MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 10 Mart 2026 Salı günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlenen grup toplantısında yaptığı kapsamlı konuşmada, Türkiye’nin iç ve dış gündemine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasının ilk bölümünde İstiklal Marşı’nın kabulünün yıldönümüne vurgu yapan Bahçeli, ilerleyen bölümlerde ise İran’a yönelik saldırılar, Türkiye’nin güvenliği, bölgesel savaş riski, enerji yolları, CHP’nin açıklamaları ve yargı süreçleri üzerinden çok sert ifadeler kullandı.
Bahçeli, toplantının açılışında milletvekillerini, basın mensuplarını ve ekranları başında kendisini takip eden vatandaşları selamlayarak, düşünmenin ve düşüncenin insan ve toplum hayatındaki yerine dikkat çekti. Türk milletinin yalnızca bugünü değil istikbalini de düşünmek zorunda olduğunu vurgulayan Bahçeli, istiklal ile istikbal arasındaki bağın güçlü kurulmasının milli varlığın devamı açısından hayati olduğunu ifade etti.
İstiklal Marşı vurgusu
Konuşmasında Mehmet Akif Ersoy’a geniş yer ayıran Bahçeli, İstiklal Marşı’nın yalnızca bir şiir değil, aynı zamanda Türk milletinin bağımsızlık iradesini, inancını, onurunu ve direniş ruhunu yansıtan eşsiz bir beyanname olduğunu söyledi. Bahçeli’ye göre İstiklal Marşı’nın ilk sözcüğü olan ‘Korkma’, bugün de Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı tehditler karşısında taşıdığı tarihi anlamı koruyor.
İstiklal Marşı’nın kabul edildiği 12 Mart 1921 tarihini hatırlatan Bahçeli, Meclis’te yaşanan coşkunun ve duygusal atmosferin bugün de hafızalarda canlı tutulması gerektiğini belirtti. İki gün sonra İstiklal Marşı’nın kabulünün 105’inci yıldönümünün idrak edileceğini ifade eden MHP lideri, başta Mehmet Akif Ersoy olmak üzere bütün şehitlere ve milli mücadele kahramanlarına rahmet diledi.
İran merkezli savaş uyarısı
Bahçeli’nin konuşmasının en dikkat çekici bölümlerinden biri bölgesel gerilime ilişkin açıklamaları oldu. ABD-İsrail koalisyonunun İran’a yönelik saldırılarının 11’inci gününde bilanço ağırlaşırken, bölgede çok boyutlu bir savaş tablosunun oluştuğunu dile getiren Bahçeli, yalnızca klasik askeri çatışmaların değil psikolojik harp, dijital harp, elektronik harp ve propaganda savaşının da aynı anda sürdüğünü söyledi.
Karşılıklı atılan füzeler, tahrip edilen altyapılar, sekteye uğrayan ticaret yolları, sabotajlar, hava saldırıları ve suikastların bölgede çok tehlikeli bir tablo ortaya çıkardığını belirten Bahçeli, bu sürecin yalnızca İran’ı değil tüm bölgeyi ve dolaylı olarak Türkiye’yi de yakından ilgilendirdiğini vurguladı.
Bahçeli, İran’da rejim değişikliği hesabından stratejik hedeflerin imhasına kadar uzanan saldırı dalgasının Ortadoğu’yu ateşe attığını savunarak, siyonist-emperyalist çıkar ortaklığının kan ve nefret üzerinden ilerlediğini söyledi. Demokrasi, özgürlük, adalet ve insan hakları konusunda dünyaya ders vermeye kalkışan ülkelerin, yaşanan bu vahşet karşısında samimiyet sınavını kaybettiğini ifade etti.
Çocuk ölümleri üzerinden sert çıkış
Konuşmasında sivillerin ve özellikle çocukların hedef alınmasına ayrı bir başlık açan Bahçeli, İran’da ve Gazze’de yaşanan çocuk ölümlerinin insanlık vicdanını yaraladığını belirtti. 28 Şubat 2026 tarihinde Minab kentinde bir okulun bombalanması sonucu 175 çocuğun hayatını kaybetmesini tahammül edilemez bir katliam olarak niteleyen Bahçeli, uluslararası toplumun sessizliğine tepki gösterdi.
Dünyanın bazı konulara gösterdiği hassasiyet ile çocuk ölümlerine karşı takındığı tavır arasında büyük bir çelişki olduğunu dile getiren Bahçeli, Gazze’de soykırıma uğrayan on binlerce çocukla İran’da hayatını kaybeden çocukların görmezden gelinmesini insanlık değerleri açısından sorguladı. Bu sessizliğin özellikle Amerikan halkı ve Yahudi toplumu açısından da ahlaki bir sorumluluk doğurduğunu söyledi.
Mezhep ve etnik çatışma uyarısı
Bahçeli, konuşmasında bölgedeki mezhep ve etnik fay hatlarının kaşınmak istendiğini de dile getirdi. Ortadoğu’da Sünni-Şii husumetini körükleyecek girişimlere karşı Müslümanların dikkatli olması gerektiğini belirten Bahçeli, Şii ile Sünni arasında düşmanlık üretmeye çalışanların alçakça bir oyun peşinde olduğunu söyledi.
Aynı şekilde Kürtleri sahaya sürerek İran’ı içeriden karıştırmak isteyen hesaplara da sert tepki gösteren Bahçeli, Kürtlerin satılık, kiralık ya da başka ülkelerin zulüm projelerinde piyon olarak görülemeyeceğini ifade etti. Türk-Kürt kardeşliğinin hedef alınmasının doğrudan düşmanca bir senaryonun parçası olduğunu kaydeden MHP lideri, Türk ile Kürdün kader ortaklığına vurgu yaptı.
Türkiye'nin hava sahasıyla ilgili dikkat çeken açıklamalar
Bahçeli’nin konuşmasında en çok öne çıkan başlıklardan biri de Türkiye’nin hava sahasıyla ilgili verdiği mesajlar oldu. İran’dan Türkiye istikametine doğru gelen bazı balistik mühimmatların NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirildiğini belirten Bahçeli, 4 Mart 2026 tarihinde Türk hava sahasına girmeden önce bir mühimmatın düşürüldüğünü, 9 Mart 2026 tarihinde ise İran’dan ateşlenen yeni bir balistik mühimmatın Türk hava sahasına girdikten sonra etkisiz hale getirildiğini söyledi.
Bazı mühimmat parçalarının Gaziantep’te boş arazilere düştüğünü ifade eden Bahçeli, İran tarafından yapılan özür mahiyetindeki açıklamaların önemli olduğunu ancak benzer olayların tekrarlanmasının kafa karıştırıcı hale geldiğini belirtti. Türkiye’nin yolgeçen hanı olmadığını vurgulayan Bahçeli, canı sıkılanın ya da keyfi yetenin füze ateşleyeceği bir ülke görüntüsünün kabul edilemeyeceğini söyledi.
MHP lideri, Türkiye ile İran’ı karşı karşıya getirmeye dönük siyonist-emperyalist bir komplonun da ihtimal dahilinde olduğunu ifade ederek, bu tür provokasyonlara karşı komşu ülkelerin dikkatli olması gerektiğini söyledi. Aynı çerçevede Azerbaycan’ın Nahçıvan bölgesine isabet eden insansız hava araçları meselesine de değinen Bahçeli, Türkiye ile Azerbaycan arasına nifak sokmaya çalışanları reddettiklerini belirtti.
Türkiye ve Azerbaycan mesajı
Bahçeli, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkinin sıradan bir diplomatik bağ değil, tarihin, kültürün ve ortak hafızanın ürettiği güçlü bir kardeşlik zemini olduğunu söyledi. ‘Tek millet, iki devlet’ anlayışının yalnızca bir slogan değil, aynı zamanda ortak sorumluluğun da ifadesi olduğunu vurgulayan Bahçeli, hem sınır güvenliğinin hem hava sahası güvenliğinin korunmasının Türkiye’nin asli görevi olduğunu kaydetti.
Türkiye’nin egemenlik haklarına, milli birliğine ve bekasına uzanacak her eli kıracak kudrete sahip olduğunu ifade eden Bahçeli, İran’la 530 kilometrelik sınır paylaşan Türkiye’nin komşuluk hukukuna değer verdiğini, ancak bu iyi niyetin suistimal edilmesine de izin vermeyeceğini söyledi.
Hürmüz Boğazı ve enerji krizi
Bölgesel savaşın küresel enerji piyasalarına etkisine de değinen Bahçeli, ABD-İsrail saldırılarının yalnızca askeri alanda değil, ekonomi ve enerji alanında da derin sarsıntılar oluşturduğunu belirtti. Dünya petrol ticaretinin beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapatıldığını söyleyen Bahçeli, bunun küresel petrol arzı, lojistik akış, rafineri imkanları ve makroekonomik istikrar üzerinde ağır sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.
Tarımsal girdilerde yaşanabilecek ticari aksaklıkların da yoksulluk ve açlık sarmalını büyütebileceğini belirten Bahçeli, Basra Körfezi ve çevresindeki gemilerin elektronik operasyonlar nedeniyle manipüle edilen sahte sinyaller yüzünden navigasyon arızaları yaşadığını, bölgedeki ticaretin neredeyse durma noktasına geldiğini söyledi.
ABD’nin enerji kaynakları ve petrol hatları üzerindeki hesabının açık olduğunu savunan Bahçeli, bu saldırganlığın son bulması gerektiğini, silahın seçenek olmaktan çıkarılması ve siyasetin önünün açılması gerektiğini belirtti.
Türkiye arabulucu olmalı
Bahçeli, Türkiye’nin bu süreçte barış ve diyalog eksenli bir rol üstlenmesi gerektiğini söyledi. Türkiye Cumhuriyeti’nin arabuluculuk misyonuyla sivrileceğini ifade eden MHP lideri, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefiyle iç huzurunu güçlendiren bir ülkenin, komşu coğrafyalardaki çatışma iklimine de barışçıl çabalarla tesir etmesinin doğal olduğunu kaydetti.
Ramazan Bayramı yaklaşırken sulh, sükunet, uzlaşma ve kucaklaşmayı büyütecek diyalogların filizlenmesini temenni ettiğini belirten Bahçeli, herkes için huzur ve barış içinde yaşamanın temel hak olduğunu söyledi.
CHP'ye çok sert sözler
Konuşmasının ilerleyen bölümünde CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve CHP yönetimini hedef alan Bahçeli, Türkiye çevresinde böylesine büyük krizler yaşanırken ana muhalefetin savunma sanayii ve güvenlik başlıklarında yaptığı açıklamaları ‘şuursuzluk’ olarak niteledi.
CHP liderinin Türkiye’nin füzesinin, hava savunma sisteminin ve savaş uçağının olmadığını söylemesini sert sözlerle eleştiren Bahçeli, milli savunma sanayiinde Türkiye’nin altın çağını yaşadığını savundu. CHP’nin Türkiye’nin gücünü küçümseyen bir dil kullandığını söyleyen Bahçeli, bu yaklaşımın vatan ve millet sevgisiyle bağdaşmadığını ifade etti.
Mustafa Kemal Atatürk’ün Çanakkale’de askere verdiği tarihi emri hatırlatan Bahçeli, Atatürk’ün koltuğunda oturduğunu söyleyenlerin bugün Türkiye’yi karalayan bir tutum içine girdiğini öne sürdü. Sinop’taki füze testlerine yönelik eleştirileri de hatırlatan Bahçeli, CHP yönetiminin milli meselelerde ciddiyetini kaybettiğini savundu.
CHP'ye 'beşinci kol faaliyeti' suçlaması
Bahçeli, CHP yönetiminin beşinci kol faaliyeti içinde olduğunu öne sürerek, Türkiye çevresindeki yangını fırsata çevirmek isteyen bir anlayış sergilediğini söyledi. Türkiye’nin savunma kapasitesinin güçlü olduğunu, her muhasım ülkenin bileğini bükecek bir kudrete sahip bulunduğunu ifade eden MHP lideri, bunu dünyanın gördüğünü ancak CHP yönetiminin görmek istemediğini dile getirdi.
Yargı süreci ve İstanbul davası çıkışı
Bahçeli’nin konuşmasında iç siyasete ilişkin en sert bölümlerden biri de İstanbul’da görülen büyük yolsuzluk davasına ilişkin sözleri oldu. Aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 105’i tutuklu toplam 407 sanığın yargılandığı davada hukuk güvenliğine zarar verildiğini savunan Bahçeli, mahkeme salonunun miting alanına ve grup salonuna çevrildiğini söyledi.
Mahkemede selamlama konuşması yapılmasının kabul edilemeyeceğini belirten Bahçeli, hukukun üstünlüğünün herkes için bağlayıcı olduğunu, hiç kimsenin hukukun önünde veya üstünde bulunmadığını vurguladı. Suç örgütü kurmak, rüşvet çarkı işletmek, ihaleye fesat karıştırmak ve kara para aklamak gibi suçlamaların açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirten Bahçeli, davanın uzatılmadan sonuçlandırılmasını istedi.
Duruşmaların televizyonlardan canlı yayınlanması yönündeki çağrılarını da hatırlatan Bahçeli, milletin gözü önünde ak koyun kara koyunun ortaya çıkması gerektiğini söyledi. CHP’nin hukuku hiçe saydığını savunan MHP lideri, bunun bedelinin adalet karşısında mutlaka ödeneceğini ileri sürdü.
Cumhur İttifakı vurgusu
Konuşmasının son bölümünde MHP ve Cumhur İttifakı’nın siyasi çizgisine ilişkin mesajlar veren Bahçeli, yıkmak için değil yapmak için, ayırmak için değil birleşmek için, bölmek için değil buluşmak için mücadele ettiklerini söyledi. Daha iyi bir gelecek, daha güzel günler, kaynayan tencereler, doymuş karınlar, sevecen yürekler ve sıcacık yuvalar için geceyi gündüze katacaklarını ifade etti.
Türk milletinin sağduyusuna, iradesine ve vicdanına güvendiklerini söyleyen Bahçeli, büyük Türk milletini kendi kültür kökleri üzerinde yükselterek mazlum İslam toplumlarına ve ezilen insanlığa hak ve adalet götürmenin temel hedefleri olduğunu belirtti.
Konuşmasının sonunda Ahmet Yesevi’den Hacı Bektaş Veli’ye, Yunus Emre’den Mevlana’ya uzanan manevi çizgiyi anan Bahçeli, Ramazan ayının manevi iklimine de vurgu yaparak bütün vatandaşları sevgi ve saygıyla selamladı.
Yorumlar 1
Kalan Karakter: