Alexa

İslam Ahlak ve Fazileti Nedir?

İslam ahlak ve fazileti nedir? Ahlâk, insanın kendisi dâhil, varlıkla ve insanlarla ilişkilerin de nasıl davranması ya da davranmaması gerektiğini gösteren değer yargıları bütünü olduğu belirtilmektedir.

İslam Ahlak ve Fazileti Nedir?

Dinlerin birçoğunda ahlak kavramı vardır. Yahudilik'te, Hıristiyanlık'ta Zerdüşlü'te, Budizm'de, Göktanrı inancımızda da ahlak kavramı vardır. Peki ahlak nedir? İslam ahlak ve fazileti nedir?

Ahlak Nedir?

Diyanetin açıklamasında Ahlâk, bir toplumda genel olarak uyulması beklenilen kurallar ve yapılması gereken görevlerin tümüdür. veya bir toplumdaki iyi ya da kötü sayılan davranışlar manzumesidir.

Ahlâk” kelimesi sözlükte; “insanın doğası, tabiatı, yapısı, huyu, yaradılışında bulunan fıtri özellikleri”

İslam'a göre ahlak;

“Ahlâk; nefiste köklü bir şekilde yer etmiş bir durumdur ki, (insanın tüm) eylem ve davranışları, herhangi bir düşünmeye ihtiyaç duymaksızın kendiliğinden ve kolaylıkla ondan meydana gelir. Eğer bu hâl, akıl ve şeriat açısından güzel olan eylem ve davranışların kolaylıkla meydana gelmesine el veriyorsa, “güzel ahlâk” diye adlandırılır. Şayet kendisinden çirkin sayılan fiiller sâdır oluyorsa, (davranışların) kaynağı sayılan bu hâle “kötü ahlâk” denir.

Hulk sözcüğünün çoğulu olan ahlak, bu tanımın dışında kimi anlamlar da taşır. Söz gelimi, kişinin sonradan kazandığı alışkanlıklar, iyiyi kötüden ayırabilmek yeteneği de ahlak kavramının içine girer.

İslamî düşünüşte ahlak, daha çok bireysel açıdan ele alınmış, kişilerin doğuştan iyi ya da kötü ahlaklı oldukları kabul edilmiştir. Peygamber’in şu sözleri de bunu gösterir: “Bir dağın yerinden kalktığını işitirseniz, tasdik ediniz, ama bir kişinin huyunu bıraktığını işitirseniz, tasdik etmeyiniz; çünkü çok sürmez, yine yaradılıştan olan niteliğine döner.”

Fazilet Nedir?

Fazilet bir kişinin karakterinde olan iyiyi seçme veya yapmaya dair kişiyi yönlendiren duygular ve erdemlerdir. Örneğin cömert olmak İslam'a göre bir fazilet sayılabilmektedir. fazilet, Arapçadan gelen "olgunluk, üstünlük" anlamına gelen fadila kökünden türemiş insanın içinde doğuştan var olan iyi özelliklerin güzelleştirilmesi ve olgunlaştırılmasıdır. Yüksek ahlak, doğruluk, alçak gönüllülük ve benzeri özelliklerin kişide bulunması, erdemlilik yani faziletli olmaktadır. Genellikle ahlak, fazilet ve hikmet kelimeleri birbirlerinin yerine kullanılabilmektedir.

İslam'da ahlak ve Fazilet Nedir?

“Ne irfandır veren ahlaka yükseklik, ne vicdandır; / Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır.” (M. A. Ersoy)

Fazilet terimi, “insanın başkalarından üstün ve imtiyazlı olmasını sağlayan durum, kişiyi mutluluğa götüren şey”  bunun zıddına ise rezîlet denilmiştir.

Kur’an’ın temel fazilet olarak vurguladığı takvâya sahip olanlardan bahsedilirken şöyle belirtilir: "Bollukta da darlıkta da mallarını Allah için harcarlar, öfkelerine hâkim olurlar, insanları bağışlarlar, kötülükte ısrar etmezler. Bu âyetlerde cömertlik, hilim, affetme ve tövbe erdemlerinin yer aldığı görülür." Bakara sûresinin bir âyeti (2/177) Kur’an’ın diğer bir temel ahlâk kavramı olan birrin kapsamı içinde iman, ibadet ve hayır severlik konuları yanında ahde vefa, sabır, metanet doğruluk ve takvâ.

İslam ahlak ve fazileti Müslümanlın yaşama idealinde olan en önemli unsurlar bütünüdür. Hangi zamanda yaşanırsa yaşansın, şartlar ne olursa olsun, İslâm’ın temel ölçülerinden tâviz vermeden yaşanılan bir hayat biçimidir.İslâm’ın yaşanması için büyük laflar, yüksek idealler ve ulaşılmaz ölçüler ortaya koymaya gerek yoktur. İslâm, özünde anlaşılır, kolay ve tatbik edilebilir ölçüleri ihtivâ eder. Müslümanın hayat ölçüleri ve yaşam biçiminde, Yalan söylememek, aldatmamak, kul hakkı yememek, öldürmemek, komşun açken tok yatmamak, paylaşmayı bilmek, merhametli olmak, sabırlı ve uyumlu olmak, kanaatkâr olak, israf etmemek, iyilik yapmak, kötülükten sakınmak, rüşvet alıp vermemek, adaletli olmak, emanete ihanet etmemek, toplum içinde korkulan değil sevilen olmak vb.

Alparslan Türkeş; Türkeş, dini insanın ve toplumun ayrılmaz bir vasfı, bir ihtiyacı olarak görmüştür. O, inançsız insanı bir kabuk gibi, pusulasız ve dümensiz bir gemi gibi tanımlamıştır. Her toplumun bir dini olduğunu belirtmiş ve dini, "insanlara nasıl hareket etmesi gerektiğini, birbirleriyle en iyi münasebetleri ne şekilde yürütebileceklerini ve mutluluk sağlama yollarını gösteren bir inanç topluluğudur" şeklinde tarif etmiştir.

Dini bir ihtiyaç olarak gören Türkeş, "Her insanın içinde kendisinin dürüst yolda olmasını kontrol edecek, başkalarına zarar vermeden yaşamasını hatta başkalarına faydalı olacak şekilde, başkalarının sıkıntılarını giderecek şekilde faaliyetlerini düzenlenmesini sağlayacak bir inanç kaynağına sahip olması gerekmektedir. İşte bu inanç kaynağını insanların içine yerleştiren dindir. Türk Milletinin’de bin iki yüz yıldan beri dini islamiyettir ve bu islamiyet toplumumuzun mutluluğunu sağlamaya yetecek inanç kaynağıdır. Bu kaynak kutsal bir kaynaktır. Bu kaynak verimliliğini ve kudretini geçmiş tarihte ispat etmiş olan bir kaynaktır. Bu kaynağın bu günde toplumumuzun düzenlenmesi için insanlarımızın mutlu olması için tekrar yerine konulması gereklidir" demektedir.

MHP'nin merhum lideri Alparslan Türkeş, "ben, Türk Milleti’ni, sokaklarda ıspanak fiyatına satılan demokrasiye, rüşvet ve hile ile çiğnenen, çiğnetilen hukuk düzenlerine, ahlaktan mahrum bir hürriyete, tefeciliğe, karaborsaya yer veren bir iktisadi yapıya çağırmıyorum. Türklük gurur ve şuuruna, İslam ahlak ve faziletine, yoksullukla savaşa, adalette yarışa, birliğe, kardeşliğe, kısacası Hak yolu, hakikat yolu, Allah Yolu’na çağırıyorum. Hareketin adını isteyenlere açıkça ilan ediyorum : Yeniden maneviyata dönüş...."

KAPSAMHABER

YORUM EKLE