Karadeniz Doğal Hayatı Koruma ve Su Sporları Derneği Başkanı Bayram Uzunoğlu, yaptığı basın açıklamasında Türkiye’de uzun yıllardır yürütülen ağaçlandırma çalışmalarında çam türlerine ağırlık verildiğini hatırlattı. Bu tercihin ekolojik riskler barındırdığını ve ekonomik açıdan da sınırlı fayda sunduğunu belirten Uzunoğlu, çam ağaçlarının içerdiği reçine nedeniyle orman yangınlarında en büyük risk unsurlarından biri olduğunu vurguladı.
Çam Ormanları Yangınlarda En Büyük Risk
Uzunoğlu, “Çam ağaçları, içerdiği reçine nedeniyle yangınların hızla yayılmasına yol açıyor. Son yıllarda yaşanan orman yangınları bu gerçeği acı bir şekilde gözler önüne serdi. Ayrıca, çam ormanları ekonomik anlamda sınırlı bir katkı sağlarken, ekolojik faydaları da meyve ağaçları kadar güçlü değil” dedi. Bu nedenle, Türkiye’nin dört bir yanında iklim ve toprak koşullarına uygun, dayanıklı ve meyve veren türlere öncelik verilmesi gerektiğini dile getirdi.
Meyve Veren Ağaçların Sağlayacağı Faydalar
Dernek raporunda, meyve veren ağaçların sağladığı avantajlar detaylandırıldı. Meyve ağaçlarının düşük reçine oranı sayesinde yangınlara karşı çok daha dayanıklı olduğu, hasat dönemlerinde yerel halka doğrudan gelir kaynağı sunduğu, fındık ve zeytin gibi stratejik ürünlerle ülke ekonomisine ihracat katkısı sağladığı, aynı zamanda farklı türlerin yetiştirilmesiyle biyoçeşitliliği artırdığı vurgulandı. Uzunoğlu, “Bu model yalnızca doğa dostu değil, aynı zamanda ülkemiz için ekonomik bir güç kaynağı olacaktır” ifadelerini kullandı.
Vergi Geliri ve Devlet Bütçesine Katkı
Açıklamada, meyve veren ağaçlardan elde edilecek ürünlerin ticari faaliyete dönüşmesiyle devlet bütçesine de doğrudan katkı sağlanacağına dikkat çekildi. “Zeytin, fındık, ceviz ve diğer meyve türlerinden elde edilecek ürünler ticari döngüye girdiğinde, satışlardan Katma Değer Vergisi (KDV) elde edilecektir. Bu gelir doğrudan devlet bütçesine yansıyacak, ormancılık sadece bir gider kalemi olmaktan çıkıp üretken bir ekonomik model haline gelecektir” denildi.
Derneğe göre, bu yaklaşım tarımsal üretimi artırmakla kalmayacak, aynı zamanda Türkiye’nin dış ticaretine de katkı sağlayacak. Fındık ve zeytin gibi stratejik ürünlerin ihracat kapasitesinin yükselmesi, ülkenin döviz girdisini artıracak. Bu da ormancılığın sadece çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal kalkınmanın itici güçlerinden biri olabileceğini ortaya koyuyor.
“Hatıra Ormanı” Projelerine Yeni Bir Bakış
Basın açıklamasında sosyal faydalar da geniş yer buldu. Meyve ormanlarının, hasat dönemlerinde ihtiyaç sahibi vatandaşlara ücretsiz gıda desteği sunabileceği, kırsal bölgelerde yeni iş imkânı yaratarak göçün önüne geçebileceği, köylerde üretimi yeniden canlandırarak yerel ekonomileri güçlendireceği belirtildi. Uzunoğlu, “Meyve ormanları, hasat dönemlerinde ihtiyaç sahibi vatandaşlara ücretsiz gıda desteği sunabilir, yerel halk içinse doğrudan geçim kaynağı olur. Ayrıca, kırsal bölgelerde yaratılacak yeni iş imkânları sayesinde göçün önüne geçilebilir. Köylerde üretim yeniden canlandırılarak, yerel ekonomiler güçlendirilir” diye konuştu.
Dernek ayrıca hatıra ormanı projelerine de yeni bir bakış açısı getirilmesi gerektiğini dile getirdi. “Gelecek nesillere bırakacağımız hatıra ormanları, yalnızca yeşil bir miras değil, aynı zamanda verimli ve üretken bir miras olmalıdır. Zeytinlikler, fındıklıklar, ceviz bahçeleri doğayı korurken topluma da fayda sağlayacaktır” ifadeleriyle, geleceğe bırakılacak mirasın daha verimli şekilde şekillendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Ne Anlama Geliyor?
Karadeniz Doğal Hayatı Koruma ve Su Sporları Derneği’nin önerisi, Türkiye’nin yıllardır uyguladığı tek tip çam ağaçlandırma modelinin değişmesi gerektiğini gündeme taşıyor. Çevresel açıdan meyve veren ağaçların yangına dayanıklılığı ve biyoçeşitliliğe katkısı, ekonomik açıdan devlet bütçesine KDV geliri ve ihracat katkısı, sosyal açıdan kırsal bölgelerde istihdam yaratma potansiyeli, bu yaklaşımın çok yönlü bir çözüm sunduğunu gösteriyor.
Bu vizyon, ormancılığın yalnızca çevreyi korumakla sınırlı kalmaması gerektiğini, aynı zamanda kalkınmanın da temel araçlarından biri haline gelmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Dernek, devlet kurumlarını, akademiyi ve sivil toplumu ortak bir vizyon etrafında buluşmaya davet ederek, “Ormanlarımızı yangına dayanıklı, üretken ve sürdürülebilir birer varlık haline getirmek zorundayız” çağrısında bulundu.
GARABEY
Yorumlar
Kalan Karakter: