Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul milletvekili Prof. Dr. E. Semih Yalçın, Adana'da düzenlenen 'Terörsüz Türkiye için Millî Birlik ve Dayanışma Buluşmaları — Asırlık Birlik Sonsuz Kardeşlik' temalı bölge toplantısında kapsamlı bir basın açıklaması yaptı. Yalçın, konuşmasında küresel jeopolitik şokların Türkiye üzerindeki etkilerine dikkat çekerken, iç güvenlik, toplumsal mutabakat ve dış politikada bağımsız hareket etme yeteneğinin önemini vurguladı. Terörle mücadele iradesinin çok güçlü olduğunu söyleyen Yalçın, Terörsüz Türkiye hamlesinin devlet politikası haline geldiğini belirtti.
Küresel konjonktür: 'İhtiyar dünyanın sancıları'
Yalçın, konuşmasına dünyadaki belirsizlikleri ve mevcut uluslararası düzenin yarattığı riskleri anlatarak başladı. Soğuk Savaş sonrası dönemde ortaya çıkan belirsizliklerin insanlığı tarihinin en çetin sınavlarından birine soktuğunu ifade eden Yalçın, Batı merkezli, özellikle ABD politikalarının bölgesel ve küresel sorunları derinleştirdiğini savundu. Yalçın, ekonominin dolar-avro merkezli yapısına işaret ederek, 'ABD veya Batı âlemi öksürünce diğer ülkeler nezle oluyor' benzetmesiyle küresel ekonomide yaşanan kırılganlığı özetledi.

Konuşmasında iklim değişikliği, kaynakların hoyratça kullanımı ve tedarik zinciri kırılmaları gibi başlıkları da ele alan Yalçın, bu sorunların her ülkeyi doğrudan etkilediğini, bu nedenle devletlerin kendi çözümlerini üretmelerinin kaçınılmaz olduğunu söyledi.
Minilateralizm ve Türkiye'nin yeni tercihi
Yalçın, küresel düzende iki kutuplu sistemin yerini çok kutupluluğa, hatta zaman zaman minilateral yaklaşımlara bıraktığını belirtti. Bu çerçevede Türkiye'nin eski küresel aktörlerin yarattığı anafordan kurtulmak için yeni iş birlikleri ve pragmatik adımlar attığını söyleyen Yalçın, Genel Başkan Devlet Bahçeli'nin gündeme getirdiği Türkiye-Rusya-Çin (TRÇ) ittifakının da bu yeni tercihlerin bir yansıması olduğunu vurguladı. Yalçın, TRÇ projesinin Türkiye'nin elini kolunu bağlamadan, milli çıkarlar doğrultusunda hareket etme iradesinin göstergesi olduğunu ifade etti.
İç dinamolar: Cumhur İttifakı ve 'iç barış' önceliği
Yalçın, Cumhur İttifakı'nın Türkiye'nin bekasını güvence altına almak amacıyla içe dönük tedbirleri önceliklendirdiğini belirtti. İçeriye bulaşan 'virüslerin' temizlenmesi ve topraklardaki 'bataklığın kurutulması' gerektiğini söyleyen Yalçın, ekonomide atılan tedbirlerin meyve verdiğini; savunma sanayiinde, yatırımlarda ve ulusal projelerde kayda değer ilerlemeler olduğunu dile getirdi. Bu gelişmelerin 'eskinin hasta Türkiye'sini' geride bıraktığını, 'bugünün bölgesel ve küresel aktörünü' ortaya çıkardığını savundu.
Terörsüz Türkiye: adım adım devlet politikası
Toplantının ana gövdesini oluşturan bölümde Yalçın, 'Terörsüz Türkiye' adımının bir parti söylemi olmaktan çıkarak devlet politikası haline geldiğini aktardı. 9 Ağustos'ta başlatılan ve 81 ili kapsayan 'Terörsüz Türkiye İçin Millî Birlik ve Dayanışma Buluşmaları' programının kapsamına, şehit ve gazi ailelerinin doğrudan dâhil edildiğini; Diyarbakır anneleri gibi yerel teşkilatlanmaların da sürece destek verdiğini söyledi. Terör örgütünün fesih ve silah bırakma kararlarına atıf yaparak, bu sürecin şeffaf ve meşru zeminde yürütüldüğünü ifade etti.
Yalçın, örgüt ile halk arasındaki farkı vurgulayarak 'Kürt kardeşlerimizin terörle, terör örgütüyle ne ilgisi ne de ilişiği söz konusudur' dedi ve 'kucaklayıcı siyaset' ile 'istihdam, yatırım ve kalkınma' hedeflerinin terörle mücadeledeki eş zamanlı yollar olduğunu belirtti.
Muhalefete sert eleştiriler: 'Washington'un değirmenine su taşıyorlar'
Yalçın, muhalefet partilerine yönelik eleştirilerde bulunurken CHP ve İP başta olmak üzere bazı parti kanatlarını 'iş birlikçi tutum' ve 'çatlak ses' üretmekle suçladı. Washington yönetimiyle ilişkilendirilen bir tutum sergilemekle itham ettiği muhalefete '(Türkiye'nin düşmanlarıyla aynı safta) yer almak' benzetmesini kullandı. Yalçın ayrıca, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı arasındaki görüşmelere olumlu yaklaştıklarını, ancak Washington'dan Türkiye'nin dost mu düşman mı olduğunu netleştirmesini istedi.
Kimlik, birlik ve toplumsal mutabakat
Konuşmanın dikkat çeken unsurlarından biri de milli kimlik ve toplumsal birlik vurgusuydu. Yalçın, Türkiye'nin üniter yapısına ve anayasanın temel ilkelerine sıkı bağlılık mesajı verirken, etnik ve mezhep farklılıklarının ülke zenginliği olduğu üzerinde durdu. 'Alevi de bizim, Kürt de bizimdir. Cami de bizim, cemevi de bizimdir' ifadeleriyle kapsayıcı bir söylem kuran Yalçın, ülke içinde kutuplaşma ve ayrışmanın önüne geçilmesi gerektiğini belirtti. Bu bağlamda Hacıbektaş'ta inşa edilen kültür-cemevi külliyesinin toplumlararası gönül bağlarını güçlendireceğini savundu.
Ekonomi-güvenlik bağı: yatırım ve istihdam vurgusu
Yalçın, terörün ekonomik maliyetlerine dikkat çekerek terörün sona ermesinin bölgesel kalkınma, yatırımlar ve istihdam açısından kritik olduğunu anlattı. Güneydoğu ve Doğu Anadolu'ya harcanan kaynakların barış ortamında üretime dönüşeceğini, bunun da ülke genelinde daha güçlü bir ekonomik tablo oluşturacağını savundu.
Parti kimliği ve siyaset dili
MHP'nin hem ideolojik hem siyasal konumunu koruyacağını belirten Yalçın, partinin milliyetçilik anlayışının dışlayıcı değil, kapsayıcı ve bütünleştirici olduğunu vurguladı. MHP'yi 'maşeri vicdanın gür sesi' olarak tanımlayan Yalçın, partinin terörle mücadelede kararlı duruşundan geri adım atmayacağını söyledi. Ayrıca muhalefetin karalama kampanyalarının kendi öz sahiplerine döneceği uyarısında bulundu.
Kapanış: 'Terörsüz Türkiye kervanı Kızılelma'ya'
Konuşmanın kapanışında Yalçın, Terörsüz Türkiye hedefini tarihî bir görev ve gelecek kuşaklara bırakılacak en büyük miras olarak nitelendirdi. Sık sık 'söz verdik, yapacağız. Yola çıktık, varacağız' ifadelerine yer veren Yalçın, terörle mücadelenin bitirilmesinin siyasi ve toplumsal öncelik olduğunu yineledi ve 'Terörsüz Türkiye kervanı mutlaka Kızılelma'ya ulaştırılacaktır' mesajıyla konuşmayı sonlandırdı.
Değerlendirme
Semih Yalçın'ın Adana konuşması, MHP'nin dış politika tercihleri, iç güvenlik yaklaşımları ve toplumsal uzlaşı hedeflerini bir arada sunduğu kapsamlı bir beyanat niteliğinde. Konuşma; Türkiye'nin küresel konjonktürde bağımsız inisiyatifler geliştirme arayışını, Cumhur İttifakı içindeki uyum vurgusunu ve terörle mücadelede siyasi-toplumsal seferberlik çağrısını aynı metinde topluyor. Yalçın'ın Batı eleştirileri, TRÇ projesine verdiği destek ve muhalefete yönelik sert söylemler, geleceğe dönük siyaset-strateji hattının da ipuçlarını veriyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: