Türkiye, hem içeriden hem dışarıdan kuşatılmak istenen, nefes kanallarının tıkanmaya çalışıldığı tarihi bir dönemeçten geçiyordu. İnancını kuşanmış, esareti karakterine sığdıramayan Türk milleti, ülkenin bu dar boğaza sıkıştırılmasına asla izin vermeyecekti.
Diğer yanda ise dur durak bilmeyen, karanlık bir zihniyet pusuda bekliyordu. Kendilerini sözde birer "baba" figürü gibi sunup, dini duyguları sömürerek, eğitim kılıfı altında sinsi bir şer ağı örmüşlerdi. Masum halkı kendi çirkin emellerine maşa yapmaktan, insanların sırtına basarak yükselmekten zerre utanmadılar. Gözlerini öyle bir hırs bürümüştü ki, kendi vatanlarını dahi harcamaktan çekinmediler.
Ancak bu gözü dönen hainlerin hesap edemediği yıkılmaz bir kale vardı: Türk milletinin iman dolu göğsü ve sarsılmaz, çılgın cesareti!
İradenin Sokağa İndiği Gece
Hesapları netti: Halkın özgür iradesiyle seçtiği cumhurbaşkanı koltuğundan indirilecek, yönetim gasbedilecek ve vatan, dış güçlerin vesayetine teslim edilecekti.
Fakat geçmişin darbelerinden ders çıkaran, hafızası taze olan bu aziz millet artık uyumuyordu. Basireti ve feraseti açılmıştı.
Halk iradesi her şeyin üzerindeydi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, milletinin bu sarsılmaz gücünü çok iyi bildiği için 15 Temmuz gecesi tarihi bir çağrıyla halkı meydanlara davet etti. Bu, milli iradeyi şahlandıracak en doğru hamleydi. Artık söz de, meydan da, güç de asıl sahibine, yani millete aitti.
O gece bir turnusol kâğıdı gibiydi. Kimileri sadece midesini ve cebini düşünerek bankamatik kuyruklarına koştu, günlerce aç kalacakmış gibi market raflarına saldırdı. Ancak onuruyla direnen gerçek halk; ekmek derdini, mal kaygısını bir kenara bıraktı. Kimi ekran başında gözyaşlarıyla dualara sarıldı, kimi ayakkabısını bile giymeden sokaklara fırladı.
"Ben birlik istiyorum, beraberlik istiyorum! Esaret altında sığıntı gibi yaşamaktansa, özgürce ölmeyi tercih ederim!" diyenlerin yolu ne markete düştü ne de bankamatiğe.
Onlar çok iyi biliyordu ki; o gece kurtarılacak paralar ya da depolanacak gıdalar, vatan elden gittikten sonra hiçbir işe yaramayacaktı. Önemli olan, bu topraklarda çocuklarıyla birlikte başı dik, hür ve bağımsız yaşayabilmekti.
Çanakkale Ruhu Yeniden Dirildi
Kendi ülkesinin huzurunu, kardeşliğini bozup karanlık odaklara uşaklık eden hainlerin karşısında; Anadolu'nun mayasıyla yoğrulmuş, vatan sevgisiyle büyümüş o gariban ama yürekli halkın çocukları canı pahasına bir özgürlük savaşı veriyordu.
İşte tüm dünyanın şaşkınlıkla, ağzı açık izlediği sahne buydu!
Dünya tarihi, o geceye kadar tankların karşısında tek yürek, tek yumruk, tek vücut olmuş böyle bir millet görmemişti.
Tıpkı Çanakkale'de olduğu gibi, 15 Temmuz'da da kimliklerin hiçbir önemi yoktu. O meydanlarda Kürt, Alevi, Çerkez, Laz ayrımı yoktu; yalnızca milli irade ve bağımsızlık yemini etmiş tek bir millet vardı.
Ne acıdır ki, hainlerin kurşunlarına göğüs geren insanların iman gücünü kavrayamayan bazı zavallı zihniyetler, sokaklardan oluk oluk kan akarken, insanlar vatanı için can verirken bu şanlı direnişe "tiyatro" diyebilecek kadar küçüldüler.
Dünyaya Verilen Bağımsızlık Dersi
15 Temmuz gecesi canı pahasına direnen Türk halkı, içerideki ve dışarıdaki tüm düşmanlara silinmeyecek bir ders verdi.
Bu millet; çalışkandır, sabırlıdır ama vatanı söz konusu olduğunda Kürt-Türk, Alevi-Sünni, başı açık-başı kapalı demeden sırt sırta verir ve ölüme kafa tutar!
O kara geceyi, canı pahasına aydınlatan Türk milleti oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrısıyla başlayan bu direniş, dünya tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir halk zaferidir.
Kahraman milletimiz, FETÖ'cü hainlerin kurşunlarına göğsünü siper ederken geride 250 şehit ve 2.196 gazi bıraktı.
Üst aklın piyonu olan FETÖ, Türkiye'yi teslim alamadı, alamayacak.
15 Temmuz 2016'da Türkiye'nin yazdığı bu şanlı destan ve verdiği bağımsızlık mücadelesi, tüm dünyaya parmak ısırtmış ve özgürlük arayan tüm halklara en büyük örnek olmuştur.
Bedriye Arık Çambel
Selam ve Dua ile…
Yorumlar
Kalan Karakter: