Niyâzî Yıldırım Gençosmanoğlu ve Türk Büyükleri!

“Destan Şairi” olarak Adını Türk edebiyatına yazdıran Büyük Şair Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu ve Türk büyüklerini anlatan Yazarımız M.Halistin Kukul, "Onları tanıyıp, anlayıp, yürüdükleri istikamette giderek ‘çalıştıkları müddetçe’, cihânşümûl olma yolunda hiçbir engelleri olmayacaktır." dedi.

Kültür Sanat 26.09.2021, 13:27
Niyâzî Yıldırım Gençosmanoğlu ve Türk Büyükleri!

M.Halistin Kukul, Vefâtının 29. Yılı Münâsebetiyle Niyâzî Yıldırım Gençosmanoğlu Ve Türk Büyüklerini anlattı. M. Halistin Kukul kapsam haber'de yeni makalesinde, "Gençosmanoğlu; gelecek nesillere, ilk önce, dostunu düşmanını tanımayı öğütler. Bunun yanında, Türk yurtlarını ve muhteşem Türk târihini inşâ eden Türk büyüklerini keşfetmeyi, hâtırlamayı, onlarla haşir-neşir olmayı ve onlarla hararetle hâldeş olmayı tavsiye eder." diye yazdı.

Türk fikir hayâtına ve Türk edebiyâtına üstün vasıflı eserler kazandırarak, haklı olarak “Destan Şâiri” ünvânını kazanan Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, an’aneye, töreye, millî kültüre yâni maddî ve mânevî değerlerle, târihî bağları kavi tutmayı zarûrî gören bir anlayışa sâhip olduğunu belirten Yazar ve Şair Halistin Kukul,  “Türk şiirinin en büyük manzum destan şâiri Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun bütün şiirlerindeki ana tema, Türk millî şuûru ve bununla kaynaşmış olan İslâmî değerlerimizdir.” (1) dedi.

Halistin Kukul, 1929’da Elâzığ’da doğan ve 21 Ağustos 1992 târihinde İstanbul’da vefât ederek Karacaahmet Mezarlığına defnedilen Destan Şâirinin eserlerini tanıttı.

Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu Eserleri

Bozkurtların Ruhu (1952)

Gençosman Destanı (1959)

Kür Şâd Destanı (1970), 

Malazgirt Destanı (1971)

 Bozkurtların Destanı (1972)

Kopuzdan Ezgiler (1973)

Salur Kazan Destanı (1974)

Boğaç Han Destanı (1978)

Destanlarda Uyanmak (1979)

Destanlar Burcu (1990) 

Alp-Erenler Destanı (1991)’dır

Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun, her kelimesinde, diliyle, diniyle, bütün kültür değerleriyle Türk milletinin hayat tarzı ifade bulmakta olduğunu, Gençosmanoğlu, Türklüğe bir bütün olarak baktığını ve onu, bu târihî muhtevâ içersinde değerlendirdiğini belirtterek şunları söyledi:

“Şiirleri, baştan sona, "Türk millî kültürünü" takdîm ve îzah mevzûludur. Mes'eleye 'kök değerler' açısından bakarsak, Türk milletine, Allahü teâlânın verdiği ırsî/ırkî /ferdî hususiyetler ile, millet olarak, sosyolojik mânâda, kendinin ona kattığı değerleri göz önüne almamız gerecektir.

Bu durum, sâdece, bize yâni Türk milletine mahsûs bir görüş değil, her millet, kendi yapısı içersinde, -insanlık âleminin bir şûbesi olarak-dili, dini ve sâir değerleriyle tasnif bulur. Umûmî ayrım içinde, yine, "Dillerin ve benizlerin farlılıkların"daki müştereklikler ve yine, lisânî, dînî ve örfî hâllerde, insandaki umûmî farlılıklara rağmen, kültür kümeleşmelerinden doğan birikim benzerlikleri/müştereklikleri, bunda kendini gösterir.

Yâni; en geniş çerçeveli "insan küme"si içersindeki hıristiyan, ateist, yahudi veya Müslüman kümeleri de, hıristiyan İtalyan, hıristiyan F(ı)ransız, hıristiyan Alman, İngiliz Amerikan gibi..ve ateist Yunan, ateist İspanyol, ateist Çinli gibi...veya putperest Japon, Rus vs. gibi tasniflere ve bakışlara da, Müslüman Türk, Müslüman Arap, Müslüman Endonez gibi mefhûmlara yaklaşabiliriz.

Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, Türk millî kültür dâiresi/kümesi/âilesi şâiridir. Bu bakımdan, şiirlerini inşâda, şiir estetiğini, bu kültür ve fikir temeli üzerinde yükseltir. DEVAMI

Kaynak: KAPSAMHABER
Yorumlar (0)