Röportaj: KapsamHaber
Samsun yalnızca bir Kurtuluş Savaşı kenti değildir. O, Karadeniz’in hafızasıdır. Anadolu’nun kuzey kapısıdır. Türk tarihinin binlerce yıllık yürüyüşünde stratejik bir eşiktir. Bu eşikte duran isimlerden biri de Karadeniz ve Kafkasya tarihi üzerine çalışmalarıyla tanınan, Ondokuz Mayıs Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. İbrahim Tellioğlu.
1972 yılında Samsun’da doğan Tellioğlu, akademik hayatını Türk tarihinin özellikle Orta Çağ dönemine adamış bir isim. Doğu Karadeniz’in Türkleşme sürecinden Trabzon Rum Devleti’ne, Türk-Gürcü ilişkilerinden Karadeniz’in tarihsel derinliğine kadar geniş bir sahada araştırmalar yürütüyor. Kendisiyle Samsun’un tarihî kimliğini, Karadeniz’in jeopolitiğini ve Türk tarihinin bilinmeyen yönlerini konuştuk.
“Samsun, Coğrafi Değil Tarihî Bir Kavramdır”
KapsamHaber: Hocam, Samsun denildiğinde bugün akla bir Karadeniz şehri geliyor. Ancak siz çalışmalarınızda Samsun’u sadece coğrafi değil, tarihî bir kavram olarak değerlendiriyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız?
Prof. Dr. İbrahim Tellioğlu: Samsun’u yalnızca bugünkü idari sınırlar üzerinden değerlendirmek eksik olur. Samsun, tarih boyunca Karadeniz ile İç Anadolu arasında bir geçiş kapısı olmuştur. Hititlerden Roma’ya, Selçuklulardan Osmanlı’ya kadar bu şehir bir lojistik merkez, bir stratejik eşik olmuştur. Yeşilırmak ve Kızılırmak havzaları Samsun’u yalnızca bir sahil yerleşimi olmaktan çıkarır; onu Anadolu’nun içlerine bağlar.
Tarihî coğrafya açısından baktığımızda Samsun, Doğu Karadeniz’in batıdaki son halkasıdır. Hopa’dan başlayan tarihsel olaylar silsilesi Samsun’da tamamlanır. Samsun’un batısına geçtiğinizde ise başka bir kültürel ve siyasi coğrafyaya girersiniz. Bu yüzden Samsun’u anlamak, Karadeniz’in bütünlüğünü anlamak demektir.
“Türklerin Samsun’daki Tarihi 1071’den Çok Daha Eskidir”
Kapsamhaber: Türklerin Anadolu’ya girişi genellikle Malazgirt’le başlatılır. Ancak siz Samsun özelinde daha eski bir tarihten söz ediyorsunuz.
Prof. Dr. İbrahim Tellioğlu: Evet, bu konuda yaygın bir tarih algısı var. Oysa arkeolojik ve yazılı kaynaklar bize gösteriyor ki Türklerin Karadeniz’e gelişi 1071’den çok daha öncedir. MÖ VII. yüzyılda Kimmerler ve ardından İskitler bölgeye gelmiştir. Bu toplulukların Orta Asya kökenli olduğu ve Türk tarihinin erken dönemleriyle bağlantılı olduğu yönünde ciddi bilimsel bulgular vardır.
Karadeniz’in kuzeyinden gelen bu bozkır kavimleri, Samsun ve çevresine yerleşmişlerdir. Özellikle Terme ve Canik Dağları hattında bu izleri görmek mümkündür. Ancak bu ilk yerleşim dalgası, Bizans döneminde büyük ölçüde asimile olmuştur. Yani Türk varlığı bir süre kesintiye uğramış gibi görünse de aslında tarihî hafıza tamamen silinmemiştir.
“Amazon Efsanesi, İskit Gerçeğinin Üzerini Örter”
KapsamHaber: Amazon efsanesi Samsun’la özdeşleşmiş bir anlatıdır. Bu efsaneye nasıl bakıyorsunuz?
Prof. Dr. İbrahim Tellioğlu: Amazon anlatısı daha çok Antik Yunan kaynaklıdır. Yunanlılar Karadeniz’in kuzeyindeki savaşçı kavimlerle mücadele ederken, bu kavimlerin savaşçı yapısını mitolojik bir dille ifade etmişlerdir. Özellikle İskitlerin savaşçı karakteri, Yunan anlatılarında kadın savaşçılar efsanesine dönüşmüştür.
Bugün elimizde Amazonlara dair somut arkeolojik bir devlet yapısı bulgusu yoktur. Ancak İskit varlığına dair ciddi kanıtlar vardır. Dolayısıyla burada mitolojik anlatı ile tarihî gerçekliği ayırmak gerekir.
“Selçuklularla Birlikte Samsun Kalıcı Bir Türk Yurdu Oldu”
KapsamHaber: Peki Malazgirt sonrası süreç Samsun’u nasıl etkiledi?
Prof. Dr. İbrahim Tellioğlu: Asıl kalıcı Türkleşme süreci 11. yüzyılın sonlarından itibaren başlar. Danişmendliler ve Selçuklu akınları Kelkit hattından Karadeniz’e doğru ilerler. Samsun’un iç kesimleri hızla Türk yurdu haline gelir.
1194 yılında Selçukluların inşa ettiği kale, “Müslüman Samsun” olarak anılan yeni bir merkez oluşturur. Yanında ise ticari faaliyetlerin yürütüldüğü eski Amisos yerleşimi vardır. Bu iki merkezli yapı Samsun’un hem ticari hem kültürel çeşitliliğini artırmıştır.
Ardından Canik Beylikleri dönemi gelir. Bu dönem, Samsun’un nüfus yapısının ciddi biçimde Türkleştiği bir süreçtir. Bölgedeki Türk nüfus yoğunluğu o kadar artmıştır ki, bazı beylikler on binlerce asker çıkarabilecek kapasiteye ulaşmıştır.
“Trabzon Rum Devleti ve Karadeniz Dengesi”
KapsamHaber: Çalışmalarınızda Trabzon Rum Devleti’ne özel bir yer veriyorsunuz. Samsun açısından bu devletin önemi nedir?
Prof. Dr. İbrahim Tellioğlu: Trabzon Rum Devleti, 1204’te İstanbul’un Latinler tarafından işgal edilmesi sonrası kurulan bir yapıdır. Karadeniz sahilinde varlık göstermiştir. Ancak Samsun ve çevresinde hiçbir zaman mutlak bir hâkimiyet kuramamıştır.
Türk beylikleri, özellikle Canik bölgesinde güçlü bir siyasi varlık oluşturmuştur. Bu durum Karadeniz’de bir denge siyaseti ortaya çıkarmıştır. Dolayısıyla Samsun, Rum Devleti ile Türk beylikleri arasında sürekli bir mücadele ve etkileşim alanı olmuştur.
“Osmanlı, Samsun’u Birleştirdi”
KapsamHaber: Osmanlı dönemine geldiğimizde Samsun nasıl bir dönüşüm yaşadı?
Prof. Dr. İbrahim Tellioğlu: Osmanlı’nın bölgeyi kontrol altına alması 15. yüzyılın ilk yarısında gerçekleşir. Beyliklerin tasfiyesiyle birlikte Samsun ilk kez tek bir merkezden yönetilen bir şehir haline gelir.
Osmanlı döneminde Samsun hem tarımsal hem ticari bir merkez olarak gelişir. Ancak şehir merkezinde gayrimüslim nüfusun ticarette etkin olduğu görülürken, Türk nüfus daha çok kırsal alanlarda yoğunlaşmıştır. Bu yapı, Cumhuriyet dönemine kadar devam eder.
“Mübadele Samsun’un Sosyal Dokunu Değiştirdi”
KapsamHaber: Cumhuriyet döneminde Samsun’un dönüşümünde en önemli kırılma nedir?
Prof. Dr. İbrahim Tellioğlu: İki önemli kırılma vardır. Birincisi mübadeledir. 1924 sonrası Yunanistan’dan gelen Türk nüfus, Samsun’un sosyal ve ekonomik yapısını değiştirmiştir. Özellikle ticaret ve tarım alanında büyük bir canlılık oluşmuştur.
İkinci büyük kırılma ise Samsun-Sivas demiryoludur. Bu hat Samsun’u İç Anadolu’ya bağlayarak bir liman kenti kimliğini güçlendirmiştir. Ardından sanayi yatırımları gelmiştir. 20. yüzyılın ikinci yarısında Samsun, Karadeniz’in en büyük metropolü haline gelmiştir.
“Samsun, Türk Tarihinin Kuzey Kalesidir”
KapsamHaber: Son olarak hocam, Samsun’un tarihsel kimliğini tek cümleyle özetleseniz?
Prof. Dr. İbrahim Tellioğlu: Samsun, Türk tarihinin Karadeniz’deki kuzey kalesidir. Binlerce yıllık bir hafızaya sahiptir. Bu hafıza, yalnızca geçmişi anlatmaz; geleceğe de yön verir. Bir şehir kendi tarihini ne kadar iyi bilirse, yarınını da o kadar sağlam kurar.
Prof. Dr. İbrahim Tellioğlu’nun çalışmaları, Karadeniz’in yüzeysel anlatıların ötesinde, derin ve katmanlı bir tarih taşıdığını gösteriyor. Samsun’un bugün sahip olduğu şehir kimliği, yalnızca Cumhuriyet’in değil; bozkırdan gelen kavimlerin, Selçuklu akınlarının, beylik mücadelelerinin ve Osmanlı idaresinin ortak mirasıdır.
Tarih yalnızca geçmişi anlatmaz; kim olduğumuzu hatırlatır. Samsun’un hikâyesi de tam olarak budur: Bin yıllık bir süreklilik, sarsılmaz bir aidiyet ve güçlü bir medeniyet bilinci.
Yorumlar
Kalan Karakter: