"Türk'e imkânsız diyenler bugün sonucu görüyor"
Konuşmasında savunma sanayiindeki başarının kolay elde edilmediğini vurgulayan Bahçeli, Türkiye'nin geçmişte uygulanan ambargolar nedeniyle kendi teknolojisini üretmek zorunda kaldığını belirtti.
Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında uygulanan yaptırımlardan F-35 programındaki krizlere kadar yaşanan süreçlerin Türkiye'yi kendi savunma sanayiini kurmaya yönelttiğini ifade eden Bahçeli, bugün gelinen noktanın bu kararlı politikanın sonucu olduğunu söyledi.
İran-ABD gerilimi hakkında değerlendirme
Bahçeli, konuşmasının önemli bölümünü İran ile ABD arasında yeniden yükselen gerilime ayırdı.
İran ile yapılan mutabakatın kısa süre içinde bozulmasının bölge açısından ciddi risk oluşturduğunu belirten Bahçeli, diplomatik yollarla sağlanan anlaşmaların kolaylıkla terk edilmesinin uluslararası güveni zedelediğini ifade etti.
İran'ın saldırıya uğradığını, ardından Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gelişmelerin ortaya çıktığını söyleyen Bahçeli, olayların sebep-sonuç ilişkisi içinde değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
"Barışın alternatifi savaş değildir"
ABD Başkanı Donald Trump'ın mutabakatın sona erdiğine yönelik açıklamasını eleştiren Bahçeli, devletler arasında yapılan anlaşmaların kişisel iradelerle ortadan kaldırılamayacağını söyledi.
Hürmüz Boğazı'nın dünya enerji güvenliği açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Bahçeli, askeri yöntemler yerine diplomasinin işletilmesi gerektiğini belirtti.
Türkiye'nin her zaman bölgesel barıştan yana tavır aldığını vurgulayan Bahçeli, krizlerin çözümünün karşılıklı yükümlülüklere sadakatten geçtiğini ifade etti.
Avrupa Birliği'ne: "Türkiye Bekleme Salonunda Değil"
Konuşmasının devamında Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerine değinen Devlet Bahçeli, Avrupa'nın artık eski güvenlik anlayışıyla yoluna devam edemeyeceğini söyledi. Enerji güvenliği, düzensiz göç, savunma kapasitesi ve jeopolitik dengeler açısından Türkiye'nin vazgeçilmez bir ülke konumunda bulunduğunu belirten Bahçeli, Avrupa'nın bu gerçeği daha fazla görmezden gelemeyeceğini ifade etti.
Bahçeli, Türkiye'nin yıllardır üyelik sürecinde teknik kriterlerden çok siyasi önyargılarla karşı karşıya bırakıldığını savunarak, açılması gereken müzakere başlıklarının engellendiğini, verilen sözlerin tutulmadığını ve Türkiye'nin haklı beklentilerinin sürekli ertelendiğini söyledi.
"Türkiye Avrupa'nın stratejik gerçeğidir"
Milliyetçi Hareket Partisi olarak Avrupa Birliği ile ilişkilerin karşılıklı saygı, egemen eşitlik ve hakkaniyet temelinde ilerlemesini istediklerini ifade eden Bahçeli, Türkiye'nin herhangi bir ayrıcalık talep etmediğini, yalnızca adil davranılmasını beklediğini dile getirdi.
Gümrük Birliği'nin güncellenmesi, vize serbestisinin tamamlanması ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin önemli olduğunu belirten Bahçeli, esas meselenin Avrupa'nın Türkiye'yi yalnızca kriz zamanlarında ihtiyaç duyulan bir ülke olarak görmekten vazgeçmesi olduğunu söyledi.
"Türkiye'nin yeri Avrupa'nın bekleme salonu değil, stratejik kararların alındığı masalardır." değerlendirmesinde bulundu.
Miçotakis'e sert tepki
Bahçeli, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in Türkiye'nin Avrupa güvenlik mekanizmalarındaki rolünü Ege Denizi'ndeki anlaşmazlıklara bağlayan açıklamalarını da eleştirdi.
Avrupa'nın güvenliğinin Atina'nın dar siyasi hesaplarına teslim edilemeyeceğini belirten Bahçeli, Türkiye ile Avrupa arasındaki ilişkilerin üçüncü ülkelerin siyasi hesaplarına göre şekillendirilemeyeceğini ifade etti.
Türkiye'nin milli hak ve menfaatlerinin hiçbir pazarlığın konusu olamayacağını söyleyen Bahçeli, Avrupa'nın önümüzdeki dönemde Türkiye ile birlikte hareket edip etmeyeceğinin kendi stratejik geleceğini belirleyeceğini dile getirdi.
"15 Temmuz yalnızca bir darbe girişimi değildi"
Konuşmasının önemli bölümünü 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü'nün 10'uncu yılına ayıran Bahçeli, 15 Temmuz'un sadece bir darbe girişimi olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi.
15 Temmuz'un Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni içeriden çökertmeyi amaçlayan çok yönlü bir işgal girişimi olduğunu savunan Bahçeli, olayların doğru okunmasının geleceğin korunması açısından milli bir sorumluluk olduğunu ifade etti.
FETÖ'nün bu süreçte yalnızca kullanılan bir yapı olduğunu dile getiren Bahçeli, darbe girişiminin arkasında Türkiye'nin bağımsızlığına yönelik daha büyük hesapların bulunduğunu ileri sürdü.
"Millet o gece tarih yazdı"
15 Temmuz gecesi Türk milletinin yalnızca bir darbeyi durdurmadığını söyleyen Bahçeli, milyonlarca vatandaşın demokrasiye, devlete ve milli iradeye sahip çıktığını belirtti.
Tankların önüne çıkan, kurşunlara rağmen meydanları terk etmeyen vatandaşların tarihe yeni bir destan yazdığını ifade eden Bahçeli, o gecenin Türk milletinin karakterini bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi.
Bahçeli, "Bu millet teslim olmaz, devletini terör örgütlerine bırakmaz." mesajını verdi.
"FETÖ tehdidi sona ermedi"
FETÖ ile mücadelenin tamamlandığı yönündeki değerlendirmelerin doğru olmadığını belirten Bahçeli, örgütün yöntem değiştirebileceğine dikkat çekti.
Geçmişte eğitim, yardım ve dini söylemler üzerinden örgütlenen yapıların gelecekte farklı yöntemlerle yeniden ortaya çıkabileceğini ifade eden Bahçeli, devlet hafızasının diri tutulmasının ve milli şuurun canlı kalmasının hayati önem taşıdığını söyledi.
Milletlerin hafızasını kaybettiğinde benzer tehditlerin yeniden güç kazanabileceğini belirten Bahçeli, 15 Temmuz'un unutulmaması gerektiğini vurguladı.
"Türkiye'nin bekası siyasi hesapların üzerindedir"
Milliyetçi Hareket Partisi'nin yarım asrı aşan siyasi mücadelesinin devletin bekasını esas aldığını belirten Bahçeli, Türkiye'nin bağımsızlığı ve milli güvenliğinin günlük siyasi tartışmaların üzerinde tutulması gerektiğini ifade etti.
Devletin varlığının, milli birlik ve kardeşliğin her türlü siyasi görüş ayrılığının önünde geldiğini söyleyen Bahçeli, MHP'nin dün olduğu gibi bugün de devletin ve milletin yanında durmaya devam edeceğini dile getirdi.
Konuşmasının sonunda 15 Temmuz şehitleri başta olmak üzere tüm şehitleri rahmet ve minnetle anan Bahçeli, gazilere sağlıklı ve uzun ömür temennisinde bulundu.
Mete Gazoz'u kutladı
Bahçeli, konuşmasının sonunda Okçuluk Dünya Kupası'nın Madrid ayağında altın madalya kazanan milli okçu Mete Gazoz'u da tebrik ederek, Türk sporunun uluslararası başarılarının artarak devam etmesini diledi.
Kapsamhaber
Yorumlar
Kalan Karakter: